Yeni Bakış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Bakış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2016 Çarşamba

Kapıdan Çıkan Kızın Gözleri

Yorucu bir günün sonunda evdeyim. Uzun zamandır izlemek istediğim bir filmi takıp, kahve içerek dinlenme planıyla, kanepeye uzanıyorum. Bir süre izledikten sonra telefonum çalıyor...
Arayan liseden bir arkadaşım. Çok uzun zamandır haberleşmediğimiz, sevdiğim bir insan...
“Çalışma Dairesi’ndesin değil mi hala?” diye soruyor. Ve hemen konuya giriyor: Doktor olarak “büyük” bir özel hastanede çalışan eşi yeni doğum yapmış, hala doğum izninde. Doğum izini sırasında sigorta yatırımlarının gerçek maaşı üzerinden yapılmadığını öğrenmişler. Bu sebeple de doğum izninde olduğu süre için kendisine sigorta tarafından yapılan ödenek, olması gerekenden az olmuş...

21 Eylül 2016 Çarşamba

Bir Kampanyanın Düşündürdükleri


“10 Kişiden Fazla Çalışanı Olan Patronların Sendikasız İşçi Çalıştırması Yasaklansın” talebi ile yürütülen kampanyayı duymuşsunuzdur. Bağımsızlık Yolu bir yılı aşkın bir süre önce bu taleple sokağa çıkmış ve birçok sendika, siyasi parti ve örgütün desteğini almıştı. En önemlisi de ülkemizdeki binlerce özel sektör çalışanının gönlünü fetheden bu talep, halktan beklenmedik bir onay görmüştü.
Zamanla kampanya özel sektördeki sıkıntıların çeşitli boyutları ile tartışıldığı bir zemine dönüştü. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının patronlar tarafından maliyet düşürmek maksadıyla yerine getirilmemesi ve iş kazaları ile iş cinayetlerindeki artış derinlemesine konuşuldu. Medyada da bu konu kendine hatırı sayılır bir yer buldu.

14 Eylül 2016 Çarşamba

Umudunuz Var mı?

Umut, gerek kişisel gerekse de toplumsal yaşamımızda en çok suistimal edilen, üstelik çoğu zaman başka kavramlar yerine yanlış da kullanılan bir kelime...
Kolay değil, son zamanlarda en çok ihtiyacımız olan şey umut...
Kıbrıs sorununun çözülmesini umuyoruz... Yıllardır çözümsüzlüğü ile yaşamımızı belirsizlik ve bekleyişten ibaret bir hale sokan bu büyük düğüm artık çözülsün diye bekliyoruz.
Özel sektörde yaşanan haksızlıkların bitmesini umuyoruz... İnsanca bir maaş, saygı gördüğümüz bir çalışma ortamı, güvenceli bir iş ve huzurlu bir emekliliğe ulaşmak istiyoruz.

7 Eylül 2016 Çarşamba

Serdar Denktaş’a Nasıl Yanıt Vermeli?

Ülkemizde bir TC Koordinasyon Ofisi kurulması ve bu koordinasyon ofisine karşı Reddediyoruz Platformu tarafından yürütülen muhalefet ile ilgili gelişmeler durmak bilmiyor.
Söz konusu Ofis’in baş müsebibi, CTP-DP hükümeti döneminde TC’ye giderek Ofis’in kurucu protokolünü imzalayan ve meclisin bilgisine dahi getirmeden bakanlar kurulu kararı ile yürürlüğe sokmaya çalışan Serdar Denktaş, yine sahnede...

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Özelde Patronlara Kaçak Teşviği, Emekçilere Sömürü

UBP-DP hükümeti tarafından özel sektördeki patronlara yapılan son kıyağı duymuşsunuzdur. “Çalışma ve Muhaceret Affı” olarak duyurulan ve ne yazık ki, tam da hükümetin arzuladığı gibi sadece “muhaceret affı” boyutu ile konuşulan iki Yasa Gücünde Kararname’den söz ediyorum…
Muhaceret Affı’nın bu ülkede hemen her partinin hükümetleri döneminde sistematik olarak uygulanan ve çalışma yaşamını her defasında alt üst eden bir tür hukuka uydurulmuş hukuksuzluk olduğunu herkes biliyor, konuşuyor. Ancak “Çalışma Affı” adı altında yürürlüğe giren ve hiçbir süre ile sınırlandırılmış olmadığı için, aslında Yasa’da Meclis’i devre dışı bırakarak yapılmış olan kalıcı değişiklik, çok daha ciddi olduğu halde gözlerden saklanabildi…

10 Ağustos 2016 Çarşamba

ReddetMİYORUZ, Mitingler ve Bundo! Bundo! Bundo!

Annemin liseye gittiği yıllar... Zaman 1950’lerin sonu, 60’ların başı. O tarihlerde öğretmenlerin çoğu Türkiye’den geliyor. Ve Türkiye’den gelen öğretmenler, en çok da Kıbrıslı Türklerin “düzgün Türkçe” konuşmasına özen gösteriyor... Aklımda kaldığı kadarıyla adı Serpil olan bir arkadaşı var annemin. Serpil “düzgün Türkçe” konusunda çeşitli sıkıntılar yaşıyor öğretmenleri ile... El işi öğretmeni de bu konuda en sertlerinden birisi... “Tehellemek” ifadesinin “doğru”sunun “makine çekmek” olduğunu bilmeyen Serpil, “makine mi çektin sen?” sorusuna, “yok hocam vallahi çekmedim makineyi” diye cevap veriyor mesela... Ama olaylar şimdi sandığımız gibi komik bir yolda ilerlemiyor, dedik ya el işi öğretmeni sert!

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Kıbrıs Meselesi ve Sınıf Mücadelesi

Son ayların gündemine bakıldığında kökten bir yarılma görülüyor…
Bir yanda bildiğimiz Kıbrıs sorunu, 15-20 Temmuz darbe-işgal süreci, görüşmeler, barış odaklı ve daha çok geleneksel medya eksenli bir akış söz konusu…
Diğer yanda ise, Beleş Deniz, Reddediyoruz, özelde sendikalaşma, ücretsiz eğitim ve ücretsiz sağlık hakkı, asgari ücret, Göç Yasası, emeklilik yaşı, GAÜ maaş krizi ve ölümlü iş kazaları odaklı, daha çok sokak eksenli eylemlilikler toplaşması…

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Kamuya Artış, Özele Hüsran: Sendikalar Tehlikenin Farkında mı?

Kamu çalışanlarının maaşlarına %2,33’lük hayat pahalılığının yanında %1 oranında ek bir artış yapıldığından ve bunun Temmuz ayı maaşlarına yansıyacağından haberiniz vardır mutlaka.
Bu haberin özel sektör çalışanlarında nasıl bir öfke fırtınası yarattığının farkında mısınız?
Özel sektör emekçilerinin böyle bir haber üzerine ne hissettiğini düşünelim mi biraz?

20 Temmuz 2016 Çarşamba

15-20 Temmuz ve Yüzleşme

Kıbrıslı Türkler olarak, bizi niteleyen “Kıbrıslı Türk” isminin içerisinde hem kimliğimizi hem de trajedimizi niteleyen kelimeleri taşıyoruz. Ne birisi ne de diğeri olabildiğimiz iki kimlik, hem birisi hem de diğeri olduğumuz iki kimlik, her ikisinin de azabını yaşadığımız iki kimlik; aslında varlığımızda eriyip bütünleşmiş tek bir kimlik…
Kültürel varlığımızı ifade edebilmek için “Kıbrıslı Türk” ifadesinden daha uygun bir tanım yok. Buna sevinenler de var, üzülenler de, ama tek başına “Türk” kelimesi nasıl bizi anlatamıyorsa, “Kıbrıslı” kelimesi de bizdeki özgün yapıyı izah edemiyor. Kıbrıslı Türk ifadesi birlikte kullanılmadığı zaman bir şeyler eksik, bir şeyler de fazla geliyor…
Tarihimizde bunun gibi pekçok olay mevcut; 15 Temmuz 1974 Darbesi ve 20 Temmuz 1974 Harekatı gibi…

13 Temmuz 2016 Çarşamba

GAÜ'nün Sırrı: Yatırımdan Nasıl Kaçılır

Sosyal medyada bir süredir gündemi meşgul eden GAÜ emekçilerinin maaş krizi, farklı açılardan konu olmaya devam ediyor.
Takip edenler bilecek; 2016 yılının ilk yarısında 2 işçiye mezar olan hastane inşaatında bayram öncesi yemeli-içmeli gezi düzenlenmesi büyük tepki çekmişti. Tepkinin bir sebebi de GAÜ’de, şirketi savunmak için özel olarak memnun edilen bir grup dışında, binlerce çalışanın aylardır maaşını alamıyor olmasıydı.
Çalışanlarını ödeyemeyecek durumdaki bir şirketin, iki işçisinini ölümüne neden olmuş bir iş yerinde, daha üzerinden zaman geçmeden yemekli gezi yapması, şaşkınlıkla karşılanmıştı.

6 Temmuz 2016 Çarşamba

Bayram Nedir Sahi?

Bir “bayramın” içindeyiz…
Büyüklerimizi ziyaret ettik, küçüklerimizle ilgilendik, birazcık dinlendik…
İyi geldi bu “bayram”…
Hafta içi tatil yapmanın, yakınları görmenin, dinlenmenin veya eğlenmenin ferahlığını hissetttik…
Şöyle üç dört gün tatil yapmak, şehirden kaçmak, denize girmek, kafa dinlemek kime iyi gelmez ki?
Peki tüm bunları bayram olmadan da yapabilseydiniz, gene aynı ferahlık olmaz mıydı içinizde?
Olurdu bence…
Belki de keramet bayramda değil de, tatilde…

29 Haziran 2016 Çarşamba

Kimsesi Olmayan Bir Kesim: Özel Sektör Emekçileri

Kıbrıs’ın kuzeyinde, yaşadığı mağduriyetler bini aşmış bir toplumsal kesim var; Özel sektör emekçileri…
Gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin, medyanın, bütün sendikaların ve hatta mahkemelerin sorunlarına ilgisiz, haklarına duyarsız, mağduriyetlerine umarsız kaldığı bir geniş kitle…
***

22 Haziran 2016 Çarşamba

#Reddediyoruz’u Anlamak

“Reddediyoruz” sloganı etrafında gerçekleşen eylemlilikler dizisi ve Koordinasyon Ofisi kurulmasına karşı yürütülen mücadele, Kıbrıslı Türk siyasetinde son 15 yılda yaşanan üçüncü büyük sarsılmayı temsil ediyor. Binlerce gencin (birçoğu hayatında ilk kez olmak üzere) sokağa çıkması, müthiş bir dinamizm sergilemesi, neşe ve kararlılıkla damgalanmış bir eylemlilik dizisi yürütmesi; geleneksel siyasal özneler tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Bu Çocuklar Kim?

Koordinasyon Ofisi anlaşmasının onaylanma sürecine girmesi ile birlikte, sadece bir haftada gençler sokakları zapt etti..
Bisikletlerle, yürüyerek, danslarla, tiyatroyla, müzikle, sloganlarla, oyunlar-espriler ve en önemlisi neşeyle doldurdurlar tüm şehri...
Son gece, mücadele sürerken sokaklardan kalplere doğru hızlı bir geçiş yapanlar da onlardı...
Samimiyetleri, özverili duruşları, yürüyerek, zıplatarak, çadırlarda uyuyarak ortaya koydukları inançları; tüm ülkenin gönlünü fethetti...

10 Haziran 2016 Cuma

Su Meselesi: Bir Netleştirme Girişimi

Lefkoşa Türk Belediyesi Belediye Meclisi’nde 8 Haziran 2016 tarihinde gerçekleşen toplantıda; geçiş dönemi için, Türkiye’den gelecek suyu yerel otoriteden 2.3 TL karşılığı alma önerisi reddedildi.
Oylamada tüm CTP temsilcileri ve tek YKP temsilcisi “hayır” oyu kullanırken, 3 TDP temsilcisi MYK kararına uygun olarak “evet” oyu kullandı. 2 TDP’li belediye mecllis üyesi ise YKP gerekçelerini paylaşarak “hayır” oyu kullandı.
Bu yazı ile LTB’de su konusu ile ilgili geçiş süreci boyunca nasıl bir tavır takınılması gerektiğine değinip ardından da oylama ile ortaya çıkan tablo değerlendirilecek...

1 Haziran 2016 Çarşamba

Eylem, İzin ve Şeytanın “Gör” Dediği

İçişleri Bakanlığı’nın 20 Mayıs 2016 tarihinde Kaymakamlıklara gönderdiği bir yazı iki gündür tartışmalara yol açtı. Yazıda sözü geçen cümleleri “bundan sonra eylem yapmak izne tabi olacaktır” şeklinde yorumlayan toplumsal muhalefet, haklı olarak bu durumu protesto eden ve Anayasal hakları hatırlatan çıkışlar yaptı. Nedir bu Anayasal haklar?
Anayasa’nın 32. maddesi “Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir” demektedir. Yani hiçbir kktc vatandaşı, silahsız ve saldırısız bir eylem için izin almaya zorlanamaz. Bunun teminatı da Anayasa’dır.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

ELAM Örneği ve Kıbrıslı Türkler

Kıbrıs Cumhuriyeti’nde gerçekleşen seçimlerin en çok konuşulan noktası faşist ELAM örgütünün barajı geçerek parlamentoya iki milletvekili sokması oldu.
ELAM’ın bu “başarısı”nın nedenlerine, bu durumun ortaya çıkmasında kimin ne kadar payı olduğuna ve bundan sonra ne yapılabileceğine odaklanan tahlillere ise pek rastlayamadık...
Yorumların birçoğu hangi yönden ve nasıl gelirse gelsin; marazi bir sızlanmanın ötesine geçemedi...

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Siyasette Dengeler Değişirken

2011 yılından beridir çalkantılı bir seyir içinde olan siyasal atmosferimiz, giderek daha fazla fırtına sinyalleri veriyor...
Geleneksel siyasal özneler; CTP, UBP ve DP çıplak gözle görülebilecek bariz bir panik içerisinde...
Bu paniğin de etkisi ile son iki yıldır “olmaz” denilenlerin hayat bulduğu günler, aylar yaşadık. CTP ile UBP hükümet kurdu, DP baraj paniği ile şartsız şurtsuz koalisyona balıklama atladı... Her üç parti de, siyasal dengelerde yaşanacak olası bir değişime ve kendi gerileyiş süreçlerine müdahale etmek için, sessiz bir işbirliği süreci içerisine girdi...

28 Ekim 2015 Çarşamba

CTP Sendromu Sadece CTP’ye mi Özgü?

Siyasal mücadele yürüten örgüt ve bireyler için en tehlikeli yozlaşma olasılıklarından birisi de, mücadele  içerisinde bulunma nedenlerini unutmaktır sanırım.
Günlük yaşam içerisinde yüzleştiğimiz sıkıntılar, ayrımcılık, adaletsizlik ve insani potansiyellerimizi geliştirmemiz önüne dikilen sosyal, ekonomik, fiziksel, ekolojik, cinsel engellere karşı bir pratiktir siyasal faaliyet. En azından muhalifler için, sol için, sosyalistler için böyledir bu…