Göçmenler (Asimilasyon) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göçmenler (Asimilasyon) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2025 Çarşamba

Şu Nüfus Meselesi

Ne zaman kimlik ve irade konularında bir tartışma yaşansa, mesele gelip nüfus konusunda düğümleniyor. Bu aslında çok da şaşırtıcı değil, çünkü gerçekten de nüfus sorunu kimlik ve irade meselesiyle iç içe bir konudur.

Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan “reel nüfus” ve kktc bakanlar kurulu kararlarıyla “vatandaş yapılanlar” olarak iki ana kategoriye ayırabileceğimiz bu mevzu; Kıbrıslı Türklerin kendi kimliklerine sahip çıkmaları ve yaşadıkları topraklarda irade icra edebilmeleri bakımından kritik önemdedir.

23 Nisan 2025 Çarşamba

Mücadelenin Kısa Bir Özeti: Tüzüğe Geçit Yok!

“Başörtüsü krizi” olarak bilinen süreç tüm hızıyla devam ediyor. Ortaokul çocuklarına yetişkin muamelesi yaparak başörtüsü takma “özgürlüğü” öngören tüzük geri çekilmediği sürece de büyüyerek devam edecek.

Mücadelenin başını çeken öğretmen sendikaları ve ilk günden itibaren onarın yanında tereddütsüz saf tutan parti, sendika ve demokratik kitle örgütleri konunun özüne dair net bir duruş sergiliyorlar. Bu konu en temelde “çocuk hakları” ile ilgilidir. Çocuk haklarını savunabilmek için laiklikten, laiklik ilkesini uygulayabilmek için toplumsal iradeden yana durmak ve bunların hepsine topyekün saldıran siyasallaşmış İslam ile yüzleşmek gerekiyor.

Ancak ilk günden itibaren açıkça ilan edilen bu net pozisyona rağmen, bu mücadeleyi olmadığı şekilde yorumlamak için aşırı efor sarf edenler de hiç eksik olmadı.

16 Nisan 2025 Çarşamba

Kitle Kuyrukçuluğu ve Tüzük

Tam bir aydır toplum UBP-DP-YDP hükümeti işbirlikçiliğinde AKP tarafından dayatılan “başörtüsü” gündemi ile çalkalanıyor. Ortaokul çağındaki kız çocuklarını, kendi iradesi ile din seçimi yapan yetişkinler yerine koyan tüzük, birçok yönü ile tartışıldı.

Tüzüğe karşı mücadelenin bayrağını KTOEÖS ve KTÖS kaldırdı. Çocuk hakları ve pedagoji alanında çalışan uzmanlardan oluşan dernekler başta olmak üzere, siyasal İslam’a karşı duyarlı parti ve sendikalar da bu çizgide mücadeleye omuz verdi.

23 Ekim 2024 Çarşamba

Çiğ Köfte, Adana Kebap, İşgal ve Irkçılık

Haftasonu Boğaz Piknik Alanı’nda “Çiğ Köfte”, Pergama’da da “Adana Kebabı ve Şalgam” festivalleri düzenlendi. Söz konusu iki festival, farklı siyasi görüşlerden ve ülkedeki sorunları çeşitli bakış açılarından yorumlayan kişiler arasında tartışmalara neden oldu!

Her durumda apolitik takılan, dünya yansa alevler kendi kapısının önünde gelmeden konuya duyarsız kalan ve kendi “yeme-içme, selfi-story”si dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyen geniş kitleyi bir kenara bırakırsak, bu festivallere ilişkin fikir yürüten kabaca üç gruptan söz edebiliriz.

7 Ağustos 2024 Çarşamba

Olimpiyatlarda Dalgalanan Üçüncü Bayrak

Buse Savaşkan’ın Olimpiyatlarda görünür olması ve finale kalmasıyla birlikte, Kıbrıslı Türklerin kimlik sorunu geçtiğimiz hafta yeniden gündeme geldi. Bu durumun simgeleştiği ve hemen herkesin üzerinde fikir yürüttüğü olay ise; Buse’nin arkasında Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti bayraklarıyla göründüğü fotoğraf oldu.

Bu fotoğrafa bakan her kişi, Kıbrıs sorununda takındığı duruma uygun olarak farklı tepkiler verdi ve duygulanımları da buna göre şekillendi. Ancak birbirinden farklılıklar içerse de tüm tepkileri kabaca üç kategoride değerlendirebiliriz.

2 Nisan 2024 Salı

İnsan Ticareti ve Emek Sömürüsü

“İşçilere iş bulmak, işveren ve işlere işçi bulmak için, kazanç amacı ile olsun veya olmasın faaliyet gösterilmesi, çalışılması veya büro açılması yasaktır.” Bu cümle 1992 yılından beridir yürürlükte olan İş Yasası’nın 61. Maddesinin tamamıdır ve çok net bir ifadedir! Ancak bu yasanın sözde uygulamada olduğu kktc’de yurtdışından işçi getirmek, yaygın bir gelir kapısı niteliği kazanmış durumdadır!

Polis, patronlar, hükümetler bu yasayı bilmektedir ama yine de onbinlerce işçi, ülkelerinden getirilerek patronlara pazarlanmakta; bu faaliyetlerden muazzam miktarlarda paralar kazanılmaktadır! En son Serdinç Maypa’nın “kardeşimin işini devraldım” diyerek Bangladeşli bir grup işçiye aracılık yaptığı konusu kamuoyuna yansıdı. Bu da kendini solcu olarak adlandıranların da bu faaliyetlerin içinde olduğunun kanıtı oldu!

13 Temmuz 2023 Perşembe

Karma Evlilikler: Cem Karaca, Nazım Hikmet ve Oz Karahan


Kendini “Kıbrıs milliyetçisi” olarak tanımlayan ve Kıbrıslı Türklerin siyasal eşitliğini reddeden Kıbrıslılar Birliği(1) adına kalem oynatan bir isim Oz Karahan. Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşü savunması ve federal bir Kıbrıs isteyenleri (AKEL dahil) “vatana ihanet”le suçlaması yanında, karma evliliklerden doğan çocukların Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’ndan kaynaklanan haklarını inkar etmek konusunda da epey sivrilmiş bir karakter...

18 Mart 2021 Perşembe

Ahmet Neden Vatandaş Olmak İstiyor?

 


"Çalışma iznim yenilenmişti. Garson olarak çalışıyordum. 28 Ocak tarihinde her yer kapanana kadar da çalıştım. Sonra evde beklemeye başladık. Paket servisler açılınca patronumla konuştum. Bana ‘sen bekle, garsonlara şimdilik ihtiyacımız yok’ dedi. Ben de bekledim! Bazı arkadaşlarım uyardığı için 5 Mart’ta Sigorta’ya gittim ve işten duruşum verilip verilmediğini kontrol ettim. Duruşum verilmemişti. Sonra bugün öğrendim ki, patron 8 Mart’ta gidip benim duruşumu vermiş. Hem de 15 Ocak tarihine vermiş duruşumu. Oysa ben 28 Ocak’a kadar çalışmıştım. Şimdi işten durdurulduğum yetmiyormuş gibi bir de cezalı duruma düştüm. Duruş tarihimden itibaren 40 gün içinde ülkeden çıkmam gerekiyormuş, ama ben 60 günden fazladır buradaymışım. On iki bin Türk lirası para istiyor devlet benden. Benim suçum ne?”

4 Ekim 2019 Cuma

Tüzüğü Kim Yazdı? Türkiye Düşmanı Kim?

Bertan Zaroğlu, “İkamet ve Vizeler Tüzüğü” vesilesiyle; bu tüzüğü “Türkiye karşıtı kişilerin” hazırlamış olduğuna ve İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars’ın da “gizli sosyalist ve Barakacı” olduğuna dair bir beyanat verdi. 
“İkamet ve Vizeler Tüzüğü”nü okumadım, ancak bu ülkede giriş-çıkışların derhal kontrol altına alınması gerektiği ortada. Bu tüzük, mevcut sorunlara bir çözüm getiriyor mu, getirmiyor mu, okumadan söylemek mümkün değil. Ancak sorunların varlığı ve bu sorunların ülkeye giriş çıkışların denetimiyle bağlantılı olduğu konusunda vatandaş olsun, çalışma izinli olsun tüm dürüst insanlar hemfikir. Bertan Zaroğlu’nu bu kategoriye koyamıyoruz! Zaten kendisinin tek bir kuruş dahi yatırım yapmadan nasıl vatandaş olduğunu, birçok emekçi insan hak ettiği halde vatandaş olamazken, kirli ilişkiler ve torpil ile bunu elde ettiğini sağır sultan bile duydu.

12 Temmuz 2018 Perşembe

Şartlı Tahliye Kurulu’nun Peşinde

Bir süreden beridir kafayı Şartlı Tahliye Kurulu’na taktık. Onca gündem arasından mutlaka vakit bulup, Şartlı Tahliye Kurulu ile ilgili bir eylem, bir açıklama, bir soru, bir girişimde bulunuyoruz. Peki neden?
Aslında teknik neden belli; 22 Ocak 2018 tarihinde Meclisin damında kabile bayrağı açan ve Afrika gazetesinde Madımak provası yapan faşistlerin ceza süreleri dolmadan Şartlı Tahliye Kurulu tarafından serbest bırakılması...
Ama işin bir de devrimciler için önemli olan siyasal nedenleri var. Bu siyasal nedenler yüzündendir ki, toplumun tüm diğer kesimleri için konu sıcaklığını yitirdiği halde devrimciler olayın peşini bırakmıyor. Gelin bu nedenleri konuşalım...

7 Ocak 2018 Pazar

Boykotçuya Sorular

Sandığa bir tavır olarak gitmeyen her kişinin tutumunun, siyasal veya politik bir protesto olarak yorumlanamayacağını düşünüyorum. Elbette hastalık, yurt dışında olma vb sebeplerden sandığa gitmeyen yada gidemeyen insanlar dışındaki tüm sandığa gitmeme tavırları bir tür protestodur. Ancak açıktır ki; siyasal bir protesto yapanlar yanında, kişisel bir protesto tutumu takınanlar da var.
Kişisel olarak mevcut partilerden hiçbirisini kendine yakın görmediği için veya herhangi bir politik fikri olmadığından sandığa gitmeyenler, yani siyaset kurumundan tamamen ümidini kesmiş olanlar muhtemelen bu yazıyı da okumayacaklardır. Zaten sorularım da onlara yönelik değil. Onlara ulaşmanın başka yöntemleri var ve o yöntemleri başka mecralarda icra ediyoruz hali hazırda...

4 Ekim 2017 Çarşamba

Göçmen İşçiler ve Çalışma Yaşamı

Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın, üçüncü uyruklu işçilere özel sözleşmeler vasıtasıyla 50 dolar aylık ücret ödemek istediğini kamuoyuna açıkladığı günlerde, Mağusa’da Kamerun uyruklu bir kadının ödrt ay boyunca karın tokluğuna çalıştırıldığı haberi basına yansıdı...
Bu durum, giderek büyüyen bir olgunun; üçüncü uyruklu işçilerin ağır ve insafsız sömürüsünün görünür kısmıydı. Tabiri caizse buz dağının görünen yüzü...
Yıllarca TC kökenli emekçilerin “en alt”ı oluşturduğu çalışma yaşamımızda, artık Türkçe bilmeyen, haklarından habersiz, haklarını öğrenme olanaklarından yoksun ve sosyo-kültürel anlamda da yabacılık çeken bir kesim var. Ve bu kesim giderek büyüyor.
Gelin çalışma yaşamımıza bu bağlamda genel bir bakış attıktan sonra, üçüncü uyruklu işçilerin somut sorunlarından ve çözüm yollarından bahsedelim...

26 Eylül 2017 Salı

Güvencesiz tek bir iş yeri, sigortasız tek bir emekçi, hakkı yenen tek bir işçi kalmayıncaya kadar durmayacağız...

İlk bakışta birbiri ile ilgisiz gibi görünen iki olay, ülkemizde özel sektörde sömürünün ulaştığı boyutlara ışık tutmaktadır.
Mağusa’da göçmen bir kadın emekçi, aylarca kayıt dışı çalıştırıldığı işyerinde maaşını alamadığı için isyan edince, polis tarafından gözaltına alınmış ve “huzursuzluk vermek” iddiasıyla mahkemeye çıkarılmıştır. Bu olay yaşanırken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile görüşen Sanayi Odası başkanı; üçüncü ülkelerde ücretler 50-60 dolar olduğu halde bu emekçilern bizim ülkemizde 500 dolar asgari ücret aldıklarından şikayet etmiş ve daha az maaş ödemek için Bakanlar Kurulu’ndan düzenleme istemiştir. Çalışan insanların sosyal güvenliğinden sorumlu bakan ise, yürürlükte olan Asgari Ücretler Yasası’na açıkça aykırı olan bu talebe sempati ile yaklaşarak, konuyu Bakanlar Kurulu’nda görüşeceklerini ifade etmiştir.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Bir Karikatürün Düşündürdükleri: Asimilasyon, Nüfus ve Mücadele

Son dört günün gündemine yerleşen ve Kıbrıs Gazetesi’nde yayınlanan karikatür üzerinden oluşan kamplaşmaya bakıldığında; meselenin aslında her iki taraf açısından da çok daha derin bir arka plana sahip olduğu rahatça anlaşılabilir. Üç ay önce yayınlanmış bir karikatürü politik çıkarlarına alet etmek için kullanan YDP de, bu meseleye neredeyse tüm göçmen nüfusu karşısına alan bir duygusal tepki veren çevreler de, konuyu tedirginlikle takip eden biz sıradan vatandaşlar da biliyorduk ki; mesele karikatürden ibaret değildir. Gelin biz taraflarca açık açık konuşulmayan ama ima edilen konularla ilgili biraz düşünelim...

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Karikatür Tartışması Hakkında

6 Mayıs 2017 tarihinde Kıbrıs gazetesinde bir karikatür yayınlanıyor… Bu tarihten Ağustos ayına kadar bu konu ile ilgili hiçbir şey yaşanmıyor. Aynı karikatür 18 Ağustos 2017 tarihinde bu kez sosyal medyada yayınlıyor. Ve kıyamet kopuyor…

28 Haziran 2017 Çarşamba

Dinsel Gericilikle Mücadele

Dinsel gericilik son on beş yıldır küresel ölçekte yükselen bir siyaset oldu. Buna paralel olarak ve elbette Türkiye’nin kendi özgün koşullarıyla da bağlantı içerisinde, AKP de aynı döneme damgasını vuran siyasal özne durumunda. Benzer bir dönüşüm Kıbrıs’ın kuzeyinde de kendini hissettirmekte...
Yükselen dinsel gericilik karşısında nasıl bir mücadele çizgisinin takip edileceği ise bu sürece paralel olarak, önemi hissedilen bir mesele haline gelmiş bulunuyor...

24 Mayıs 2017 Çarşamba

İşgücü Anlaşması ve “Sol”umuzun Hal-i Pürmelali

TC ve kktc arasında imzalanan İşgücü Anlaşması’na dair “sol”dan gelen eleştiriler; ne yazık ki ülkemizdeki birçok sıkıntının neden kangrenleşerek devam ettiğini, onca sızlanmaya rağmen bir türlü çözüm yoluna giremediğini özetler nitelikte.
İşgücü anlaşması ile ilgili koparılan fırtınada sürekli tekrar edilen ve asla dile getirilmeyen noktalara baktığımızda bu durum daha da netlik kazanıyor...

12 Nisan 2017 Çarşamba

Bir Efsanenin Çöküşü: “Türkiyeliler”

Türkiye’de 16 Nisan tarihinde gerçekleşecek referandum öncesi, yurtdışı oy kullanımları tamamlandı. Bilindiği gibi ülkemizde de yurtdışı oy kullanımı bir kaç seçimdir uygulanmakta... 1 Kasım 2016 seçimlerinde Kıbrıs’tan katılım %34 olarak gerçekleşmişti. Bu son referandum oylamasına katılım ise %41 oldu.
Katılım oranındaki artış, refrandumun hemen her kesim tarafından kritik bir mesele olarak görülmesi ile bağlantılı. Kıbrıs gündemini önüne esas mesele olarak almış örgütlerin ve TC vatandaşlığı olmayan insanlarımızın dahi bu süreçle yakından ilgilendiği, çağrılar yaptığı ve taraf olduğu düşünülürse, katılım oranının artmasının gayet olağan olduğu daha net anlaşılır. Nitekim paralel bir artış tüm yurtdışı oylarında görülebiliyor.
Gene de TC vatandaşlarının Türkiye anayasası ile ilgili bu kritik referanduma katılım oranının %41 gibi düşük bir oranda kalması, üzerinde düşünmeye değer boyutlar barındırıyor.

1 Ekim 2016 Cumartesi

Göçmen İşçiler

Çalışma hayatımızın düzenli, adil, örgütlü ve tatmin edici olduğu söylenemez. Bu durum özellikle emekçiler tarafından bakıldığında böyledir. Ancak dünya ile kıyaslandığında, belki de uluslararası standartlara en yakın uygulamamız; bu adaletsiz durumu değiştirmek için mücadele etmesi beklenen emekçilerin özenle bölünmüş olması bakımından gösterilen “başarı”dır.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Bu Çocuklar Kim?

Koordinasyon Ofisi anlaşmasının onaylanma sürecine girmesi ile birlikte, sadece bir haftada gençler sokakları zapt etti..
Bisikletlerle, yürüyerek, danslarla, tiyatroyla, müzikle, sloganlarla, oyunlar-espriler ve en önemlisi neşeyle doldurdurlar tüm şehri...
Son gece, mücadele sürerken sokaklardan kalplere doğru hızlı bir geçiş yapanlar da onlardı...
Samimiyetleri, özverili duruşları, yürüyerek, zıplatarak, çadırlarda uyuyarak ortaya koydukları inançları; tüm ülkenin gönlünü fethetti...