AB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2024 Çarşamba

Avrupa Parlamentosu Seçim Dersleri


1- Seçimlere Kıbrıslı Türklerin katılımı %5,5 civarında kaldı. Bunun katılım oranları üzerinden kurumların meşruluğunu sorgulayanlar için sarsıcı bir sonuç olduğu gerçek! Yıllardan beridir söylüyoruz, seçimlerde oy verip vermemeye sahip olmadığı anlamlar yüklemenin hiçbir karşılığı yoktur. Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılımın düşüklüğü, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği’ni reddettikleri anlamına gelmiyor. Tıpkı son kktc seçimlerinde katılımın %30’un altına düşmesinde olduğu gibi. Bağımsızlık Yolu bu seçimlere dair PM kararında bunu net olarak ifade etmişti. Belki de bu seçimden çıkarılacak en büyük ders, çocukça beklentilerle dolu anlamsız boykot pratiğinin hiç bir karşılığı olmadığının artık anlaşılması gerektiğidir.

Şener Levent, Şener Levent’e Karşı!

Şener Levent’in makalesini manşete taşıyan Avrupa Gazetesi diyor ki;

1- “AP seçimlerine katılmayarak Kıbrıslı Türk adayları Rum partilerine yamalanmak zorunda bırakan siyasi partilerimiz toplumumuzu yine Avrupa’nın dışında ve Türkiye’nin kucağında kalmaya mahkum ettiler…”

2- “Avrupa Parlamentosu’ndaki sandalyeler seve seve Kıbrıslı Rumlara bırakıldı…”

8 Haziran 2024 Cumartesi

Kıbrıslılar Birliği Ltd. ve Oz Karahan

Salih Oğuzhan Karahan’ın, Kıbrıs’ın güneyindeki savaş yanlısı sağcı Yeşiller Partisinden Avrupa Parlamentosu adaylığı ile birlikte Kıbrıslı Türkler arasında kendisi ve örgütü Kıbrıslılar Birliği hakkında bir farkındalık gelişti. Bağımsızlık Yolu bir süreden beridir Kıbrıslılar Birliği isimli örgütün ideolojik duruşuna dair değerlendirmeler ve eleştiriler yapıyordu.

6 Haziran 2024 Perşembe

Oz Karahan’dan ve ELAM’dan Özür Dilerim!

Bu yazı Kıbrıslılar Birliği başkanı, Yeşiller Partisi’nden Avrupa Parlamentosu adayı Oz Karahan ve Kıbrıslı Elenlerin faşist örgütü ELAM’dan özür dilemek amacıyla yazıldı! Kimisi şaşırabilir ama benim bağlı bulunduğum etik standartlar, bir yazarın yanlış bir benzetmede, hatalı bir değerlendirmede bulunduğu zaman özür dilemesini gerektiriyor! Marksist olmanın zorluklarından birisi de bu aslında. Bir Marksist her koşulda gerçeğe sadık kalmak, hakikati eğip bükmemek ve doğruyu arama çabasından hiç vazgeçmemek zorundadır! Bu da hakikati ifade etmek için dostları kırmayı göze almak kadar, kişinin kendisine karşı da acımasız olmasını gerektiriyor!

15 Mayıs 2024 Çarşamba

Avrupa Parlamentosu, Propaganda ve Hakikat

9 Haziran Pazar gün gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu seçimleri, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde kayıtlı partiler üzerinden Kıbrıslı Türklere yönelik yoğun bir propagandaya vesile olmuş durumda. Bu propagandanın bir parçası da, Avrupa Parlamentosu adayları arasında Kıbrıs’ta barış isteyen üç Kıbrıslı Türk adayın var olduğu söylemidir!

AKEL adayı Niyazi Kızılyürek, Volt adayı Hulusi Kilim ve Yeşiller adayı Oz Karahan’ın, “Kıbrıs’ta barış isteyen üç Kıbrıslı Türk” oldukları söyleniyor. Bu iddia Oz Karahan için külliyen yanlış, bu sanı Yeşiller Partisi için kökten hatalı ve temelsizdir!

8 Mayıs 2024 Çarşamba

Faşizm Biçim Biçim

6 Mayıs Pazartesi tarihli Özgür Gazete’de, “Limasol’da maskeli 100 kişilik grup araçlara ve polislere molotofla saldırdı” başlıklı bir haber dikkatinizi çekmiş olabilir. Olayın detaylarını sosyal medyadan bulabilirsiniz, burada aktarmayacağım! Ancak bunun münferit bir olay olmadığını belirteyim. Mesela 4 Mayıs akşamı Larnaka’da 70 kişilik maskeli bir grubun gerçekleştirdiği başka bir saldırının videoları da var sosyal medyada... Veya 27 Ağustos’da Hloraka’da, 1 Eylül’de de Limasol’da aşırı sağ militanların göçmenlere yönelik pogrom girişimi hala hatırlardadır!

2 Temmuz 2021 Cuma

Federasyon Eskidi mi? ‘İki Devlet’ Yeni Bir Fikir mi?


Son cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, federasyon müzakereleri ile Kıbrıslı Türk halkının vakit kaybettiği ve görüşmelere harcanan emeğin kktc’nin tanıtılmasına ayrılması durumunda çok daha olumlu sonuçların ortaya çıkacağı iddiası gündeme geldi. Bu iddia, kendisini ilk kez ortaya konmuş yeni bir fikir gibi sunuyordu.

9 Ağustos 2018 Perşembe

Asgari Ücret Rezalet: Çare Federal Kıbrıs mı?

Elektrik, benzin ve tüp gaza yapılan ardı ardına zamlar, giderek yoksullaşmakta olan Kıbrıslı Türk halkını çileden çıkmaya bir adım daha yaklaştırmış durumda. Söz konusu zamlar Türk Lirası’nın aylardır uçurumdan düşercesine değer kaybettiği ve sosyal güvencelerin neredeyse tamamen eridiği bir güvencesizlik ortamında yaşanıyor. Şöyle ki, TL’deki düşüş tüm ithal malların kendiliğinden pahalılanması anlamına geldiği gibi, eğitim, sağlık, ulaşım, barınma gibi her türlü elzem yaşamsal faaliyet de özel sektöre devredilmiş durumda. Üstelik, elektrik, benzin ve tüp sadece bireysel tüketim açısından değil, her türlü üretimde temel girdi olması anlamında da yeni zamların tetikleyicisi durumunda.
Kısacası; ithal olan her şey TL’den dolayı zamlanıyor; zaten olmayan yeri üretim de temel girdi maliyetlerinin artışı ile zamlanıyor ve halkın geçmişte ücretsiz temin ettiği yaşamsal ihtiyaçlardan devlet çekilerek bunlar için de para harcanmasını normalleştiriyor. Bunun doğal sonucu giderek artan yoksulluk ve derinleşen bir krizdir...

26 Temmuz 2018 Perşembe

Yangının Acısını Paylaşmak

Yunanistan’da gerçekleşen yangın ve bu yangının yarattığı felaket hepimizi yüreğini dağladı. Televizyon, gazete ve sosyal medyadan önümüze ulaşan görüntüler; insanların, ağaçların, hayvanların yani bir bütün olarak doğanın yüzleştiği acı ile buluşturdu bizi. Birçoğumuz gözümüzden zihnimize akan görüntülerle empati kurdu ve uyukusuz vakitler geçirip, çaresizce nasıl yardım edeceğini düşündü. Geriye acımızı haykırmak, yazmak ve düzenlenen yardım kampanyalarına katılıp elimizden geldiğince yaraların sarılmasına katkı koymak dışında bir seçenek kalmadı.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Çözümünüzü Nasıl Alırdınız: Bütünlüklü mü Parça Parça mı?

Mont Pellerin ve Crans Montana trajedilerinden sonra “bütünlüklü çözüm” cephesi ciddi sarsıntılar geçiriyor. Başını CTP’nin çektiği her cephenin dağılışında olduğu gibi, bu meselede de kürkçü dükkanını terkeden tilkiler kendi aralarında en büyük eleştirmen rolünü kapmak için yarışmaya başladı.
Her allahın günü “rekabet, hırs, haset” eleştirisi yapanların, dün omuzlarında taşıdıklarına, bugün “kim önce tekmeyi basacak” diye itişip kakışmalarını izlemek keyifli olabilirdi... Eğer başka bir ülkede yaşıyor olsak ve Kıbrıs halklarının söz, yetki, karar, iktidar sorunu demek olan Kıbrıs sorununun çözümüne dair kaygılarımız olmasa, gerçekten seyirlik bir durumdur söz konusu olan.

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Fonculuk, Akıncı ve Özeleştiri

Geçtiğimiz hafta yazdığım “Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Çöken Sadece Müzakere Süreci mi?” başlıklı yazı sonrası, bazı dostlardan gelen çeşitli sorularla karşılaştım. Buradan bu soruların yanıtlarını tartışmamız, benzer soru işaretleri olan kişilere de ulaşmak için sağlıklı olabilir.
Öncelikle, okuma fırsatı bulamayanlar için özet olarak geçtiğimiz hafta ne yazdığıma değinelim: Yazı Crans Montana sürecinin çökmesi ile birlikte, “bütünlüklü çözüm” adına toplumsal muhalefeti baskılayan kesimlerin yaşadığı travmaya odaklanıyordu.

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Çöken Sadece Müzakere Süreci mi?

Crans Montana’da yaşanan çöküşten sonra neler olacağına dair çeşitli senaryolar, B planları, öngörüler, tahminler, arzular, korkular her yanımızı kaplamış durumda...
Şöven kesimler, yaşanan demoralizasyon ve gerilimden faydalanarak “TC ile entegrasyon”, “ilhak”, “kktc’nin tanınması” veya “konfederasyon” gibi eski tezlerini ısıtıp tekrar piyasaya sürdüler...
Görüşme sürecini gelir ve statü kapısı haline getirip yıllardır yaşanan tüm fiyaskolardan ders çıkarmadığı halde hala “uzman” kabul edilen kesimler de, yeniden dirilişleri için bu şöven kesimlere bel bağlamış durumdalar. Nasıl mı? Gelin bir bakalım...

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Görüşmeler Hiç Bitmesin

Kıbrıslı Türkler arasında bir süredir yüksek sesle ifade edilmeye başlanan bir soru var; Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla sürdürüldüğü ifade edilen görüşmelerin amacı farklı olabilir mi?
1960’lı yıllardan beridir onlarca görüşmeci, BM sekreteri, AB yetkilisi ve “uzman” tüketmiş olan görüşme süreci, gerçekten de bitimi olmayan koskoca bir labirent gibi, uzadıkça uzamıyor mu sizce de?

19 Nisan 2017 Çarşamba

Referandumdan Sonra: AB-ABD’ye Karşı Erdoğan

Türkiye’de Erdoğan diktatörlüğünü pekiştirecek referandum tamamlandı. Ciddi şaibelerin ve usulsüzüklerin söz konusu olduğu anti-demokratik sürece dair neredeyse tüm demokratik muhalefet bileşenlerinden protestolar yağıyor.
Onlarca başlıkta özetlenebilecek ve Türkiye Barolar Birliği tarafından da özetlenmiş olan usulsüzlüklerin herkes tarafından bilinen bir tanesi ise iki buçuk milyon mühürsüz oy pusulasının sayım devam ederken geçerli kabul edilmesi oldu. Bir milyondan biraz fazla bir oy farkı ile sonucu tayin edilen bir referandumda, iki buçuk milyon sahte oyun ne anlama geldiğini ise Bilal bile biliyor!
Refrandumun bu şekilde sonuçlandırılmış olmasının ve Erdoğan’ın mevcut konumunu her türlü hile ile devam ettirme kararlılığının tek ürünü ise; Türkiye toplumunun ciddi bir kamplaşma ve gerilim ile damgalanması olmadı. Erdoğan ve Batı arasındaki ilişkiler de her geçen gün gerilmekte...

15 Şubat 2017 Çarşamba

Plebisit, Enosis, Taksim, Barış

Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Cumhuriyeti meclisinde alınan bir karar çokça konuşuluyor. Karara göre, 1950 yılında Kıbrıslı Elenler arasında düzenlenen ve Yunanistan ile ENOSİS’i talep eden plebisitin okullarda okutulması ve kutlanması öngörülüyor. Bu karar alınırken DİSİ çekimser, AKEL de hayır oyu vermiş ancak karar 19 oyla kabul edilmiş...
Söz konusu plebisit 1950 yılında Kilise tarafından düzenlenmiş ve Kıbrıslı Elenler arasında ENOSİS talebi ile yürütülen mücadelede AKEL ve Kilise arasındaki rekabette bir araç olarak kullanılmıştı. Bu plebisitten sonra ENOSİS talebinin önderliğini tartışmasız bir şekilde Kilise almış ve AKEL de ikinc plana düşmesine rağmen ENOSİS çağrısı yapmaya devam etmişti.
ENOSİS’ten çok, Kıbrıslı Elen örgütlerin kendi içlerindeki hegemonya mücadelesi bakımından anlamlar barındıran bir karardan bahsediyoruz. Meclis’te “hayır” vermiş olan AKEL için de bu plebisit olayının pek hoş duygularla anımsanmadığı, ama sebeplerinin Kıbrıslı Türk halkı ile pek de benzemediği açık...

7 Aralık 2016 Çarşamba

ALİHAN PEHLİVAN BENİ YAZMIŞ

Bunca toplumsal mesele varken, kendi şahsi konularımla kimseyi meşgul etmek istemem. Ama belirtmeden geçemeyeceğim bir noktacık var; Alihan Pehlivan beni yazmış... Dün BRT'de bugün de Kanal T'de ismimi vermeden aşağıdaki linkte yazdıklarını tekrarlıyormuş...
Özetle, kayıt dışı çalıştırılan tır şöförünü ben "enseleyemediğim" için bu kazanın meydana geldiğini, işimi yapmak için maaş aldığımı ama işimi yapmadığımı, Başbakanlık kapısını benim kırdığımı, benim gibi kişileri istihdam eden hükümetin gerçekten de istifa etmesi gerektiğini, işe gitmediğimi, gitsem de iş yapmadığımı ve devleti yönetenlere küfür ettiğimi öne sürüyor Alihan Pehlivan...

23 Kasım 2016 Çarşamba

Mont Pelerin Sürecinin Analizi

Mont Pelerin’de gerçekleşen görüşmelerin yaratılan beklenti ortamına uygun olmayan bir şekilde sonuçlanması ile Kıbrıslı Türk ilerici toplumsal muhalefetinde genel bir hayal kırıklığı oluştu.
Böylesi bir hayal kırıklığının tek sebebi Akıncı yada Anastasiadis’in zirvedeki performansında aranmamalı. En az bunun kadar, hatta daha fazla, içeriği bilinmeyen bir görüşme sürecine romantik manalar yükleyerek, halkı amigo düzeyinde bir cesaretlendirme rolü için sokağa çağıran “platformlar” da bu hayal kırıklığının mimarlarıdır.

9 Eylül 2015 Çarşamba

Kıbrıs Sorunu: Bugünün Görevi

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın göreve gelmesi ile birlikte Kıbrıs müzakerelerinde yakalanan olumlu hava, her geçen gün bir anlaşmaya doğru ilerlemekte olduğumuza dair pozitif bir umuda dönüşmüş durumda…
Bölgemizde ve dünyadaki konjonktürel dengelere bakıldığında böylesi bir gelişmenin gerçekten de mümkün olabileceği ihtimali ortada…
Gelin güncel gelişmeleri daha iyi kavrayabilmek ve bugünün görevlerini çözümlemek adına, bildiğimizi sandığımız olguları bir gözden geçirelim.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Syriza ve Solda Birlik Konusu - Yenidüzen ile röportaj

-'SYRİZA benzeri bir ittifak Kıbrıs’ta neden mümkün olamıyor? Sol niye iş birliği yapamıyor?
Her ülkenin kendine özgü koşulları ve mücadele eden örgütlerinin de yıllar içinde oluşmuş bir davranış kültürü vardır. Bu sebeple de farklı ülkelerde ortaya çıkmış deneyimlerin bire bir taklit edilmesi mümkün değil. Mümkün olsa da yaşamda aynı karşılığı bulmayacaktır.
Syriza deneyimini uzunca bir süreden beridir takip ediyoruz. Yunanistan’da faaliyet yürüten ve Syriza’nın da bileşenlerinden birisi olan DİKTİO ile 2006’da Atina’da gerçekleşen Avrupa Sosyal Formu’ndan beridir yakın ilişkilerimiz var.

5 Kasım 2014 Çarşamba

Müzakereler ve Biz



Hikaye malumunuzdur; TC hükümeti ve kktc arasında imzalanan bir “anlaşma” ile kktc kara sularında petrol ve doğalgaz aramaları yapılmasına gıyabımızda hükmedildi....
Bu “anlaşma”nın hem hukuka hem de Kıbrıslı Türklerin çıkarlarına aykırı olduğunu, “anlaşma”yı imzalayan UBP yetkilileri dahil herkes biliyordu.