Tembellik Hakkı altmış sayfalık incecik bir kitap. Ancak kısalığına bakılarak küçümsenmemeli, bazı kaynaklara göre Komünist Manifesto’dan sonra tüm Avrupa dillerine en çok çevrilmiş kitap olma onurunu taşıyor. Marx’ın damadı Paul Lafargue’nin bu eserinin bir sosyalist klasik olduğundan ise kimsenin şüphesi yok.
İlk bakışta kitabın isminin çağrıştırdığı şey, sanki Marksizm ile bir çelişki içerisindeymiş izlenimi bırakabilir. Tembelliği savunmak, bunu bir hak olarak yüceltmek sanki çalışmayı reddeden bir tutumu onaylamak, üretmeye karşı olmakmış gibi algılanabilir. Özellikle de Marksizm’in çalışan sınıfları, proletaryayı mücadelesinin merkezine koyan bir dünya görüşü olması ile “tembelliği savunmanın” birbirine ters şeyler olduğu düşünülebilir. Oysa gerçek bunların tam tersi!







Siyasal tarihimizde görülmemiş
oranda gergin bir seçim sürecini geride bıraktık. Bugüne kadar tüm seçimlerimize
müdahaleler olmuştu. Ancak bu seçimde şimdiye kadarki olayları kat kat geride
bırakan şeyler yaşadık. Yüzleştiğimiz müdahaleleri “yalan, baskı, rüşvet ve
hile” başlıkları altında toplayıp sayfalarca örneklemek mümkün...



