Sınıf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sınıf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2021 Cumartesi

Emekçi İktidarını Başarabiliriz


Hangi sınıfa mensup olursak olalım Kıbrıs sorununun hepimizin yaşamında bir etkisi var. Esnaf, kamu emekçisi, öğretmen, özel sektör emekçisi, hatta tüccar bile olsak; günlük hayatımıza şu veya bu şekilde Kıbrıs sorunundan kaynaklı bir sıkıntı mutlaka musallat oluyor. Bu sebeple de Kıbrıs sorununun sınıflar üstü gibi görünen bir yapısı var. Bugüne kadar onlarca yıldır yürütülen çerçevede de her Kıbrıslı Türk görüşmeci; esnaf, emekçi, tüccar demeden tüm Kıbrıslı Türkler adına hareket ettiğini iddia etmiş, benzer bir durum Kıbrıslı Elen liderliği için de geçerli olmuştur. Ancak her iki görüşmecinin de esasta kendi toplumu içerisindeki patronların sözcüsü oldukları bilinen bir gerçekken, patronların liderliğinde sürdürülen süreç de, bugün duvara toslamış durumdadır.

2 Haziran 2021 Çarşamba

Emekçilerden Çaldığınız Bir Ayı Geri Verin!


 UBP-DP-YDP Azınlık hükümetinin emekçilere yönelik saldırılarını kınıyoruz. Sokağa çıkma yasaklarının gevşemesi ile birlikte öğrendik ki tüm toplumun can derdine düştüğü günlerde, sağlık için gerekli bir önlem olarak hayata geçirilen sokağa çıkma yasakları sırasında Azınlık Hükümeti emekçilerin haklarını gasp etmek için yeni şeytanlıklar düşünmüş ve sessiz sedasız hayata geçirmiştir.

19 Ocak 2021 Salı

Servet Vergisi, Memurlar ve Mutluyakalı

 

Sayın Cenk Mutluyakalı, bugünkü Yenidüzen’de yayınlanan yazısında Servet Vergisi ile ilgili fikirlerini ifade etti. Yazısının başında ve sonunda tekrar ettiği ana fikri ve kendince “somut” bulmadığı için servet vergisine alternatif olarak öne sürdüğü yaklaşımı ben de buraya koyayım: “Ortak gelirimizi ayrımsız tüm çalışanlara paylaştırarak olağanüstü günleri dayanışma ile atlatabiliriz.”

Önce Cenk Mutluyakalı’nın, Servet Vergisi talebine yönelttiği eleştirilere bakalım:

1 Kasım 2020 Pazar

Seçimler, Sonuçlar, Sorumluluklar

 Siyasal tarihimizde görülmemiş oranda gergin bir seçim sürecini geride bıraktık. Bugüne kadar tüm seçimlerimize müdahaleler olmuştu. Ancak bu seçimde şimdiye kadarki olayları kat kat geride bırakan şeyler yaşadık. Yüzleştiğimiz müdahaleleri “yalan, baskı, rüşvet ve hile” başlıkları altında toplayıp sayfalarca örneklemek mümkün...

7 Eylül 2020 Pazartesi

Bu Davet Bizim!


Ülkemiz siyasal arenasında bugüne kadar “sol” ve “sağ” arasındaki ayrım; hep Kıbrıs sorunu endeksili bir şekilde kurgulandı. Çözüm ve barıştan yana olanlar “solcu”, çözüm sürecine dair tedirginliği olanlar “sağcı” sayıldı. Ancak bu her anlamda yanlış bir düşünce tarzıydı!

Öncelikle çözüm ve barıştan yana olan tüm insanların, “çözüm adına yapılan her şeyi” desteklediği söylenemez. Üstelik çözüm sürecine dair somut konularda tedirginliğini ifade etmek, illa ki barışa karşı olmak anlamına gelmiyor! Tüm bunlara rağmen, “çözümcüler solcu, sağcılar çözüm düşmanı” kalıplaşmış ezberi on yıllardan beridir ülkemizde yerleşmiş bir düşünce tarzı oldu.