Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2018 Pazar

Kaşıntı, Merak, Ölüm ve Yaşam

Yıllar önce yeni doğmuş kızım mışıl mışıl uyurken, aklıma gelen “ya şimdi bir yerleri kaşınır da kendi kendini kaşıyamazsa” şeklindeki düşünceyle irkildiğimi hatırlıyorum... İnsan herhangi bir sebepten kaşınabilir; sinek ısırığı, bir organını sürekli aynı şekilde tutmak veya toz, ter gibi en doğal sebepler kaşıntıya neden olabilir. Kaşındığımızda, elimizi kaşınan yere götürür ve tırnaklarımızı cildimizin üzerinde hareket ettiririz. O ne hoş bir rahatlama hissidir, nasıl güzel bir duygudur... Kaşınma ihtiyacı duyduğumuz halde  kaşınamasaydık kim bilir bizim için nasıl bir kabus olurdu...

1 Temmuz 2016 Cuma

Yasaklar ve Özgürlükler

Yasaklar ve özgürlük arasındaki ilişki her zaman sorunlu olageldi...
Bir kişinin veya bir grubun önündeki yasaklar/kurallar ne kadar az ise, o kadar özgür olduğu varsayıldı...
Peki gerçekten de öyle mi?

1 Ekim 2015 Perşembe

Dengeyi mi Bulalım, Taraf mı Olalım?


Hakkında en çok konuşulan ancak buna rağmen konuşulduğunun yarısı kadar dahi üzerine kafa yorulmamış kelimelerden birisidir belki de denge...
Yaşamı gece-gündüz, siyah-beyaz, iyi-kötü, haklı-haksız, samimi-samimiyetsiz gibi zıtlıklar üzerinden tanımlamaya alışmış çağımız insanı; bu zıtlılar arasındaki ilişkiyi “denge” kelimesi üzerinden tarif etmeye doğallığında meyillidir. Zıtlar üzerinden tanımlanan bir dünya kavrayışının basitliğine haklı olarak itiraz eden ve kendini daha mantıklı olarak tanımlayan kişilerce bu tür durumlar değerlendirilirken genelde yakınılan ise arzu edilen “denge”nin yeterince kurulamamış olmasıdır...
Aslında mesele sadece soyut kavramlar düzleminde değil, somut kategoriler düzleminde de böyle yaşanmaktadır...

15 Mayıs 2015 Cuma

Kıbrıs Söylevleri - Türkçe Baskıya Önsöz (Coğrafya Kaderdir)

M.Ö. 4. yüzyılda eski Yunanca dili ile yazılmış bir eserin Kıbrıs’ta geçiyor olması bugün bir çok kişi için şaşırtıcı olabilir. Üstelik bu eserin yazarı Isokrates; antik Avrupa felsefesinin kurucusu kabul edilen Sokrates’in bir dostu, Platon’un eserlerinde övgü dolu cümlelerle ismi geçen ve Attik dönemin on büyük hatibinden dördüncüsü sayılan önemli bir kişidir. Böylesi bir kalem tarafından yazılmakta olduğuna göre Kıbrıs, daha o dönemlerde uygarlığın önemli coğrafyalarından biridir.

1 Ocak 2015 Perşembe

“Her Şey Değişip Akmada”



“Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!
ne akıştır ki bu, dalgalarında
                     dağlıdır alnı en mukaddes putun
                     kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
                               bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
       akar suya kabil mi vurmak kilit?
Nazım Hikmet Ran

1 Ekim 2014 Çarşamba

Carpe Diem – Günü Yaşa



İçinde yaşadığımız çağ bize sesleniyor: “Carpe Diem!”
“Geçmiş bitti, ‘dün’ geçti... Gelecek meçhul, ‘yarın’ yok!”
O halde, “Carpe Diem!”, “Gününü gün et, anı yaşa, bugünün tadını çıkar!”
Çünkü; “Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür... O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür...”(1)

1 Temmuz 2014 Salı

Yol, Aşk ve Yürümek Üzerine Sorgulamalar



Yürümek gerek...
Duramayız artık buralarda.
 ***
Yürümek için bize ne gerekli en çok?
Güçlü, kuvvetli, antrenmanlı ayaklarımız mı olmalı? Yoksa yürümeye değer bir yol mu bulmalı? Belki bir hedef gerek, yolunda acılar çekmeye değecek... Belki bir yoldaş birlikte güvenerek yürüyecek...

26 Mart 2014 Çarşamba

YENİLMEYİ HAKETMEK YADA KAÇMAK MEVZUSUNA GİRİŞ

“Gülünç gözükme riskini göze alarak şunu söylemek istiyorum ki, gerçek devrimcinin kılavuzu büyük bir sevgidir. Gerçek bir devrimciyi bu niteliği olmadan düşünemezsiniz. Liderin belkide en büyük dramlarından biri; tutkulu bir ruhu, soğuk bir zeka ile birleştirip kılı bile kıpırdamadan acı dolu kararlar almasıdır.” Che Guevara

16 Ekim 2013 Çarşamba

METE HATAY VE ARAF



Yakın geçmişe kadar arada kalmışlık duygusundan hiç hoşlanmadığımı hatırlıyorum…
İslamcı bir gazetenin “Taraf olmayan bertaraf olur” sloganını da gizliden gizliye beğenmişliğim olduğunu itiraf etmeliyim…
Yani kararsız tavırlar, muallak fikirler ve ikilemler hiçbir zaman cezbetmedi beni…

1 Ekim 2013 Salı

Aşk Size Yasak



Hep mutsuz aşkların hikayesidir anlatılan... Nereye baksak bir mutsuz aşk masalı ile karşılaşırız... Sanki tarih boyunca gelmiş geçmiş bütün aşıklar mutsuz olmuş, “mutlu aşk yok”(1)muş...
Kerem ile Aslı, Ferhad ile Şirin, Tahir ile Zühre...
Mahallemizde, köyümüzde, şehrimizde ve ülkemizde en az bir tane mutsuz aşk hikayesi vardır bildiğimiz...
Onlar aşık olmuşlardır. Dinlerinden, dillerinden, renklerinden, cinsiyetlerinden, yaşlarından, kültürlerinden, sınıflarından veya çevrelerinin dayattığı herhangi bir başka özelliklerinden dolayı kavuşamamışlardır. Mücadele etmişler ama başaramamışlardır ve en sonunda yenilmişlerdir...
Budur bütün hikayenin özeti... “Mutlu Aşk Yoktur.”

4 Eylül 2013 Çarşamba

BEN, SEN, O



O, yalnız ağaran tan yerini görüyor
Ben, geceyi de…
Sen, yalnız geceyi görüyorsun
Ben, ağaran tan yerini de…
Nazım Hikmet Ran

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Yaşanmış Bir İmge



Bugün kafamda yaşanmış bir imge ile uyandım...
İlkokul birinci sınıftaydım...
Üç arkadaş, ortadaki ben, birbirimizin beline sıkı sıkı sarılmış yürüyoruz...
Yüksek sesle bir şarkı söylüyoruz... Şarkının ne olduğunu unuttum...
Bir sağa bir sola savrularak buluyoruz dengemizi.
Yanımdakiler avazları çıktığı kadar bağırıyorlar şarkının sözlerini...
Diğer çocuklar etrafımızdan akıp geçiyor...
Kimi oyun oynuyor, kimi kantinin önünde sıra bekliyor...
Kimse bize bakmıyor...
Benim gözlerimden sular seller gibi yaşlar akıyor...
Yüreğim ortasından ikiye bölünmüş gibi; sivri bir acı ile derin bir mutluluk ortasındayım...

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Akıl, Yürek ve 1 Mayıs



“İşte: Şu güneşten düşen ateşte milyonlarla kırmızı yürek yanıyor! / Sen de çıkar göğsünün kafesinden yüreğini; / Şu güneşten düşen ateşe fırlat; / Yüreğini yüreklerimizin yanına at!”

Oturmuş kahvemi içerken gördüm onu...
Bir süreden beridir selamlaşmalarımızın sıcaklığını kaybettiği, hayatın bizi farklı yerlere savurduğu eski bir dosttu...
Memleketin durumu üzerine bir iki sözden sonra, “1 Mayıs’a katılmayacağım galiba ben” dedi, günah çıkarır gibi... Ve gerekçesini de ekledi, “size lafım yok ama, inandırıcı gelmiyor hiçbir örgüt bana...”
“Başkaları için değil, kendin için yürümelisin” dedim ona...
Gözlerimizi kaçırdık...

10 Nisan 2013 Çarşamba

Umut Ayakta



Çevremde karamsar bir insan olarak bilinirim....
Günümü ve yarınımı olası en olumsuz sonuca göre planlar, önlemlerimi de ona göre alırım...
Ama durum değerlendirmesi yaparken karar vermemi sağlayan kriter, nerede durduğum değil nereye doğru hareket ettiğimdir genelde...
Benim fikrime göre, anlık konumunuzun nerede olduğundan daha önemli olan şey, hareket yönünüzün ne tarafa olduğudur...

2 Ocak 2013 Çarşamba

Yeni - Yepyeni - Yepizyeni



“O, yalnız ağaran tan yerini görüyor / Ben, geceyi de...
Sen, yalnız geceyi görüyorsun / Ben, ağaran tanyerini de...”
Nazım Hikmet

Çağımız, “yeniye övgü” çağıdır...
Yeni olan makbuldür, kıymetlidir, arzu edilirdir...
Yeni olan iyidir, güzeldir, değerlidir.

26 Aralık 2012 Çarşamba

Kabare Kıbrıs



Kitap okuyor musunuz? Tiyatro izliyor musunuz? Müzik dinliyor musunuz?
Belki sendikacısınız; her gün toplantılarda, grevlerde, eylemlerde...
Belki partilisiniz; dayanışmada, direnişte, yürüyüşte...
Gazeteci de olabilirsiniz; haberde, sayfada, dizgide...
Belki hiçbiri değil ama benim gibi, diğerleri gibi herhangi birisiniz...
Varoluşta, isyanda, infialde...
Peki, tüm bunları yaparken tiyatro da izliyor musunuz? Kitap da okuyor musunuz? Müzik de dinliyor musunuz?
***

19 Aralık 2012 Çarşamba

Hoca’nın Ardından Son Bakış



Beni aramak istediğini biliyordum, ziyarete giden arkadaşlar söylemişti. Annem öldükten sonra yazdığım yazıdan etkilenmiş, beni teselli etmek istiyordu. Telefon çaldı, arayan oydu...
“Üzüldüm annene” dedi. “Yazını okudum”... Biliyordum ki, o sırada kendi ölümünü de düşünmekteydi ve kendi annesinin, babasının, sevdiklerinin ölümünü de...
Kapattık telefonu, beni arayan numaraya içimde derin bir acıyla baktım...
***

28 Kasım 2012 Çarşamba

Sizin Hiç Anneniz Öldü Mü?



Son iki hafta bu köşe için yazı yazamadım...
Annemi kaybettim...
Annemi kaybettikten sonra herhangi bir şey yapmak gelmedi içimden.
Yemek yemekten tutun da, aklınıza gelebilecek her şeyi yeniden yapmak için kendimi zorlamam gerekti, gerekiyor...
Bu yazı için de aynısı geçerli...

19 Eylül 2012 Çarşamba

Havada Farklı Bir Şeyler Var

“Irmakların suyu taşları sürükler
Bir gün silinip yok olur zorbalar
Alır büyüklerin yerini küçükler
Gece uzun da olsa, güneş mutlak doğar” Brecht

Havada farklı bir şeyler var...
Bilmem siz de hissediyor musunuz? Bir tür gerilim, bir şeylerin hazırlığı gibi sanki...
Bakışarak anlaşmış, konuşmadan sözleşmiş diyeceğim birileri...
Onların bildiği ama bizim bilmediğimiz bir şey var gibi...
Arkamızdan fısıldaşıyorlar diye yemin edebilirim şimdi...

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Sıcaklar – Bunalmak - Şiir



Sıcak...
Çoook sıcak...
Ama öyle sıcacık bir sıcak değil... Kızgın, bunaltıcı, kahrolası bir sıcak...
Oysa ne çok söyleyiş var sıcağı soğuğa tercih eden...
Mesela deriz ki, “aramız soğudu” veya soğuk rüzgarlar estirdi”, “bir sıcaklık oldu aramızda...” ve sıcacık bir çorbayı, sıcak bir gülümsemeyi övmekten de geri durmayız....
“Sıcak kanlı insanları” beğenir, “soğuk tavırlardan” mesafeli dururuz...
Gerçi savaş da sıcaklıkla simgelenir: “akdeniz’in suları ısınıyor...”
Ama sonuçta “ayağını sıcak tut, başını serin” sözü de bizim sözümüz...
Gerçi başımızı serinleteceğiz diye kafayı üşütme tehlikesi de yok değil...
Dedem dermiş ki; kış her zaman yaza yeğdir... Kışta kalın giyer yorgan çeker ısınırsın da, yazda ne yapsan kurtulamazsın sıcaktan...