Gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2025 Çarşamba

Özgürlük ve Ayrıcalık

Herhangi bir konuyu, özüne sadık kalarak tartışmanın giderek zorlaştığı bir iklimde yaşıyoruz. Bunun son örneğini, ortaokullarda kız çocuklarının başını kapatmasının önünü açan bakanlar kurulu kararı ile deneyimlemekteyiz.

Bandana kararının, verili konjonktürde siyasal İslam’a verilmiş bir taviz ve çocuk istismarının meşrulaştırılması olduğu gerçeğine rağmen; bu kararı eleştirenlerin “baskıcı”, kararı sahiplenenlerin “özgürlükçü” olarak sunulması, bunun en bariz göstergesidir.

23 Nisan 2022 Cumartesi

23 Nisan ve Çocukların Kıyafetleri

 

23 Nisan İlkokulu'nda yaşanan rezalete biraz yakından bakarak, bu ülkenin röntgenini çekebilir miyiz dersiniz?

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki; çocukların kıyafetleri hazır olmadığı için törenlerin yapılamaması, utanılacak bir durumdur. Peki bu utanç kime aittir?
Yapılan haberlere ve bu haberlerin altındaki yorumlara bakılırsa; okul idaresine, eğitim bakanlığına ve elbette hükümete veya devlete!
Tüm bu sayılanların da elbet sorumluluktan azade olmadığını vurgulayarak, ilgili haberlerde ve "öfkeli" yorumlarda sorgulanmayanı da sormak gerekiyor... Olayda ifade edilen "firma"nın adı nedir?

1 Temmuz 2018 Pazar

Kaşıntı, Merak, Ölüm ve Yaşam

Yıllar önce yeni doğmuş kızım mışıl mışıl uyurken, aklıma gelen “ya şimdi bir yerleri kaşınır da kendi kendini kaşıyamazsa” şeklindeki düşünceyle irkildiğimi hatırlıyorum... İnsan herhangi bir sebepten kaşınabilir; sinek ısırığı, bir organını sürekli aynı şekilde tutmak veya toz, ter gibi en doğal sebepler kaşıntıya neden olabilir. Kaşındığımızda, elimizi kaşınan yere götürür ve tırnaklarımızı cildimizin üzerinde hareket ettiririz. O ne hoş bir rahatlama hissidir, nasıl güzel bir duygudur... Kaşınma ihtiyacı duyduğumuz halde  kaşınamasaydık kim bilir bizim için nasıl bir kabus olurdu...

10 Haziran 2017 Cumartesi

Din İşleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın Düşündürdükleri

Geçtiğimiz haftanın yoğun gündeminde kendine hızla yer açan ve halkın büyük bir çoğunluğu tarafından kaygıyla takip edilen bir yasal değişiklik söz konusu: Din İşleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı. Tasarı bir süreden beridir ilgili Meclis Komitesi’nde görüşülmekte olduğu halde ne yazık ki bu süre zarfında kamuoyunun bilgisine gelmemiş ve ancak ilgili Komite’de oy birliği ile onaylandıktan sonra Meclis dışı muhalefetin çabaları sonucu gündem olabilmiştir. Sadece bu olgu bile, Meclis içinde halkın konulara müdahil olabilmesi kaygısı ile hareket eden bir öznenin eksikliğinin göstergesidir. Halkımızın sadece bugününü değil, çocuklarımızın geleceğini de yakından ilgilendiren böylesi bir konunun; yeterince tartışılmadan apar topar ve oy birliği ile Genel Kurul gündemine alınabilmesi kaygı vericidir.
Peki bu Değişiklik Yasası’nda neler var, gelin yakından bakalım...

7 Aralık 2016 Çarşamba

ALİHAN PEHLİVAN BENİ YAZMIŞ

Bunca toplumsal mesele varken, kendi şahsi konularımla kimseyi meşgul etmek istemem. Ama belirtmeden geçemeyeceğim bir noktacık var; Alihan Pehlivan beni yazmış... Dün BRT'de bugün de Kanal T'de ismimi vermeden aşağıdaki linkte yazdıklarını tekrarlıyormuş...
Özetle, kayıt dışı çalıştırılan tır şöförünü ben "enseleyemediğim" için bu kazanın meydana geldiğini, işimi yapmak için maaş aldığımı ama işimi yapmadığımı, Başbakanlık kapısını benim kırdığımı, benim gibi kişileri istihdam eden hükümetin gerçekten de istifa etmesi gerektiğini, işe gitmediğimi, gitsem de iş yapmadığımı ve devleti yönetenlere küfür ettiğimi öne sürüyor Alihan Pehlivan...

Eylemden Notlar: Liselilerden Öğrenmek


Dün Sendikal Platform’un çağrısı ile gerçekleşen Genel Grev ve Başbakanlık önündeki eylemlilik ülkemizdeki hükümet, muhalefet, gençlik, polis, sendikalar ve seçim partileri konusunda birçok tartışmaya neden oldu. Yedi gündür tüm eylemlere katılmış birisi olarak, dünkü eylemin ilk bakışta bana düşündürdükleri ve üzerinde çok daha derin çözümlemeler yapılması şart olan başlıklar şöyle:

30 Kasım 2016 Çarşamba

SERDAR DENKTAŞ'IN YÜZÜ

[Dağyolu'nda gerçekleşen ve devletin açık ihmalleri nedeniyle kaza denilemeyecek kadar vahim sonuçlanan olaydan sonra gerçekleşen eylemlerden bir gözlem.]

Bugün, tam gün sokaktaydım. Tüm eylemlere katıldım... Ruhumda çok derin izler bırakacak şeyler gördüm, duydum, yaşadım. Ama Serdar Denktaş'a dair unutamayacağım iki olay var ki, onları buraya yazmak istiyorum:

Katil Devlet


 
Sözün bittiği yer…

Bir okul otobüsü ve bir iş aracı…

Saat sabahın yedisi…

Ölüm karanlıkta buldu genç bedenleri…

Suçları okula gitmek için otobüse doluşmak mıydı?

Yoksa bu duyarsız, umarsız, lanetli coğrafyada doğmak mıydı?

Geride savrulmuş okul çantaları, dağılmış defterleri ve kitapları kaldı…

Ve belki o defterlerin bir köşesine karaladıkları aşk şiirleri…

9 Kasım 2016 Çarşamba

Mağusa Polisi, Polis ve Polisler

Türkiye’de giderek açık bir görünüm alan faşist uygulamalar hepimizin malumu...
Bu uygulamaların hızla Kıbrıs’a da sirayet edeceği ve “Türkiye’de ne varsa aynısının bizde de yaşanacağı” endişesi ise yaygın olarak paylaşılan bir hissiyat...
Bu koşullarda, Türkiye’de yaşananlara sessiz kalmamak ve demokrasi, adalet, özgürlük talebinde Türkiye halkları ile dayanışmak ciddi önem arzediyor.

22 Haziran 2016 Çarşamba

#Reddediyoruz’u Anlamak

“Reddediyoruz” sloganı etrafında gerçekleşen eylemlilikler dizisi ve Koordinasyon Ofisi kurulmasına karşı yürütülen mücadele, Kıbrıslı Türk siyasetinde son 15 yılda yaşanan üçüncü büyük sarsılmayı temsil ediyor. Binlerce gencin (birçoğu hayatında ilk kez olmak üzere) sokağa çıkması, müthiş bir dinamizm sergilemesi, neşe ve kararlılıkla damgalanmış bir eylemlilik dizisi yürütmesi; geleneksel siyasal özneler tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Bu Çocuklar Kim?

Koordinasyon Ofisi anlaşmasının onaylanma sürecine girmesi ile birlikte, sadece bir haftada gençler sokakları zapt etti..
Bisikletlerle, yürüyerek, danslarla, tiyatroyla, müzikle, sloganlarla, oyunlar-espriler ve en önemlisi neşeyle doldurdurlar tüm şehri...
Son gece, mücadele sürerken sokaklardan kalplere doğru hızlı bir geçiş yapanlar da onlardı...
Samimiyetleri, özverili duruşları, yürüyerek, zıplatarak, çadırlarda uyuyarak ortaya koydukları inançları; tüm ülkenin gönlünü fethetti...

26 Şubat 2014 Çarşamba

Vicdani Ret Haktır



Murat Kanatlı “zorunlu” seferberlik hizmetine gitmeyi reddettiği için para cezasına çarptırıldı...
Bu para cezasını ödemeyi kabul etmediği için de on gün hapis yatmasına hüküm verildi...

28 Ekim 2013 Pazartesi

Zorunlu Askerlik Konusunda Yenidüzen Gazetesi'nin Röportajı



1- Askerlik konusunu gençliğin bir sorunu olarak görüyor musunuz? Neden?
Zorunlu askerlik konusu; genel olarak tüm Kıbrıslı Türk toplumunun, özelde ise gençliğin önemli sorunlarından biridir. Yanlış olarak sanıldığı gibi sadece askerlik yaşına gelmiş erkekleri ilgilendiren bir konu değil, tam aksine kadınları da yakından etkileyen bir konudur zorunlu askerlik.

27 Mart 2013 Çarşamba

Kara Komedi



Önce gençleri işsiz, ülkeyi geleceksiz bırakacaksınız...
Sonra “gelin size iş buldum” diyerek; çaresiz insanları, güvencesiz ve garantisiz işlere yerleştireceksiniz...
Ölümü gösterecek, ardından sıtmaya razı edeceksiniz...
Maaşlar asgari ücretin biraz üzerinde, izin hakkı kadrolu personelin yarısı kadar, geleceği sizin iki dudağınızın arasında...
Hem de bu yaptığınızı; “torpil”, “imtiyaz”, “avantaj” olarak sunacaksınız...
Bir de teşekkür bekleyeceksiniz, üstüne...

22 Şubat 2012 Çarşamba

Sosyal Hizmetler



Herkesin hepbir ağızdan aynı şeyi söylediği ortamlarda bulundunuz mu hiç?
Hadi zorlayın hafızanızı, bir kez olsun yaşamış olmalısınız bu durumu...
Her konuşan kendi söylediğinden gayet emindir. Zaten diğer konuşanlar da onunla hemfikirdir.
Her söylenen daha önce söylenenlerin teyidi, daha sonra söylenecek olanların da zeminidir.
Öylesine bir karşılıklı onaylama sarmalı içinde bulursunuz ki kendinizi, değil itiraz etmeye farklı düşünmeye bile cesaret edemezsiniz.

19 Ekim 2011 Çarşamba

Çerçeveler ve Çocuklar



Bir çerçeve çizilmiş, bir çizgi, bir sınır...
Yok öyle sıradan bir çizgi değil, ama fazla önemsemeye de gerek yok...
Aslında gayet önemli ama gene de biraz sıradan...
Yani demem o ki, hem ciddiye alınıyor hem de umursanmıyor.
Hem herkesin umurunda hem de kimse ciddiye almıyor...
Hiç de dikkate alınmaması, uyulmaması hatta üzerinde düşünülmemesi gerektiğini savunduğumuz bir yasak aslında! Bu yasağı ciddiye alanı biz de alaya alıyoruz. Hem de acımasızca...

1 Ekim 2011 Cumartesi

KDYÖG Yayın Organı SOMUT



Kıbrıs Devrimci Yüksek Öğrenim Gençliği (KDYÖG) yayın organı SOMUT 1988 yılının ekim ayında yayınlanmaya başlamıştır. KDYÖG; Ankara, İstanbul, Eskişehir ve İzmir başta olmak üzere Türkiye’deki çeşitli şehirlerde yüksek öğrenimini devam ettiren devrimci gençlerin örgütü idi. Ekim 1988’den Kasım 1990’a kadar toplam dört sayı yayınlanmış olan Somut isimli dergi, bugün KDYÖG’den geriye kalan en derli toplu kaynaktır.

28 Eylül 2011 Çarşamba

Direnenler De Var Bu Havalarda



Lisede okumak için köyünden yola çıkan bir öğrenci günde ortalama 10-15 TL’yi baslara (otobüs) veriyor. Bu rakam ayda 300 TL’yi aşabiliyor.
Gün içinde kantinde yapılan harcamalar, kırtasiye masrafları, kıyafet gibi giderler ve özel ihtiyaçları, harçlığı da düşünüldüğünde bir öğrencinin aylık gideri neredeyse asgari ücrete eşdeğer...
Daha okullara eğitimden bütçe ayrılmamasından kaynaklı olarak yaratılan bilet, bağış vb. soygunculuk yöntemlerini saymıyoruz bile... Geçtiğimiz yıllarda yaşadık, bağışını vermeyen okula kayıt yaptıramadı, biletini satmayan karnesini alamadı.

4 Eylül 2011 Pazar

Anlaşılma ve Anlaşmama Üzerine



Sayın Ferdi Sabit Soyer’in Gaile sayı 125/126’da yayınlanan yazılarını keyifle okudum. Bir süreden beridir Gaile Dergisi sayfalarında sürmekte olan tartışma bağlamında birçok fikir, görüş yazıldı. Bu bağlamda Ferdi Sabit Soyer de tartışmada aktarılan tarihsel değerlendirmelere ilişkin katkı yapmak istemiştir. En önemlisi de hem yazısının başlığında hem de giriş ve sonuç bölümlerinde “anlaşılma”, “anlaşmama”/ “anlaşma” ayrımlarına vurgu yaparak; yürekten katıldığım “sol tartışmalarda her şeyden önce anlaşılma meselesi önem taşımalıdır. Tartışmanın diğer ayağı olan anlaşma veya anlaşmama meselesi ise olayın diğer boyutu olmalıdır” noktasının altını çizmiştir.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Kıbrıs’ta Sosyalizmin Evrenselliği ve Yerelliği



Gaile Dergisi’nin 122. Sayısında Cemal Mert imzası ile yayınlanan “Kıbrıs’ta Sosyalist Mücadele Geleneği ve İthal Sosyalist Kültür” başlıklı yazı, ülkemiz solunun kendi tarihini öğrenmesi ve köklerini bulması noktasında önemli bir uyarı içeriyor. Tüm dünyada tarih bilinci sol açısından salt bir bilgi yığılmasından öte bir anlama sahip olmuştur. Tarih, geçmiş deneyimlerden çıkarılan dersler ve geleceğe dair bir çıkarsamalar alanı sunması bakımından her zaman bugüne dair bir olgudur. Bu yüzden de ne zaman nerede ne olduğundan öte bir geçmiş değerlendirmesi boyutu taşır. Sol açısından geçmişin değerlendirilmesi, geleceğin inşasından ayrı düşünülemez. Ve elbette, akademik kaygılar bir yana, geleceği kurma iddiası olmadan geçmişi bilme kaygısı ortaya çıkmaz. İşte tüm bu sebeplerle Kıbrıs’ta sol iddia taşıyan her kişi ve örgütün, dünya devrimci pratiği kadar Kıbrıs devrimci, sosyalist, demokrat pratiğini de bilme çabası içinde olması beklenir, istenir bir durumdur.