Özellikle
özel sektör çalışanları tarafından sempati ile karşılanan “sendikasız
çalıştırılmak yasaklansın” kampanyası, olumlu tepkiler almaya devam ediyor. Kamuda
örgütlü sendikaların bu talebi güçlü bir şekilde sahiplenmesi ve başta kamu
emekçileri olmak üzere tüm halk kesimlerinin çıkarına olduğunu anlatması
durumunda ise kampanyayanın başarıya ulaşmaması için hiçbir sebep yok.2 Nisan 2015 Perşembe
Çalışma Yaşamının İçinden: Yasa ve Uygulama
Özellikle
özel sektör çalışanları tarafından sempati ile karşılanan “sendikasız
çalıştırılmak yasaklansın” kampanyası, olumlu tepkiler almaya devam ediyor. Kamuda
örgütlü sendikaların bu talebi güçlü bir şekilde sahiplenmesi ve başta kamu
emekçileri olmak üzere tüm halk kesimlerinin çıkarına olduğunu anlatması
durumunda ise kampanyayanın başarıya ulaşmaması için hiçbir sebep yok.1 Nisan 2015 Çarşamba
Gündeme Kafa Tutmak
Bu yazı yazılırken Cumhurbaşkanlığı
seçimleri henüz yapılmamış, gündem yeni olaylara yelken açmamıştı. Herkes
sadece Cumhurbaşkanı’nın kim olması gerektiğini konuşmaktayı. Bu yazı
okunurken, muhtemelen Cumhurbaşkanı seçilmiş, gündem de değişmiş olacak.
Hepimiz medyanın ve egemenlerin önümüze sürdüğü başka “önemli” meseleler
konusunda anlık heyecanlar yaşıyor olacağız...
14 Mart 2015 Cumartesi
Onurer veya Akıncıya Oy Verin, Örgütlenin ve Örgütlerinizi İttifaka Zorlayın
Yaklaşan
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, halkımıza reva görülen en büyük aşağılanmaların
yaşandığı koşullarda tartışıyoruz: TC’nin ülkemizde Gençlik Ofisi açarak
köylerimize kadar girmesini onaylayan bir Bakanlar Kurulu, “Kutlu Doğum Haftası” adı altında mezhepçi faşizmi okullarımıza
kadar sokan bir Eğitim Bakanlığı, TFF’nin futbolumuzu ele geçirme girişimlerini
alkışlayan Bakanlar...11 Mart 2015 Çarşamba
Kim Kazanacak?
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça sohbetlerin konusu
da “seçimi kim kazanacak” eksenine doğru kaymaya başlıyor.
Bir süreden beridir “anketlere” yönelik güven
zayıfladığından ve “süpriz” seçim sonuçları “olağan” hale geldiğinden dolayı da
tüm adaylar “kazanacakmış” gibi davranıyor, hissediyor.
Yunanistan’da yaşanan Syriza depremi, ülkemizde son genel
seçimlerde Toplumsal Varoluş Güçleri’nin barajı zorlamış olması ve LTB
Başkanlığı konusunda BKP-TDP-Baraka ittifakının başarısı da “mümkün”ü daha
yakın bir olasılık kılıyor...
Kısacası bir “neden olmasın” durumu hakim genel havaya...
25 Şubat 2015 Çarşamba
Mesai Tartışması ve Samimiyet
Kamuda mesai saatlerinin değiştirilmesi ile birlikte
verimlilikte artış olacağını iddia edenler var. Diyorlar ki; “üretken ve verimli bir yapıya yoğunlaşmadan
tartışmayı kuru gürültüye” boğuyorsunuz! Ve mesai saatleri üzerinden
gerçekleşen neo-liberal saldırıya karşı çıkanları “samimiyete” davet ediyorlar.
O halde biz de tüm samimiyetimizle konuşalım...
15 Şubat 2015 Pazar
İstenmeyen Bebeğin Ölümü - Arka Kapak Yazısı
Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğu günden itibaren, Kıbrıslı
Elen ve Kıbrıslı Türk liderliklerince bir “ara formül” olarak kabul edilmişti.
“Nihai amaca” ulaşmak için yürünecek yolda istenmeyen bir bebek olarak dünyaya
gelen yeni devlet; henüz kuruluş aşamasında sorunlar, gerilimler ve krizlerle
yüzyüze kalıyordu.11 Şubat 2015 Çarşamba
Sibel Siber Kadın mıdır?
Cumhurbaşkanlığı
seçim yarışı ilerlerken Sibel Siber’in “erkekten
alâ iş yapan kadın” ve “hanımefendi”
olmak ile ilgili iddiaları sosyal medyada epey tartışıldı...
Özellikle
feminist çevrelerden bu ‘üslup’a yönelik ciddi eleştiriler geldi.
Feministler
açısından konu sadece ‘üslup’tan ibaret değildi elbette, üslubun ardında yatan ‘zihniyet’
esas konuydu...
Bir
kişi “erkekten alâ” olmakla övünüyorsa, o kişinin başarı kriterinin ‘erkek
olmak’ üzerinden şekillendiği açıktır. Oysa ‘erkek’ olmak toplumda çeşitli
ayrıcalıklara sahip olmayı getirse de, bu ayrıcalıkların varlığı erkeklerin
doğuştan başarılı olmalarından değil toplumun erkeklere sunduğu adaletsiz
avantajlardan kaynaklanmaktadır. Ve ‘erkek olmak’ durumunu otomatik olarak
‘başarılı olmak’ olarak anlayan ve olumlayan bir ‘zihniyet’, “kadın”ın başarılı
olmasını ‘sevinilecek bir istisna’ noktasından öte bir yere koymuyor
demektir...
2 Şubat 2015 Pazartesi
Syriza ve Solda Birlik Konusu - Yenidüzen ile röportaj
-'SYRİZA benzeri bir ittifak Kıbrıs’ta
neden mümkün olamıyor? Sol niye iş birliği yapamıyor?
Her
ülkenin kendine özgü koşulları ve mücadele eden örgütlerinin de yıllar içinde
oluşmuş bir davranış kültürü vardır. Bu sebeple de farklı ülkelerde ortaya
çıkmış deneyimlerin bire bir taklit edilmesi mümkün değil. Mümkün olsa da
yaşamda aynı karşılığı bulmayacaktır.
Syriza
deneyimini uzunca bir süreden beridir takip ediyoruz. Yunanistan’da faaliyet
yürüten ve Syriza’nın da bileşenlerinden birisi olan DİKTİO ile 2006’da
Atina’da gerçekleşen Avrupa Sosyal Formu’ndan beridir yakın ilişkilerimiz var.
28 Ocak 2015 Çarşamba
Göç Yasası ve Sendikaların Açmazı
Daha
yürürlüğe girmezden önce ülkemizde siyasal/sendikal dengeleri alt-üst eden Göç
Yasası hala daha yürülükte ve bu yasanın yarattığı olumsuz sonuçlar katlanarak
artıyor.
Öylesine
katmanlı bir sorunlar yumağı ki sözünü ettiğimiz; bütününü incelemek belki de
akademik bir çalışmanın konusu olabilir. Bu yazı bağlamında tartışmaya
çalışacağımız ise, Göç Yasası’nın sendikal örgütlülük bağlamında yarattığı
sıkıntılar ve bu sıkıntıların nasıl aşılabileceğine dair öngörüler olacak.
14 Ocak 2015 Çarşamba
Yüzleştik? Tamamdır?
“Başı kesik tavuk gibi” deyimini duymuşsunuzdur da, hiç
gerçekten başı yeni kesilmiş tavuk gördünüz mü?
Ben daha deyimi öğrenmeden, tavuğu görmüştüm... Bu yüzden
de deyimi ilk kez duyduğum zaman anlamını kavramam zor olmadı...
Başı yeni kesilmiş, yani gövdesinin üzerinde herhangi bir
baş olmayan tavuk; koşar...
Oradan oraya, çarpa çarpa, düşe kalka ve nereye gittiğini
görmeden, bilmeden koşar...
Bir süre sonra da yığılıp kalır...
Bu olaya bir kez şahit oldum, küçüktüm ve hiç aklımdan
çıkmadı... Hiç hoş bir deneyim değildi açıkçası ve bir süre tavuk yemeyi
reddetmemle sonuçlandı...
Ama şimdi konumuz bu değil.
Konu şu ki; baş olmadan da organlar hareket edebiliyorlar
bir süre...
Ama amaçsız, faydasız ve sonuçsuz hareketler olarak
kalıyor bunlar...
Tıpkı başı yeni kesilmiş tavukta olduğu gibi...
13 Ocak 2015 Salı
1 Ocak 2015 Perşembe
“Her Şey Değişip Akmada”
“Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!
ne akıştır ki bu, dalgalarında
dağlıdır alnı en mukaddes putun
kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
akar suya kabil mi vurmak kilit?”
ne akıştır ki bu, dalgalarında
dağlıdır alnı en mukaddes putun
kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
akar suya kabil mi vurmak kilit?”
Nazım Hikmet Ran
9 Aralık 2014 Salı
Tahakküm ve Direniş Sanatları
"Ezilenler" her zaman açık ve kamusal meydan okumalarla mücadele ermezler. Aksine ezilenlerin yaşamının büyük kısmı "kamusal" değil "gizli" senaryoların uygulanması ile geçer... Çoğu zaman cool bir "poz kesme" görünümü altında uygulanan dedikodu, alay, sinizm, kinizm bu "gizli" senaryoların önemli bir harcıdır...
3 Aralık 2014 Çarşamba
“Kayıp”ta Kaybolanlar
Geçmiş, öylesine geride bırakıp ardımıza bakmadan yürüyüp
gidebileceğimiz bir şey değil...
Hele ki yüzleşmediğimiz, hesaplaşmadığımız,
sağaltmadığımız acılarla yoğrulmuş bir geçmişse bu...
Geçmiş, her zaman bugünümüzün içinde yaşar...
Hele ki, inkârla kaçtığımız, boyun eğerek teslim
olduğumuz, bastırarak yok saydığımız bir geçmişse bu...
19 Kasım 2014 Çarşamba
Yorgancıoğlu Ne Yapmaya Çalışıyor?
15 Kasım törenlerinde Polis Teşkilatı tarafından
gerçekleştirilen zorbalık ve hukuksuzluk üzerine toplumun neredeyse her
kesiminden tepkiler yükseldi...
Bu tepkiler arasında en dikkat çekici olan ise Başbakan
Yorgancıoğlu’nun Meclis kürsüsünden yaptığı “kınama” konuşmasıydı...
Yorgancıoğlu’nun Polis Teşkilatı’nı kınaması, halkın
genelinde şaşkınlık, sol örgütlerde ise küçümsemeyle karşılandı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











