Radikal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Radikal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2019 Cumartesi

Erhürman Türkiye Karşısında Neden Güçsüz?

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın “Türkiye’nin istemediği bir şeyi ona dayatacak ne yetkimiz, ne de gücümüz var” şeklindeki açıklamasını gördüğümde, aklıma 2013 seçimlerinde Toplumsal Varoluş Güçleri listesinden aday olduğumda, birlikte katıldığımız TV programlarında yaptığımız tartışmalar geldi.
Bu programlarda Erhürman ısrarla TC ile ilişkileri “vesayet” diye adlandırıyor ve bu ifadenin “işgal” ile farkını da şöyle izah ediyordu: “işgal dışardan dayatılan tek taraflı bir yönetilme ilişkisidir. Oysa vesayet içerden talep edilen bir yönetilme ilişkisidir.” Yani o vakitler Erhürman, Kıbrıs’ta bizi TC’nin yönettiğini ancak bu durumun TC’nin isteği ile değil bizim talep etmemiz nedeniyle ortaya çıktığını söylüyordu. Erhürman’a göre bizim her olayda TC’ye başvuran beceriksiz yöneticilerimiz değişirse (kendisi yönetici olursa) zaten TC’nin de istemediği bu durum sona erecekti…

22 Kasım 2018 Perşembe

Aman Partimiz Zarar Görmesin!


Geçtiğimiz hafta kktc’nin 35. kuruluş yıl dönümüydü. Bu tarih vesilesiyle birçok eski defter yeniden açıldı ve tarihsel olgular farklı bakış açıları doğrultusunda yeniden irdelendi. Her kesim güncel durumla kıyaslayarak 15 Kasım 1983 tarihinde gerçekleşen olayları yeniden ele aldı ve birçoğu da kendi tarihsel “haklılığının” kanıtlarını halka anlatmaya çalıştı.
Yeniden gündeme gelen eski defterlerden biri de 15 Kasım 1983 tarihinden önce, kktc’nin ilanına karşı olan kesimlerin, 15 Kasım günü Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi’nde oy birliği ile alınan ilan kararına nasıl olup da “evet” dediği oldu.

15 Kasım 2018 Perşembe

Ölüm ve Olgunluk

Sonay Adem ve Hulus İbrahim birer hafta arayla yaşamlarını kaybettiler. Birinin gidişi sessiz sedasız oldu, diğerinin ölümü günlerce konuşuldu.
Ölüm, özellikle ölenin geride kalan sevenleri açısından çok zor bir olgu. Herhangi bir kişiyi iyi veya kötü insan olarak tanımlamak, o kişinin ardından üzülen, onu seven ve yakını olan insanların varlığı gerçeğini değiştirmez. Yaşamı zorluklarla ve özveriyle geçmiş bir kişinin ardından üzülenler, yaşamında gelecek kuşakları olumsuz etkileyecek bir çok şey yapmış bir kişinin ardından üzülenlerden daha az olabiliyor. Çoğu zaman da böyledir zaten…
Kimin ardından kaç kişinin üzüldüğü veya hangilerinin gerçekten üzüldüğü, hangilerinin modaya uyduğu, hangilerinin ölümün acı gerçekliği karşısında eski defterleri bir yana kaldırdığı bilinebilecek, değerlendirilebilecek veya üzerine yorum yapılabilecek şeyler değil. Kimsenin de haddi değil. Ama ölenin yaşamında yaptıklarının ölüm tarafından unutturulmasını beklemek de mümkün değil…

4 Ekim 2018 Perşembe

Yoksulluk Kader Olamaz

Giderek derinleşen bir ekonomik kriz içerisindeyiz. Kriz en fazla halkı; özel sektör emekçilerini, küçük esnafı, küçük üreticiyi ve Göç Yasası sonrası işe girmiş kamu emekçilerini etkilemiş durumda. Peki bu kesimlerin krizden etkilenmemesi için, krizin bir yoksullaşmaya dönüşmemesi için yapılabilecek hiçbir şey yok mu?

29 Ağustos 2018 Çarşamba

Ek Mesai ve Top Niye Bizim Kalede?


Krizden en fazla etkilenmekte olan kesimlere yönelik hiçbir somut icraatta bulunmayan hükümet; zam yapmaya devam ediyor. Sendikalar hükümetin geçtiğimiz hafta açıkladığı önlemler paketi karşısında vatandaşın tepkisini örgütlemek için hiçbir şey yapmadı... Önlemler paketinin içeriğindeki teker teker maddelerle ilgili olarak, her kesim bir şeyler söylüyor, eleştiriyor, yeriyor veya tartışıyor. Ama paketin ruhu ile, hükümetin genel yaklaşımı ile ilgili Bağımsızlık Yolu dışında somut bir eleştiri ortaya koyan yok... Oysa tek tek her bir konuda ne yapılacağından daha önemli olan konu şu: Bu krizde siyasi irade kimin korunmasına öncelik verecek; büyük sermayenin mi, yoksa küçük üretici, esnaf ve emekçilerin mi?
Meseleyi bu temelden tartışmadığımız sürece, sermayeden yana hareket eden hükümet hepimizi teker teker avlamaya devam edecektir. Tıpkı üyeleri ek mesai çalışmak zorunda bırakılan bir grup sendikanın başına gelen gibi...

9 Ağustos 2018 Perşembe

Asgari Ücret Rezalet: Çare Federal Kıbrıs mı?

Elektrik, benzin ve tüp gaza yapılan ardı ardına zamlar, giderek yoksullaşmakta olan Kıbrıslı Türk halkını çileden çıkmaya bir adım daha yaklaştırmış durumda. Söz konusu zamlar Türk Lirası’nın aylardır uçurumdan düşercesine değer kaybettiği ve sosyal güvencelerin neredeyse tamamen eridiği bir güvencesizlik ortamında yaşanıyor. Şöyle ki, TL’deki düşüş tüm ithal malların kendiliğinden pahalılanması anlamına geldiği gibi, eğitim, sağlık, ulaşım, barınma gibi her türlü elzem yaşamsal faaliyet de özel sektöre devredilmiş durumda. Üstelik, elektrik, benzin ve tüp sadece bireysel tüketim açısından değil, her türlü üretimde temel girdi olması anlamında da yeni zamların tetikleyicisi durumunda.
Kısacası; ithal olan her şey TL’den dolayı zamlanıyor; zaten olmayan yeri üretim de temel girdi maliyetlerinin artışı ile zamlanıyor ve halkın geçmişte ücretsiz temin ettiği yaşamsal ihtiyaçlardan devlet çekilerek bunlar için de para harcanmasını normalleştiriyor. Bunun doğal sonucu giderek artan yoksulluk ve derinleşen bir krizdir...

2 Ağustos 2018 Perşembe

Popülizm Nedir? Ne Değildir?

Halkın Partisi milletvekilleri tarafından maaş artışlarını her ay seçecekleri bir derneğe bağışlanacağına dair duyurunun yapılması üzerine, birçok boyutu olan bir tartışma süreci yaşandı. HP vekillerinin bu kararı, ülkemizde yaşanmakta olan yoksullaşmaya dair yapısal bir çözüm içermeyip sadece kendi vicdanlarını rahatlatacak bir yaklaşım olduğu için eleştirildi. Hatta tepki topladı. Tartışmanın bu kısmına girmeyeceğim, ancak HP’nin yaklaşımının yoğun olarak “popülist” ithamı ile eleştirilmiş olmasından hareketle, son yıllarda siyasi literatürümüzde sıkça yer bulmaya başlayan bu kavrama dair birkaç söz söylemek istiyorum.

27 Temmuz 2018 Cuma

Sevgili Tufan

Sevgili Tufan,
Senin de bildiğin gibi 22 Ocak’ta bir grup faşist, Lefkoşa sokaklarında terör estirdi. Afrika Gazetesi’ne saldırıp linç girişiminde bulundu, sen içerde milletvekilliği yemini ederken Meclis’in damına çıkıp kabile bayrağı astı... Polisin bu faşistlere hiçbir şey yapmaması üzerine onbinlercemiz yağmurda sokaklara döküldük. Belki o gün aramızda sen de vardın, malum henüz hükümet kurulmamış sen de başbakan olmamıştın....

26 Temmuz 2018 Perşembe

Yangının Acısını Paylaşmak

Yunanistan’da gerçekleşen yangın ve bu yangının yarattığı felaket hepimizi yüreğini dağladı. Televizyon, gazete ve sosyal medyadan önümüze ulaşan görüntüler; insanların, ağaçların, hayvanların yani bir bütün olarak doğanın yüzleştiği acı ile buluşturdu bizi. Birçoğumuz gözümüzden zihnimize akan görüntülerle empati kurdu ve uyukusuz vakitler geçirip, çaresizce nasıl yardım edeceğini düşündü. Geriye acımızı haykırmak, yazmak ve düzenlenen yardım kampanyalarına katılıp elimizden geldiğince yaraların sarılmasına katkı koymak dışında bir seçenek kalmadı.

19 Temmuz 2018 Perşembe

Teşvik Sendikacılığı ve Sendikalar

Özel sektörde çalışma koşullarının iyileşmesi ve huzurlu bir iş yaşamına ulaşabilmek için örgütlenmek isteyen onbinlerce emekçi var. Ancak hepimizin bildiği gibi, çalışanların geleceğini iki dudakları arasında tutan patronlar, işçilerin bu en meşru arzusunun önünde bir engel olarak dikiliyorlar. İşçiler bırakın örgütlenmeyi, en basit bir meselede patrona itiraz ettikleri anda kendilerini kapının önünde bulabilirler. Hatta birçok durumda, hiçbir “sorun” çıkarmasalar bile sırf patron o gün öfkeli diye işini kaybeden yüzlerce emekçi var.
Durum böyleyken, işçilerin örgütlenmesini engelleyen patronlara “teşvik” adı altında fidye ödeyerek, emekçilerin en meşru haklarını satın almak, siyasi iradenin yapması gereken en son şey dahi değildir. Bir hakkı engelleyen, bir hakkın karşısına dikilerek başka insanların özgürlüklerini gasp eden kesimlerin, ödüllendirilmesi değil cezalandırılması gerekir. Ancak siyasi irdeyi elinde bulunduranlar, esasen adaletten yana değil patronlardan yana oldukları için, bu durumdan yarattıkları mazeret ile işverenlerine yeni gelir kaynakları oluşturabiliyorlar. Emekçilerin örgütlenme özgürlüğünü serbest bırakmaları karşılığında patronları maaşa bağlamaya dayalı yeni Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı projesi de bundan başka bir şey değil.

12 Temmuz 2018 Perşembe

Şartlı Tahliye Kurulu’nun Peşinde

Bir süreden beridir kafayı Şartlı Tahliye Kurulu’na taktık. Onca gündem arasından mutlaka vakit bulup, Şartlı Tahliye Kurulu ile ilgili bir eylem, bir açıklama, bir soru, bir girişimde bulunuyoruz. Peki neden?
Aslında teknik neden belli; 22 Ocak 2018 tarihinde Meclisin damında kabile bayrağı açan ve Afrika gazetesinde Madımak provası yapan faşistlerin ceza süreleri dolmadan Şartlı Tahliye Kurulu tarafından serbest bırakılması...
Ama işin bir de devrimciler için önemli olan siyasal nedenleri var. Bu siyasal nedenler yüzündendir ki, toplumun tüm diğer kesimleri için konu sıcaklığını yitirdiği halde devrimciler olayın peşini bırakmıyor. Gelin bu nedenleri konuşalım...

5 Temmuz 2018 Perşembe

Teşvik Sendikacılığı Çözüm mü?

Özel sektörde çalışan emekçilerin günlük sıkıntları uzun zamandır halının altına süpürülemeyecek noktaya gelmiş bulunuyor. En bilinen ve dile getirilen sorun iş cinayetleridir. Bunun bir sebebi de iş cinayetlerinin gizlenemeyecek kadar büyük bir olgu olması elbette, ancak ortalama yıllık 5-6 iş cinayetinden son dört yıldır 9-10 cinayete doğru yükselen ivme de bunda büyük bir etkendir. Gene de özel sektörde tek sorunun işçi sağlığı ve güvenliği olmadığını bilmek gerek. İş cinayetleri, tüm diğer cinayet biçimlerinde olduğu gibi sadece çalışma yaşamının ne durumda olduğunu gösteren bir sonuç olarak görülmelidir. Çalışma yaşamında güvencesiz çalışma, yıllık ücretli izin kullanamamak, mobbing, maaşların gününde ödenmemesi, sigortasız çalıştırılma, ek mesai ödenmemesi, resmi tatillere uyulmaması, yatırımların gerçek maaş üzerinden yapılmaması gibi yüzlerce kanayan yara vardır. Ve iş cinayetleri bu sorunların oluşturduğu buz dağının sadece görünen yüzüdür.