1 Şubat 2022 Salı

Demokrasi, Boykot ve Seçimler


Son seçim süreci boyunca, özellikle ilerici kesimlerde gözlemlediğim yanlış bir düşünceyi tartışmak istiyorum. Yaygın yanlış kanının aksine; demokrasi ve hükümetin meşruiyeti, “vatandaşların sandığa gitmesine” dayanmaz. Yani demokrasi, vatandaşların sandığa giderek hükümeti seçmesi ve hükümetin de meşruluğunu vatandaşların katılımından almasına dayalı bir sistem değildir! Hükümetin meşruluğunu vatandaşlardan alması gerektiğini düşünebiliriz ama bizim böyle düşünmemiz ve hatta hükümetin kendisinin böyle iddia etmesi, gerçeğin de bu yönde olduğu anlamına gelmiyor! Bunu daha iyi anlamak için adına demokrasi denilen yönetim biçiminin tarihsel süreç içerisindeki gelişimine bakmamız gerekiyor!

1 Ocak 2022 Cumartesi

Aklı Savunmak

Hepimizin lise tarih kitaplarından aşina olduğumuz Reform, sanatla biraz ilgisi olan kişilerin mutlaka duymuş olduğu Rönesans, günümüzün post modern ikliminde yoğun olarak sorgulanmakta olan bilim ve demokrasi… Bu kavramların ifade ettiği değerler sanki insanlık tarihi boyunca yaşamın bir parçasıymış, her zaman var olmuş gibi davranıyoruz. Oysa en eskisinin tarihi taş çatlasa 500 yıl önceye dayandırılabilecek, nispeten yeni kavramlardır bunlar. Ve toplumsal hayata girişleri ile birlikte öylesine köklü bir dönüşüme sebep olmuşlardır ki, bugün bu kavramlardan önceki yaşam hayal dahi edilemiyor! Bu kavramların ifade ettiği değerlere yöneltilmiş her türden haksız eleştiri ise, “nasıl olsa ona bir şey olmaz” düşüncesiyle görmezden gelinebiliyor!

8 Kasım 2021 Pazartesi

“Muhalefetin” İstikrar Arayışı


Son dönemde yükselen popüler söylemler arasında göze çarpan bir tanesi de kktc’de “hükümetlerin istikrarsız olduğu”, “bir hükümetin görev süresi ne kadar kısa olursa icraat yapma şansının da o kadar az olduğu” ve “yapısal bir değişikliğe gidilerek istikrarlı hükümetler yaratmak gerektiği”dir. Bu o kadar yaygın bir söylemdir ki, siyasi görüşü fark etmeksizin hemen herkes tarafından dile getirilmektedir. Gelin bu argümanın geçerliliğini sorgulayalım.

9 Ekim 2021 Cumartesi

Emekçi İktidarını Başarabiliriz


Hangi sınıfa mensup olursak olalım Kıbrıs sorununun hepimizin yaşamında bir etkisi var. Esnaf, kamu emekçisi, öğretmen, özel sektör emekçisi, hatta tüccar bile olsak; günlük hayatımıza şu veya bu şekilde Kıbrıs sorunundan kaynaklı bir sıkıntı mutlaka musallat oluyor. Bu sebeple de Kıbrıs sorununun sınıflar üstü gibi görünen bir yapısı var. Bugüne kadar onlarca yıldır yürütülen çerçevede de her Kıbrıslı Türk görüşmeci; esnaf, emekçi, tüccar demeden tüm Kıbrıslı Türkler adına hareket ettiğini iddia etmiş, benzer bir durum Kıbrıslı Elen liderliği için de geçerli olmuştur. Ancak her iki görüşmecinin de esasta kendi toplumu içerisindeki patronların sözcüsü oldukları bilinen bir gerçekken, patronların liderliğinde sürdürülen süreç de, bugün duvara toslamış durumdadır.

2 Temmuz 2021 Cuma

Federasyon Eskidi mi? ‘İki Devlet’ Yeni Bir Fikir mi?


Son cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, federasyon müzakereleri ile Kıbrıslı Türk halkının vakit kaybettiği ve görüşmelere harcanan emeğin kktc’nin tanıtılmasına ayrılması durumunda çok daha olumlu sonuçların ortaya çıkacağı iddiası gündeme geldi. Bu iddia, kendisini ilk kez ortaya konmuş yeni bir fikir gibi sunuyordu.

1 Temmuz 2021 Perşembe

“Baraka’yı Kurmak, Bıçağa Yumruk Atmakla Eşdeğer Bir İşti”


Dernekçiliğe nasıl bakılmalı?

Toplumsal yaşamın şekillenmesinde derneklerin çok büyük bir önemi vardır. Parti, sendika ve dernek tipi örgütlenmeler içinden en etkisizi, en önemsizi derneklermiş gibi algılanır. Oysa derneklerin tarihi partilerden ve sendikalardan öncelere uzanır. Sendikalar 19. Yüzyılda işçi sınıfının gelişmesinin ürünüdürler. Partiler ise 20. Yüzyılda bildiğimiz şekline gelmiş nispeten yeni oluşumlardır. Dernekleri ise 18. Yüzyıldan itibaren görebiliyoruz. Özellikle 1789 Fransız Devrimi’nde dernekler çok büyük rol oynamışlardır. Kısacası demokrasi, kitle örgütlenmesi, hak mücadelesi ve fikir üretiminde dernekler tarih sahnesine partilerden de sendikalardan da önce çıkmışlardır. Özü itibariyle derneklerin, sendikaların ve partilerin ortak noktası kitlesel bir insan grubunun, demokratik prensipler çerçevesinde bir araya gelerek bir hedef doğrultusunda birlikte hareket ettikleri örgütler olmalarıdır.

Bu Düzen Değişir


Bağımsızlık Yolu olarak yola çıktığımız ilk günden beridir, sık sık duyduğumuz bir cümle var: “Boşuna uğraşıyorsunuz, bu düzen değişmez!” Bu sözleri bize söyleyenler, çoğunlukla mücadelemize sempati besleyen kişiler oluyor. Ancak bu kişiler yaşanan tüm olumsuzlukların farkında olsalar da, çeşitli sebeplerle bu düzenin değişmeyeceğini ve bizim de çabamızın boşuna olduğunu dile getiriyorlar. Aynı sebeplerle bazıları istisna olmak kaydıyla bu kişilerin büyük çoğunluğu, değişmeyecek bir düzen için mücadele etmeyi de “boşa harcanan zaman” olarak görüyor ve pasif kalmayı yeğliyor.

29 Haziran 2021 Salı

Ücretsiz Eğitim, Kayıt Parası ve Öğretmenler

Okullarda kayıt parası alınması ile ilgili tepkimiz halktan, velilerden ve öğretmenlerden büyük bir destek gördü. Ancak öğretmenler içinden küçük bir grup ve Eğitim Bakanlığından ilginç bir tepki geldi. Eğitim Bakanlığı sanki okullara bütçe ayırmayan, tuvalet kağıdı bile yollamayan kendisi değilmiş gibi; "kayıt parası alınamaz" diyen bir açıklama yaptı. Bu açıklama yüzsüzce ve sahtekarca yapılan bir açıklamaydı çünkü sorunun nedeni olanların, sanki konu kendileri ile ilgili değilmiş gibi davranması anlamına geliyordu.

4 Haziran 2021 Cuma

Bir Ay Nedir ki?


Lisede okurken, üç aylık yaz tatili hızla geçip giderdi ama iki haftalık sınav dönemi bir türlü bitmek bilmezdi. Zamanın bu ufak oyununu ilk o zaman fark etmiştim. Ama askerliğimi yaparken izinlerin başlamadan bittiğini görünce yine de şaşırmıştım. Hele de terhis edilmeme sayılı günler kaldığında, zamanın nasıl hiç geçmediğine anlam veremedim…

2 Haziran 2021 Çarşamba

Emekçilerden Çaldığınız Bir Ayı Geri Verin!


 UBP-DP-YDP Azınlık hükümetinin emekçilere yönelik saldırılarını kınıyoruz. Sokağa çıkma yasaklarının gevşemesi ile birlikte öğrendik ki tüm toplumun can derdine düştüğü günlerde, sağlık için gerekli bir önlem olarak hayata geçirilen sokağa çıkma yasakları sırasında Azınlık Hükümeti emekçilerin haklarını gasp etmek için yeni şeytanlıklar düşünmüş ve sessiz sedasız hayata geçirmiştir.

21 Mayıs 2021 Cuma

Neden Tek Çözüm Kıbrıs Cumhuriyeti?


Şener Levent 18 Mayıs tarihli Avrupa Gazetesi’nde “Neden Tek Çözüm Kıbrıs Cumhuriyeti?” başlıklı bir yazı yazmış. Yazısında 14 Mayıs tarihli Avrupa Gazetesi’nin “Tek Çözüm Kıbrıs Cumhuriyeti” şeklindeki manşetini savunarak, “bu manşet karşısında federalistler ayaklandı” demiş.

Şener Levent sansasyonu ve olayları heyecanlı tonda ifade etmeyi seven bir gazetecidir. “Federalistler ayaklandı” ifadesi de mübalağayı seven bu tarzı ile ilgili olsa gerek. Çünkü “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek çözüm” olduğu iddiasının apaçık bir abartı olması gibi, bu manşet nedeniyle kimsenin ayaklandığı da yoktur.

1 Mayıs 2021 Cumartesi

1 Mayıs Özel Sektör Emekçileri İçin Yeni Bir Başlangıç Olsun


İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, 150 yıla yaklaşan bir tarihe sahiptir. İlk olarak sekiz saatlik iş günü talebiyle küresel ölçekte başlayan 1 Mayıs gösterileri, sonraki yıllarda emekçi sınıfların iş güvenliğinden yıllık ücretli izin hakkına kadar yüzlerce talebinin haykırıldığı ortak gün olmuştur.

Ülkemize baktığımızda emekçilerin en çok ezilen kesimi olan özel sektör emekçileri, henüz 1 Mayıs’ın en asgari anlamı olan sekiz saatlik iş gününden bile yararlanamamaktadır. Sekiz saatlik iş günü ve kırk saatlik çalışma haftası, yasal olarak kazanılmış gibi görünmektedir ancak özel sektörde bu kurala uyan iş yerlerinin sayısı çok azdır. Bunun yanında ek mesai, yıllık ücretli izin hakkından yararlanma, iş garantisini patronların iki dudağı arasından kurtarma, sigorta yatırımlarının gerçek maaş üzerinden yapılması gibi en temel çalışan hakları bile yoktur.

29 Nisan 2021 Perşembe

Özel Sektör Emekçilerine Çizilen Yeni Gelecek: Ya Kırık Katır, Ya Kırk Satır!


Özel sektör emekçileri bu ülkeden üvey evlat konumundadır. Özel sektörde çalışan insanlar ücret, izin, iş güvencesi, sigorta aklınıza ne gelirse her konuda mağdurdurlar. Bu mağduriyetlerin giderilmesi için örgütlülük gerektiği kadar, mevcut yasaların uygulanması, devlet kurumlarının işçilere yönelik ayrımcı davranışlarını sonlandırması, iş mahkemelerinin kurulması ve yeni yasal iyileştirmelerin yapılması gerekir.

19 Nisan 2021 Pazartesi

İğneyi Kendimize, Çuvaldızı Tayyip’e


Din İşleri Dairesi
 (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Değişiklik Yasası etrafında bir süreden beridir kopmakta olan fırtına, birçok eksene sahip olsa da temelde Kıbrıslı Türk halkının kendi kaderini tayin hakkı mücadelesidir. 
Yasa’nın Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulunması, çeşitli yanlış veya kötü niyetli yorumlarla “Kur’an Kurslarını yasaklandı” şeklinde yoruma tabi tutuldu.

14 Nisan 2021 Çarşamba

Bir Hayat Pahalılığı Hikayesi: Erhürman’ın Muhalefet Stratejisi


Hayat Pahalılığı ödeneğinin üç ay süreyle kaldırılması için UBP-DP-YDP azınlık hükümetinin yürürlüğe koyduğu Yasa Gücünde Kararname, bir süreden beridir toplumun gündemindeki yerini koruyor. HP’nin kaldırılması neredeyse her boyutuyla konuşulmuş durumda. “Neredeyse” diyorum çünkü bu konunun hiç konuşulmayan bir boyutu daha var! Konuşulmayan boyutunu iyice anlayabilmek için gelin konuşulmuş noktaların üzerinden hızlıca bir geçelim: