Küreselleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Küreselleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2025 Cumartesi

Trump Sebep mi Sonuç mu?

Trump'ın Zelensky'yi dangalakça aşağılaması ve Rusya ile ilişkilerde köklü bir değişikliğe gitmekte oluşunu yorumlayışta; gözlemlediğim kadarıyla çok yaygın bir liberal yanılsama mevcut...

11 Eylül 2024 Çarşamba

Yeni Kölelik: Anlatılan Senin Hikayendir!

Bu köşenin isminin neden “Akıntıya Karşı” olduğunu ilk makalemde yazmıştım. Elbette sebepler o yazdıklarımla sınırlı değildi. İşte size bir sebep daha; çünkü herkes “bugün” olup biteni konuşurken; biz yaşananların “geçmiş”teki nedenlerini ve “gelecek”te nasıl çözülebileceğini yazıyoruz. Bir de herkes “kişiler”e odaklanırken, biz “fikirleri ve pratikleri” masaya yatırıyoruz. Gelin şu köle kampı mevzusunda da hiç ilginizi çekmeyecek boyutlardan söz edelim.

1 Temmuz 2021 Perşembe

“Baraka’yı Kurmak, Bıçağa Yumruk Atmakla Eşdeğer Bir İşti”


Dernekçiliğe nasıl bakılmalı?

Toplumsal yaşamın şekillenmesinde derneklerin çok büyük bir önemi vardır. Parti, sendika ve dernek tipi örgütlenmeler içinden en etkisizi, en önemsizi derneklermiş gibi algılanır. Oysa derneklerin tarihi partilerden ve sendikalardan öncelere uzanır. Sendikalar 19. Yüzyılda işçi sınıfının gelişmesinin ürünüdürler. Partiler ise 20. Yüzyılda bildiğimiz şekline gelmiş nispeten yeni oluşumlardır. Dernekleri ise 18. Yüzyıldan itibaren görebiliyoruz. Özellikle 1789 Fransız Devrimi’nde dernekler çok büyük rol oynamışlardır. Kısacası demokrasi, kitle örgütlenmesi, hak mücadelesi ve fikir üretiminde dernekler tarih sahnesine partilerden de sendikalardan da önce çıkmışlardır. Özü itibariyle derneklerin, sendikaların ve partilerin ortak noktası kitlesel bir insan grubunun, demokratik prensipler çerçevesinde bir araya gelerek bir hedef doğrultusunda birlikte hareket ettikleri örgütler olmalarıdır.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Bağımsızlık İstemek Milliyetçilik midir?

Baraka bağımsız ve halkları kardeş bir Kıbrıs istediği, bu uğurda mücadele ettiği için, bazı çevreler tarafından milliyetçi olmakla suçlanmaktadır. Kimisi bunu açık açık, çoğu da gizli saklı yapsa da; Baraka’nın etki alanı, etkinliği, gücü arttıkça bu tür söylemler de artmakta...
Peki bağımsızlık istemek gerçekten de milliyetçilik midir?
Baraka’nın değerleri arasında ‘bağımsızlık’ ve ‘enternasyonalizm’ vardır(1). Bu iki değer birbiri ile çelişiyor mu?

5 Şubat 2014 Çarşamba

Bu Krizden Nasıl Çıkılır!



Dövizin önlenemez tırmanışı sürüyor...
Fazilerin yükseltilmesi, TC Merkez Bankası’nın elindeki rezervlerin önemli bır kısmını piyasaya sürmesi veya yabancı sermayeyi çekmek için yapılan hiçbir “şirinlik” bu tırmanışı durduramıyor...
Bu tırmanıştan, TC’nin yavrusu olarak kktc de fazlasıyla etkileniyor elbette...

20 Mart 2013 Çarşamba

Hands Off Cyprus



Ne diyorduk?
Kıbrıs’ın tamamı işgal altındadır; kuzeyde TC, güneyde AB...
Neden böyle diyorduk?
Çünkü Kıbrıs, emperyalizmin stratejik yeni-sömürgesidir; kuzeyiyle güneyiyle...
Ne yapılmalı diyorduk?
Bağımsız ve halkları kardeş bir Kıbrıs için mücadele; hem Ankara’ya karşı hem de Brüksel’e...
Nasıl diyorduk?
Haydi sokağa, özgürleşmeye...

3 Ekim 2012 Çarşamba

Sivil Toplum Örgütleri



1990’lı yılların ortalarında Sivil Toplum Örgütü tabirini duymak neredeyse mümkün değildi.
O zamanlar Demokratik Kitle Örgütlerini bilirdik...
Örgütlü oldukları alanın ekonomik-demokratik boyutlu sorunları çerçevesinde mücadele ederlerdi bu DKÖ’ler.
Bu alanlardan hala bilineni çalışma alanı hani sendikaların örgütlü olduğu alan. Eskiden de en geniş tabana sahip ve en mücadeleci DKÖ’ler çalışma alanından çıkardı...

3 Temmuz 2008 Perşembe

Neo-Liberalizm Nedir?



Bugün eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal hizmet  yoksulların, halkın zararına ama bir avuç sömürücü, zengin kişinin yararına olmak üzere yeniden düzenleniyor. Halkın bu en temel haklarına neo-liberal ekonomik doktrin gereği el konuluyor. Peki bu neo-liberalizm nedir ve neden bu haklarımızın olmaması gerektiğini öğütler? Günümüzde sıkça karşılaştığımız neo-liberalizm terimi, özünde liberalizmden türetilmiş bir kelimedir.

1 Kasım 2007 Perşembe

Tam Gün Eğitim Tartışmalarının Düşündürdükleri



Okulların açılması ile birlikte eğitim konusu tüm sıcaklığıyla yeniden gündeme yerleşiverdi. Özellikle de Şht. Ertuğrul İlkokulu’nda pilot okul uygulaması ile “TAM GÜN EĞİTİM”e geçilmesi ciddi tartışmalara vesile oldu. Eğitim sistemimizdeki tüm öznelere dair (aile, öğretmen, sendika, hükümet) tahlil yapma olasılığı veren bu konu bizce irdelenmesi gereken bir nitelik arzetmektedir.

1 Aralık 2006 Cuma

Küresel Direniş İçin Mücadele Stratejileri Ya Da Bütün Yumurtaları Bir Sepete Koymak Doğru Mudur?



Bu birleşim bayrağımız altında toplananların tamamını gösteriyor: Akıntı yönünde gitmeyi sevmeyen cesur insanlar var, bu onların karakteridir. Hiçbir zaman disipline edilememiş zeki insanlar vardır ve daima daha radikal ya da bağımsız bir eğilimi aramış; onlar bizim yolumuzu buldular.
Ama, her iki grup da işçi hareketinin genel akıntısı açısından “dış”unsurlardır. Bu kişilerin değerlerinin olumsuz bir noktası vardır. çünkü akıntıya karşı yüzmeyi ilke haline getirenler, kitlelerle bağ kuramaz!
Örgütümüzün toplumsal bileşimini eleştirmeli ve dönüştürmeliyiz, ama aynı zamanda bunun gökten zembille inmediğini, tersine nesnel durum kadar bu dönemdeki tarihsel misyonumuzun karakteriyle de belirlendiğini anlamalıyız...
Leon Troçki, 1939

1 Ağustos 2006 Salı

“Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita”



Ece Temelkuran, Everest Yayınları, 2006

Gittik Gördük Hepsi de Özgürlükçü Çocuklar*



Kapitalizmin bizlere tek seçenek olarak sunduğu rekabetçi, bencil, kendini beğenmiş, köşe dönücü kültürün yerine özgürlükçü, eşitlikçi, dayanışmaya dayalı bir kültür örmek üzere yola çıkarken ilhamımızı Dünya Sosyal Formu (DSF)’den aldığımızı hiçbir zaman gizlemedik. İlhamını DSF’den alan bir başka yapı, Avrupa Sosyal Formu (ASF), 2006 yılı buluşmasını Yunanistan’da gerçekleştirirken; Baraka’dan dört aktivist; Besim, Saadet, Mine ve ben bir yıllık çabamızın ürünü “Biradada Birarada” filmimizle Atina yollarını tuttuk.

22 Şubat 2005 Salı

2005 Şubat Seçimleri İle İlgili Röportaj / İstanbul IMC



Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleşen erken seçimler geçtiğimiz yıllara oranla zayıf ve heyecansız geçti. Yedi partinin yarıştığı seçimlerde katılım oranı 1 yıl önceki seçimlere göre 6 puan düştü ve %80 pranında gerçekleşti.

2 Şubat 2005 Çarşamba

Seçimler ve Seçenekler



“Seçmen kötü bir devrimci, devrimci kötü bir seçmendir.”
V. I. Lenin

Seçimler yaklaştıkça tansiyon yükseliyor. Oysa seçimlerin bizlere sunduğu seçenekler, farklı partilerin politikaları ve iktidar yarışı ile sınırlı değil. Seçeneklerimiz; aşağıdan, doğrudan ve demokratik bir dönüşümün imkanlarını zorlamakla, yukardan ve "bilenlerin" iktidarına zemin hazırlamak arasında şekilleniyor. Ki bu seçenekler seçim zamanları ile de sınırlı değil. Seçimden önce de, seçimde de, seçimden sonra da gündemde. Yeter ki bunun getireceği sorumluluğu (yalnızca sözde değil pratikte de) sırtlanmaya hazır olalım.

22 Aralık 2004 Çarşamba

Avrupa Birliği ve Sosyalistler / “Evet”çi Bir Dosta Mektup



Hisse BİR: Kolumuzda sepet, başımızda kırmızı başlık, tek başımıza ormanda dolaşmayalım (orman tehlikelerle doludur)
Hisse İKİ: Her takkeli ve entarili kadını ninemiz sanmayalım (taş düşebülü, kurt çıkabülü)
Hisse ÜÇ: Sorduğumuz sorulara mantıklı ve akla uygun yanıtlar veren herkese inanmayalım (önce bi bakalım, araştıralım, okuyalım, okutalım, abone edelim ondan sonra karar verelim)
Hisse DÖRT: Kurdun içinden çıkmak için illa önce kurdun içine girmek gerekmez!
AB İçin Bir Masal İncelemesi, Kırmızı Başlıklı Kız,Cosmopolitik

10 Kasım 2003 Pazartesi

Akvaryumun Suyu Değişiyor



Yıllarca yaprak kımıldamayan Kıbrıs politik hayatında, Kuzey’deki kitlesel mobilizasyon ve kapıların açılması ile başlayan hareketlilik dinmek bilmiyor. Bu dönem önümüze, yıllardan beridir neredeyse ilk kez, gerçek sosyal güçlere dayanan gerçek bir politika bir politika yapma imkanı sunmasına rağmen; günlük politikanın anlık mevzilenmeleri şu anda seçim sürecine yönelik strateji, taktik ve manevralara endekslenmiş görünüyor.

1 Temmuz 1997 Salı

ÇATI Sayı 5 – Selam Yazısı

Beşinci sayıda küçük bir rötarla, ancak yine sizlerin desteğiyle sizlerle birlikteyiz ve sizden aldığımız güçle, (bu güç, yazılarınız ve eleştirileriniz olacaktır) daha iyiye daha güzele daha mükemmele ve gerçek barışa ulaşmak için eleştirilerimizi yöneltecek ve her zaman sizlerle birlikte mücadelemize devam edeceğiz.

Barış, nedense farklı kesimlerden farklı anlamlar yüklenen bir kavram. Bizler, halkın istediği gerçek barışın yanındayız. Barış ve kalıcı çözümün sağlanması için çok çalışmalıyız. Ve bu toplumun dinamiği olması gereken biz gençlerin giydirildiğimiz deli gömleğinden sıyrılıp, edilgen durumdan kurtulup, etken pozisyona gelmemiz gerekir Gençliğin ve toplumun sorunlarını anlamak ve çözümü için etkin roller almak zorundayız. Toplumun çözülmeyen doğan veya doğmayan birçok sorunları vardır. Bunların üzerine gitmek zorundayız. Örneğin: İşsizlik, Göç, Özelleştirme, Örgütlenme, Çevre sorunları v.s.

1 Ağustos 1996 Perşembe

Seçenekler



Dünyada ve ülkemizde son 10 yıla baktığımız zaman; hayatın her alanında yaşananlar umutsuzluk, yılgınlık ve bezmişlik diye özetlenebilir. Oysa 1900’lü yıllar insanlık için büyük bir umut ve özgüvenle başlamıştı.
Şimdiyse; herkes, dünyanın ne kadar ömrü kaldığını, ozon tabakasının yok oluşunu, hayvan türlerinin eriyip gitmesini, denizlerin kirlenmesini, doğal kaynakların tükenişini ve sonumuzun geldiğini konuşuyor. O kendine güvenen, hayata ve yaşama, en önemlisi; dünyaya meydan okuyan insanlık; kendini insan yapan (hayvandan ayıran) emek gücünden yabancılaştırılmış, atomize edilmiş ve (o koca kolektif üretim sürecine rağmen) tüketim adına yalnızlaştırılmış bir halde ölümü bekliyor.