1 Ekim 2025 Çarşamba
Cumhurbaşkanlığı, Muhalefet ve İktidar
30 Eylül 2025 Salı
Boş Zamanlar, Boş İnsanlar
Tüm zamanını çalışarak geçirmek insanı sefil bir duruma sürükleyecektir. Böyle bir insanı hayal ettiğimizde aklımıza kölelik veya toplama kamplarının gelmesi boşuna değildir. Ancak bunun tam tersi, yani tüm zamanını boş geçirmek de insani kapasitemizi çürüten bir etkiye sahiptir. Bu nedenle de boş zaman ile çalışmanın belirli bir şekilde dengelenmesi şarttır.
26 Eylül 2025 Cuma
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Şeytanın Avukatlığını Yapmak
17 Eylül 2025 Çarşamba
Neden Aday Çıkarmadık?
Ancak siyaseti bir “özneleşme süreci” olarak görüyor, bunu tek başınıza yapmanızın mümkün olmadığını (özne olmanın ancak kolektif bir süreç olabileceğini) biliyor, örgütlü mücadele ihtiyacını anlıyor ve örgütlerin kendi tutumlarını içinde bulundukları “somut koşulların somut tahlilini” yaparak şekillendirmeleri gerektiğini kavrıyorsanız; “Bağımsızlık Yolu neden aday çıkarmadı” sorusu, partinin üyesi olsanız da olmasanız da sizin için üzerinde düşünülmeye değer bir soru olacaktır.
7 Ağustos 2025 Perşembe
Cehennemin Kapıları Açıldı!
Kararname, üçüncü uyruklu işçilere yüzde 40’a varan maaş kesintileri yapılmasını öngörüyor. Ne yazık ki hâla “iyi oldu, gelmesinler zaten” şekilinde özetlenebilecek bir tutumla, bu kararnameye kayıtsız kalan insanlar mevcut. Önce bu kişilerin hatalı çıkarımını yanıtlayarak başlayalım.
24 Temmuz 2025 Perşembe
İşgal Altında Emek Mücadelesi
10 Temmuz 2025 Perşembe
Diyelim Yüzde 17,79’u Verdiler!
Yani 1 Ocak 2025’de 43 bin 469 TL ile yüz birim ürün alabiliyorsak; 1 Temmuz 2025’de aynı para ile 84,90 birim ürün alabiliyoruz. Bu da bugünün 43 bin 469 TL’sinin, 1 Ocak tarihindeki 36 bin 903 TL ile eşit olduğu anlamına gelir. Kısacası asgari ücretin altı ayda 6 bin 571 TL eriyerek, önceki asgari ücret olan 40 bin 436 TL’nin de altına indiğini gösterir.
1 Temmuz 2025 Salı
Bir Muhalefet Makamı Olarak Cumhurbaşkanlığı
Bildiğiniz gibi özelde Bağımsızlık Yolu, genelde devrimci hareketimiz; Kıbrıs’ın kuzeyinde esas iktidarın büyük sermaye ve TC egemenlerinden oluşan bir Egemen Blok’ta yoğunlaştığını ifade etmektedir. Bu nedenle belediyeler, hükümet veya cumhurbaşkanlığının bir iktidar odağı olmadığını her fırsatta hatırlatıyoruz. “Hükümete Değil Muhalefete Talibiz” slogan ile de vurguladığımız bu gerçek, şu anlama gelmektedir: Kıbrıs’ın kuzeyinde seçimle talip olunan tüm makamlar, esas iktidar odaklarına karşı bir muhalefet mevzisi olarak anlamlıdırlar.
25 Haziran 2025 Çarşamba
Atın Ağzında Kaç Diş Var?
MÖ 384 ile MÖ 322 tarihleri arasında yaşamış olan Aristoteles düşünce tarihinin en önemli filozoflarından birisidir. Çeşitli tarihsel sebeplerle Hristiyanlık teolojisinde de Aristo’ya büyük bir önem atfedilmiş ve onun kitaplarında geçen bilgiler tartışmasız doğru kabul edilmiştir.
Aristo, bir kitabında atların ağzında yirmi sekiz adet diş olduğunu yazmıştır. Bu yanlış bilgi, Aristo yazdığı için Orta Çağ boyunca tartışmasız doğru kabul edilmiştir. Anlatılan bir hikayeye göre, bu bilgiyi sınamak isteyen genç bir papaz, dişlerini saydığı bir atın otuz altı dişi olduğunu görür. Bu gözlemini paylaştığı diğer papazlar da atın dişlerini sayarlar ve gerçekten de otuz altı dişi olduğunu görürler. Bunun üzerine Aristo’nun asla yanılamayacağına, dişlerini saydıkları atta bir sorun olduğuna karar verirler ve bundan sonra atların dişlerinin sayılmasını yasaklarlar! Bu hikayeyi neden anlattım? Yazının kalanını okursanız, nedenini anlayacaksınız!
18 Haziran 2025 Çarşamba
Şu Nüfus Meselesi
Ne zaman kimlik ve irade konularında bir tartışma yaşansa, mesele gelip nüfus konusunda düğümleniyor. Bu aslında çok da şaşırtıcı değil, çünkü gerçekten de nüfus sorunu kimlik ve irade meselesiyle iç içe bir konudur.
Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan “reel nüfus” ve kktc bakanlar kurulu kararlarıyla “vatandaş yapılanlar” olarak iki ana kategoriye ayırabileceğimiz bu mevzu; Kıbrıslı Türklerin kendi kimliklerine sahip çıkmaları ve yaşadıkları topraklarda irade icra edebilmeleri bakımından kritik önemdedir.
11 Haziran 2025 Çarşamba
Kıbrıslılık
Ortalarda dolaşan bir şehir efsanesi, bizim “Kıbrıslı olmaya karşı olduğumuz” yalanını yayıyor. Gelin bu işin aslını konuşalım.
4 Haziran 2025 Çarşamba
Süper Devrimciler!
Fidel Castro, Küba devrimini “soldan” eleştiriye tabi tutmak isteyen ancak bunu yaparken ülke koşullarını dikkate almaksızın ahkâm kesen bir grup solcu entelektüele cevap amaçlı kaleme aldığı yazısında, söz konusu entelektüelleri bu ifade ile tanımlar: Süper Devrimciler!
Tumturaklı sözcüklerle, keskin
ama altı boş cümlelerle devrimci olunamayacağı; aksine en mütevazi ve en basit
gündelik yaşam taleplerinin, en uzlaşmaz kopuşları tetiklediği, Castro’nun
bizzat kendi yaşamından öğrendiği temel bir derstir. Ama devrimi ve sosyalizmi,
yüksek perdeden slogan sallamaktan ibaret bir ergen atarı olarak algılayan “süper
devrimciler” her dönem ve her coğrafyada var olmuştur.
Bizim ülkemizde de bir süreden beridir, bizi “reformist”likle itham eden bir “süper devrimci” çevresi mevcut! Bağımsızlık Yolu “polis sivile bağlansın ve sendikalaşsın” mı dedi, “her bölgeye sığınma evi” mi istiyor, “özel sektörde sendika ve asgari ücret mücadelesi” mi veriyor, “servet vergisi ve vatandaşlık yasası” mı istiyor, kurumlara sahip mi çıkıyor, hepsine cevap hazır: kktc’yi güzelleştirmeye çalışan reformistler!
30 Mayıs 2025 Cuma
Kıbrıs’ın Kuzeyinde Sermaye Merkezileşmesi
Sınıf mücadelesi yerine kimlik siyasetini koymak isteyenler aksini inkâr ede dursunlar, kktc’de işçi sınıfı çığ gibi büyümeye devam ediyor. İstatistik Kurumu’nun yayınladığı 2023 yılına ait son verilere bakıldığında bunu net olarak görmek mümkündür.
Kıbrıs’ın kuzeyinde çalışan işçilerin sayısı bir önceki yıla göre 23 bin 721 kişi artarak toplamda 178 bin 793 olmuştur. Bu bir yılda yüzde 15,29’luk bir artış demektir. Üstelik bu artış işletme sayısı neredeyse aynı kalırken gerçekleşmiş, yani sermaye yoğunlaşması ile birlikte hayat bulmuştur. Ama buna geçmeden bu 23 bin 721 rakamına biraz daha yakından bakalım.
28 Mayıs 2025 Çarşamba
Bezirgan Siyaseti ve Eleştiri Kurumu
Geçtiğimiz günlerde sevdiğim bir arkadaşım bana şöyle dedi; “başkalarının fikirlerini eleştirmesen, sadece kendi düşüncelerini ifade etsen daha iyi olmaz mı? Sen kendi fikirlerini söyle, başkaları da kendi fikirlerini söylesin. İnsanlar da kendilerine göre en mantıklı olanı seçsinler. Böylece tartışma, polemik ve gerginlik de olmaz. Herkes için en iyi ve huzurlusu bu olmaz mı?”
Başta kulağa çok makul, barışçıl ve dostane gelen bu yaklaşıma katılmıyorum. Makul, barışçıl ve dostane bir insan olmayı doğru bulmadığım için değil; bu fikrin kendini göstermeye çalıştığı gibi makul, barışçıl ve dostane bir fikir olmamasından dolayı…
21 Mayıs 2025 Çarşamba
Türkçe Konuşan Kıbrıslılar (Yeniden)
Geçen hafta yazdığım “Türkçe Konuşan Kıbrıslılar” başlıklı makalemden sonra, bu ifadeye yönelttiğim eleştirileri destekleyenler kadar rahatsız olanlar da oldu. Bazı kişiler “size ne herkesin kendini nasıl adlandırdığından” diyerek tepki gösterdi.
Öncelikle şunu net olarak ortaya koyayım, tek tek bireylerin kendini nasıl tanımladığını olumlamak veya olumsuzlamak hiç kimsenin haddine değildir. Benim de böyle bir amacım yoktur. Bu nedenle yazılarımı tek tek kişilere özel değil kamuoyuna hitaben yazıyorum.














