1- Seçimlere Kıbrıslı Türklerin katılımı %5,5 civarında kaldı. Bunun katılım oranları üzerinden kurumların meşruluğunu sorgulayanlar için sarsıcı bir sonuç olduğu gerçek! Yıllardan beridir söylüyoruz, seçimlerde oy verip vermemeye sahip olmadığı anlamlar yüklemenin hiçbir karşılığı yoktur. Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılımın düşüklüğü, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği’ni reddettikleri anlamına gelmiyor. Tıpkı son kktc seçimlerinde katılımın %30’un altına düşmesinde olduğu gibi. Bağımsızlık Yolu bu seçimlere dair PM kararında bunu net olarak ifade etmişti. Belki de bu seçimden çıkarılacak en büyük ders, çocukça beklentilerle dolu anlamsız boykot pratiğinin hiç bir karşılığı olmadığının artık anlaşılması gerektiğidir.
AB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Haziran 2024 Çarşamba
Avrupa Parlamentosu Seçim Dersleri
1- Seçimlere Kıbrıslı Türklerin katılımı %5,5 civarında kaldı. Bunun katılım oranları üzerinden kurumların meşruluğunu sorgulayanlar için sarsıcı bir sonuç olduğu gerçek! Yıllardan beridir söylüyoruz, seçimlerde oy verip vermemeye sahip olmadığı anlamlar yüklemenin hiçbir karşılığı yoktur. Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılımın düşüklüğü, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği’ni reddettikleri anlamına gelmiyor. Tıpkı son kktc seçimlerinde katılımın %30’un altına düşmesinde olduğu gibi. Bağımsızlık Yolu bu seçimlere dair PM kararında bunu net olarak ifade etmişti. Belki de bu seçimden çıkarılacak en büyük ders, çocukça beklentilerle dolu anlamsız boykot pratiğinin hiç bir karşılığı olmadığının artık anlaşılması gerektiğidir.
Şener Levent, Şener Levent’e Karşı!
Şener Levent’in makalesini manşete taşıyan Avrupa Gazetesi diyor ki;
1- “AP seçimlerine katılmayarak Kıbrıslı Türk adayları Rum partilerine yamalanmak zorunda bırakan siyasi partilerimiz toplumumuzu yine Avrupa’nın dışında ve Türkiye’nin kucağında kalmaya mahkum ettiler…”
2- “Avrupa Parlamentosu’ndaki sandalyeler seve seve Kıbrıslı Rumlara bırakıldı…”
8 Haziran 2024 Cumartesi
Kıbrıslılar Birliği Ltd. ve Oz Karahan
Salih Oğuzhan Karahan’ın, Kıbrıs’ın güneyindeki savaş yanlısı sağcı Yeşiller Partisinden Avrupa Parlamentosu adaylığı ile birlikte Kıbrıslı Türkler arasında kendisi ve örgütü Kıbrıslılar Birliği hakkında bir farkındalık gelişti. Bağımsızlık Yolu bir süreden beridir Kıbrıslılar Birliği isimli örgütün ideolojik duruşuna dair değerlendirmeler ve eleştiriler yapıyordu.
6 Haziran 2024 Perşembe
Oz Karahan’dan ve ELAM’dan Özür Dilerim!
Bu yazı Kıbrıslılar Birliği
başkanı, Yeşiller Partisi’nden Avrupa Parlamentosu adayı Oz Karahan ve Kıbrıslı
Elenlerin faşist örgütü ELAM’dan özür dilemek amacıyla yazıldı! Kimisi
şaşırabilir ama benim bağlı bulunduğum etik standartlar, bir yazarın yanlış bir
benzetmede, hatalı bir değerlendirmede bulunduğu zaman özür dilemesini
gerektiriyor! Marksist olmanın zorluklarından birisi de bu aslında. Bir
Marksist her koşulda gerçeğe sadık kalmak, hakikati eğip bükmemek ve doğruyu
arama çabasından hiç vazgeçmemek zorundadır! Bu da hakikati ifade etmek için
dostları kırmayı göze almak kadar, kişinin kendisine karşı da acımasız olmasını
gerektiriyor!
15 Mayıs 2024 Çarşamba
Avrupa Parlamentosu, Propaganda ve Hakikat
9 Haziran Pazar gün gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu seçimleri, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde kayıtlı partiler üzerinden Kıbrıslı Türklere yönelik yoğun bir propagandaya vesile olmuş durumda. Bu propagandanın bir parçası da, Avrupa Parlamentosu adayları arasında Kıbrıs’ta barış isteyen üç Kıbrıslı Türk adayın var olduğu söylemidir!
AKEL adayı Niyazi Kızılyürek, Volt adayı Hulusi Kilim ve Yeşiller adayı Oz Karahan’ın, “Kıbrıs’ta barış isteyen üç Kıbrıslı Türk” oldukları söyleniyor. Bu iddia Oz Karahan için külliyen yanlış, bu sanı Yeşiller Partisi için kökten hatalı ve temelsizdir!
8 Mayıs 2024 Çarşamba
Faşizm Biçim Biçim
6 Mayıs Pazartesi tarihli Özgür Gazete’de, “Limasol’da maskeli 100 kişilik grup araçlara ve polislere molotofla saldırdı” başlıklı bir haber dikkatinizi çekmiş olabilir. Olayın detaylarını sosyal medyadan bulabilirsiniz, burada aktarmayacağım! Ancak bunun münferit bir olay olmadığını belirteyim. Mesela 4 Mayıs akşamı Larnaka’da 70 kişilik maskeli bir grubun gerçekleştirdiği başka bir saldırının videoları da var sosyal medyada... Veya 27 Ağustos’da Hloraka’da, 1 Eylül’de de Limasol’da aşırı sağ militanların göçmenlere yönelik pogrom girişimi hala hatırlardadır!
2 Temmuz 2021 Cuma
Federasyon Eskidi mi? ‘İki Devlet’ Yeni Bir Fikir mi?
Son cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, federasyon müzakereleri ile Kıbrıslı Türk halkının vakit kaybettiği ve görüşmelere harcanan emeğin kktc’nin tanıtılmasına ayrılması durumunda çok daha olumlu sonuçların ortaya çıkacağı iddiası gündeme geldi. Bu iddia, kendisini ilk kez ortaya konmuş yeni bir fikir gibi sunuyordu.
9 Ağustos 2018 Perşembe
Asgari Ücret Rezalet: Çare Federal Kıbrıs mı?
Elektrik, benzin ve tüp gaza yapılan ardı ardına zamlar,
giderek yoksullaşmakta olan Kıbrıslı Türk halkını çileden çıkmaya bir adım daha
yaklaştırmış durumda. Söz konusu zamlar Türk Lirası’nın aylardır uçurumdan
düşercesine değer kaybettiği ve sosyal güvencelerin neredeyse tamamen eridiği
bir güvencesizlik ortamında yaşanıyor. Şöyle ki, TL’deki düşüş tüm ithal
malların kendiliğinden pahalılanması anlamına geldiği gibi, eğitim, sağlık,
ulaşım, barınma gibi her türlü elzem yaşamsal faaliyet de özel sektöre
devredilmiş durumda. Üstelik, elektrik, benzin ve tüp sadece bireysel tüketim
açısından değil, her türlü üretimde temel girdi olması anlamında da yeni zamların
tetikleyicisi durumunda.
Kısacası; ithal olan her şey TL’den dolayı zamlanıyor;
zaten olmayan yeri üretim de temel girdi maliyetlerinin artışı ile zamlanıyor
ve halkın geçmişte ücretsiz temin ettiği yaşamsal ihtiyaçlardan devlet
çekilerek bunlar için de para harcanmasını normalleştiriyor. Bunun doğal sonucu
giderek artan yoksulluk ve derinleşen bir krizdir...
26 Temmuz 2018 Perşembe
Yangının Acısını Paylaşmak
Yunanistan’da gerçekleşen
yangın ve bu yangının yarattığı felaket hepimizi yüreğini dağladı. Televizyon,
gazete ve sosyal medyadan önümüze ulaşan görüntüler; insanların, ağaçların,
hayvanların yani bir bütün olarak doğanın yüzleştiği acı ile buluşturdu bizi.
Birçoğumuz gözümüzden zihnimize akan görüntülerle empati kurdu ve uyukusuz
vakitler geçirip, çaresizce nasıl yardım edeceğini düşündü. Geriye acımızı
haykırmak, yazmak ve düzenlenen yardım kampanyalarına katılıp elimizden
geldiğince yaraların sarılmasına katkı koymak dışında bir seçenek kalmadı.
9 Ağustos 2017 Çarşamba
Çözümünüzü Nasıl Alırdınız: Bütünlüklü mü Parça Parça mı?
Mont Pellerin ve Crans Montana trajedilerinden sonra
“bütünlüklü çözüm” cephesi ciddi sarsıntılar geçiriyor. Başını CTP’nin çektiği
her cephenin dağılışında olduğu gibi, bu meselede de kürkçü dükkanını terkeden
tilkiler kendi aralarında en büyük eleştirmen rolünü kapmak için yarışmaya
başladı.
Her allahın günü “rekabet, hırs, haset” eleştirisi
yapanların, dün omuzlarında taşıdıklarına, bugün “kim önce tekmeyi basacak”
diye itişip kakışmalarını izlemek keyifli olabilirdi... Eğer başka bir ülkede
yaşıyor olsak ve Kıbrıs halklarının söz, yetki, karar, iktidar sorunu demek
olan Kıbrıs sorununun çözümüne dair kaygılarımız olmasa, gerçekten seyirlik bir
durumdur söz konusu olan.
26 Temmuz 2017 Çarşamba
Fonculuk, Akıncı ve Özeleştiri
Geçtiğimiz hafta yazdığım “Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Çöken Sadece Müzakere Süreci mi?”
başlıklı yazı sonrası, bazı dostlardan gelen çeşitli sorularla karşılaştım.
Buradan bu soruların yanıtlarını tartışmamız, benzer soru işaretleri olan
kişilere de ulaşmak için sağlıklı olabilir.
Öncelikle, okuma fırsatı bulamayanlar için özet olarak
geçtiğimiz hafta ne yazdığıma değinelim: Yazı Crans Montana sürecinin çökmesi
ile birlikte, “bütünlüklü çözüm” adına toplumsal muhalefeti baskılayan
kesimlerin yaşadığı travmaya odaklanıyordu.
19 Temmuz 2017 Çarşamba
Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Çöken Sadece Müzakere Süreci mi?
Crans Montana’da yaşanan çöküşten sonra neler olacağına
dair çeşitli senaryolar, B planları, öngörüler, tahminler, arzular, korkular
her yanımızı kaplamış durumda...
Şöven kesimler, yaşanan demoralizasyon ve gerilimden
faydalanarak “TC ile entegrasyon”, “ilhak”, “kktc’nin tanınması” veya
“konfederasyon” gibi eski tezlerini ısıtıp tekrar piyasaya sürdüler...
Görüşme sürecini gelir ve statü kapısı haline getirip
yıllardır yaşanan tüm fiyaskolardan ders çıkarmadığı halde hala “uzman” kabul
edilen kesimler de, yeniden dirilişleri için bu şöven kesimlere bel bağlamış
durumdalar. Nasıl mı? Gelin bir bakalım...
17 Mayıs 2017 Çarşamba
Görüşmeler Hiç Bitmesin
Kıbrıslı Türkler arasında bir süredir yüksek sesle ifade
edilmeye başlanan bir soru var; Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla
sürdürüldüğü ifade edilen görüşmelerin amacı farklı olabilir mi?
1960’lı yıllardan beridir onlarca görüşmeci, BM
sekreteri, AB yetkilisi ve “uzman” tüketmiş olan görüşme süreci, gerçekten de
bitimi olmayan koskoca bir labirent gibi, uzadıkça uzamıyor mu sizce de?
19 Nisan 2017 Çarşamba
Referandumdan Sonra: AB-ABD’ye Karşı Erdoğan
Türkiye’de Erdoğan diktatörlüğünü pekiştirecek referandum
tamamlandı. Ciddi şaibelerin ve usulsüzüklerin söz konusu olduğu
anti-demokratik sürece dair neredeyse tüm demokratik muhalefet bileşenlerinden
protestolar yağıyor.
Onlarca başlıkta özetlenebilecek ve Türkiye Barolar
Birliği tarafından da özetlenmiş olan usulsüzlüklerin herkes tarafından bilinen
bir tanesi ise iki buçuk milyon mühürsüz oy pusulasının sayım devam ederken
geçerli kabul edilmesi oldu. Bir milyondan biraz fazla bir oy farkı ile sonucu
tayin edilen bir referandumda, iki buçuk milyon sahte oyun ne anlama geldiğini
ise Bilal bile biliyor!
Refrandumun bu şekilde sonuçlandırılmış olmasının ve
Erdoğan’ın mevcut konumunu her türlü hile ile devam ettirme kararlılığının tek
ürünü ise; Türkiye toplumunun ciddi bir kamplaşma ve gerilim ile damgalanması
olmadı. Erdoğan ve Batı arasındaki ilişkiler de her geçen gün gerilmekte...
15 Şubat 2017 Çarşamba
Plebisit, Enosis, Taksim, Barış
Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Cumhuriyeti meclisinde alınan
bir karar çokça konuşuluyor. Karara göre, 1950 yılında Kıbrıslı Elenler
arasında düzenlenen ve Yunanistan ile ENOSİS’i talep eden plebisitin okullarda
okutulması ve kutlanması öngörülüyor. Bu karar alınırken DİSİ çekimser, AKEL de
hayır oyu vermiş ancak karar 19 oyla kabul edilmiş...
Söz konusu plebisit 1950 yılında Kilise tarafından
düzenlenmiş ve Kıbrıslı Elenler arasında ENOSİS talebi ile yürütülen mücadelede
AKEL ve Kilise arasındaki rekabette bir araç olarak kullanılmıştı. Bu
plebisitten sonra ENOSİS talebinin önderliğini tartışmasız bir şekilde Kilise
almış ve AKEL de ikinc plana düşmesine rağmen ENOSİS çağrısı yapmaya devam
etmişti.
ENOSİS’ten çok, Kıbrıslı Elen örgütlerin kendi
içlerindeki hegemonya mücadelesi bakımından anlamlar barındıran bir karardan
bahsediyoruz. Meclis’te “hayır” vermiş olan AKEL için de bu plebisit olayının
pek hoş duygularla anımsanmadığı, ama sebeplerinin Kıbrıslı Türk halkı ile pek
de benzemediği açık...
7 Aralık 2016 Çarşamba
ALİHAN PEHLİVAN BENİ YAZMIŞ
Bunca toplumsal mesele varken, kendi şahsi konularımla kimseyi meşgul etmek istemem. Ama belirtmeden geçemeyeceğim bir noktacık var; Alihan Pehlivan beni yazmış... Dün BRT'de bugün de Kanal T'de ismimi vermeden aşağıdaki linkte yazdıklarını tekrarlıyormuş...
Özetle, kayıt dışı çalıştırılan tır şöförünü ben "enseleyemediğim" için bu kazanın meydana geldiğini, işimi yapmak için maaş aldığımı ama işimi yapmadığımı, Başbakanlık kapısını benim kırdığımı, benim gibi kişileri istihdam eden hükümetin gerçekten de istifa etmesi gerektiğini, işe gitmediğimi, gitsem de iş yapmadığımı ve devleti yönetenlere küfür ettiğimi öne sürüyor Alihan Pehlivan...
Özetle, kayıt dışı çalıştırılan tır şöförünü ben "enseleyemediğim" için bu kazanın meydana geldiğini, işimi yapmak için maaş aldığımı ama işimi yapmadığımı, Başbakanlık kapısını benim kırdığımı, benim gibi kişileri istihdam eden hükümetin gerçekten de istifa etmesi gerektiğini, işe gitmediğimi, gitsem de iş yapmadığımı ve devleti yönetenlere küfür ettiğimi öne sürüyor Alihan Pehlivan...
23 Kasım 2016 Çarşamba
Mont Pelerin Sürecinin Analizi
Mont Pelerin’de gerçekleşen görüşmelerin yaratılan
beklenti ortamına uygun olmayan bir şekilde sonuçlanması ile Kıbrıslı Türk
ilerici toplumsal muhalefetinde genel bir hayal kırıklığı oluştu.
Böylesi bir hayal kırıklığının tek sebebi Akıncı yada
Anastasiadis’in zirvedeki performansında aranmamalı. En az bunun kadar, hatta
daha fazla, içeriği bilinmeyen bir görüşme sürecine romantik manalar
yükleyerek, halkı amigo düzeyinde bir cesaretlendirme rolü için sokağa çağıran
“platformlar” da bu hayal kırıklığının mimarlarıdır.
9 Eylül 2015 Çarşamba
Kıbrıs Sorunu: Bugünün Görevi
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın göreve gelmesi ile birlikte Kıbrıs müzakerelerinde yakalanan olumlu hava, her geçen gün bir anlaşmaya doğru ilerlemekte olduğumuza dair pozitif bir umuda dönüşmüş durumda…
Bölgemizde ve dünyadaki konjonktürel dengelere bakıldığında böylesi bir gelişmenin gerçekten de mümkün olabileceği ihtimali ortada…
Gelin güncel gelişmeleri daha iyi kavrayabilmek ve bugünün görevlerini çözümlemek adına, bildiğimizi sandığımız olguları bir gözden geçirelim.
Bölgemizde ve dünyadaki konjonktürel dengelere bakıldığında böylesi bir gelişmenin gerçekten de mümkün olabileceği ihtimali ortada…
Gelin güncel gelişmeleri daha iyi kavrayabilmek ve bugünün görevlerini çözümlemek adına, bildiğimizi sandığımız olguları bir gözden geçirelim.
2 Şubat 2015 Pazartesi
Syriza ve Solda Birlik Konusu - Yenidüzen ile röportaj
-'SYRİZA benzeri bir ittifak Kıbrıs’ta
neden mümkün olamıyor? Sol niye iş birliği yapamıyor?
Her
ülkenin kendine özgü koşulları ve mücadele eden örgütlerinin de yıllar içinde
oluşmuş bir davranış kültürü vardır. Bu sebeple de farklı ülkelerde ortaya
çıkmış deneyimlerin bire bir taklit edilmesi mümkün değil. Mümkün olsa da
yaşamda aynı karşılığı bulmayacaktır.
Syriza
deneyimini uzunca bir süreden beridir takip ediyoruz. Yunanistan’da faaliyet
yürüten ve Syriza’nın da bileşenlerinden birisi olan DİKTİO ile 2006’da
Atina’da gerçekleşen Avrupa Sosyal Formu’ndan beridir yakın ilişkilerimiz var.
5 Kasım 2014 Çarşamba
Müzakereler ve Biz
Hikaye malumunuzdur; TC hükümeti ve kktc arasında
imzalanan bir “anlaşma” ile kktc kara sularında petrol ve doğalgaz aramaları
yapılmasına gıyabımızda hükmedildi....
Bu “anlaşma”nın hem hukuka hem de Kıbrıslı Türklerin
çıkarlarına aykırı olduğunu, “anlaşma”yı imzalayan UBP yetkilileri dahil herkes
biliyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















