Bugün bir işçi daha cinayete kurban gitti. Sermaye biraz daha büyüsün diye, işçi kanı ile sulandı tatlı karın, ucuz emeğin ve vurguncu düzenin toprağı...
Cinayet saatine baktım: "17:00"... Tam o saatte kızımla birlikte köpeğimi gezdirmekten dönmüş, çok sevdiğim bir arkadaşımın doğum gününü kutlamak için telefon açmıştım. Muhtemelen ben "alo" derken, o son nefesini veriyordu...
13 Ocak 2018 Cumartesi
7 Ocak 2018 Pazar
Boykotçuya Sorular
Sandığa bir tavır olarak gitmeyen her kişinin tutumunun,
siyasal veya politik bir protesto olarak yorumlanamayacağını düşünüyorum.
Elbette hastalık, yurt dışında olma vb sebeplerden sandığa gitmeyen yada
gidemeyen insanlar dışındaki tüm sandığa gitmeme tavırları bir tür protestodur.
Ancak açıktır ki; siyasal bir protesto yapanlar yanında, kişisel bir protesto
tutumu takınanlar da var.
Kişisel olarak mevcut partilerden hiçbirisini kendine
yakın görmediği için veya herhangi bir politik fikri olmadığından sandığa
gitmeyenler, yani siyaset kurumundan tamamen ümidini kesmiş olanlar muhtemelen
bu yazıyı da okumayacaklardır. Zaten sorularım da onlara yönelik değil. Onlara
ulaşmanın başka yöntemleri var ve o yöntemleri başka mecralarda icra ediyoruz
hali hazırda...
3 Ocak 2018 Çarşamba
Seçimler ve Siyasette Güven Bunalımı
Siyasal öznelerin halk nezdinde herhangi
bir itibarının kalmadığı, ciddi bir inandırıcılık yitimine uğradıkları ve
siyasete güvenin yitirildiği bir süreden beridir bilinir, konuşulur, yazılır
durumdaydı. 7 Ocak 2018 seçimlerinin ilanı ile birikte bu durum daha da görünür
hale geldi. Halk siyasi partilere güvenmiyor, adayları kişisel kariyer peşinde
koşan fırsatçılar olarak görüyor ve kurulacak herhangi bir hükümetin
programında ne yazacağı ile ilgilenmiyor.
2 Ocak 2018 Salı
Karpaz Emirnamesi
Hüseyin Özgürgün, “ucube Karpaz emirnamesi yırtılıp atılacak” demiş ve eklemiş “bu emirname yüzünden ülkenin en değerli bölgesi yatırımsız kaldı.”
Son beş yılın ÜÇ BUÇUK yılında hükümetteydiniz. “Neden yapmadınız?” diye de sorabilirim… Karpaz’ın ekolojik anlamdaki önemini de vurgulayabilirim. Bilmeyenler için, konunun yerleşim alanları değil, “Milli Park” olan insansız bölümle ilgili olduğunu anlatabilirim.
1 Ocak 2018 Pazartesi
Sokakta Ölü Bir Devrimci: Karl Liebknecht
Sosyalist mücadelelerin tarihi yüzeysel olarak
okunduğunda, Karl Liebknecht’in ismi sadece iki yerde geçer: 1914 yılında savaş
bütçesine “hayır” oyu veren tek parlamenter olarak Alman Reichstag’ında ve Rosa Luxemburg ile birlikte sokak ortasında
öldürüldükleri 1919 Alman Devrimi’nde...
Partisinin tüm vekilleri Alman militarizmine “evet” oyu
verirken “hayır” diyerek sosyalist ilkelere gösterdiği adanmışlık da, Rosa ile
birlikte “sonuna” kadar yürüttükleri mücadeledeki cesaret de eşsiz bir insan
yapıyor onu. Ancak Liebknecht’in bize miras bıraktıkları bunlardan ibaret
değildir... Bu anılanlar yeterince önemli olsa bile, o bunlardan çok daha
fazlasıdır.
27 Aralık 2017 Çarşamba
Seçimler ve Devrimciler
2018 Ocak ayında gerçekleşecek seçimler yaklaşırken,
siyasal alanda siyaset dışı bir heyecan da yaygın bir şekilde karşılık buluyor.
Seçim sürecinin sıkıntılı apolitikliği çeşitli kesimler tarafından farklı şekillerde ifade edildi: Siyasal partiler ideoloji dışı bir konuma savrulmuş durumda. En iyi durumda “seçim programı, vaatler listesi” gibi kes-yapıştırcı bir eklektizmle damgalı metinlere dayalı; en kötü durumda ise “yayaya şaşaşa”dan ibaret bir parti propaganda süreci yaşanıyor. Adayların çok büyük bir oranının ise, geçmişte herhangi bir ideolojiye sahip olmayan apolitik bireylerden oluştuğu ortada. Birçoğunun hayatı boyunca herhangi bir inceleme kitabı okuyup okumadığı bile belli değil.
Durum böyleyken kişisel tanışıklık, “iyi insan” olma, ailecek görüşme gibi kriterlerin ön plana çıktığı bir seçim propaganda süreci yaşanması normal. Elbette tüm partileri aynı kefeye koymak mümkün değil. Örneğin ideolojiden arılık MAP için geçerli bir argüman değil. MAP açıkça Türkçü faşizmle damgalı bir parti. Bu net ideolojiyi de gururla taşıyor.
Seçim sürecinin sıkıntılı apolitikliği çeşitli kesimler tarafından farklı şekillerde ifade edildi: Siyasal partiler ideoloji dışı bir konuma savrulmuş durumda. En iyi durumda “seçim programı, vaatler listesi” gibi kes-yapıştırcı bir eklektizmle damgalı metinlere dayalı; en kötü durumda ise “yayaya şaşaşa”dan ibaret bir parti propaganda süreci yaşanıyor. Adayların çok büyük bir oranının ise, geçmişte herhangi bir ideolojiye sahip olmayan apolitik bireylerden oluştuğu ortada. Birçoğunun hayatı boyunca herhangi bir inceleme kitabı okuyup okumadığı bile belli değil.
Durum böyleyken kişisel tanışıklık, “iyi insan” olma, ailecek görüşme gibi kriterlerin ön plana çıktığı bir seçim propaganda süreci yaşanması normal. Elbette tüm partileri aynı kefeye koymak mümkün değil. Örneğin ideolojiden arılık MAP için geçerli bir argüman değil. MAP açıkça Türkçü faşizmle damgalı bir parti. Bu net ideolojiyi de gururla taşıyor.
29 Kasım 2017 Çarşamba
"Polisler 45 yaşında emekliye çıksın mı?"
"Polisler 45 yaşında emekliye çıksın mı?"
Bugünlerde etrafında kamplaştırılmaya çalıştığımız yeni şaşırtmacalı sorumuz bu... Ya "evet" diyeceksiniz yada "hayır"!!! Başka cevabı kabul etmiyor efendiler...
Gelin biz bu konuya başka bir noktadan bakalım:
Bugünlerde etrafında kamplaştırılmaya çalıştığımız yeni şaşırtmacalı sorumuz bu... Ya "evet" diyeceksiniz yada "hayır"!!! Başka cevabı kabul etmiyor efendiler...
Gelin biz bu konuya başka bir noktadan bakalım:
13 Kasım 2017 Pazartesi
Siyasi Etik ve Milletvekilliği Adaylığı Üzerine
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreterliğine aday olmaya karar verdiğim gün, Baraka'daki yöneticilik görevimden ayrıldım. Genel Sekreter olacağım garanti değildi, ama benim yönüm, ilgim, hedefim, kararım belliydi...
Neden ayrıldım peki? İki örgüt birbirine zıt görüşleri savunduğu için mi? Elbette hayır!!!
İktidarı hedefleyen siyasal örgütlerle, ekonomik-demokratik mücadele yürüten alan örgütlerinin yöntem ve stratejilerindeki doğal fark yüzünden... Sendikalarda, derneklerde, demokratik kitle örgütlerinde yürütülen mücadele ile siyasi partilerde yürütülen mücadelenin farklı yöntemlerle yürütülmesi gerektiğine inancımdan...
Koordinasyon, ilişki, dayanışma... Elbette... Ama iki yapıda da yönetici aynı kişi olunca, kişinin kendi kendisi ile dayanışma ve koordinasyon yürütmesi beklenemez herhalde...
Neden ayrıldım peki? İki örgüt birbirine zıt görüşleri savunduğu için mi? Elbette hayır!!!
İktidarı hedefleyen siyasal örgütlerle, ekonomik-demokratik mücadele yürüten alan örgütlerinin yöntem ve stratejilerindeki doğal fark yüzünden... Sendikalarda, derneklerde, demokratik kitle örgütlerinde yürütülen mücadele ile siyasi partilerde yürütülen mücadelenin farklı yöntemlerle yürütülmesi gerektiğine inancımdan...
Koordinasyon, ilişki, dayanışma... Elbette... Ama iki yapıda da yönetici aynı kişi olunca, kişinin kendi kendisi ile dayanışma ve koordinasyon yürütmesi beklenemez herhalde...
1 Kasım 2017 Çarşamba
“Tam Sosyal Güvenlik” Yalanı
“Sınıf siyaseti”, solcular arasında bile yanlış
anlaşılmış bir kavramdır. Birçok heyecanlı solcu, hiçbir meseleye sınıfsal
bakmazken; kendi partisini “sınıf”, partisinin çıkarlarını “sınıf siyaseti”,
partisinin seçim başarısını da “sınıf mücadelesi” zanneder. Sınıfın gerçek
bireyleri “cahil” ve “pis”; sınıfın çıkarları ise “popülizm” olarak
etiketlenir...
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından
geçtiğimiz hafta açıklanan “Tam Sosyal Güvenlik” projesi ve bu proje bağlamında
solcuların neredeyse hiçbir muhalefet üretmemiş olması bize gösteriyor ki;
ülkemiz solcuları, sınıf bilincinden, sınıf siyasetinden ve sınıf
mücadelesinden nasiplerini henüz alamadılar. Ancak sermayedarlar ve onların
hükümetlerdeki temsilcileri, bu meselede şimdiden fersahlarca yol kat
etmişlerdir.
28 Ekim 2017 Cumartesi
Anarko-Sendikalizm
Anarşizmin şehir efsanesi ve ergen isyanı basitliğinde bir saçmalık olmadığını bilen ve ciddiye alınması gereken bir felsefi argüman olduğunu gören kişiler dahi, aslında tek bir tane anarşizm olmadığını çoğu zaman gözden kaçırır. Hristiyan anarşist Tolstoy, evrime ciddi katkılar yapmış prens Kropotkin, Marx ile kapışan Bakunin, ütopyacı Proudhon, bireyci Striner, köylü Mahno ve anarko sendikalist Durutti arasında çok ciddi farklılıklar vardır.
21 Ekim 2017 Cumartesi
SOLDA KAOS ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Kuram ile hayat çeliştiğinde, kuramı çöpe atıp, olgulara uygun yeni bir kuram oluşturmanın zamanıdır. Hayatı değiştirmek için yapılacak müdahale, ancak olguyu gören bir kuramla mümkündür çünkü...
4 Ekim 2017 Çarşamba
Göçmen İşçiler ve Çalışma Yaşamı
Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın, üçüncü uyruklu işçilere
özel sözleşmeler vasıtasıyla 50 dolar aylık ücret ödemek istediğini kamuoyuna
açıkladığı günlerde, Mağusa’da Kamerun uyruklu bir kadının ödrt ay boyunca
karın tokluğuna çalıştırıldığı haberi basına yansıdı...
Bu durum, giderek büyüyen bir olgunun; üçüncü uyruklu
işçilerin ağır ve insafsız sömürüsünün görünür kısmıydı. Tabiri caizse buz
dağının görünen yüzü...
Yıllarca TC kökenli emekçilerin “en alt”ı oluşturduğu
çalışma yaşamımızda, artık Türkçe bilmeyen, haklarından habersiz, haklarını
öğrenme olanaklarından yoksun ve sosyo-kültürel anlamda da yabacılık çeken bir
kesim var. Ve bu kesim giderek büyüyor.
Gelin çalışma yaşamımıza bu bağlamda genel bir bakış
attıktan sonra, üçüncü uyruklu işçilerin somut sorunlarından ve çözüm yollarından
bahsedelim...
Köpekler Hakkında Her Şey
Bu bir eğitim kitabı değil. Köpeğinizi ve belki de kendinizi daha iyi anlamak için bir fırsat... John Bardshaw yeni kanin bilmin ortaya koyduğu son veriler ışığında, köpeklerin davranış, duygu ve yaşam şekillerine dair müthiş sarsıcı bilgiler veriyor. Köpekleri kötücül bir rakip veya tamamen insan duygularına paralel olarak yorumlayan iki tür bilim dışı yaklaşımı eleştirirken; hem köpeğin evrimi hem de akrabası kurtların yaşam tarzına dair bilinmeyen gerçekleri ortaya koyuyor. Aslında esaret altında gözlemlendiği için yanlış bilinen kurt sosyalliğine dair de kitapta pek çok bilgi var.
2 Ekim 2017 Pazartesi
TATİL NASIL GEÇTİ VEKİLİM?
Sevgili
Milletvekilleri
Bugün 30 Haziran tarihinde başlayan tatiliniz sona eriyor. Ülkemizde az bulunan bir ayrıcalıktan yararlanıp; tam üç ay boyunca dinlendiniz, gezdiniz, sevdiklerinizle vakit geçirdiniz, kitap okudunuz, sabahları geç kalkıp geceleri istediğiniz saatte uyudunuz, kısacası kendinize vakit ayırdınız...
Tatiliniz nasıl geçti? Umarız ki, tatiliniz boyunca özel sektörde çalışan emekçilerin sorunlarını düşünmeye ve çözüm yolları bulmaya da zaman ayırabilmişsinizdir. Çünkü bu üç aylık süre emekçiler açısından hiç de güzel geçmedi.
Bugün 30 Haziran tarihinde başlayan tatiliniz sona eriyor. Ülkemizde az bulunan bir ayrıcalıktan yararlanıp; tam üç ay boyunca dinlendiniz, gezdiniz, sevdiklerinizle vakit geçirdiniz, kitap okudunuz, sabahları geç kalkıp geceleri istediğiniz saatte uyudunuz, kısacası kendinize vakit ayırdınız...
Tatiliniz nasıl geçti? Umarız ki, tatiliniz boyunca özel sektörde çalışan emekçilerin sorunlarını düşünmeye ve çözüm yolları bulmaya da zaman ayırabilmişsinizdir. Çünkü bu üç aylık süre emekçiler açısından hiç de güzel geçmedi.
1 Ekim 2017 Pazar
Sapiens
Kolektif Kitap tarafından
basılan ve Yuval Noah Harari tarafından yazılmış olan "Hayvanlardan
Tanrılara Sapiens", 2015 yılında basılmış. Basımının hemen ardından
fenomen haline gelen kitap, 412 sayfalık ebatına ve inceleme iddiasında
bulunduğu konunun bilimsel ağırlığına rağmen otuz baskıdan fazla yaparak
bestseller haliine gelmiş durumda.
Bir kitabın bestseller
olması, çok fazla okunduğu veya çokça tartışmaya neden olduğu anlamına
gelmiyor; adı üstüne “bestseller” yani çok satıyor. Satınalanların bazıları
elbette kitabı okuyor, birçoğu ise bir süre elinde gezdirip fotoğraf çekiyor.
Bu konuda azıcık iddialıysa da kütüpanesinde sergiliyor ve kişisel imajını ktap
ile cilalıyor. Sapiens tam buna göre bir kitap, tam bir imaj imalatçısı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













