15 Haziran 2019 Cumartesi

Erhürman Türkiye Karşısında Neden Güçsüz?

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın “Türkiye’nin istemediği bir şeyi ona dayatacak ne yetkimiz, ne de gücümüz var” şeklindeki açıklamasını gördüğümde, aklıma 2013 seçimlerinde Toplumsal Varoluş Güçleri listesinden aday olduğumda, birlikte katıldığımız TV programlarında yaptığımız tartışmalar geldi.
Bu programlarda Erhürman ısrarla TC ile ilişkileri “vesayet” diye adlandırıyor ve bu ifadenin “işgal” ile farkını da şöyle izah ediyordu: “işgal dışardan dayatılan tek taraflı bir yönetilme ilişkisidir. Oysa vesayet içerden talep edilen bir yönetilme ilişkisidir.” Yani o vakitler Erhürman, Kıbrıs’ta bizi TC’nin yönettiğini ancak bu durumun TC’nin isteği ile değil bizim talep etmemiz nedeniyle ortaya çıktığını söylüyordu. Erhürman’a göre bizim her olayda TC’ye başvuran beceriksiz yöneticilerimiz değişirse (kendisi yönetici olursa) zaten TC’nin de istemediği bu durum sona erecekti…

10 Haziran 2019 Pazartesi

Süper Devrimciler!

Fidel Castro, Küba devrimini “soldan” eleştiriye tabi tutmak isteyen ancak bunu yaparken ülke koşullarını dikkate almaksızın ahkam kesen bir grup solcu entelektüele cevap amaçlı kaleme aldığı yazısında, söz konusu entelektüelleri bu ifade ile tanımlar: Süper Devrimciler!
Tumturaklı sözcüklerle, keskin ama altı boş cümlelerle devrimci olunamayacağı; aksine en mütevazi ve en basit gündelik yaşam taleplerinin, en uzlaşmaz kopuşları tetiklediği, Castro’nun bizzat kendi yaşamından öğrendiği temel bir derstir. Ama devrimi ve sosyalizmi, yüksek perdeden slogan sallamaktan ibaret bir ergen atarı olarak algılayan “süper devrimciler” her dönem ve her coğrafyada var olmuştur…

22 Mayıs 2019 Çarşamba

UBP-HP Hükümeti Üzerine

Partimiz Bağımsızlık Yolu, UBP-HP hükümetinin kurulması ile kamuoyunda tartıştırılmaya çalışılan konular içerisinde gözden kaçırılmak istenen iki nokta olduğunu gözlemlemektedir.
Gözden kaçırılmak istenen konuların birincisi geçmiş hükümet döneminin değerlendirilmesi ihtiyacıdır. Dörtlü koalisyonun bugün hükümet dışında kalmış üç ortağı; seçim vaatleri, hükümet programı ve hükümet dönemindeki icraatları konusunda herhangi bir özeleştiri vermek niyetinde görünmüyorlar. Oysa daha 16 ay önce büyük beklentiler yaratmaya çalışarak davullar ve zurnalar eşliğinde hükümet kuran kendileriydi. Şimdi geçmiş koalisyon hükümeti tam bir fiyasyo ile sonuçlanmışken; 16 ay önce nerede hata yaptıklarını, hangi beklentilerinin yanlış çıktığını ve hedeflerine ulaşamamalarının nedenlerini halka açıklamak sorumlulukları vardır.

11 Mart 2019 Pazartesi

Teşvik Sendikacılığının Yaldızları Dökülüyor

Basın-Sen bugün bir bildiri yayınlayarak, teşvik yardımı ile Toplu İş Sözleşmesi imzaladığı bazı iş yerlerinde tüm çabalarına rağmen Asgari Ücret’in dahi ödenmediğini ve disiplin kurulu kararı olmadan işten durdurmalar yaşandığını duyurdu. Bu konuda dava yoluna gideceklerini belirten sendika, aynı zamanda da kendileri ile imzalanan sözleşme sayesinde Çalışma Bakanlığı’nın bu iş yerlerine tüm sigorta-ihtiyat sandığı yatırımlarını ödemekte olduğunu hatırlattı.
Basın-Sen tarafından ortaya konan olgu, yıllardan beridir partimiz Bağımsızlık Yolu tarafından ifade edilen ve kamuoyunun da gayet iyi bildiği vahşi sömürüyü bir kez daha teyit etmiş oldu. Ancak olgunun teyit ettiği şey, sadece bu değil; teşvik yolu ile imzalanan toplu iş sözleşmelerinin kağıt üzerinde kalmaya mahkum olduğu gerçeğidir…

13 Şubat 2019 Çarşamba

Özel Sektöre Maaş Desteği ve Ahlak!

“Özel sektör çalışanlarına maaş desteği” sağlayacağı ilan edilen ve teşvik yolu ile sendikalaşma getireceği savunulan yeni uygulama, yoğun bir beklenti ve tartışma yaratmış durumda.
Sendika kelimesinden dahi ürken Ticaret Odası ve UBP; bu yeni uygulamaya karşı çıkarken, maaş desteği ve sendika vaadi ile umutlanan özel sektör çalışanları da beklenti içerisine girmiş durumda. Sermayedarlar ve emekçiler konuya yüzeysel bir temelden taraf olsa da, ülkemizde yıllarca “ilkesel davranmanın, prensipli olmanın, ahlaki değerlerin” şampiyonluğunu yapmış bazı “sol” parti ve sendikaların, “amaca ulaşmak için her yol mübahtır” prensibinden hareketle, emeğe dair her türlü ilkesel duruştan vazgeçmesi gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.

24 Aralık 2018 Pazartesi

Tufan Erhürman Yasası Yürürlükte

Tufan Erhürman’a “bağlı” kktc Polis Teşkilatı, Kıbrıs TV’de kameraman olarak çalışan bir basın emekçisini, fotoğraf çektiği için 4 saat gözaltında tuttu. Özel Hayatın Gizliliği Yasası tahtında dava okudu ve sonra serbest bıraktı. Tufan Erhürman’ın bu mesele ile tek ilgisi, Polis Teşkilatı ile yakın olması değil, aynı zamanda davaya ve gözaltına konu olan Yasa da kendisinin marifeti…
Özel Hayatın Gizliliği Yasası 2014 yılında Tufan Erhürman tarafından hazırlanmış, önerilmiş ve Meclis’ten geçmişti.

20 Aralık 2018 Perşembe

Sn. Bakan Bakıyor, Ama Göremiyor!


Çalışma Bakanı Bilmiyor ve Bilmediğini de Bilmiyor

Lefkoşa’da Çalışma İzin Merkezi karşısında yürütülen dokuz katlı inşaatın dokuzuncu katında çalışan işçiye dair fotoğraflara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler tarafından getirilen “güvenlik önlemleri alınmış” yorumu, görenleri hayretler içinde bıraktı.
Zeki Çeler’in Bakanlığını yürüttüğü kurumun yasal mevzuatı ile ilgili hiçbir bilgi sahibi olmaması yanında, bilgi sahibi olmadığını dahi bilmiyor olması; ülkenin neden bu halde olduğunun en net göstergesi oldu. Toplum, patronların kar hırsı nedeniye alınmayan önlemler sonucunda inşaatlar başta olmak üzere özel sektörde gerçekleşen kaza ve cinayetlerden bıkmış durumda.

6 Aralık 2018 Perşembe

Gücünüz Gariban Öğrencilere ve Dayısız Göçmenlere Yeter

Alternatif bir kalkınma modeliniz var mı?” diye soruyordu Mete Boyacı elini kolunu sallaya sallaya… Evet sizin kalkınma modelinizi gördük: Yitirilen canlar, yıkılan evler, ters dönmüş araçlar, perişan bir ülke… Rant, kâr ve zenginlik için ülkeyi ele geçirmiş inşaat sermayesine ödenen bedel şimdilik bu. Tabii inşaatlar sırasında ölen, yaralanan ve sakat kalan işçileri saymazsak… Doğa ile uyumlu, nüfusu ve planlaması ile kârı değil yaşamı merkeze alan bir gelecek, inşaat patronlarının cebinden çıkmaz. Onların cebinden çıksa çıksa kan çıkar, göz yaşı çıkar, kâbus çıkar…

5 Aralık 2018 Çarşamba

Kırbaca Gerek Yok, Sigorta Yatırımlarınızı Yapın Yeter!

Halkın Partisi Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu, geçtiğimiz gün sosyal medyadan paylaştığı elindeki kırbaç fotoğrafı ve “KKTC’nin selameti için belli bir süre kullanılması gereken alet” şeklindeki yorumuyla gündem olmayı başardı. Manavoğlu market direktörlüğü günlerinden iyi bildiği ‘reklamın iyisi kötüsü olmaz’ mantığına uygun olarak yaptığı bu çirkin paylaşımı, sonraki günlerde de basına verdiği demeçlerle savunmaya devam etti. Manavoğlu, kırbaç kullanımını savunurken, birçok basın kuruluşunda ülke menfaati için çalışmamız gerektiğini, toplumsal menfaat için kişisel çıkarlardan feragat edilmesi gerektiğini, bunu anlamakta güçlük çeken çoğunluğun bu davranışı hak ettiğini düşünüyorum” ifadelerini sık sık kullandı...

29 Kasım 2018 Perşembe

Ücretli Emek ve Çelişkiler!

Ülkemizde devlette çalışan insanların solcu olamayacağını, kamu emekçilerinin devleti sorgulayamayacağını, işgal karşıtı bir tutum takınamayacağını, bunu yapmanın bir çelişki olduğunu düşünen ve solcu sayılan sendikacılar var. Onlara göre: “Devlette çalışıyorsan devleti savunacaksın; devleti savunmayacaksan, devlette çalışmayacaksın!” Bu noktadan “ya sev ya terk et” durağına sadece bir adım vardır!
Bu sığ düşüncenin hiçbir orijinal tarafı yok. Dünyadaki her ülkede, her patronun birörnek düşüncesidir bu: “Şirketimde çalışacaksan şirketimi savunacaksın; şirketimi savunmayacaksan, şirketimde çalışmayacaksın!”

27 Kasım 2018 Salı

Faşizm Emekçilerin Kanıyla Beslenir, Silahlı Polisi Alkışlamadan Düşün

Devrimciler olarak, yaşanan suç patlamasını salt sızlanma düzeyinde kalacak bir “amananam nolacayık bunçinde” sığlığında eleştirmemeye özen gösterdik… Neden?
Çünkü 1- Bu tip olaylar sızlanmayla çözülmez 2- Sızlanma düzeyinde eleştiri sadece ve sadece polis devleti, gözetim toplumu pratiklerine mazeret olarak kullanılır… Hatta çoğu zaman gerici iktidarlar, baskıyı arttırmak için; bu gibi vakaları ya organize eder, ya gözyumarak cesaretlendirir ya da medya yolu ile abartır/şişirir…

23 Kasım 2018 Cuma

Sokağı Teslim Alamayacaksınız

Kadına yönelik şiddeti birlikte protesto etmek için bize çağrı yapan üst düzey devlet bürokrasisi sizce samimi olabilir mi? Bu ülkede şiddet önleme merkezleri kurmayan kimdir? Bu ülkede devlet tarafından yürütülen tek bir sığınma evi olmayışının sorumlusu kimdir? Bu ülkede din işleri dairesinin bütçesinin, sosyal hizmetler dairesi’nin bütçesini kat kat aşmasının sorumlusu kimdir? Bu ülkede seks köleliğine göz yuman hatta bundan para kazanan kimdir?

22 Kasım 2018 Perşembe

Aman Partimiz Zarar Görmesin!


Geçtiğimiz hafta kktc’nin 35. kuruluş yıl dönümüydü. Bu tarih vesilesiyle birçok eski defter yeniden açıldı ve tarihsel olgular farklı bakış açıları doğrultusunda yeniden irdelendi. Her kesim güncel durumla kıyaslayarak 15 Kasım 1983 tarihinde gerçekleşen olayları yeniden ele aldı ve birçoğu da kendi tarihsel “haklılığının” kanıtlarını halka anlatmaya çalıştı.
Yeniden gündeme gelen eski defterlerden biri de 15 Kasım 1983 tarihinden önce, kktc’nin ilanına karşı olan kesimlerin, 15 Kasım günü Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi’nde oy birliği ile alınan ilan kararına nasıl olup da “evet” dediği oldu.

15 Kasım 2018 Perşembe

Ölüm ve Olgunluk

Sonay Adem ve Hulus İbrahim birer hafta arayla yaşamlarını kaybettiler. Birinin gidişi sessiz sedasız oldu, diğerinin ölümü günlerce konuşuldu.
Ölüm, özellikle ölenin geride kalan sevenleri açısından çok zor bir olgu. Herhangi bir kişiyi iyi veya kötü insan olarak tanımlamak, o kişinin ardından üzülen, onu seven ve yakını olan insanların varlığı gerçeğini değiştirmez. Yaşamı zorluklarla ve özveriyle geçmiş bir kişinin ardından üzülenler, yaşamında gelecek kuşakları olumsuz etkileyecek bir çok şey yapmış bir kişinin ardından üzülenlerden daha az olabiliyor. Çoğu zaman da böyledir zaten…
Kimin ardından kaç kişinin üzüldüğü veya hangilerinin gerçekten üzüldüğü, hangilerinin modaya uyduğu, hangilerinin ölümün acı gerçekliği karşısında eski defterleri bir yana kaldırdığı bilinebilecek, değerlendirilebilecek veya üzerine yorum yapılabilecek şeyler değil. Kimsenin de haddi değil. Ama ölenin yaşamında yaptıklarının ölüm tarafından unutturulmasını beklemek de mümkün değil…

13 Kasım 2018 Salı

Derinya ve Aplıç Yetmez, Tüm Kıbrıs’ı İstiyoruz


Bugün Aplıç ve Derinya bölgelerinde karşılıklı geçiş için yeni noktaların açılmış olmasını tüm halkımız gibi Bağımsızlık Yolu olarak biz de memnuniyetle karşılıyoruz. Bu geçiş noktaları hem ekonomik anlamda halkların kaynaşması ve esnafın rahatlaması için önemli bir adımdır hem de barışa yönelik ciddi bir ilerlemedir. Geçiş noktalarının açılmasını, her iki halkın demokratik kitle örgütlerince yürütülen ısrarlı mücadelenin bir ürünü olarak selamlıyoruz.