Benim konuşmam “İki toplumlu iki bölgeli federasyonun önemi nedir? Çözüm için başka bir zemin mümkün müdür?” başlığı altında olacak. Bunun için kısaca da olsa “Kıbrıs sorunu nedir?” sorusunu kendimize sormamız gerekiyor.
Konuşmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konuşmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Kasım 2024 Cumartesi
İki toplumlu iki bölgeli federasyonun önemi nedir? Çözüm için başka bir zemin mümkün müdür?
Değerli konuklar ve sayın
konuşmacılar*. Öncelikle bu yıl 6.sı düzenlenen “Sol ve Kıbrıs Sorunu”
konferansını selamlıyor ve bu değerli çabalarından ve davetlerinden ötürü
organizatörlere teşekkürlerimi sunuyorum. Umuyorum ki sunulan tebliğler ve
yapılacak tartışmalar sözde kalmasın ve bir bütün olarak Kıbrıs solunun
pratiğine ışık tutsun, mücadelemize katkı sunsun…
26 Ekim 2018 Cuma
Pahalılığı Protesto Miting Konuşması
Merhaba iki yakasını biraraya getiremeyenler!
Markette alabildikleri günden güne azalanlar,
ay sonu faturalar ne kadar gelecek diye tedirgin
yaşayanlar!
Çocuğun okul parasını, durduğu yerde katlanan banka
borcunu nasıl ödeyeceğim diye uykuları kaçanlar, evdeki hesabı çarşıya
uymayanlar;
Hem evde hem işte iki defa sömürülen kadınlar, merhaba!
Bu krizde “bir de işsiz kalır mıyım” diye endişelenen
özel sektör çalışanları,
Sigortası yatmayanlar, maaşı azaltılanlar, patron kaç
saat isterse o kadar saat çalışanlar merhaba!
Merhaba ek mesai ücreti maaşından az olan kamu
emekçileri!
Merhaba sade makarnaya talim eden üniversite öğrencileri!
Merhaba üvey evlat küçük esnaf, küçük üretici!
Taşın altına elini koyup, kolunu kurtaramayan Kıbrıslı
Türk halkı merhaba!
10 Kasım 2012 Cumartesi
Baraka Yılmadan Yoluna Devam Edecek
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Baraka Anti-militarist Barış Harekatı'ndan Neden Ayrıldı?
14 Ağustos 1974’te “Ayşe Tatile
Çıksın” parolasıyla harekete geçen Türk ordusu Kıbrıs’a yerleşti. Aradan geçen
38 yıla rağmen “tatil” bir türlü bitmedi. Bugün Kıbrıs’ta, “Tatil Bitti. Artık
Ayşe Evine Dönsün” sloganı ile grevler, eylemler, konserler düzenleniyor.
Baraka Kültür Merkezi de, bu 14 Ağustos’ta “Bağımsız Kıbrıs” sloganı ile bir
eylem düzenleyeceğini ilan etti. Baraka aktivisti Münür Rahvancıoğlu ile
“Bağımsız Kıbrıs” eylemini ve geçtiğimiz yıllarda katıldıkları Antimilitarist
Barış Harekatı’ndan neden ayrıldıklarını konuştuk.
Firuzan Nalbantoğlu
Etiketler:
Afrika,
Baraka.cc,
Birlik,
Etik,
Kıbrıs Sorunu,
Konuşmalar,
Marksizm,
Neo-liberalizm,
Sanat,
Sendika.org,
Siyaset,
Sol Liberalizm,
Şiddet,
Tartışma
3 Kasım 2011 Perşembe
Göç Yasası Davası'nda Mahkemeye Hitap
| www.yargilaniyoruz.org |
Grev
ve miting olaysız bir şekilde sonuçlandığı halde, iki gün sonra 30 Ekim 2009
tarihinde 19 eylemci kktc Polis Teşkilatı’na davet edilerek kendilerine iki
dava okundu. Davaların içeriğine birazdan geleceğim.
15 Ekim 2011 Cumartesi
Gelecek Gazetesi'nin Röportajı
Gelecek: Dünyada ve ülkemizde ilerici demokrat
kesimlere karşı giderek artan baskılar yaşanıyor. Ülkemizde demokrasi daha iyi
bir gelecek kurulması için mücadele eden bir örgüt olarak süreci kısaca nasıl
değerlendiriyorsunuz?
M.R. Gerek
dünyanın çeşitli ülkelerinde gerekse de ülkemizde yaşanan anti-demokratik
uygulamalar, sistemin içerisinde bulunduğu krizden ayrı düşünülemez. 1990’lı
yıllarda reel sosyalist ülkelerin ortadan kalkmasıyla birlikte, sistem; “Başka
Alternatif Yok” sloganını yükseltti. “Taarihin Sonu” ideolojisi şeklinde de
bilinen bu yaklaşım ise 1990’ların ortalarından itibaren sarsılmaya başladı.
13 Şubat 2011 Pazar
28 Ocak Mitingi Sonrası Express Dergisi ile Söyleşi
* Annan Planı dönemi ardından, Kıbrıs yine
Türkiye gündeminde. O zaman AKP ve onu destekleyen kesimler tarafından
'kahraman' olarak görülen, sempatiyle bakılan kitle ile, bugün 'hain' denilen
kitle aslında aynı kitle değil mi?
Soruya cevap vermeden önce bir küçük hatırlatmada bulunayım. 2000’li yılların başında Kıbrıs’ın kuzeyinde ortaya çıkan hareketlilikler kitlesel mitingler Annan Planı’ndan biraz daha önce başlamıştır. Bankaların iflas etmesi ile birlikte kktc Meclisi kitleler tarafından basılmış ve o dönemki ismiyle Avrupa Gazetesi yazarlarının sudan gerekçelerle tutuklanması üzerine mitingler süreci başlamıştır. O tarihlerde 10-15 bin kişilik mitingler örgütlenebiliyordu. Ki Kıbrıs şartlarında bu çok yüksek bir rakamdır. UBP-TKP hükümetinin istifa etmesi ile durdurulamayan hareketlilik, kendini sendika, parti ve demokratik kitle örgütlerinin buluştuğu Bu Memleket Bizim Platformu çatısı altında ifade etmeye başlamıştır. Annan Planı’nın taraflara sunulması ve görüşme sürecinin hızlanması ile birlikte bu halk hareketliliği BMBP tarafından Annan Planı’na doğru yöneltilmişti. Yani hareketlenmenin nedeni Annan Planları değildi. Ama Annan Planları gibi somut hedeflerin ortaya çıkması ile birlikte kitleselliğin de katlanarak arttığını söyleyebiliriz. Annan Planlarının gündemde olduğu süreçte mitinglere katılan kitlenin 50-60 bin kişiye kadar yükseldiği söylenebilir.
Soruya cevap vermeden önce bir küçük hatırlatmada bulunayım. 2000’li yılların başında Kıbrıs’ın kuzeyinde ortaya çıkan hareketlilikler kitlesel mitingler Annan Planı’ndan biraz daha önce başlamıştır. Bankaların iflas etmesi ile birlikte kktc Meclisi kitleler tarafından basılmış ve o dönemki ismiyle Avrupa Gazetesi yazarlarının sudan gerekçelerle tutuklanması üzerine mitingler süreci başlamıştır. O tarihlerde 10-15 bin kişilik mitingler örgütlenebiliyordu. Ki Kıbrıs şartlarında bu çok yüksek bir rakamdır. UBP-TKP hükümetinin istifa etmesi ile durdurulamayan hareketlilik, kendini sendika, parti ve demokratik kitle örgütlerinin buluştuğu Bu Memleket Bizim Platformu çatısı altında ifade etmeye başlamıştır. Annan Planı’nın taraflara sunulması ve görüşme sürecinin hızlanması ile birlikte bu halk hareketliliği BMBP tarafından Annan Planı’na doğru yöneltilmişti. Yani hareketlenmenin nedeni Annan Planları değildi. Ama Annan Planları gibi somut hedeflerin ortaya çıkması ile birlikte kitleselliğin de katlanarak arttığını söyleyebiliriz. Annan Planlarının gündemde olduğu süreçte mitinglere katılan kitlenin 50-60 bin kişiye kadar yükseldiği söylenebilir.
8 Şubat 2011 Salı
Baraka: 'Ankara elini yakamızdan çek'
26 Nisan 2010 Pazartesi
Röportaj: Sabah Postası
Baraka
Kültür Merkezi aktivisti Münür
Rahavancıoğlu 'Can Sarvan'la Sabah Postası' programına katılarak,
Sarvan'ın sorularını yanıtladı:
Soru:
Neredeyse hangi sivil toplum kuruluşu eylem yapıyorsa Baraka olarak oradasınız.
Bizim STK’ların çoğu AB ve USAİD gibi kurumların fonlarından yararlanmak üzere
kurulduğu için olsa gerek üye sayıları çok düşük. Siz uzmanlaşmış
aktivistler olarak her eyleme lojistik destek veriyor gibisiniz. Sizinle
aynı ideolojik görüşü paylaşmasalar da sivil toplum örgütleri sizi çok
seviyor...
Münür
Rahvancıoğlu: Baraka
özünde bir kültür merkezi. Ben ve birçok başka arkadaş da kendimizi devrimci
olarak tanımlıyoruz. Kültürel alan da bizim için politik bir alan. Her alanın
politik bir alan olduğunu düşünüyoruz ve bundan dolayı içinde bulunduğumuz her
alanda tabii ki kültürel alanla bağlantısını kurarak tavrımızı koyuyoruz.
Amacımız senin ironik bir şekilde ortaya koyduğun gibi sadece eylem yapmak
değil.
20 Nisan 2010 Salı
'Kıbrıs'ı çok daha sert günler bekliyor'
3 Temmuz 2008 Perşembe
Neo-Liberalizm Nedir?
Bugün
eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal
hizmet yoksulların, halkın zararına ama
bir avuç sömürücü, zengin kişinin yararına olmak üzere yeniden düzenleniyor.
Halkın bu en temel haklarına neo-liberal ekonomik doktrin gereği el konuluyor.
Peki bu neo-liberalizm nedir ve neden bu haklarımızın olmaması gerektiğini
öğütler? Günümüzde sıkça karşılaştığımız neo-liberalizm terimi, özünde
liberalizmden türetilmiş bir kelimedir.
6 Mayıs 2008 Salı
6 Mayıs 2008 Denizler Anması Bildirisi
"...Egemen sınıflar sağlıklarında,
büyük devrimcileri ardı arkası gelmez amansız cezalarla mükafatlandırırlar;
doktrinlerini, en vahşi düşmanlık, en koyu kin, en namussuz yalan ve iftira
kampanyalarıyla - karşılarlar. Ölümlerinden sonra büyük devrimcileri zararsız
azizler haline getirmeye söz uygun düşerse evliyalaştırmaya, ezilen sınıfları
teselli etmek ve onları aldatmak için isimlerini bir hale ile süslemeye
çalışırlar. Böylece onların devrimci doktrinlerinin gerçek özü unutturulur,
basitleştirilir ve devrimci keskinlikleri törpülenir" (Lenin)
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Türkiye’nin tam
bağımsızlığı için; emperyalizme, kapitalizme ve onların yerli işbirlikçisi
iktidarlara karşı mücadele ederlerken yakalandılar. Düzmece bir mahkemenin
sonunda idama mahkum edildiler. Bu idamın engellenmesi, devrimci yoldaşlarının
kurtarılması için mücadele eden THKO ve THKP-C’nin daha sonraki eylemleri de
başarısız oldu. 1972 yılı, 1960’lı yılların öğrenci gençlik ve işçi
mücadelelerinin yarattığı en ileri kadroların, TC oligarşisi tarafından
topyekün yok edilmesi ile kapanırken; Türkiye devrimci hareketi ciddi ve inkar
edilemez bir yenilgi ile yüzleşti.
27 Temmuz 2002 Cumartesi
Münür Rahvancıoğlu ve Osman Mekansız anlattı: Baraka Kültür Merkezi
“Baraka’nın hedefi bu toplumda muhalif bir duruş ortaya koymaya çalışan
herkese kendini evinde gibi hissedebileceği bir ortam yaratmaktır”
Baraka Kültür Merkezi,
geçtiğimiz Çarşamba akşamı açıldı... Baraka’dan Münür Rahvancıoğlu ve Osman
Mekansız’la bu yeni kültür merkezine neden gerek duyulduğu, hedefleri ve
ulaşmak istedikleri noktalar konusunda konuştuk:
10 Ekim 1998 Cumartesi
Medya ve Etik
Medya ve Etik
konulu panelimizde benim üzerinde önemle durmak istediğim konu TARAFSIZLIK
konusudur. Gazetelerin, Televizyonların, kısaca iletişim araçlarının tarafsız
olması gerektiği, özellikle de içerisinde yaşadığımız iddia edilen “Bilgi Çağı”nda
bunun daha bir gerekli olduğu neredeyse global bir mutabakat halindedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






