23 Kasım 2018 Cuma

Sokağı Teslim Alamayacaksınız

Kadına yönelik şiddeti birlikte protesto etmek için bize çağrı yapan üst düzey devlet bürokrasisi sizce samimi olabilir mi? Bu ülkede şiddet önleme merkezleri kurmayan kimdir? Bu ülkede devlet tarafından yürütülen tek bir sığınma evi olmayışının sorumlusu kimdir? Bu ülkede din işleri dairesinin bütçesinin, sosyal hizmetler dairesi’nin bütçesini kat kat aşmasının sorumlusu kimdir? Bu ülkede seks köleliğine göz yuman hatta bundan para kazanan kimdir?

22 Kasım 2018 Perşembe

Aman Partimiz Zarar Görmesin!


Geçtiğimiz hafta kktc’nin 35. kuruluş yıl dönümüydü. Bu tarih vesilesiyle birçok eski defter yeniden açıldı ve tarihsel olgular farklı bakış açıları doğrultusunda yeniden irdelendi. Her kesim güncel durumla kıyaslayarak 15 Kasım 1983 tarihinde gerçekleşen olayları yeniden ele aldı ve birçoğu da kendi tarihsel “haklılığının” kanıtlarını halka anlatmaya çalıştı.
Yeniden gündeme gelen eski defterlerden biri de 15 Kasım 1983 tarihinden önce, kktc’nin ilanına karşı olan kesimlerin, 15 Kasım günü Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi’nde oy birliği ile alınan ilan kararına nasıl olup da “evet” dediği oldu.

15 Kasım 2018 Perşembe

Ölüm ve Olgunluk

Sonay Adem ve Hulus İbrahim birer hafta arayla yaşamlarını kaybettiler. Birinin gidişi sessiz sedasız oldu, diğerinin ölümü günlerce konuşuldu.
Ölüm, özellikle ölenin geride kalan sevenleri açısından çok zor bir olgu. Herhangi bir kişiyi iyi veya kötü insan olarak tanımlamak, o kişinin ardından üzülen, onu seven ve yakını olan insanların varlığı gerçeğini değiştirmez. Yaşamı zorluklarla ve özveriyle geçmiş bir kişinin ardından üzülenler, yaşamında gelecek kuşakları olumsuz etkileyecek bir çok şey yapmış bir kişinin ardından üzülenlerden daha az olabiliyor. Çoğu zaman da böyledir zaten…
Kimin ardından kaç kişinin üzüldüğü veya hangilerinin gerçekten üzüldüğü, hangilerinin modaya uyduğu, hangilerinin ölümün acı gerçekliği karşısında eski defterleri bir yana kaldırdığı bilinebilecek, değerlendirilebilecek veya üzerine yorum yapılabilecek şeyler değil. Kimsenin de haddi değil. Ama ölenin yaşamında yaptıklarının ölüm tarafından unutturulmasını beklemek de mümkün değil…

13 Kasım 2018 Salı

Derinya ve Aplıç Yetmez, Tüm Kıbrıs’ı İstiyoruz


Bugün Aplıç ve Derinya bölgelerinde karşılıklı geçiş için yeni noktaların açılmış olmasını tüm halkımız gibi Bağımsızlık Yolu olarak biz de memnuniyetle karşılıyoruz. Bu geçiş noktaları hem ekonomik anlamda halkların kaynaşması ve esnafın rahatlaması için önemli bir adımdır hem de barışa yönelik ciddi bir ilerlemedir. Geçiş noktalarının açılmasını, her iki halkın demokratik kitle örgütlerince yürütülen ısrarlı mücadelenin bir ürünü olarak selamlıyoruz.

28 Ekim 2018 Pazar

Ne Yapmalı

Yıllar öncesinden kalan bu kitabı, şimdi Lenin ile ilgili yaptığım yeniden okumalarda ele alınca, her okuyuşta başka boyutların farkedildiğini görüyorum. Kitaba dair aklımda kalan fikirlerin üstüne bu okumada yepyeni boyutlar ekleniyorsa, belki de bu zaman zarfında yapılanların/yaşananların kattıklarındandır...

26 Ekim 2018 Cuma

Pahalılığı Protesto Miting Konuşması


Merhaba iki yakasını biraraya getiremeyenler!
Markette alabildikleri günden güne azalanlar,
ay sonu faturalar ne kadar gelecek diye tedirgin yaşayanlar!
Çocuğun okul parasını, durduğu yerde katlanan banka borcunu nasıl ödeyeceğim diye uykuları kaçanlar, evdeki hesabı çarşıya uymayanlar;
Hem evde hem işte iki defa sömürülen kadınlar, merhaba!
Bu krizde “bir de işsiz kalır mıyım” diye endişelenen özel sektör çalışanları,
Sigortası yatmayanlar, maaşı azaltılanlar, patron kaç saat isterse o kadar saat çalışanlar merhaba!
Merhaba ek mesai ücreti maaşından az olan kamu emekçileri!
Merhaba sade makarnaya talim eden üniversite öğrencileri!
Merhaba üvey evlat küçük esnaf, küçük üretici!
Taşın altına elini koyup, kolunu kurtaramayan Kıbrıslı Türk halkı merhaba!

11 Ekim 2018 Perşembe

Artış Yok, Patronlara Teşvik Verelim!


Kriz giderek şiddetlenir ve tepeden tırnağa her şey zamlanırken, gözler zaten yetersiz olan Asgari Ücret’e çevrilmiş durumda. Asgari Ücret’in artması yönündeki baskıların çoğalması üzerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, yeni bir kandırmacaya başvurarak bu baskıyı savuşturma girişimide bulundu.
Asgari Ücret ile ilgili açıklama yapan Çeler, Asgari Ücret’in artmayacağını ifade etti. Asgari Ücret’in yükseltilmesi konusunda Maliye’de bazı sıkıntılar olduğunu iddia eden Çeler, “önlerine çıkan bu prüzü aşmak için farklı yöntemler denediklerini” söyledi. “Bunu yapamıyorsak o zaman biz özel sektör çalışanına ek maaş desteği verelim” diyen Çeler, Bakan olduğu günden beridir yaptığı gibi patronlara yine para dağıtacağını duyurdu.

10 Ekim 2018 Çarşamba

“Sosyal Sigortalar Dairesi 1976’dan Beri Patronlara Ne Bir Ceza Kesti Ne de Bir Uyarı Verdi”

Bildiğiniz gibi yaşamakta olduğumuz kriz nedeniyle hayat pahalılığının emekçi insanlarımızın belini büktüğü zor bir dönemden geçiyoruz. Maruz bırakıldığımız pahalılığı protesto etmek ve patronları koruyucu önlemler almakta olan hükümete, emekçiler yararına önlemler alması yönünde çağrıda bulunmak üzere 26 Ekim Cuma saat 19:00’da Selimiye Meydanı’nda Pahalılığı Protesto Mitingi’nde buluşacağız.
Emekçiler için, bu koşullarda yaşam standardını korumak ve sevdiklerine huzurlu bir ortam sağlamanın tek güvencesi, alın teri ile ve sigortalı olarak çalışmaktır. Sigorta, işçilerin çalışırken hastalanmaları veya kaza geçirmeleri durumunda başvurabilecekleri tek adrestir. Aynı şekilde işsiz kalınan dönemlerde alınacak işsizlik yardımları emekçiler için hayati önemdedir ve emeklilik hakkı kazanıp yaşlılık döneminde gelir sahibi olmak bir özel sektör çalışanı için sadece sigortalı olmakla mümkündür. Ülkemizde bu işlevleri yerine getirmek amacıyla 1976’dan beridir faaliyet gösteren Sosyal Sigortalar Dairesi, ne yazık ki birçok uygulamasında emekçi insanların bu haklarını güvence altına almak için oluşturulmuş bir kurum gibi davranmak yerine; özel sektör emekçilerini patronlar karşısında zayıf duruma düşürecek şekilde hareket etmektedir.

4 Ekim 2018 Perşembe

Yoksulluk Kader Olamaz

Giderek derinleşen bir ekonomik kriz içerisindeyiz. Kriz en fazla halkı; özel sektör emekçilerini, küçük esnafı, küçük üreticiyi ve Göç Yasası sonrası işe girmiş kamu emekçilerini etkilemiş durumda. Peki bu kesimlerin krizden etkilenmemesi için, krizin bir yoksullaşmaya dönüşmemesi için yapılabilecek hiçbir şey yok mu?

29 Ağustos 2018 Çarşamba

Ek Mesai ve Top Niye Bizim Kalede?


Krizden en fazla etkilenmekte olan kesimlere yönelik hiçbir somut icraatta bulunmayan hükümet; zam yapmaya devam ediyor. Sendikalar hükümetin geçtiğimiz hafta açıkladığı önlemler paketi karşısında vatandaşın tepkisini örgütlemek için hiçbir şey yapmadı... Önlemler paketinin içeriğindeki teker teker maddelerle ilgili olarak, her kesim bir şeyler söylüyor, eleştiriyor, yeriyor veya tartışıyor. Ama paketin ruhu ile, hükümetin genel yaklaşımı ile ilgili Bağımsızlık Yolu dışında somut bir eleştiri ortaya koyan yok... Oysa tek tek her bir konuda ne yapılacağından daha önemli olan konu şu: Bu krizde siyasi irade kimin korunmasına öncelik verecek; büyük sermayenin mi, yoksa küçük üretici, esnaf ve emekçilerin mi?
Meseleyi bu temelden tartışmadığımız sürece, sermayeden yana hareket eden hükümet hepimizi teker teker avlamaya devam edecektir. Tıpkı üyeleri ek mesai çalışmak zorunda bırakılan bir grup sendikanın başına gelen gibi...

28 Ağustos 2018 Salı

Hükümet Teşvik Yoluyla Zenginler İçin Krizi Fırsata Çevirirken, Zamlarla Halkı Fakirleştiriyor

Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile kıyaslamalı akaryakıt fiyatları paylaşılarak, “şikayet ediyorsunuz ama aslında bizde çok daha ucuz” mesajı veren 4lü koalisyon yandaşları sardı her yanı… Madem öyle soralım:

18 Ağustos 2018 Cumartesi

Halk Olarak Dayanacak Gücümüz Kalmadı, Bedeli Sermaye Ödesin

İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz, halk açısından dayanılması giderek zorlaşan bir ızdıraba dönüşüyor. TL’nin döviz karşısındaki değer kaybı ve bunun tetiklediği zamlar; yaşamsal ihtiyaçların giderilmesini imkansızlaştıran, toplumun emekçi kesimlerini en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma getiren bir durum almakta... Bu son krizden en fazla etkilenenler, krizden önce de geçim sıkıntısı tehdidini ensesinde hissedenler oldu. Eğitime, sağlığa, mutfak masraflarına, barınma ve enerji giderlerine bütçesi yetmeyen ve bu yaşamsal ihtiyaçlarının bir kısmından vazgeçmeyi düşünmek zorunda bırakılan halk için, bu kriz bıçağın kemiğe dayandığı noktadır.

9 Ağustos 2018 Perşembe

Asgari Ücret Rezalet: Çare Federal Kıbrıs mı?

Elektrik, benzin ve tüp gaza yapılan ardı ardına zamlar, giderek yoksullaşmakta olan Kıbrıslı Türk halkını çileden çıkmaya bir adım daha yaklaştırmış durumda. Söz konusu zamlar Türk Lirası’nın aylardır uçurumdan düşercesine değer kaybettiği ve sosyal güvencelerin neredeyse tamamen eridiği bir güvencesizlik ortamında yaşanıyor. Şöyle ki, TL’deki düşüş tüm ithal malların kendiliğinden pahalılanması anlamına geldiği gibi, eğitim, sağlık, ulaşım, barınma gibi her türlü elzem yaşamsal faaliyet de özel sektöre devredilmiş durumda. Üstelik, elektrik, benzin ve tüp sadece bireysel tüketim açısından değil, her türlü üretimde temel girdi olması anlamında da yeni zamların tetikleyicisi durumunda.
Kısacası; ithal olan her şey TL’den dolayı zamlanıyor; zaten olmayan yeri üretim de temel girdi maliyetlerinin artışı ile zamlanıyor ve halkın geçmişte ücretsiz temin ettiği yaşamsal ihtiyaçlardan devlet çekilerek bunlar için de para harcanmasını normalleştiriyor. Bunun doğal sonucu giderek artan yoksulluk ve derinleşen bir krizdir...

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Bu Krizin Faturasını Emekçiler Ödüyor

Tüp, elektrik, benzin aklınıza gelebilecek her türlü yaşamsal ihtiyaç zamlanırken; asgari ücret yerinde sayıyor. Bu krizin faturasını emekçiler ödüyor ama sermayedarlar, tüccarlar, inşaat şirketleri karlarına kar katmaya devam ediyor…
Bu krizle eriyen şey sadece ücretler değil, güvenceli istihdam da buhar olup uçtu. Her gün onlarca emekçinin işten durdurulma haberlerini duyuyor, görüyoruz… Tüm kaynaklar sermayedarların kar oranlarının düşmemesi için kanalize edilirken; kamusal olan her şey (sağlık, eğitim, yangın önlemleri, barınma ve ulaşım) geriye gidiyor… Maaşlar eriyor, işsizlik artıyor…

2 Ağustos 2018 Perşembe

Popülizm Nedir? Ne Değildir?

Halkın Partisi milletvekilleri tarafından maaş artışlarını her ay seçecekleri bir derneğe bağışlanacağına dair duyurunun yapılması üzerine, birçok boyutu olan bir tartışma süreci yaşandı. HP vekillerinin bu kararı, ülkemizde yaşanmakta olan yoksullaşmaya dair yapısal bir çözüm içermeyip sadece kendi vicdanlarını rahatlatacak bir yaklaşım olduğu için eleştirildi. Hatta tepki topladı. Tartışmanın bu kısmına girmeyeceğim, ancak HP’nin yaklaşımının yoğun olarak “popülist” ithamı ile eleştirilmiş olmasından hareketle, son yıllarda siyasi literatürümüzde sıkça yer bulmaya başlayan bu kavrama dair birkaç söz söylemek istiyorum.