Tufan Erhürman’a “bağlı” kktc Polis Teşkilatı, Kıbrıs TV’de kameraman olarak çalışan bir basın emekçisini, fotoğraf çektiği için 4 saat gözaltında tuttu. Özel Hayatın Gizliliği Yasası tahtında dava okudu ve sonra serbest bıraktı. Tufan Erhürman’ın bu mesele ile tek ilgisi, Polis Teşkilatı ile yakın olması değil, aynı zamanda davaya ve gözaltına konu olan Yasa da kendisinin marifeti…
Özel Hayatın Gizliliği Yasası 2014 yılında Tufan Erhürman tarafından hazırlanmış, önerilmiş ve Meclis’ten geçmişti.
24 Aralık 2018 Pazartesi
20 Aralık 2018 Perşembe
Sn. Bakan Bakıyor, Ama Göremiyor!
Lefkoşa’da Çalışma İzin Merkezi karşısında yürütülen
dokuz katlı inşaatın dokuzuncu katında çalışan işçiye dair fotoğraflara,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler tarafından getirilen “güvenlik
önlemleri alınmış” yorumu, görenleri hayretler içinde bıraktı.
Zeki Çeler’in Bakanlığını yürüttüğü kurumun yasal
mevzuatı ile ilgili hiçbir bilgi sahibi olmaması yanında, bilgi sahibi
olmadığını dahi bilmiyor olması; ülkenin neden bu halde olduğunun en net
göstergesi oldu. Toplum, patronların kar hırsı nedeniye alınmayan önlemler
sonucunda inşaatlar başta olmak üzere özel sektörde gerçekleşen kaza ve
cinayetlerden bıkmış durumda.
6 Aralık 2018 Perşembe
Gücünüz Gariban Öğrencilere ve Dayısız Göçmenlere Yeter
Alternatif bir kalkınma modeliniz var mı?” diye soruyordu Mete Boyacı elini kolunu sallaya sallaya… Evet sizin kalkınma modelinizi gördük: Yitirilen canlar, yıkılan evler, ters dönmüş araçlar, perişan bir ülke… Rant, kâr ve zenginlik için ülkeyi ele geçirmiş inşaat sermayesine ödenen bedel şimdilik bu. Tabii inşaatlar sırasında ölen, yaralanan ve sakat kalan işçileri saymazsak… Doğa ile uyumlu, nüfusu ve planlaması ile kârı değil yaşamı merkeze alan bir gelecek, inşaat patronlarının cebinden çıkmaz. Onların cebinden çıksa çıksa kan çıkar, göz yaşı çıkar, kâbus çıkar…
5 Aralık 2018 Çarşamba
Kırbaca Gerek Yok, Sigorta Yatırımlarınızı Yapın Yeter!
Halkın Partisi Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu,
geçtiğimiz gün sosyal medyadan paylaştığı elindeki kırbaç fotoğrafı ve
“KKTC’nin selameti için belli bir süre kullanılması gereken alet” şeklindeki
yorumuyla gündem olmayı başardı. Manavoğlu market direktörlüğü günlerinden iyi
bildiği ‘reklamın iyisi kötüsü olmaz’ mantığına uygun olarak yaptığı bu çirkin
paylaşımı, sonraki günlerde de basına verdiği demeçlerle savunmaya devam etti.
Manavoğlu, kırbaç kullanımını savunurken, birçok basın kuruluşunda “ülke
menfaati için çalışmamız gerektiğini, toplumsal menfaat için kişisel
çıkarlardan feragat edilmesi gerektiğini, bunu anlamakta güçlük çeken
çoğunluğun bu davranışı hak ettiğini düşünüyorum” ifadelerini sık sık kullandı...
29 Kasım 2018 Perşembe
Ücretli Emek ve Çelişkiler!
Ülkemizde
devlette çalışan insanların solcu olamayacağını, kamu emekçilerinin devleti
sorgulayamayacağını, işgal karşıtı bir tutum takınamayacağını, bunu yapmanın
bir çelişki olduğunu düşünen ve solcu sayılan sendikacılar var. Onlara göre: “Devlette
çalışıyorsan devleti savunacaksın; devleti savunmayacaksan, devlette
çalışmayacaksın!” Bu noktadan “ya sev ya terk et” durağına sadece bir adım
vardır!
Bu sığ
düşüncenin hiçbir orijinal tarafı yok. Dünyadaki her ülkede, her patronun birörnek
düşüncesidir bu: “Şirketimde çalışacaksan şirketimi savunacaksın; şirketimi
savunmayacaksan, şirketimde çalışmayacaksın!”
27 Kasım 2018 Salı
Faşizm Emekçilerin Kanıyla Beslenir, Silahlı Polisi Alkışlamadan Düşün
Devrimciler olarak, yaşanan suç patlamasını salt sızlanma düzeyinde kalacak bir “amananam nolacayık bunçinde” sığlığında eleştirmemeye özen gösterdik… Neden?
Çünkü 1- Bu tip olaylar sızlanmayla çözülmez 2- Sızlanma düzeyinde eleştiri sadece ve sadece polis devleti, gözetim toplumu pratiklerine mazeret olarak kullanılır… Hatta çoğu zaman gerici iktidarlar, baskıyı arttırmak için; bu gibi vakaları ya organize eder, ya gözyumarak cesaretlendirir ya da medya yolu ile abartır/şişirir…
Çünkü 1- Bu tip olaylar sızlanmayla çözülmez 2- Sızlanma düzeyinde eleştiri sadece ve sadece polis devleti, gözetim toplumu pratiklerine mazeret olarak kullanılır… Hatta çoğu zaman gerici iktidarlar, baskıyı arttırmak için; bu gibi vakaları ya organize eder, ya gözyumarak cesaretlendirir ya da medya yolu ile abartır/şişirir…
23 Kasım 2018 Cuma
Sokağı Teslim Alamayacaksınız
Kadına yönelik şiddeti birlikte protesto etmek için bize çağrı yapan üst düzey devlet bürokrasisi sizce samimi olabilir mi? Bu ülkede şiddet önleme merkezleri kurmayan kimdir? Bu ülkede devlet tarafından yürütülen tek bir sığınma evi olmayışının sorumlusu kimdir? Bu ülkede din işleri dairesinin bütçesinin, sosyal hizmetler dairesi’nin bütçesini kat kat aşmasının sorumlusu kimdir? Bu ülkede seks köleliğine göz yuman hatta bundan para kazanan kimdir?
22 Kasım 2018 Perşembe
Aman Partimiz Zarar Görmesin!
Geçtiğimiz hafta kktc’nin 35. kuruluş yıl dönümüydü. Bu
tarih vesilesiyle birçok eski defter yeniden açıldı ve tarihsel olgular farklı
bakış açıları doğrultusunda yeniden irdelendi. Her kesim güncel durumla
kıyaslayarak 15 Kasım 1983 tarihinde gerçekleşen olayları yeniden ele aldı ve
birçoğu da kendi tarihsel “haklılığının” kanıtlarını halka anlatmaya çalıştı.
Yeniden gündeme gelen eski defterlerden biri de 15 Kasım
1983 tarihinden önce, kktc’nin ilanına karşı olan kesimlerin, 15 Kasım günü
Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi’nde oy birliği ile alınan ilan kararına nasıl
olup da “evet” dediği oldu.
15 Kasım 2018 Perşembe
Ölüm ve Olgunluk
Sonay Adem ve Hulus İbrahim birer hafta arayla yaşamlarını kaybettiler. Birinin gidişi sessiz sedasız oldu, diğerinin ölümü günlerce konuşuldu.
Ölüm, özellikle ölenin geride kalan sevenleri açısından çok zor bir olgu. Herhangi bir kişiyi iyi veya kötü insan olarak tanımlamak, o kişinin ardından üzülen, onu seven ve yakını olan insanların varlığı gerçeğini değiştirmez. Yaşamı zorluklarla ve özveriyle geçmiş bir kişinin ardından üzülenler, yaşamında gelecek kuşakları olumsuz etkileyecek bir çok şey yapmış bir kişinin ardından üzülenlerden daha az olabiliyor. Çoğu zaman da böyledir zaten…
Kimin ardından kaç kişinin üzüldüğü veya hangilerinin gerçekten üzüldüğü, hangilerinin modaya uyduğu, hangilerinin ölümün acı gerçekliği karşısında eski defterleri bir yana kaldırdığı bilinebilecek, değerlendirilebilecek veya üzerine yorum yapılabilecek şeyler değil. Kimsenin de haddi değil. Ama ölenin yaşamında yaptıklarının ölüm tarafından unutturulmasını beklemek de mümkün değil…
13 Kasım 2018 Salı
Derinya ve Aplıç Yetmez, Tüm Kıbrıs’ı İstiyoruz
Bugün Aplıç ve Derinya bölgelerinde karşılıklı geçiş için
yeni noktaların açılmış olmasını tüm halkımız gibi Bağımsızlık Yolu olarak biz
de memnuniyetle karşılıyoruz. Bu geçiş noktaları hem ekonomik anlamda halkların
kaynaşması ve esnafın rahatlaması için önemli bir adımdır hem de barışa yönelik
ciddi bir ilerlemedir. Geçiş noktalarının açılmasını, her iki halkın demokratik
kitle örgütlerince yürütülen ısrarlı mücadelenin bir ürünü olarak selamlıyoruz.
28 Ekim 2018 Pazar
Ne Yapmalı
Yıllar öncesinden kalan bu kitabı, şimdi Lenin ile ilgili yaptığım yeniden okumalarda ele alınca, her okuyuşta başka boyutların farkedildiğini görüyorum. Kitaba dair aklımda kalan fikirlerin üstüne bu okumada yepyeni boyutlar ekleniyorsa, belki de bu zaman zarfında yapılanların/yaşananların kattıklarındandır...
26 Ekim 2018 Cuma
Pahalılığı Protesto Miting Konuşması
Merhaba iki yakasını biraraya getiremeyenler!
Markette alabildikleri günden güne azalanlar,
ay sonu faturalar ne kadar gelecek diye tedirgin
yaşayanlar!
Çocuğun okul parasını, durduğu yerde katlanan banka
borcunu nasıl ödeyeceğim diye uykuları kaçanlar, evdeki hesabı çarşıya
uymayanlar;
Hem evde hem işte iki defa sömürülen kadınlar, merhaba!
Bu krizde “bir de işsiz kalır mıyım” diye endişelenen
özel sektör çalışanları,
Sigortası yatmayanlar, maaşı azaltılanlar, patron kaç
saat isterse o kadar saat çalışanlar merhaba!
Merhaba ek mesai ücreti maaşından az olan kamu
emekçileri!
Merhaba sade makarnaya talim eden üniversite öğrencileri!
Merhaba üvey evlat küçük esnaf, küçük üretici!
Taşın altına elini koyup, kolunu kurtaramayan Kıbrıslı
Türk halkı merhaba!
11 Ekim 2018 Perşembe
Artış Yok, Patronlara Teşvik Verelim!
Kriz giderek şiddetlenir ve tepeden tırnağa her şey
zamlanırken, gözler zaten yetersiz olan Asgari Ücret’e çevrilmiş durumda.
Asgari Ücret’in artması yönündeki baskıların çoğalması üzerine, Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, yeni bir kandırmacaya başvurarak bu baskıyı
savuşturma girişimide bulundu.
Asgari Ücret ile ilgili açıklama yapan Çeler, Asgari
Ücret’in artmayacağını ifade etti. Asgari Ücret’in yükseltilmesi konusunda
Maliye’de bazı sıkıntılar olduğunu iddia eden Çeler, “önlerine çıkan bu prüzü aşmak için farklı yöntemler denediklerini”
söyledi. “Bunu yapamıyorsak o zaman biz
özel sektör çalışanına ek maaş desteği verelim” diyen Çeler, Bakan olduğu
günden beridir yaptığı gibi patronlara yine para dağıtacağını duyurdu.
10 Ekim 2018 Çarşamba
“Sosyal Sigortalar Dairesi 1976’dan Beri Patronlara Ne Bir Ceza Kesti Ne de Bir Uyarı Verdi”
Bildiğiniz gibi
yaşamakta olduğumuz kriz nedeniyle hayat pahalılığının emekçi insanlarımızın
belini büktüğü zor bir dönemden geçiyoruz. Maruz bırakıldığımız pahalılığı
protesto etmek ve patronları koruyucu önlemler almakta olan hükümete, emekçiler
yararına önlemler alması yönünde çağrıda bulunmak üzere 26 Ekim Cuma saat
19:00’da Selimiye Meydanı’nda Pahalılığı Protesto Mitingi’nde buluşacağız.
Emekçiler için, bu koşullarda yaşam standardını korumak ve sevdiklerine huzurlu bir ortam sağlamanın tek güvencesi, alın teri ile ve sigortalı olarak çalışmaktır. Sigorta, işçilerin çalışırken hastalanmaları veya kaza geçirmeleri durumunda başvurabilecekleri tek adrestir. Aynı şekilde işsiz kalınan dönemlerde alınacak işsizlik yardımları emekçiler için hayati önemdedir ve emeklilik hakkı kazanıp yaşlılık döneminde gelir sahibi olmak bir özel sektör çalışanı için sadece sigortalı olmakla mümkündür. Ülkemizde bu işlevleri yerine getirmek amacıyla 1976’dan beridir faaliyet gösteren Sosyal Sigortalar Dairesi, ne yazık ki birçok uygulamasında emekçi insanların bu haklarını güvence altına almak için oluşturulmuş bir kurum gibi davranmak yerine; özel sektör emekçilerini patronlar karşısında zayıf duruma düşürecek şekilde hareket etmektedir.
Emekçiler için, bu koşullarda yaşam standardını korumak ve sevdiklerine huzurlu bir ortam sağlamanın tek güvencesi, alın teri ile ve sigortalı olarak çalışmaktır. Sigorta, işçilerin çalışırken hastalanmaları veya kaza geçirmeleri durumunda başvurabilecekleri tek adrestir. Aynı şekilde işsiz kalınan dönemlerde alınacak işsizlik yardımları emekçiler için hayati önemdedir ve emeklilik hakkı kazanıp yaşlılık döneminde gelir sahibi olmak bir özel sektör çalışanı için sadece sigortalı olmakla mümkündür. Ülkemizde bu işlevleri yerine getirmek amacıyla 1976’dan beridir faaliyet gösteren Sosyal Sigortalar Dairesi, ne yazık ki birçok uygulamasında emekçi insanların bu haklarını güvence altına almak için oluşturulmuş bir kurum gibi davranmak yerine; özel sektör emekçilerini patronlar karşısında zayıf duruma düşürecek şekilde hareket etmektedir.
4 Ekim 2018 Perşembe
Yoksulluk Kader Olamaz
Giderek derinleşen bir ekonomik kriz içerisindeyiz. Kriz
en fazla halkı; özel sektör emekçilerini, küçük esnafı, küçük üreticiyi ve Göç
Yasası sonrası işe girmiş kamu emekçilerini etkilemiş durumda. Peki bu
kesimlerin krizden etkilenmemesi için, krizin bir yoksullaşmaya dönüşmemesi
için yapılabilecek hiçbir şey yok mu?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












