1 Ekim 2025 Çarşamba

Cumhurbaşkanlığı, Muhalefet ve İktidar

Emekçinin Partisi Bağımsızlık Yolu 2025 Ekim ayında gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde herhangi bir adaydan yana taraf olmama kararı aldı. Bu seçim, kurulduğu tarihten günümüze Bağımsızlık Yolu’nun kendi adayı ile katılmadığı ilk seçim oluyor. Partinin bu tutumu almasındaki konjonktürel nedenler başka bir yazının konusu, bununla birlikte seçimde bir adayımızın olmaması cumhurbaşkanlığı makamı ile ilgili programatik çerçeveden değerlendirmeler yapmamıza engel değildir. Tam tersine, bir adayımızın olmayışı, muhalefet stratejimizi netleştirebilmemiz, seçimleri bu stratejideki yerine oturtabilmemiz, ilerisi için düşünsel bir hazırlık yapabilmemiz ve bu hazırlığı seçim sürecinin heyecanından etkilenmeden yürütebilmemiz gibi açılardan önemli bir fırsattır.

30 Eylül 2025 Salı

Boş Zamanlar, Boş İnsanlar

Tarihsel olarak “çalışma” ezilen sınıfların görevi, “boş zaman” ise egemen sınıfların bir ayrıcalığı olmuştur. Bu durum nedeniyle, popüler kültürde boş zaman özenilen ve mutlak olarak olumlu bir olguymuş gibi değerlendirilir. Bunun tersine “çalışma” ise kaçınılan bir faaliyettir. Oysa karşıt gibi görünen bu iki kavramı birbirlerinden tamamen yalıtmak mümkün değildir.

Tüm zamanını çalışarak geçirmek insanı sefil bir duruma sürükleyecektir. Böyle bir insanı hayal ettiğimizde aklımıza kölelik veya toplama kamplarının gelmesi boşuna değildir. Ancak bunun tam tersi, yani tüm zamanını boş geçirmek de insani kapasitemizi çürüten bir etkiye sahiptir. Bu nedenle de boş zaman ile çalışmanın belirli bir şekilde dengelenmesi şarttır.

26 Eylül 2025 Cuma

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Şeytanın Avukatlığını Yapmak

Şeytanın Avukatı ifadesinin bilinirliği, popüler kültürde Al Pacino ve Keanu Reeves’in başrollerini oynadıkları 1997 yılı yapımı kült film ile bağlantılıdır. Filmde gerçekten de şeytan için çalışan bir avukat konu edilmektedir. Ancak kavramın tarihsel kökenleri çok daha eski, içerdiği anlam çok daha farklıdır! Gelin önce kavramı Hollywood’un çizdiği sınırların dışına çıkaralım, sonra da cumhurbaşkanlığı seçimleri çerçevesinde yerli yerinde kullanmayı deneyelim.

17 Eylül 2025 Çarşamba

Neden Aday Çıkarmadık?

“Bağımsızlık Yolu neden aday çıkarmadı?” sorusu, dar anlamda örgütlü sosyalist siyasetle ilgilenen kişiler ve Bağımsızlık Yolu üyeleri dışında pek de genele hitap eden bir soru değildir. Bu nedenle eğer siyasete ve onun biçimlerinden birisi olan seçimlere; “kime oy verelim” ve “neden verelim” türünden bir yaklaşımınız varsa yani kendinize “siyaset pazarından ürün seçen müşteri” rolü biçiyor ve süreçlere nasıl yön verebileceğinize kafa yormuyorsanız bu yazıyı okumayı burada bırakabilirsiniz.  

Ancak siyaseti bir “özneleşme süreci” olarak görüyor, bunu tek başınıza yapmanızın mümkün olmadığını (özne olmanın ancak kolektif bir süreç olabileceğini) biliyor, örgütlü mücadele ihtiyacını anlıyor ve örgütlerin kendi tutumlarını içinde bulundukları “somut koşulların somut tahlilini” yaparak şekillendirmeleri gerektiğini kavrıyorsanız; “Bağımsızlık Yolu neden aday çıkarmadı” sorusu, partinin üyesi olsanız da olmasanız da sizin için üzerinde düşünülmeye değer bir soru olacaktır.

7 Ağustos 2025 Perşembe

Cehennemin Kapıları Açıldı!

Büyük patronların ısrarlı talebiyle ve Yasa Gücünde Kararname marifetiyle geçirilen yeni düzenleme; (Sözde) Sosyal Güvenlik Yasası ve Göç Yasası’ndan sonra emek hareketine vurulmuş en büyük darbedir.

Kararname, üçüncü uyruklu işçilere yüzde 40’a varan maaş kesintileri yapılmasını öngörüyor. Ne yazık ki hâla “iyi oldu, gelmesinler zaten” şekilinde özetlenebilecek bir tutumla, bu kararnameye kayıtsız kalan insanlar mevcut. Önce bu kişilerin hatalı çıkarımını yanıtlayarak başlayalım.

24 Temmuz 2025 Perşembe

İşgal Altında Emek Mücadelesi

Son altı aylık dönemde  yaşanan hayat pahalılığı Asgari Ücret’e de yansıtıldı. Bildiğiniz gibi Ocak 2025’te Asgari Ücret Tespit Komisyonu hayat pahalılığının altında bir oran belirlemişti. Bunun özel sektör emekçilerinin daha da yoksullaşmasına neden olduğu biliniyor. Buna rağmen, patron örgütleri yeni Asgari Ücret için de “hayat pahalılığı oranında artış mümkün değildir” şeklinde açıklamalar yapmıştı.

10 Temmuz 2025 Perşembe

Diyelim Yüzde 17,79’u Verdiler!

 İstatistik Kurumu’nun son verilerine göre, altı aylık hayat pahalılığı yüzde 17,79 olarak gerçekleşti. Önce bir yanlış anlamayı düzeltelim, bu oran maaşımızın ne kadar eridiğini göstermiyor. Hayatın ne kadar pahalılandığını gösteriyor.

Yani 1 Ocak 2025’de 43 bin 469 TL ile yüz birim ürün alabiliyorsak; 1 Temmuz 2025’de aynı para ile 84,90 birim ürün alabiliyoruz. Bu da bugünün 43 bin 469 TL’sinin, 1 Ocak tarihindeki 36 bin 903 TL ile eşit olduğu anlamına gelir. Kısacası asgari ücretin altı ayda 6 bin 571 TL eriyerek, önceki asgari ücret olan 40 bin 436 TL’nin de altına indiğini gösterir.

1 Temmuz 2025 Salı

Bir Muhalefet Makamı Olarak Cumhurbaşkanlığı

Ekim ayında Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yine sandık başında olacağız. 2025 cumhurbaşkanlığı seçimleri Ersin Tatar’ın cebren ve hile ile gasp ettiği bu makamdan uzaklaştırılması için ciddi bir mücadeleye sahne olacak gibi görünüyor. Ancak henüz tüm adayların belli olmaması ve tarih yaklaştıkça sürecin sıcak gelişmelere gebe olması nedeniyle, gelin biz bu seçimlere daha genel bir perspektiften bakalım.

Bildiğiniz gibi özelde Bağımsızlık Yolu, genelde devrimci hareketimiz; Kıbrıs’ın kuzeyinde esas iktidarın büyük sermaye ve TC egemenlerinden oluşan bir Egemen Blok’ta yoğunlaştığını ifade etmektedir. Bu nedenle belediyeler, hükümet veya cumhurbaşkanlığının bir iktidar odağı olmadığını her fırsatta hatırlatıyoruz. “Hükümete Değil Muhalefete Talibiz” slogan ile de vurguladığımız bu gerçek, şu anlama gelmektedir: Kıbrıs’ın kuzeyinde seçimle talip olunan tüm makamlar, esas iktidar odaklarına karşı bir muhalefet mevzisi olarak anlamlıdırlar.

25 Haziran 2025 Çarşamba

Atın Ağzında Kaç Diş Var?

MÖ 384 ile MÖ 322 tarihleri arasında yaşamış olan Aristoteles düşünce tarihinin en önemli filozoflarından birisidir. Çeşitli tarihsel sebeplerle Hristiyanlık teolojisinde de Aristo’ya büyük bir önem atfedilmiş ve onun kitaplarında geçen bilgiler tartışmasız doğru kabul edilmiştir.

Aristo, bir kitabında atların ağzında yirmi sekiz adet diş olduğunu yazmıştır. Bu yanlış bilgi, Aristo yazdığı için Orta Çağ boyunca tartışmasız doğru kabul edilmiştir. Anlatılan bir hikayeye göre, bu bilgiyi sınamak isteyen genç bir papaz, dişlerini saydığı bir atın otuz altı dişi olduğunu görür. Bu gözlemini paylaştığı diğer papazlar da atın dişlerini sayarlar ve gerçekten de otuz altı dişi olduğunu görürler. Bunun üzerine Aristo’nun asla yanılamayacağına, dişlerini saydıkları atta bir sorun olduğuna karar verirler ve bundan sonra atların dişlerinin sayılmasını yasaklarlar! Bu hikayeyi neden anlattım? Yazının kalanını okursanız, nedenini anlayacaksınız!

18 Haziran 2025 Çarşamba

Şu Nüfus Meselesi

Ne zaman kimlik ve irade konularında bir tartışma yaşansa, mesele gelip nüfus konusunda düğümleniyor. Bu aslında çok da şaşırtıcı değil, çünkü gerçekten de nüfus sorunu kimlik ve irade meselesiyle iç içe bir konudur.

Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan “reel nüfus” ve kktc bakanlar kurulu kararlarıyla “vatandaş yapılanlar” olarak iki ana kategoriye ayırabileceğimiz bu mevzu; Kıbrıslı Türklerin kendi kimliklerine sahip çıkmaları ve yaşadıkları topraklarda irade icra edebilmeleri bakımından kritik önemdedir.

11 Haziran 2025 Çarşamba

Kıbrıslılık

Ortalarda dolaşan bir şehir efsanesi, bizim “Kıbrıslı olmaya karşı olduğumuz” yalanını yayıyor. Gelin bu işin aslını konuşalım.

4 Haziran 2025 Çarşamba

Süper Devrimciler!

Fidel Castro, Küba devrimini “soldan” eleştiriye tabi tutmak isteyen ancak bunu yaparken ülke koşullarını dikkate almaksızın ahkâm kesen bir grup solcu entelektüele cevap amaçlı kaleme aldığı yazısında, söz konusu entelektüelleri bu ifade ile tanımlar: Süper Devrimciler!

Tumturaklı sözcüklerle, keskin ama altı boş cümlelerle devrimci olunamayacağı; aksine en mütevazi ve en basit gündelik yaşam taleplerinin, en uzlaşmaz kopuşları tetiklediği, Castro’nun bizzat kendi yaşamından öğrendiği temel bir derstir. Ama devrimi ve sosyalizmi, yüksek perdeden slogan sallamaktan ibaret bir ergen atarı olarak algılayan “süper devrimciler” her dönem ve her coğrafyada var olmuştur.

Bizim ülkemizde de bir süreden beridir, bizi “reformist”likle itham eden bir “süper devrimci” çevresi mevcut! Bağımsızlık Yolu “polis sivile bağlansın ve sendikalaşsın” mı dedi, “her bölgeye sığınma evi” mi istiyor, “özel sektörde sendika ve asgari ücret mücadelesi” mi veriyor, “servet vergisi ve vatandaşlık yasası” mı istiyor, kurumlara sahip mi çıkıyor, hepsine cevap hazır: kktc’yi güzelleştirmeye çalışan reformistler!

30 Mayıs 2025 Cuma

Kıbrıs’ın Kuzeyinde Sermaye Merkezileşmesi

Sınıf mücadelesi yerine kimlik siyasetini koymak isteyenler aksini inkâr ede dursunlar, kktc’de işçi sınıfı çığ gibi büyümeye devam ediyor. İstatistik Kurumu’nun yayınladığı 2023 yılına ait son verilere bakıldığında bunu net olarak görmek mümkündür.

Kıbrıs’ın kuzeyinde çalışan işçilerin sayısı bir önceki yıla göre 23 bin 721 kişi artarak toplamda 178 bin 793 olmuştur. Bu bir yılda yüzde 15,29’luk bir artış demektir. Üstelik bu artış işletme sayısı neredeyse aynı kalırken gerçekleşmiş, yani sermaye yoğunlaşması ile birlikte hayat bulmuştur. Ama buna geçmeden bu 23 bin 721 rakamına biraz daha yakından bakalım.

28 Mayıs 2025 Çarşamba

Bezirgan Siyaseti ve Eleştiri Kurumu

Geçtiğimiz günlerde sevdiğim bir arkadaşım bana şöyle dedi; “başkalarının fikirlerini eleştirmesen, sadece kendi düşüncelerini ifade etsen daha iyi olmaz mı? Sen kendi fikirlerini söyle, başkaları da kendi fikirlerini söylesin. İnsanlar da kendilerine göre en mantıklı olanı seçsinler. Böylece tartışma, polemik ve gerginlik de olmaz. Herkes için en iyi ve huzurlusu bu olmaz mı?”

Başta kulağa çok makul, barışçıl ve dostane gelen bu yaklaşıma katılmıyorum. Makul, barışçıl ve dostane bir insan olmayı doğru bulmadığım için değil; bu fikrin kendini göstermeye çalıştığı gibi makul, barışçıl ve dostane bir fikir olmamasından dolayı…

21 Mayıs 2025 Çarşamba

Türkçe Konuşan Kıbrıslılar (Yeniden)

Geçen hafta yazdığım “Türkçe Konuşan Kıbrıslılar” başlıklı makalemden sonra, bu ifadeye yönelttiğim eleştirileri destekleyenler kadar rahatsız olanlar da oldu. Bazı kişiler “size ne herkesin kendini nasıl adlandırdığından” diyerek tepki gösterdi.

Öncelikle şunu net olarak ortaya koyayım, tek tek bireylerin kendini nasıl tanımladığını olumlamak veya olumsuzlamak hiç kimsenin haddine değildir. Benim de böyle bir amacım yoktur. Bu nedenle yazılarımı tek tek kişilere özel değil kamuoyuna hitaben yazıyorum.