Tüp, elektrik, benzin aklınıza gelebilecek her türlü yaşamsal ihtiyaç zamlanırken; asgari ücret yerinde sayıyor. Bu krizin faturasını emekçiler ödüyor ama sermayedarlar, tüccarlar, inşaat şirketleri karlarına kar katmaya devam ediyor…
Bu krizle eriyen şey sadece ücretler değil, güvenceli istihdam da buhar olup uçtu. Her gün onlarca emekçinin işten durdurulma haberlerini duyuyor, görüyoruz… Tüm kaynaklar sermayedarların kar oranlarının düşmemesi için kanalize edilirken; kamusal olan her şey (sağlık, eğitim, yangın önlemleri, barınma ve ulaşım) geriye gidiyor… Maaşlar eriyor, işsizlik artıyor…
4 Ağustos 2018 Cumartesi
2 Ağustos 2018 Perşembe
Popülizm Nedir? Ne Değildir?
Halkın Partisi milletvekilleri tarafından maaş
artışlarını her ay seçecekleri bir derneğe bağışlanacağına dair duyurunun
yapılması üzerine, birçok boyutu olan bir tartışma süreci yaşandı. HP
vekillerinin bu kararı, ülkemizde yaşanmakta olan yoksullaşmaya dair yapısal
bir çözüm içermeyip sadece kendi vicdanlarını rahatlatacak bir yaklaşım olduğu
için eleştirildi. Hatta tepki topladı. Tartışmanın bu kısmına girmeyeceğim,
ancak HP’nin yaklaşımının yoğun olarak “popülist” ithamı ile eleştirilmiş
olmasından hareketle, son yıllarda siyasi literatürümüzde sıkça yer bulmaya
başlayan bu kavrama dair birkaç söz söylemek istiyorum.
27 Temmuz 2018 Cuma
Sevgili Tufan
Sevgili Tufan,
Senin de bildiğin gibi 22 Ocak’ta bir grup faşist,
Lefkoşa sokaklarında terör estirdi. Afrika Gazetesi’ne saldırıp linç
girişiminde bulundu, sen içerde milletvekilliği yemini ederken Meclis’in damına
çıkıp kabile bayrağı astı... Polisin bu faşistlere hiçbir şey yapmaması üzerine
onbinlercemiz yağmurda sokaklara döküldük. Belki o gün aramızda sen de vardın,
malum henüz hükümet kurulmamış sen de başbakan olmamıştın....
26 Temmuz 2018 Perşembe
Yangının Acısını Paylaşmak
Yunanistan’da gerçekleşen
yangın ve bu yangının yarattığı felaket hepimizi yüreğini dağladı. Televizyon,
gazete ve sosyal medyadan önümüze ulaşan görüntüler; insanların, ağaçların,
hayvanların yani bir bütün olarak doğanın yüzleştiği acı ile buluşturdu bizi.
Birçoğumuz gözümüzden zihnimize akan görüntülerle empati kurdu ve uyukusuz
vakitler geçirip, çaresizce nasıl yardım edeceğini düşündü. Geriye acımızı
haykırmak, yazmak ve düzenlenen yardım kampanyalarına katılıp elimizden
geldiğince yaraların sarılmasına katkı koymak dışında bir seçenek kalmadı.
19 Temmuz 2018 Perşembe
Teşvik Sendikacılığı ve Sendikalar
Özel sektörde çalışma koşullarının iyileşmesi ve huzurlu
bir iş yaşamına ulaşabilmek için örgütlenmek isteyen onbinlerce emekçi var.
Ancak hepimizin bildiği gibi, çalışanların geleceğini iki dudakları arasında
tutan patronlar, işçilerin bu en meşru arzusunun önünde bir engel olarak
dikiliyorlar. İşçiler bırakın örgütlenmeyi, en basit bir meselede patrona
itiraz ettikleri anda kendilerini kapının önünde bulabilirler. Hatta birçok
durumda, hiçbir “sorun” çıkarmasalar bile sırf patron o gün öfkeli diye işini
kaybeden yüzlerce emekçi var.
Durum böyleyken, işçilerin örgütlenmesini engelleyen
patronlara “teşvik” adı altında fidye ödeyerek, emekçilerin en meşru haklarını
satın almak, siyasi iradenin yapması gereken en son şey dahi değildir. Bir
hakkı engelleyen, bir hakkın karşısına dikilerek başka insanların
özgürlüklerini gasp eden kesimlerin, ödüllendirilmesi değil cezalandırılması
gerekir. Ancak siyasi irdeyi elinde bulunduranlar, esasen adaletten yana değil
patronlardan yana oldukları için, bu durumdan yarattıkları mazeret ile
işverenlerine yeni gelir kaynakları oluşturabiliyorlar. Emekçilerin örgütlenme
özgürlüğünü serbest bırakmaları karşılığında patronları maaşa bağlamaya dayalı
yeni Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı projesi de bundan başka bir şey
değil.
12 Temmuz 2018 Perşembe
Şartlı Tahliye Kurulu’nun Peşinde
Bir süreden beridir kafayı Şartlı Tahliye Kurulu’na
taktık. Onca gündem arasından mutlaka vakit bulup, Şartlı Tahliye Kurulu ile
ilgili bir eylem, bir açıklama, bir soru, bir girişimde bulunuyoruz. Peki
neden?
Aslında teknik neden belli; 22 Ocak 2018 tarihinde
Meclisin damında kabile bayrağı açan ve Afrika gazetesinde Madımak provası
yapan faşistlerin ceza süreleri dolmadan Şartlı Tahliye Kurulu tarafından
serbest bırakılması...
Ama işin bir de devrimciler için önemli olan siyasal
nedenleri var. Bu siyasal nedenler yüzündendir ki, toplumun tüm diğer kesimleri
için konu sıcaklığını yitirdiği halde devrimciler olayın peşini bırakmıyor.
Gelin bu nedenleri konuşalım...
5 Temmuz 2018 Perşembe
Teşvik Sendikacılığı Çözüm mü?
Özel sektörde çalışan emekçilerin günlük sıkıntları uzun
zamandır halının altına süpürülemeyecek noktaya gelmiş bulunuyor. En bilinen ve
dile getirilen sorun iş cinayetleridir. Bunun bir sebebi de iş cinayetlerinin
gizlenemeyecek kadar büyük bir olgu olması elbette, ancak ortalama yıllık 5-6
iş cinayetinden son dört yıldır 9-10 cinayete doğru yükselen ivme de bunda
büyük bir etkendir. Gene de özel sektörde tek sorunun işçi sağlığı ve güvenliği
olmadığını bilmek gerek. İş cinayetleri, tüm diğer cinayet biçimlerinde olduğu
gibi sadece çalışma yaşamının ne durumda olduğunu gösteren bir sonuç olarak
görülmelidir. Çalışma yaşamında güvencesiz çalışma, yıllık ücretli izin
kullanamamak, mobbing, maaşların gününde ödenmemesi, sigortasız çalıştırılma, ek
mesai ödenmemesi, resmi tatillere uyulmaması, yatırımların gerçek maaş üzerinden
yapılmaması gibi yüzlerce kanayan yara vardır. Ve iş cinayetleri bu sorunların
oluşturduğu buz dağının sadece görünen yüzüdür.
1 Temmuz 2018 Pazar
Kaşıntı, Merak, Ölüm ve Yaşam
Yıllar önce yeni doğmuş kızım mışıl mışıl uyurken, aklıma
gelen “ya şimdi bir yerleri kaşınır da kendi kendini kaşıyamazsa” şeklindeki
düşünceyle irkildiğimi hatırlıyorum... İnsan herhangi bir sebepten kaşınabilir;
sinek ısırığı, bir organını sürekli aynı şekilde tutmak veya toz, ter gibi en
doğal sebepler kaşıntıya neden olabilir. Kaşındığımızda, elimizi kaşınan yere
götürür ve tırnaklarımızı cildimizin üzerinde hareket ettiririz. O ne hoş bir
rahatlama hissidir, nasıl güzel bir duygudur... Kaşınma ihtiyacı duyduğumuz
halde kaşınamasaydık kim bilir bizim
için nasıl bir kabus olurdu...
30 Haziran 2018 Cumartesi
Yoldaş P38
Yoldaş P38 kitabın kapağında da yazıldığı gibi bir Kızıl Tugaylar romanı. İtalya'da silahlı mücadeyi şehir gerillası yolu ile ilerletmeye çalışan bir örgüt olan Kızıl Tugaylar'ın en bıçkın ekibi olan Primavalle Tugayı'nın kuruluşu, mücadelesi ve dağılması ekseninde çıkışlı inişli bir temposu var kitabın.
23 Haziran 2018 Cumartesi
Bağımsızlık Yolu: Yobazlara Mağduriyet Hediye Ederek Dinsel Gericilikle Mücadele Edilemez
Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde yaşanan ve siyasal İslamcıların
kadın bedenini kalkan yaparak kendilerini mağdur gibi göstermek amacıyla
kurguladıkları süreç; yüzyıllardan beridir bu adada her türlü inanç ve
inançsızlık ile hoşgörü içinde yaşayan Kıbrıslı Türk halkını huzursuz etmekten
başka bir anlama sahip değildir.
Bir resim pasaportta geçerli kabul ediliyorsa, diplomada
da kullanılabilmesi elbette aklın ve mantığın gereğidir. Söz konusu resim çekme
biçiminin geçerliliği ise yasal prosedürlerle değil, yüzün tanınabilmesine
dayalı bilimsel kriterlerle belirlenmelidir. Tartışmayı bu zeminden kurmak
yerine, bürokratik baskı yöntemleri ile çözmeye çalışmak, gerici kitleye bir
mağduriyet hediye etmekten öteye bir anlam ifade etmez. Ayrıca da yasal
prosedürlerin kolaylıkla değiştirilebileceği ve yasa denen şeyin gücü olan
herhangi bir zorba tarafından her kılığa sokulabileceği bilinen, yaşanan bir
gerçektir.
14 Haziran 2018 Perşembe
Özel Sektör Çalışanları Bu Resmi Tatil de Çalıştırılacak
Önümüzdeki günler Resmi Tatil… Bilindiği gibi bu ülkede resmi olan her şey göstermelik ve boş olduğundan; bu resmi tatil de aslında özel sektör çalışanları için göstermelik ve boş… İşi gereği özel sektör işçisini çalıştırmaktan çıkarı olan tüm patronların iş yerleri çatır çatır çalışacak. Bu resmi tatilden sadece kamu çalışanları ile, dükkanını açmayı karlı bulmayan patronların çalışanları faydalanacak…
1 Mayıs 2018 Salı
Çare Örgütlü Mücadelede, Umut Emekte
Yükselen faşizm, dinsel gericilik, dört yanımızı saran
savaşlar, işgaller, homofobi, eğitim-sağlık haklarımızın her geçen gün
gerilemesi, ulaşım ve barınma gibi haklardan söz etmenin bile ütopik sayıldığı
koşuların normalleşmesi, doğaya ve kendimiz dışındaki tüm canlılara
yabancılaştığımız yetmezmiş gibi her geçen gün artan rant ve inşaat çılgınlığı
ile sırfr betondan ibaret yaşam alanlarına sıkışmak, kadınlara yönelik şiddette
artış, çocuklara yönelik şiddette artış, bölünmüş bir adada barış özlemi ile yanıp
tutuşurken giderek büyüyen hamaset, ırkçılık, milliyetçilik ve ayrılıkçılık:
İşte 1 Mayıs 2018’te kendimizi içinde bulduğumuz kabusun kısa bir özeti...
10 Nisan 2018 Salı
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, Genç TV’de Aysu Basri Akter’in konuğu oldu
Akter Rahvancıoğlu’na, İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars’a yapılan ziyaret kapsamında, gece kulüplerinin kapatılması, ülkemizdeki ‘AKP temsilcilikleri’ ve Fasıl 32’nin kaldırılması talepleri hakkında sorular yöneltti.
3 Nisan 2018 Salı
En Büyük Sorun, Özel Sektör Emekçilerini Temsil Eden Bir Sendikanın Bulunmayışı
Bugün toplanan Asgari Ücret Tespit komisyonu aylık brüt asgari ücreti 2365 TL olarak belirledi. Bu durumda net asgari ücrete sadece 165 TL’lik bir artış yapılmış oldu. 165 TL’nin bir artış olmadığı, son belirlenen asgari ücretten bu yana oluşan hayat pahalılığı ve döviz çılgınlığı karşısında sadece gerilemeyi temsil ettiği ise açık.
1 Nisan 2018 Pazar
Ülke ve Özgürlük
Ülke ve Özgürlük, Ken
Loach’ın en çok bilinen filimlerinden biri. Hareketli kurgusu, güçlü
diyalogları ve duygu yoğun sahneleri ile de bunu fazlasıyla hak ediyor.
Çağdaş İngiliz sinemasının
en önemli ismi olan Loach’un filmini ilk kez, 1990’lı yılların ikinci yarısında
izledim. Filmi izlediğim bağlam, dünya çapında sosyalizmin “bittiğinin” davul
zurna ile ilan edildiği tam bir yenilgi atmosferiydi. Buna karşın yenilgiye
rağmen başı dik kalabilme motivasyonunu veya Shakespeare’in dediği gibi “sen
kazandın ama ben haklıydım” duygusunu hiç de romantik olmayan yöntemlerle
aşılayan bir yapısı vardı filmin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











