30 Haziran 2018 Cumartesi

Yoldaş P38

Yoldaş P38 kitabın kapağında da yazıldığı gibi bir Kızıl Tugaylar romanı. İtalya'da silahlı mücadeyi şehir gerillası yolu ile ilerletmeye çalışan bir örgüt olan Kızıl Tugaylar'ın en bıçkın ekibi olan Primavalle Tugayı'nın kuruluşu, mücadelesi ve dağılması ekseninde çıkışlı inişli bir temposu var kitabın.

23 Haziran 2018 Cumartesi

Bağımsızlık Yolu: Yobazlara Mağduriyet Hediye Ederek Dinsel Gericilikle Mücadele Edilemez

Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde yaşanan ve siyasal İslamcıların kadın bedenini kalkan yaparak kendilerini mağdur gibi göstermek amacıyla kurguladıkları süreç; yüzyıllardan beridir bu adada her türlü inanç ve inançsızlık ile hoşgörü içinde yaşayan Kıbrıslı Türk halkını huzursuz etmekten başka bir anlama sahip değildir.
Bir resim pasaportta geçerli kabul ediliyorsa, diplomada da kullanılabilmesi elbette aklın ve mantığın gereğidir. Söz konusu resim çekme biçiminin geçerliliği ise yasal prosedürlerle değil, yüzün tanınabilmesine dayalı bilimsel kriterlerle belirlenmelidir. Tartışmayı bu zeminden kurmak yerine, bürokratik baskı yöntemleri ile çözmeye çalışmak, gerici kitleye bir mağduriyet hediye etmekten öteye bir anlam ifade etmez. Ayrıca da yasal prosedürlerin kolaylıkla değiştirilebileceği ve yasa denen şeyin gücü olan herhangi bir zorba tarafından her kılığa sokulabileceği bilinen, yaşanan bir gerçektir.

14 Haziran 2018 Perşembe

Özel Sektör Çalışanları Bu Resmi Tatil de Çalıştırılacak

Önümüzdeki günler Resmi Tatil… Bilindiği gibi bu ülkede resmi olan her şey göstermelik ve boş olduğundan; bu resmi tatil de aslında özel sektör çalışanları için göstermelik ve boş… İşi gereği özel sektör işçisini çalıştırmaktan çıkarı olan tüm patronların iş yerleri çatır çatır çalışacak. Bu resmi tatilden sadece kamu çalışanları ile, dükkanını açmayı karlı bulmayan patronların çalışanları faydalanacak…

1 Mayıs 2018 Salı

Çare Örgütlü Mücadelede, Umut Emekte

Yükselen faşizm, dinsel gericilik, dört yanımızı saran savaşlar, işgaller, homofobi, eğitim-sağlık haklarımızın her geçen gün gerilemesi, ulaşım ve barınma gibi haklardan söz etmenin bile ütopik sayıldığı koşuların normalleşmesi, doğaya ve kendimiz dışındaki tüm canlılara yabancılaştığımız yetmezmiş gibi her geçen gün artan rant ve inşaat çılgınlığı ile sırfr betondan ibaret yaşam alanlarına sıkışmak, kadınlara yönelik şiddette artış, çocuklara yönelik şiddette artış, bölünmüş bir adada barış özlemi ile yanıp tutuşurken giderek büyüyen hamaset, ırkçılık, milliyetçilik ve ayrılıkçılık: İşte 1 Mayıs 2018’te kendimizi içinde bulduğumuz kabusun kısa bir özeti...

10 Nisan 2018 Salı

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, Genç TV’de Aysu Basri Akter’in konuğu oldu

Akter Rahvancıoğlu’na, İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars’a yapılan ziyaret kapsamında, gece kulüplerinin kapatılması, ülkemizdeki ‘AKP temsilcilikleri’ ve Fasıl 32’nin kaldırılması talepleri hakkında sorular yöneltti.

3 Nisan 2018 Salı

En Büyük Sorun, Özel Sektör Emekçilerini Temsil Eden Bir Sendikanın Bulunmayışı

Bugün toplanan Asgari Ücret Tespit komisyonu aylık brüt asgari ücreti 2365 TL olarak belirledi. Bu durumda net asgari ücrete sadece 165 TL’lik bir artış yapılmış oldu. 165 TL’nin bir artış olmadığı, son belirlenen asgari ücretten bu yana oluşan hayat pahalılığı ve döviz çılgınlığı karşısında sadece gerilemeyi temsil ettiği ise açık.

1 Nisan 2018 Pazar

Ülke ve Özgürlük

Ülke ve Özgürlük, Ken Loach’ın en çok bilinen filimlerinden biri. Hareketli kurgusu, güçlü diyalogları ve duygu yoğun sahneleri ile de bunu fazlasıyla hak ediyor.
Çağdaş İngiliz sinemasının en önemli ismi olan Loach’un filmini ilk kez, 1990’lı yılların ikinci yarısında izledim. Filmi izlediğim bağlam, dünya çapında sosyalizmin “bittiğinin” davul zurna ile ilan edildiği tam bir yenilgi atmosferiydi. Buna karşın yenilgiye rağmen başı dik kalabilme motivasyonunu veya Shakespeare’in dediği gibi “sen kazandın ama ben haklıydım” duygusunu hiç de romantik olmayan yöntemlerle aşılayan bir yapısı vardı filmin.

26 Mart 2018 Pazartesi

İçişleri Bakanlığı'nı Görevini Yapmaya Davet Ediyoruz

Bir süreden beridir çeşitli bölgelerde şubeler açmakta olan ve halkımız tarafından da yasal statüsü merak edilen AKP Kıbrıs Temsilciliği ve Gençlik Kolları’nın, 22 Ocak olayları sırasında da faal olduğu bilinmektedir. Bu sebeple Bağımsızlık Yolu olarak, AKP Temsilciliği ve Gençlik Kolları’nın ülkemizde yasal olarak kurulup kurulmadığı, hangi mevzuat uyarınca kurulduğu ve faaliyetlerinin ilgili Bakanlıkça denetlenip denetlenmediği konusunda 12/2006 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Yasası uyarınca 9 Şubat 2018 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na bilgi edinme başvurusunda bulunmuş ve alacağımız yanıtı da kamuoyu ile paylaşacağımızı duyurmuştuk.

3 Mart 2018 Cumartesi

Kıbrıslı Türkiyeli Gerilimi Yaratmaya Çalışan Sözde Sol ve Faşist Yaklaşımları Kınıyoruz

Kıbrıslı Türk toplumunu etnik köken veya doğum yerine göre bölerek siyasal alanda genişlemeye çalışan YDP’nin, son seçimlerde Meclis’e girmesiyle kendisine “Kıbrıslı” diyen bazı çevrelerin bu durumu daha da olumsuzlaştıracak çıkışlarda bulunduğunu gözlemliyoruz.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Bağımsızlık Yolu Meclisi: Yükselen Faşizm Bağlamında Dörtlü Koalisyon’un Görevlerini Değerlendirdi

Ülkemizde 7 Ocak genel seçimleri ile birlikte giderek tırmanmakta olan gerilim ve çatışma atmosferini kaygıyla takip etmekteyiz. Bağımsızlık Yolu Meclisi, etnik kökene dayalı bir ayrımcılıktan beslenen YDP’nin aldığı oy oranının; tek başına dış güçlerin politikaları ile izah edilemeyeceğini, ülkemizde yıllardır hükümet koltuklarında oturanların yanlışlarının bir birikimi olduğunu vurgular. Bu durumu 7 Ocak ile birlikte ortaya çıkmış bir sorunmuş gibi algılamak, nedenlerle uğraşmaktan kaçınmak için sonuçlara odaklanmak anlamına gelecektir.

1 Şubat 2018 Perşembe

Gözaltıları Halkın Demokratik Tepkisinin Sonucu Olarak Selamlıyoruz

22 Ocak Pazartesi gerçekleşen ve kamu vicdanında ciddi bir yara açan şiddet olaylarına karışanların gözaltına alınmaya başlanmasını ve haklarında yasal tahkikat yürütülmesini olumlu bir gelişme olarak selamlıyoruz. Bilindiği gibi olayların gerçekleştiği sırada Polis Örgütü şiddet eylemlerine hiçbir müdahalede bulunmamış ve bu da halkımızın tepkisine neden olmuştu. Şimdi üzerinden bir hafta geçmişken, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeye başlayan Polis Örgütü’nün bu kıpırdanışının kaynağının 26 Ocak Cuma akşamı, gencinden yaşlısına yağmur altında sokağa çıkan Kıbrıslı Türklerin olgun ve demokratik eylemi olduğundan hiçbir kuşkumuz yoktur. Elbette Cumhurbaşkanı Akıncı ve Meclis Başkanı Angolemli’nin ısrarlı sorgulamaları ve Polis üzerinde görevini hatırlatmaya yönelik kurdukları baskının da bunda etkisi vardır.

22 Ocak 2018 Pazartesi

SENDİKALAŞMA YEMİNİ

“Emeği ile geçinen tüm insanların mutluluk ve özgürlüklerini, adil bir iş günü sonrasında huzurlu bir dinlenmeyi, resmi tatillerde ve hafta sonlarında çalışılmamasını, işçilerin kayıtsız şartsız sigortalanarak emekli olabilmesini ve yıllık ücretli izin hakkını savunacağıma; özel sektörde örgütlenme talebine ve demokratik bir şekilde sendika seçme özgürlüğüne bağlı kalacağıma; emekçilerin işinin ve geleceğinin patronların iki dudağı arasından çıkarılması için çalışacağıma; tüm bunların hayata geçebilmesi adına özel sektörde on ve üzeri işçi çalıştıran patronların sendikasız işçi çalıştırması yasaklanana kadar mücadele edeceğime; alın terim ile kazandığım ekmek ve tertemiz vicdanım üzerine and içerim.”

13 Ocak 2018 Cumartesi

Bir Ölüm ve Bir Utanç

Bugün bir işçi daha cinayete kurban gitti. Sermaye biraz daha büyüsün diye, işçi kanı ile sulandı tatlı karın, ucuz emeğin ve vurguncu düzenin toprağı... 
Cinayet saatine baktım: "17:00"... Tam o saatte kızımla birlikte köpeğimi gezdirmekten dönmüş, çok sevdiğim bir arkadaşımın doğum gününü kutlamak için telefon açmıştım. Muhtemelen ben "alo" derken, o son nefesini veriyordu...

7 Ocak 2018 Pazar

Boykotçuya Sorular

Sandığa bir tavır olarak gitmeyen her kişinin tutumunun, siyasal veya politik bir protesto olarak yorumlanamayacağını düşünüyorum. Elbette hastalık, yurt dışında olma vb sebeplerden sandığa gitmeyen yada gidemeyen insanlar dışındaki tüm sandığa gitmeme tavırları bir tür protestodur. Ancak açıktır ki; siyasal bir protesto yapanlar yanında, kişisel bir protesto tutumu takınanlar da var.
Kişisel olarak mevcut partilerden hiçbirisini kendine yakın görmediği için veya herhangi bir politik fikri olmadığından sandığa gitmeyenler, yani siyaset kurumundan tamamen ümidini kesmiş olanlar muhtemelen bu yazıyı da okumayacaklardır. Zaten sorularım da onlara yönelik değil. Onlara ulaşmanın başka yöntemleri var ve o yöntemleri başka mecralarda icra ediyoruz hali hazırda...

3 Ocak 2018 Çarşamba

Seçimler ve Siyasette Güven Bunalımı

Siyasal öznelerin halk nezdinde herhangi bir itibarının kalmadığı, ciddi bir inandırıcılık yitimine uğradıkları ve siyasete güvenin yitirildiği bir süreden beridir bilinir, konuşulur, yazılır durumdaydı. 7 Ocak 2018 seçimlerinin ilanı ile birikte bu durum daha da görünür hale geldi. Halk siyasi partilere güvenmiyor, adayları kişisel kariyer peşinde koşan fırsatçılar olarak görüyor ve kurulacak herhangi bir hükümetin programında ne yazacağı ile ilgilenmiyor.