Cumhurbaşkanlığı
seçim yarışı ilerlerken Sibel Siber’in “erkekten
alâ iş yapan kadın” ve “hanımefendi”
olmak ile ilgili iddiaları sosyal medyada epey tartışıldı...
Özellikle
feminist çevrelerden bu ‘üslup’a yönelik ciddi eleştiriler geldi.
Feministler
açısından konu sadece ‘üslup’tan ibaret değildi elbette, üslubun ardında yatan ‘zihniyet’
esas konuydu...
Bir
kişi “erkekten alâ” olmakla övünüyorsa, o kişinin başarı kriterinin ‘erkek
olmak’ üzerinden şekillendiği açıktır. Oysa ‘erkek’ olmak toplumda çeşitli
ayrıcalıklara sahip olmayı getirse de, bu ayrıcalıkların varlığı erkeklerin
doğuştan başarılı olmalarından değil toplumun erkeklere sunduğu adaletsiz
avantajlardan kaynaklanmaktadır. Ve ‘erkek olmak’ durumunu otomatik olarak
‘başarılı olmak’ olarak anlayan ve olumlayan bir ‘zihniyet’, “kadın”ın başarılı
olmasını ‘sevinilecek bir istisna’ noktasından öte bir yere koymuyor
demektir...
Kadın
olsun erkek olsun tüm insanların eşit olmasını savunan feministlerin; kadınları
sırf kadındırlar diye “potansiyel başarısız”, erkekleri de sırf erkektirler
diye “potansiyel başarılı” görmelerini bekleyemeyeceğimiz de ortada...
Neyse,
konu aslında çok açık ve herkesin algılayabileceği düzeyde basit bir içeriğe
sahip...
Ancak
bazı kadınlar ve bazı erkekler, siyaset denen şeyi “geri adım atmama sanatı”
zannettiklerinden olsa gerek; tartışma halen devam ediyor.
Şimdi
söylenen ise “Sibel Siber’in kadın”
olduğu, kadın olduğu için de “kadınlar
tarafından kösteklenmekte” olduğu, üstelik de “kadın bir adayın kadınlar tarafından kösteklenmesinin feminist
mücadeleye zarar verdiği” ve feminizmin “marjinallikten”
sıyrılıp kitleselleşmesi için en iyisinin kadın bir adayı fikirlerine
bakmaksızın sırf kadın olduğu için desteklemek olduğudur...
***
İşte
soru bu noktadan çıkıyor: “Sibel Siber
kadın mıdır?”
Sibel
Siber’in biyolojik olarak kadın olduğu kuşku götürmez bir gerçek...
Peki
bir kişinin biyolojik özelliklerinden yola çıkarak, onu siyasal olarak
desteklemek mümkün müdür? Elbette mümkündür...
Bir
kişiyi sırf siyah tenli olduğu için destekleyebilirsiniz veya başka bir kişiyi
sırf sarı tenli olduğu için reddedebilirsiniz... Dünyada bunu yapan çok siyasal
akım var... Bunlara ırkçı diyorlar...
Yine
aynı şekilde bir kişiyi sırf Ermeni olduğu için güvenilmez bulabilir ya da
başka bir kişiyi sırf Türk olduğu için siyasal olarak kendinize yakın
hissedebilirsiniz... Bu tür düşünceler de pek yaygın... Bunlara da milliyetçi
diyorlar...
Görüldüğü
gibi konu fikirler alanından çıkıp da; biyoloji, genetik gibi alanlara kaydıkça
bir miktar sorunlu hale geliyor...
Bu
yüzden de bir kişiyi ‘sırf biyolojik
olarak kadındır diye’ siyasal olarak desteklemek sıkıntılı bir pozisyon...
“Siyasal
pozisyonların gerekçeleri de siyasal olmalı” desek itiraz eden çıkar mı
acaba?
***
Gelelim
Sibel Siber’e...
Kendisinin
saç veya ten rengi, cumhurbaşkanlığı adaylığında ne kadar önemliyse; “biyolojik
cinsiyeti” de o kadar önemli olmalıdır...
Eğer
birisine ten renginden dolayı oy verilmesini benimsemiyorsanız veya birisini
saç rengi nedeniyle dışlamak gibi bir düşünceyi beğenmiyorsanız, biyolojik
cinsiyetinden dolayı da kimseye taraftar veya karşı olmamalısınız...
Ama
beyaz tenli bir aday; “başarılıyım çünkü
beyaz tenliyim” diye reklam yaptığında eleştirdiğiniz gibi, siyah tenli bir
aday “beyazlardan alâ iş yapan siyah”
şeklinde propaganda yaparsa eleştirmelisiniz... Özellikle de ırkçılık karşıtı
bir hareketin içindeyseniz...
İşte
feministler de bunu yapıyorlar...
“Erkekten alâ
iş yapan kadın” olduğunu söyleyen bir kadına; “erkekten alâ cinsiyetçi” fikirleri nedeniyle tepki
gösteriyorlar...
Herhangi
bir aday “adam gibi adam” şeklinde
afiş bastırsa ne yapacaklarsa onu yapıyorlar...
“Toplumsal
cinsiyet kodlarını tekrarlayarak ataerkiye karşı mücadele edilemez” diyorlar...
Fikirlerin
‘biyoloji’ ile ilgili değil, ‘ideoloji’ ile ilgili olduğunu hatırlatıyorlar...
Fikirsel
yelpazesinde toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesi yönünde hiçbir nüve barındırmayan
Sibel Siber’in, bu yetmezmiş gibi bir de “sırf kadın olma durumunu” propaganda
malzemesi yapmasına tepki gösteriyorlar...
Tıpkı
DP’nin kurucusu olduğu halde sırf
bugün CTP’dedir diye “barışçı”
sayılması gerektiği iddialarına barışçıların tepki gösterdiği gibi...
Tıpkı
Ülkü Ocakları’ndan çiçek aldığı halde
sırf CTP’nin geçmişinde emek mücadelesi var diye “emekçi dostu” sayılmasına sosyalistlerin tepki gösterdiği gibi...
Farklı
bir durum yok kısacası...
***
Partinizin
adayıdır diye Sibel Siber’i destekliyor olabilirsiniz...
Herhangi
bir sebeple kendisini kişisel olarak çok seviyor da olabilirsiniz...
Sibel
Siber’i cumhurbaşkanlığı koltuğunda görmeyi çok istiyor da olabilirsiniz...
Ancak,
kazanmak ve koltuk sahibi olmak adına mücadele eden partinizin oyununa gelerek,
ya da kendisini çok seviyor olduğunuz için feminizm,
barış ve sosyalizm gibi fikirleri örselemeniz kabul edilemez...
Çünkü
bu fikirler Sibel Siber’den, oturmak istediği koltuktan, hatta partinizden önce
de vardı ve sonra da var olacaklar...
Bu
fikirlere daha eşit, daha yaşanır, daha adil, daha güzel bir dünya için sadece
bizim değil; sizin de ihtiyacınız var, gelecekte de olacak...
Propagandanızı
başka temeller üzerinden yapınız...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder