Corona Virüs salgını nedeniyle toplum olarak zor ve
sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Salgın riskine karşı uygulanmak zorunda
kalınan sosyal izolasyon önlemleri nedeniyle ekonomik yaşamımız da sarsılmış
durumdadır. Özellikle özel sektör çalışanlarının toplu işten durdurma,
ödeneksiz izne gönderilme ve maaş kesintisi gibi zorluklarla yüzleşmekte olduğu
bilinen bir gerçek. Bunun yanında küçük esnaf da iflas etme tehlikesi ile karşı
karşıyadır. Elbette önce sağlığımız gelmeli ve sosyal izolasyon tedbirleri
devam etmelidir. Ancak sosyal devletin gereği olarak, zor durumdaki özel sektör
çalışanları ve esnaf için de politikalar geliştirilmesi şarttır.
23 Mart 2020 Pazartesi
16 Ocak 2020 Perşembe
Seyrüsefer, Örgütler, Cortez ve Aztekler
“Yol Yoksa Seyrüsefer de Yok” eylemi dün akşam gerçekleşti. Hükümetin her aklına geldiğinde elini halkın cebine atmasına tepkili her Kıbrıslı Türk gibi ben de alandaki yerimi aldım. Öncelikle şunu söyleyeyim, kürsüden sürekli tersi söylense de, katılım bence fazlasıyla tatmin ediciydi. İki bine yakın insan, kendiliğinden bir tepki ile ve soğuğa rağmen oradaydı. Bu hiç de azımsanacak bir rakam değildir. Hatta eylemin geçen hafta ertelenmiş olmasından dolayı katılımın düştüğü hesaba katılırsa, çok ciddiye alınması gereken bir rakam söz konusudur.
24 Ekim 2019 Perşembe
Seçim Siyasetinin Açmazı ve Son Krizle Somutlaşan Alternatif
Son yıllarda Kıbrıslı Türk
siyasal yaşamına hükümet olmayı hedefleyen siyasal partiler açısından derin bir
açmaz damgasını vurmuş durumda: AKP ile Kıbrıslı Türk halkı arasındaki gerilim…
Kıbrıs’ın kuzeyinde halktan
destek toplayabilmek için, AKP’nin uygulamakta olduğu kültürel, dinsel,
ekonomik, ekolojik neredeyse tüm politikalara muhalefet etmek şart… Çünkü
Kıbrıslı Türklerin büyük bir çoğunluğu bu politikalara haklı olarak tepkili ve
kuşku ile yaklaşıyor.
Bu olguyu tespit eden seçim
partilerimizin, durumu avantaja çevirip seçimlerde bu tepkiden faydalanmak için
çeşitli girişimleri oldu.
4 Ekim 2019 Cuma
Tüzüğü Kim Yazdı? Türkiye Düşmanı Kim?
Bertan Zaroğlu, “İkamet ve Vizeler Tüzüğü” vesilesiyle;
bu tüzüğü “Türkiye karşıtı kişilerin” hazırlamış olduğuna ve İçişleri Bakanı
Ayşegül Baybars’ın da “gizli sosyalist ve Barakacı” olduğuna dair bir beyanat
verdi.
“İkamet ve Vizeler Tüzüğü”nü okumadım, ancak bu ülkede
giriş-çıkışların derhal kontrol altına alınması gerektiği ortada. Bu tüzük,
mevcut sorunlara bir çözüm getiriyor mu, getirmiyor mu, okumadan söylemek
mümkün değil. Ancak sorunların varlığı ve bu sorunların ülkeye giriş çıkışların
denetimiyle bağlantılı olduğu konusunda vatandaş olsun, çalışma izinli olsun
tüm dürüst insanlar hemfikir. Bertan Zaroğlu’nu bu kategoriye koyamıyoruz!
Zaten kendisinin tek bir kuruş dahi yatırım yapmadan nasıl vatandaş olduğunu,
birçok emekçi insan hak ettiği halde vatandaş olamazken, kirli ilişkiler ve
torpil ile bunu elde ettiğini sağır sultan bile duydu.
1 Ekim 2019 Salı
Siyasete Siyaset Bulaştırmamak: Teknokrat Hükümetler
“Spora siyaset bulaştırmayın”,
“sanata siyaset bulaştırmayın” gibi cümleleri
sık duyup okuduğumuz bir çağda yaşıyoruz. Herhangi bir şeye “siyaset bulaştırmamak”
öylesine yaygın kabul gören bir klişe haline gelmiş ki; seçilmiş
milletvekillerinin muhataplarını “siyasi” olmakla eleştirdiğine bile tanık
oluyoruz.
21 Haziran 2019 Cuma
Özersay Bu Yemeği Tek Başına mı Yedi?
Olaylı Özersay-Anastasiadis yemeğinine dair tartışmaları, yurtdışında olduğum için kesik kesik takip edebildim ancak siyasal partilerin sürece dair epey yüzeysel değerlendirmeler yaptığı düşüncesindeyim…
Federal görüşü savunan kamuoyunda, bu görüşmenin TC tarafından; Akıncı’yı by pass etmek maksatlı ve yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük bir stratejiye dayalı olarak teşvik edildiğine dair ortak bir görüş var. Bu görüşe ben de katılıyorum.
Federal görüşü savunan kamuoyunda, bu görüşmenin TC tarafından; Akıncı’yı by pass etmek maksatlı ve yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük bir stratejiye dayalı olarak teşvik edildiğine dair ortak bir görüş var. Bu görüşe ben de katılıyorum.
15 Haziran 2019 Cumartesi
Erhürman Türkiye Karşısında Neden Güçsüz?
CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın “Türkiye’nin istemediği bir şeyi ona dayatacak ne yetkimiz, ne de gücümüz var” şeklindeki açıklamasını gördüğümde, aklıma 2013 seçimlerinde Toplumsal Varoluş Güçleri listesinden aday olduğumda, birlikte katıldığımız TV programlarında yaptığımız tartışmalar geldi.
Bu programlarda Erhürman ısrarla TC ile ilişkileri “vesayet” diye adlandırıyor ve bu ifadenin “işgal” ile farkını da şöyle izah ediyordu: “işgal dışardan dayatılan tek taraflı bir yönetilme ilişkisidir. Oysa vesayet içerden talep edilen bir yönetilme ilişkisidir.” Yani o vakitler Erhürman, Kıbrıs’ta bizi TC’nin yönettiğini ancak bu durumun TC’nin isteği ile değil bizim talep etmemiz nedeniyle ortaya çıktığını söylüyordu. Erhürman’a göre bizim her olayda TC’ye başvuran beceriksiz yöneticilerimiz değişirse (kendisi yönetici olursa) zaten TC’nin de istemediği bu durum sona erecekti…
10 Haziran 2019 Pazartesi
Süper Devrimciler!
Fidel Castro, Küba devrimini “soldan” eleştiriye tabi tutmak isteyen
ancak bunu yaparken ülke koşullarını dikkate almaksızın ahkam kesen bir grup
solcu entelektüele cevap amaçlı kaleme aldığı yazısında, söz konusu
entelektüelleri bu ifade ile tanımlar: Süper Devrimciler!
Tumturaklı sözcüklerle, keskin ama altı boş cümlelerle devrimci
olunamayacağı; aksine en mütevazi ve en basit gündelik yaşam taleplerinin, en
uzlaşmaz kopuşları tetiklediği, Castro’nun bizzat kendi yaşamından öğrendiği
temel bir derstir. Ama devrimi ve sosyalizmi, yüksek perdeden slogan
sallamaktan ibaret bir ergen atarı olarak algılayan “süper devrimciler” her
dönem ve her coğrafyada var olmuştur…
22 Mayıs 2019 Çarşamba
UBP-HP Hükümeti Üzerine
Partimiz Bağımsızlık Yolu, UBP-HP hükümetinin kurulması
ile kamuoyunda tartıştırılmaya çalışılan konular içerisinde gözden kaçırılmak
istenen iki nokta olduğunu gözlemlemektedir.
Gözden kaçırılmak istenen konuların birincisi geçmiş
hükümet döneminin değerlendirilmesi ihtiyacıdır. Dörtlü koalisyonun bugün
hükümet dışında kalmış üç ortağı; seçim vaatleri, hükümet programı ve hükümet
dönemindeki icraatları konusunda herhangi bir özeleştiri vermek niyetinde
görünmüyorlar. Oysa daha 16 ay önce büyük beklentiler yaratmaya çalışarak
davullar ve zurnalar eşliğinde hükümet kuran kendileriydi. Şimdi geçmiş
koalisyon hükümeti tam bir fiyasyo ile sonuçlanmışken; 16 ay önce nerede hata
yaptıklarını, hangi beklentilerinin yanlış çıktığını ve hedeflerine
ulaşamamalarının nedenlerini halka açıklamak sorumlulukları vardır.
11 Mart 2019 Pazartesi
Teşvik Sendikacılığının Yaldızları Dökülüyor
Basın-Sen bugün bir bildiri yayınlayarak, teşvik yardımı ile Toplu İş Sözleşmesi imzaladığı bazı iş yerlerinde tüm çabalarına rağmen Asgari Ücret’in dahi ödenmediğini ve disiplin kurulu kararı olmadan işten durdurmalar yaşandığını duyurdu. Bu konuda dava yoluna gideceklerini belirten sendika, aynı zamanda da kendileri ile imzalanan sözleşme sayesinde Çalışma Bakanlığı’nın bu iş yerlerine tüm sigorta-ihtiyat sandığı yatırımlarını ödemekte olduğunu hatırlattı.
Basın-Sen tarafından ortaya konan olgu, yıllardan beridir partimiz Bağımsızlık Yolu tarafından ifade edilen ve kamuoyunun da gayet iyi bildiği vahşi sömürüyü bir kez daha teyit etmiş oldu. Ancak olgunun teyit ettiği şey, sadece bu değil; teşvik yolu ile imzalanan toplu iş sözleşmelerinin kağıt üzerinde kalmaya mahkum olduğu gerçeğidir…
13 Şubat 2019 Çarşamba
Özel Sektöre Maaş Desteği ve Ahlak!
“Özel sektör çalışanlarına
maaş desteği” sağlayacağı ilan edilen ve teşvik yolu ile sendikalaşma getireceği
savunulan yeni uygulama, yoğun bir beklenti ve tartışma yaratmış durumda.
Sendika kelimesinden dahi
ürken Ticaret Odası ve UBP; bu yeni uygulamaya karşı çıkarken, maaş desteği ve
sendika vaadi ile umutlanan özel sektör çalışanları da beklenti içerisine girmiş
durumda. Sermayedarlar ve emekçiler konuya yüzeysel bir temelden taraf olsa da,
ülkemizde yıllarca “ilkesel davranmanın, prensipli olmanın, ahlaki değerlerin”
şampiyonluğunu yapmış bazı “sol” parti ve sendikaların, “amaca ulaşmak için her
yol mübahtır” prensibinden hareketle, emeğe dair her türlü ilkesel duruştan
vazgeçmesi gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.
24 Aralık 2018 Pazartesi
Tufan Erhürman Yasası Yürürlükte
Tufan Erhürman’a “bağlı” kktc Polis Teşkilatı, Kıbrıs TV’de kameraman olarak çalışan bir basın emekçisini, fotoğraf çektiği için 4 saat gözaltında tuttu. Özel Hayatın Gizliliği Yasası tahtında dava okudu ve sonra serbest bıraktı. Tufan Erhürman’ın bu mesele ile tek ilgisi, Polis Teşkilatı ile yakın olması değil, aynı zamanda davaya ve gözaltına konu olan Yasa da kendisinin marifeti…
Özel Hayatın Gizliliği Yasası 2014 yılında Tufan Erhürman tarafından hazırlanmış, önerilmiş ve Meclis’ten geçmişti.
Özel Hayatın Gizliliği Yasası 2014 yılında Tufan Erhürman tarafından hazırlanmış, önerilmiş ve Meclis’ten geçmişti.
20 Aralık 2018 Perşembe
Sn. Bakan Bakıyor, Ama Göremiyor!
Lefkoşa’da Çalışma İzin Merkezi karşısında yürütülen
dokuz katlı inşaatın dokuzuncu katında çalışan işçiye dair fotoğraflara,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler tarafından getirilen “güvenlik
önlemleri alınmış” yorumu, görenleri hayretler içinde bıraktı.
Zeki Çeler’in Bakanlığını yürüttüğü kurumun yasal
mevzuatı ile ilgili hiçbir bilgi sahibi olmaması yanında, bilgi sahibi
olmadığını dahi bilmiyor olması; ülkenin neden bu halde olduğunun en net
göstergesi oldu. Toplum, patronların kar hırsı nedeniye alınmayan önlemler
sonucunda inşaatlar başta olmak üzere özel sektörde gerçekleşen kaza ve
cinayetlerden bıkmış durumda.
6 Aralık 2018 Perşembe
Gücünüz Gariban Öğrencilere ve Dayısız Göçmenlere Yeter
Alternatif bir kalkınma modeliniz var mı?” diye soruyordu Mete Boyacı elini kolunu sallaya sallaya… Evet sizin kalkınma modelinizi gördük: Yitirilen canlar, yıkılan evler, ters dönmüş araçlar, perişan bir ülke… Rant, kâr ve zenginlik için ülkeyi ele geçirmiş inşaat sermayesine ödenen bedel şimdilik bu. Tabii inşaatlar sırasında ölen, yaralanan ve sakat kalan işçileri saymazsak… Doğa ile uyumlu, nüfusu ve planlaması ile kârı değil yaşamı merkeze alan bir gelecek, inşaat patronlarının cebinden çıkmaz. Onların cebinden çıksa çıksa kan çıkar, göz yaşı çıkar, kâbus çıkar…
5 Aralık 2018 Çarşamba
Kırbaca Gerek Yok, Sigorta Yatırımlarınızı Yapın Yeter!
Halkın Partisi Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu,
geçtiğimiz gün sosyal medyadan paylaştığı elindeki kırbaç fotoğrafı ve
“KKTC’nin selameti için belli bir süre kullanılması gereken alet” şeklindeki
yorumuyla gündem olmayı başardı. Manavoğlu market direktörlüğü günlerinden iyi
bildiği ‘reklamın iyisi kötüsü olmaz’ mantığına uygun olarak yaptığı bu çirkin
paylaşımı, sonraki günlerde de basına verdiği demeçlerle savunmaya devam etti.
Manavoğlu, kırbaç kullanımını savunurken, birçok basın kuruluşunda “ülke
menfaati için çalışmamız gerektiğini, toplumsal menfaat için kişisel
çıkarlardan feragat edilmesi gerektiğini, bunu anlamakta güçlük çeken
çoğunluğun bu davranışı hak ettiğini düşünüyorum” ifadelerini sık sık kullandı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













