Ekoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2025 Pazartesi

Kıbrıs’ın Kuzeyinde Kapitalizmin Durumu

İstatistik Kurumu’nun 2022 yılına dair en güncel İşyeri İstatistikleri yayınlandı. Veri yoksunu ülkemizde İstatistik Kurumu sistematik ve iyi bir iş çıkarıyor. Kurum’da çalışan emekçilerin bu titiz çabası her türlü takdiri hak ediyor. Ne yazık ki kendi var oluşunu Kıbrıs sorununa endeksleyen birçok sol yapı, emekten kopması ile paralel olarak verilerden, olgulardan, hakikatlerden de kopmuş durumda. Tarihte ve dünyada sol denilince akla gelen ve halen de erişilebilir olan bilimsel veriye dayalı analizler artık yerini, ahlaki sızlanmalara bırakmış durumda. Analitik akıl için tam bir çöl ortamı yaratan bu durum karşısında, bulabildiğimiz her veri kırıntısına tutunmak zorundayız. 

6 Aralık 2018 Perşembe

Gücünüz Gariban Öğrencilere ve Dayısız Göçmenlere Yeter

Alternatif bir kalkınma modeliniz var mı?” diye soruyordu Mete Boyacı elini kolunu sallaya sallaya… Evet sizin kalkınma modelinizi gördük: Yitirilen canlar, yıkılan evler, ters dönmüş araçlar, perişan bir ülke… Rant, kâr ve zenginlik için ülkeyi ele geçirmiş inşaat sermayesine ödenen bedel şimdilik bu. Tabii inşaatlar sırasında ölen, yaralanan ve sakat kalan işçileri saymazsak… Doğa ile uyumlu, nüfusu ve planlaması ile kârı değil yaşamı merkeze alan bir gelecek, inşaat patronlarının cebinden çıkmaz. Onların cebinden çıksa çıksa kan çıkar, göz yaşı çıkar, kâbus çıkar…

26 Temmuz 2018 Perşembe

Yangının Acısını Paylaşmak

Yunanistan’da gerçekleşen yangın ve bu yangının yarattığı felaket hepimizi yüreğini dağladı. Televizyon, gazete ve sosyal medyadan önümüze ulaşan görüntüler; insanların, ağaçların, hayvanların yani bir bütün olarak doğanın yüzleştiği acı ile buluşturdu bizi. Birçoğumuz gözümüzden zihnimize akan görüntülerle empati kurdu ve uyukusuz vakitler geçirip, çaresizce nasıl yardım edeceğini düşündü. Geriye acımızı haykırmak, yazmak ve düzenlenen yardım kampanyalarına katılıp elimizden geldiğince yaraların sarılmasına katkı koymak dışında bir seçenek kalmadı.

2 Ocak 2018 Salı

Karpaz Emirnamesi

Hüseyin Özgürgün, “ucube Karpaz emirnamesi yırtılıp atılacak” demiş ve eklemiş “bu emirname yüzünden ülkenin en değerli bölgesi yatırımsız kaldı.”
Son beş yılın ÜÇ BUÇUK yılında hükümetteydiniz. “Neden yapmadınız?” diye de sorabilirim… Karpaz’ın ekolojik anlamdaki önemini de vurgulayabilirim. Bilmeyenler için, konunun yerleşim alanları değil, “Milli Park” olan insansız bölümle ilgili olduğunu anlatabilirim.

28 Aralık 2016 Çarşamba

“Hepimiz Suçlu” muyuz?

Girne bölgesinde yaşanan su baskınları sonrası; olanların toplum olarak hepimizin suçu olduğu, bir suçlu bulup onu kötülemekle bu yaşananların önüne geçemeyeceğimiz, teker teker her bireyin bu çarpık yapının oluşmasında pay sahibi olduğu ve kendi kendimize yönelik özeleştiri yapmadan benzer olayların yaşanmaya devam edeceğine dair yaygın bir fikirle karşılaştık…
Buna göre; dere yataklarına yapılan evlerde oturan, bu evlere göz yuman belediyeyi destekleyen, doğa yıkımı yaşanırken günlük hayatını devam ettiren, mevcut çarpık yapıyı beslemekte olan gelmiş geçmiş tüm hükümetlere oy veren ve hatta yeterince tepki göstermeyerek yaşananlara sessiz kalan herkes, yani aslında hepimiz yaşananların müsebbibiydik! Hiçkimsenin bir başkasını veya hiçbir siyasi yapının bir başka siyasi yapıyı eleştirmeye hakkı yoktu! 
Hiçbir siyasi yapı ile alakası olmayanlarımız da suçlu olmaktan kurtulamıyordu, çünkü onlar da en azından mevcut partilerin yıllardan beridir seçilmekte olmasından dolayı kabahatliydi. Bu süreçte, “Bu hükümetleri biz seçtik”, “Hepimiz suçluyuz”, “Bizim de payımız var” gibi cümleler en çok duyulan söz kalıpları oldu…

24 Şubat 2016 Çarşamba

Bunları Biliyor muydunuz?

Türkiye’den gelen suyu mühendislik becerileri bakımından Kıbrıslı Türklerin rahatlıkla idare edebileceğini, zaten hali hazırda yetişmiş mühendislerimizin bu işi yapmakta olduğunu ve olası her durumda (özelleştirme/DSİ) işin başında bu mühendislerin olacağını…
***
Kıbrıslı Türkler açısından kamusal bir idare ile ve düzgün bir yapı ile; su yönetiminin ve işletmesinin kolayca düzenlenebileceğini; hukukçularımız ve uzmanlarımızın bu konuda hali hazırda yapılmış hazırlıkları olduğunu…

1 Ocak 2015 Perşembe

“Her Şey Değişip Akmada”



“Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!
ne akıştır ki bu, dalgalarında
                     dağlıdır alnı en mukaddes putun
                     kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
                               bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
       akar suya kabil mi vurmak kilit?
Nazım Hikmet Ran

30 Ocak 2013 Çarşamba

Karpaz’da Ne Oldu!



Bilindiği gibi Baraka’nın da kurucuları arasında bulunduğu “Karpaz Milli Parkı’nı Koruyalım İnisiyatifi” tarafından 27 Ocak Pazar gün saat 10:30’da Özel Koruma Alanı içerisinde bir basın açıklaması yapılacağı kamuoyuna duyurulmuştu.
Ancak o gün Dipkarpaz Köyü’nde yaşanan olaylar, ne yazık ki bu basın açıklamasından daha fazla gündem oldu, daha fazla konuşuldu...
İnisiyatif’in amacı çok net ve meşruydu. İlan edilen amaç ve uygulanacak olan yöntemde belirsiz olan hiçbir şey yoktu...

1 Temmuz 2012 Pazar

Zor Zamanlardan Geçiyoruz



Zor zamanlardan geçiyoruz...
Türkiye’de AKP iktidarı; muhafazakar gericilik, neo-liberalizm ve Kürt halkına baskıya dayalı saldırısını her alanda yoğunlaştırıyor... Kıbrıs’ta seçim partilerinin tamamı AKP’yi karşısına almadan, hatta mümkünse AKP’nin onayını, sempatisini alarak siyaset yapmaya çalışıyor... Kıbrıs’ın kuzeyindeki TC hegomonyasına direniş örgütlemeye çalışan yapılar, eskinin ezberleri ile yeniye cesaret edebilme ikilemi arasında gidip geliyor... Kıbrıslı Türk halkı kararlı ve ilkeli bir öncünün yokluğunda ve hayal kırıklıkları ile dolu yakın geçmişin basıncı altında umutsuzluğu yaşıyor...

3 Ocak 2012 Salı

Emek ve Doğa



Kıbrıslı Türk halkı olarak toplumsal varoluş mücadelesi yürütüyoruz. Ancak aynı zamanda dünya üzerinde yaşayan biz insanlar dahil birçok tür için de bir varoluş sorunu tüm yakıcılığı ile gündemde. Bu öyle bir sorun ki, Kıbrıslı Türkler dahil tüm dünya insanlarını eşit derecede ilgilendirmesine rağmen, içinde yaşadığımız sermaye düzeni tarafından önemsiz gösterilmekte, uzmanların çözeceği ufak bir sorun gibi algılamamız istenmektedir.
Oysa, “Burjuvazi sadece insan emeğini değil doğayı da acımasız bir sömürüye tabi kılarak ekolojik sistemi; yani tüm canlıların biyolojik olarak varolması için gereken doğal koşulları ortadan kaldırmak, imha etmek üzeredir.(1)”

21 Eylül 2011 Çarşamba

Ya Bir De Petrol Bulurlarsa



Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ABD menşeli bir şirketle anlaşarak Kıbrıs’ın güney sahillerinde petrol ve doğalgaz arama çalışmaları başlatması bir süreden beridir gündemin ilk sıralarındaki yerini koruyor.
TC’nin Akdeniz’de ne olup bittiğine hoyratça karışan arsız tavrı uzun süre konuşuldu. Bu o kadar utanmaz ve çelişkili bir tavır ki, kendi dış politika yetkilileri bile bu tavrı izah etmekte zorlanıyorlar.
Kendini bölgenin ağası ilan eden, önüne gelene posta koyan, delikanlı TC; ABD’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne verdiği güvenceden sonra yan çizip bayrağı yarıya indirdi. Şimdi sümüklerini çeke çeke, “biz de kktc ile kendi münhasır alanımızı ilan edip aramalar yapacağız” diyor.
Eh tabii, uluslararası emperyalizm arenası Hamitköy Roundabout’una benzemiyor. Kıbrıslı Türklere yaptığın muameleyi de Ortadoğu’nun bölgesel güçlerine yapmak mümkün değil...

12 Ocak 2011 Çarşamba

Bir Otobiyografi Denemesi (Baraka)



Baraka’nın kuruluş tarihi nedir? Bu soruyu bir defada yanıtlamak neredeyse imkansız gibi… İki ay süren buluşmalarına son noktayı 4 Temmuz 2001 tarihinde koyan bir grup genç, Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği bahçesinde kahve içerken ortak bir metin hazırlayıp imzaladıklarında kurulmuştu belki Baraka. Ama daha ismi yoktu, binası yoktu, gerçi hiçbir zaman ciddiye alınan bir tüzüğü olmadı ama tüzüğü de yoktu. Bu kararın hemen ardından maddi sıkıntıların aşılması için bir dizi faaliyet örgütlendi. Bunların en önemlisi S.O.S. ve Çıkmaz Sokak grupları ile Alkapon ve Emre’nin bedelsiz sahne aldıkları 29 Ağustos 2001’de gerçekleşen dayanışma konseridir. Böylece Baraka’nın artık bir logosu, ilk afişi ve ilk etkinliği vardı ama acaba Baraka kurulmuş muydu? Yoksa bağış makbuzlarının basılması ve bir bina kiralanabilmesi için kampanya başlatılmasıyla mı kuruldu Baraka? Belki de Baraka’nın kuruluş tarihini 1 Nisan 2002’de tamire muhtaç ilk dernek lokalinin kiralanması olarak kabul etmeliyiz. Ya da bu binada 3 Haziran 2002’de gerçekleşen Nazım Hikmet Anması da olabilir kuruluş tarihi.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Dosya: Bunalım



Argasdi’nin yirmi birinci; 2011 yılının ilk sayısında dosya konusu olarak “bunalım”ı seçtik. Elbette ki bu seçimimizin temel nedeni 2008 yılından beridir gündemimizde olan küresel krizdir. Ancak Hammaliye Kurulu olarak bu dosyayı hazırlarken sadece “kriz ve ekonomi” çerçevesinde kalmadan, genel olarak bunalım olgusunu masaya yatırmak istedik. Hemen her biri, bir dergi boyutunda işlenebilecek olan, çeşitli açılardan yaklaştığımız bunalım konusunu kısıtlı sayfalarımızdan tüm derinliği ile sunamadığımızın farkındayız. Gene de Kıbrıs gibi güzel bir ülkede bile bunalım kelimesinin ne kadar çok olguyu çağrıştırabileceğine dair genel bir çerçeve çizebildiğimizi düşünüyoruz.

5 Ekim 2010 Salı

Halk Olma Hakkı İnkar Edilmiş Bir Halkın Hakları



Kıbrıs’ta En Temel Hak İhlali: Kendi Kaderini Tayin Hakkı (1)
Kıbrıs, Akdeniz’in doğusunda bulunan stratejik bir yeni-sömürgedir. Adanın bakır, pirit gibi yer altı ve narenciye, patates, tahıl gibi yer üstü ekonomik kaynakları ciddi bir değer taşısa da; tarih boyunca kaderine stratejik önemi yön vermiştir. Tarih boyunca istilalara uğrayan, dış güçler tarafından yönetilen ve kendi bağımsız gelişme dinamiklerine hükmedemeyen bir adadır Kıbrıs.

1 Ekim 2010 Cuma

Neo-Liberal İç Savaş ve Devrimci Direniş, Argasdi Hammaliyesi Sayı 20



19 Nisan 2009 Genel Seçimleri öncesinde Argasdi’nin 14. sayısında şöyle demiştik; “seçim sonrası hükümeti kesinlikle bir ‘Neo-liberal İç Savaş Hükümeti’ olacaktır. Bu hükümet, CTP tarafından belli bir noktaya getirilen neo-liberal saldırının genişletilmesi ve derinleştirilmesi ekseninde yürüyecektir. Bu hükümet, emek mücadelelerine, grevlere ve eylemlere karşı çok daha acımasız olacaktır. En ufak bir direniş eğilimini bastırmak konusunda tereddütsüz ve emeğin haklarına saldırı noktasında pervasız olacaktır. Doğanın talanını iştahla devam ettirecek bu hükümet, gerçek bir iç savaş hükümeti olacaktır.”

2 Nisan 2010 Cuma

Tufan Gerçekti Nuh’un Gemisi İse Efsane



“Geride kalan haftalarda sel onlarca insanı alıp-götürdü, evler, köprüler yıkıldı, işyerleri tahrip oldu, ekili alanlar ve mahsuller zarar gördü, suya zehirli kimyasallar karıştı... Doğal âfet dendi, ihmal dendi, dere yatağına ev mi yapılır, bu 'derenin intikamıdır' dendi, sorumlular hesap versin dendi, 'muhalif' olduğu sanılan siyasetçiler hükümeti suçladı... Elbette her zaman olduğu gibi 'konunun uzmanları' da konuştular-yazdılar ama konuşmalarda-yazılarda kapitalizm kelimesi geçmedi... Kimse 'bu sosyal bir felakettir, gerisinde kapitalist sömürü, yağma ve talan var' demedi... Eğer öyle diyecek olsalar 'konunun uzmanı' sayılıp, 'değerli görüşlerini' sizinle paylaşmaları mümkün olur muydu?”

1 Şubat 2010 Pazartesi

Sel Felaketi ve Kamu

Güzelyurt bölgesinde yaşanan son sel felaketi kamusal hizmetlerin önemini bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır. Felaketten etkilenen insanlara insani yardımın ulaştırılmasında canla başla çalışan kamu emekçileri, emekçilerin tembelliğine dair bolca laf yapmayı marifet sayanları utandırmış mıdır bilinmez ama; bu tarz felaketlerde KAR MANTIĞI ile çalışan özel sektörün değil; TOPLUMSAL FAYDA için çalışan kamu sektörünün hayati bir nitelik taşıdığı ortaya çıkmıştır.

1 Ocak 2010 Cuma

2009 Biterken Kısa Bir Değerlendirme!



Hiç kuşkusuz ülkemizde 2009 yılına damgasını vuran en önemli olay nisan ayında gerçekleşen seçimler olmuştur. Seçim sonuçları sadece CTP’nin muhalefete düşmesi ve UBP’nin hükümet koltuğuna oturması ile değil, sol içi ilişkilere etkileri bakımından da belirleyici olayların yaşanmasını getirdi.

1 Kasım 2007 Perşembe

Argasdi Hammaliye Kurulu (Sayı 8.5)



Argasdi’nin geçen sayısında “Sermayenin kalk borusuna uygun yürütülen saldırı dalgasını en iyi karakterize eden iki olay; emeğe ve doğaya karşı yürütülen harekatlardır” (Argasdi Sayı 7.5) demiştik. Son üç ayda yaşananlar bu tespitimizi doğrulayıcı şekilde gelişti. Sermaye hem emeğe hem de doğaya saldırmakta, üstelik bunu korkusuz bir hoyratlıkla gerçekleştirmektedir.

19 Kasım 2003 Çarşamba

Yel Değirmenleri

Kuzey Ege’nin minicik bir adası var. İsmi Bozaada. Çanakkale’den bakıldığı zaman gerçekten de boz bir rengi var. Ama adanın batısı hiç de boz değil. Aksine sık çam korulukları ile kaplı.
Amacım Bozcaada’yı tanıtmak ve sizlere bir gezi yazısı sunmak değil. Her ne kadar da bu adacık, bağları, balıkçılığı ve 2,500 nüfusuna rağmen internet cafesinden lisesine kadar capcanlı insanları ile sözünü etmeye değer bir görünüm de sunsa, benim için asıl süpriz; Ömür, Gonca, Aybike, Banu, Sezen, Elizabeth, Yasemin, Aysun, Tracy, Meltem, Rita ve sözünü etmediğim diğerleriydi. Bunlar da mı kim?