2018 Ocak ayında gerçekleşecek seçimler yaklaşırken,
siyasal alanda siyaset dışı bir heyecan da yaygın bir şekilde karşılık buluyor.
Seçim sürecinin sıkıntılı apolitikliği çeşitli kesimler
tarafından farklı şekillerde ifade edildi: Siyasal partiler ideoloji dışı bir
konuma savrulmuş durumda. En iyi durumda “seçim programı, vaatler listesi” gibi
kes-yapıştırcı bir eklektizmle damgalı metinlere dayalı; en kötü durumda ise
“yayaya şaşaşa”dan ibaret bir parti propaganda süreci yaşanıyor. Adayların çok
büyük bir oranının ise, geçmişte herhangi bir ideolojiye sahip olmayan apolitik
bireylerden oluştuğu ortada. Birçoğunun hayatı boyunca herhangi bir inceleme
kitabı okuyup okumadığı bile belli değil.
Durum böyleyken kişisel tanışıklık, “iyi insan” olma,
ailecek görüşme gibi kriterlerin ön plana çıktığı bir seçim propaganda süreci
yaşanması normal. Elbette tüm partileri aynı kefeye koymak mümkün değil.
Örneğin ideolojiden arılık MAP için geçerli bir argüman değil. MAP açıkça
Türkçü faşizmle damgalı bir parti. Bu net ideolojiyi de gururla taşıyor.
27 Aralık 2017 Çarşamba
29 Kasım 2017 Çarşamba
"Polisler 45 yaşında emekliye çıksın mı?"
"Polisler 45 yaşında emekliye çıksın mı?"
Bugünlerde etrafında kamplaştırılmaya çalıştığımız yeni şaşırtmacalı sorumuz bu... Ya "evet" diyeceksiniz yada "hayır"!!! Başka cevabı kabul etmiyor efendiler...
Gelin biz bu konuya başka bir noktadan bakalım:
Bugünlerde etrafında kamplaştırılmaya çalıştığımız yeni şaşırtmacalı sorumuz bu... Ya "evet" diyeceksiniz yada "hayır"!!! Başka cevabı kabul etmiyor efendiler...
Gelin biz bu konuya başka bir noktadan bakalım:
13 Kasım 2017 Pazartesi
Siyasi Etik ve Milletvekilliği Adaylığı Üzerine
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreterliğine aday olmaya karar verdiğim gün, Baraka'daki yöneticilik görevimden ayrıldım. Genel Sekreter olacağım garanti değildi, ama benim yönüm, ilgim, hedefim, kararım belliydi...
Neden ayrıldım peki? İki örgüt birbirine zıt görüşleri savunduğu için mi? Elbette hayır!!!
İktidarı hedefleyen siyasal örgütlerle, ekonomik-demokratik mücadele yürüten alan örgütlerinin yöntem ve stratejilerindeki doğal fark yüzünden... Sendikalarda, derneklerde, demokratik kitle örgütlerinde yürütülen mücadele ile siyasi partilerde yürütülen mücadelenin farklı yöntemlerle yürütülmesi gerektiğine inancımdan...
Koordinasyon, ilişki, dayanışma... Elbette... Ama iki yapıda da yönetici aynı kişi olunca, kişinin kendi kendisi ile dayanışma ve koordinasyon yürütmesi beklenemez herhalde...
Neden ayrıldım peki? İki örgüt birbirine zıt görüşleri savunduğu için mi? Elbette hayır!!!
İktidarı hedefleyen siyasal örgütlerle, ekonomik-demokratik mücadele yürüten alan örgütlerinin yöntem ve stratejilerindeki doğal fark yüzünden... Sendikalarda, derneklerde, demokratik kitle örgütlerinde yürütülen mücadele ile siyasi partilerde yürütülen mücadelenin farklı yöntemlerle yürütülmesi gerektiğine inancımdan...
Koordinasyon, ilişki, dayanışma... Elbette... Ama iki yapıda da yönetici aynı kişi olunca, kişinin kendi kendisi ile dayanışma ve koordinasyon yürütmesi beklenemez herhalde...
1 Kasım 2017 Çarşamba
“Tam Sosyal Güvenlik” Yalanı
“Sınıf siyaseti”, solcular arasında bile yanlış
anlaşılmış bir kavramdır. Birçok heyecanlı solcu, hiçbir meseleye sınıfsal
bakmazken; kendi partisini “sınıf”, partisinin çıkarlarını “sınıf siyaseti”,
partisinin seçim başarısını da “sınıf mücadelesi” zanneder. Sınıfın gerçek
bireyleri “cahil” ve “pis”; sınıfın çıkarları ise “popülizm” olarak
etiketlenir...
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından
geçtiğimiz hafta açıklanan “Tam Sosyal Güvenlik” projesi ve bu proje bağlamında
solcuların neredeyse hiçbir muhalefet üretmemiş olması bize gösteriyor ki;
ülkemiz solcuları, sınıf bilincinden, sınıf siyasetinden ve sınıf
mücadelesinden nasiplerini henüz alamadılar. Ancak sermayedarlar ve onların
hükümetlerdeki temsilcileri, bu meselede şimdiden fersahlarca yol kat
etmişlerdir.
28 Ekim 2017 Cumartesi
Anarko-Sendikalizm
Anarşizmin şehir efsanesi ve ergen isyanı basitliğinde bir saçmalık olmadığını bilen ve ciddiye alınması gereken bir felsefi argüman olduğunu gören kişiler dahi, aslında tek bir tane anarşizm olmadığını çoğu zaman gözden kaçırır. Hristiyan anarşist Tolstoy, evrime ciddi katkılar yapmış prens Kropotkin, Marx ile kapışan Bakunin, ütopyacı Proudhon, bireyci Striner, köylü Mahno ve anarko sendikalist Durutti arasında çok ciddi farklılıklar vardır.
21 Ekim 2017 Cumartesi
SOLDA KAOS ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Kuram ile hayat çeliştiğinde, kuramı çöpe atıp, olgulara uygun yeni bir kuram oluşturmanın zamanıdır. Hayatı değiştirmek için yapılacak müdahale, ancak olguyu gören bir kuramla mümkündür çünkü...
4 Ekim 2017 Çarşamba
Göçmen İşçiler ve Çalışma Yaşamı
Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın, üçüncü uyruklu işçilere
özel sözleşmeler vasıtasıyla 50 dolar aylık ücret ödemek istediğini kamuoyuna
açıkladığı günlerde, Mağusa’da Kamerun uyruklu bir kadının ödrt ay boyunca
karın tokluğuna çalıştırıldığı haberi basına yansıdı...
Bu durum, giderek büyüyen bir olgunun; üçüncü uyruklu
işçilerin ağır ve insafsız sömürüsünün görünür kısmıydı. Tabiri caizse buz
dağının görünen yüzü...
Yıllarca TC kökenli emekçilerin “en alt”ı oluşturduğu
çalışma yaşamımızda, artık Türkçe bilmeyen, haklarından habersiz, haklarını
öğrenme olanaklarından yoksun ve sosyo-kültürel anlamda da yabacılık çeken bir
kesim var. Ve bu kesim giderek büyüyor.
Gelin çalışma yaşamımıza bu bağlamda genel bir bakış
attıktan sonra, üçüncü uyruklu işçilerin somut sorunlarından ve çözüm yollarından
bahsedelim...
Köpekler Hakkında Her Şey
Bu bir eğitim kitabı değil. Köpeğinizi ve belki de kendinizi daha iyi anlamak için bir fırsat... John Bardshaw yeni kanin bilmin ortaya koyduğu son veriler ışığında, köpeklerin davranış, duygu ve yaşam şekillerine dair müthiş sarsıcı bilgiler veriyor. Köpekleri kötücül bir rakip veya tamamen insan duygularına paralel olarak yorumlayan iki tür bilim dışı yaklaşımı eleştirirken; hem köpeğin evrimi hem de akrabası kurtların yaşam tarzına dair bilinmeyen gerçekleri ortaya koyuyor. Aslında esaret altında gözlemlendiği için yanlış bilinen kurt sosyalliğine dair de kitapta pek çok bilgi var.
2 Ekim 2017 Pazartesi
TATİL NASIL GEÇTİ VEKİLİM?
Sevgili
Milletvekilleri
Bugün 30 Haziran tarihinde başlayan tatiliniz sona eriyor. Ülkemizde az bulunan bir ayrıcalıktan yararlanıp; tam üç ay boyunca dinlendiniz, gezdiniz, sevdiklerinizle vakit geçirdiniz, kitap okudunuz, sabahları geç kalkıp geceleri istediğiniz saatte uyudunuz, kısacası kendinize vakit ayırdınız...
Tatiliniz nasıl geçti? Umarız ki, tatiliniz boyunca özel sektörde çalışan emekçilerin sorunlarını düşünmeye ve çözüm yolları bulmaya da zaman ayırabilmişsinizdir. Çünkü bu üç aylık süre emekçiler açısından hiç de güzel geçmedi.
Bugün 30 Haziran tarihinde başlayan tatiliniz sona eriyor. Ülkemizde az bulunan bir ayrıcalıktan yararlanıp; tam üç ay boyunca dinlendiniz, gezdiniz, sevdiklerinizle vakit geçirdiniz, kitap okudunuz, sabahları geç kalkıp geceleri istediğiniz saatte uyudunuz, kısacası kendinize vakit ayırdınız...
Tatiliniz nasıl geçti? Umarız ki, tatiliniz boyunca özel sektörde çalışan emekçilerin sorunlarını düşünmeye ve çözüm yolları bulmaya da zaman ayırabilmişsinizdir. Çünkü bu üç aylık süre emekçiler açısından hiç de güzel geçmedi.
1 Ekim 2017 Pazar
Sapiens
Kolektif Kitap tarafından
basılan ve Yuval Noah Harari tarafından yazılmış olan "Hayvanlardan
Tanrılara Sapiens", 2015 yılında basılmış. Basımının hemen ardından
fenomen haline gelen kitap, 412 sayfalık ebatına ve inceleme iddiasında
bulunduğu konunun bilimsel ağırlığına rağmen otuz baskıdan fazla yaparak
bestseller haliine gelmiş durumda.
Bir kitabın bestseller
olması, çok fazla okunduğu veya çokça tartışmaya neden olduğu anlamına
gelmiyor; adı üstüne “bestseller” yani çok satıyor. Satınalanların bazıları
elbette kitabı okuyor, birçoğu ise bir süre elinde gezdirip fotoğraf çekiyor.
Bu konuda azıcık iddialıysa da kütüpanesinde sergiliyor ve kişisel imajını ktap
ile cilalıyor. Sapiens tam buna göre bir kitap, tam bir imaj imalatçısı...
27 Eylül 2017 Çarşamba
Ödenmeyen Maaşlar, Zavallı Patronlar ve Kırılan Tabaklar
Kamerunlu bir kadın 3-4 aydan beridir çalıştığı
restoranda hiç maaş alamıyor, defalarca darp edildiğini söylüyor, sosyal
güvenlik ile ilgili hiçbir kaydı yapılmıyor ve en sonunda isyan ediyor. Kaydını
yapmayan ve maaşını vermeyen patronun tabaklarını kırıp, çatallarını yerlere
atan kadın, olay yerine gelen polis tarafından “suçüstü” yakalanarak,
“rahatsızlık, uygunsuz tavır, hakaret ve izinsiz ikamet” suçlamasıyla gözaltına
alınarak mahkeme karşısına çıkarılıyor...
İşte ülkemizin son durumu böyle: Ülkesinden uzakta,
okumak amacıyla adaya gelmiş ancak yeterli parası olmadığı için çalışmak
durumunda kalan bir kadını darp edip, maaşını vermeyerek kalkınma yolunda bir
devlet! Göçmen bir kadın emekçiyi darp edip sömürerek zengin olmayı hedefleyen
bir özel sektör sermayesi. Ve mağduru yakalayıp faili koruyan kolluk güçleri...
26 Eylül 2017 Salı
Güvencesiz tek bir iş yeri, sigortasız tek bir emekçi, hakkı yenen tek bir işçi kalmayıncaya kadar durmayacağız...
İlk bakışta birbiri ile ilgisiz gibi görünen iki olay,
ülkemizde özel sektörde sömürünün ulaştığı boyutlara ışık tutmaktadır.
Mağusa’da göçmen bir kadın emekçi, aylarca kayıt dışı
çalıştırıldığı işyerinde maaşını alamadığı için isyan edince, polis tarafından
gözaltına alınmış ve “huzursuzluk vermek” iddiasıyla mahkemeye çıkarılmıştır.
Bu olay yaşanırken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile görüşen Sanayi Odası
başkanı; üçüncü ülkelerde ücretler 50-60 dolar olduğu halde bu emekçilern bizim
ülkemizde 500 dolar asgari ücret aldıklarından şikayet etmiş ve daha az maaş
ödemek için Bakanlar Kurulu’ndan düzenleme istemiştir. Çalışan insanların
sosyal güvenliğinden sorumlu bakan ise, yürürlükte olan Asgari Ücretler
Yasası’na açıkça aykırı olan bu talebe sempati ile yaklaşarak, konuyu Bakanlar
Kurulu’nda görüşeceklerini ifade etmiştir.
1 Eylül 2017 Cuma
Yok Başka Bir Cehennem
Bugün resmi tatil durumundaki Bayram’ın birinci günü ve aynı zamanda 1 Eylül Dünya Barış Günü…
Arabayla seyehat ederken açık marketler ve kasa kasa sebzeyi sırtlanmış emekçiler çarpıyor gözüme… Bu dini bayramda çalışılmasına itiraz eden bir din örgütüne de, resmi tatilde sömürüye direnen sendikaya da rast gelmiyor bilincim…
1 Eylül Ortak Basın Açıklaması
Değerli basın emekçileri, saygıdeğer halkımız;
Bugün burada her yıl olduğu gibi 1 Eylül Dünya Barış Günü
vesilesiyle, barışa özlemimizi bir kez daha vurgulamak için bulunuyoruz.
Bu yıl 1 Eylül, resmi bayram tatilinin birinci gününe
rastladı. Ancak özellikle Crans Montana’da yaşanan hayal kırıklığı sonrasında,
barış güçlerinin kararlılık ve mücadele azminden vazgeçmediğini göstermesi
anlamında sokakta olmak anlamlıydı, anlamlıdır. Çünkü barış, boş
vakitlerimizde, uygun zamanlarımızda mücadelesini vereceğimiz “sonrayı bekleyebilecek”
bir şey değil, tam aksine adamızın ve halklarımızın yaşamsal bir ihtiyacıdır.
30 Ağustos 2017 Çarşamba
Ben Bayrama Bayram Demem, Özel Sektör Çalıştıkça
Bugün 30 Ağustos...
30 Ağustos Resmi Tatiler ve Anma Günleri Yasası’na göre
tatil...
Sadece kamu emekçilerine değil, tüm çalışanlar için resmi
tatil ilan edilmiş günlerden birisi bugün. Başka bir ülkenin milli gününün
ülkemizde resmi tatil ilan edilmesinin ne kadar doğru olduğu başka bir tartışma
konusu. Zaten emekçilerin bir çoğu bu tür günleri dinlenmek, sevdikleri ile
vakit geçirmek ve huzur bulmak için değerlendiriyor.
Ama yukarda belirtilen Yasa’da resmi tatil olarak
belirtilen hiçbir gün, özel sektör çalışanları için tatil değil...
Bu yıl 30 Ağustos ile 1 Eylül’deki Kurban Bayramı arasında
kalan Arife de (31 Ağustos) hükümet tarafından tatil olarak ilan edilmesine
rağmen, ne yazık ki üvey evlat konumundaki özel sektör çalışanları hem 30
Ağustos’ta hem de 31 Ağustos’ta normal mesai günüymüş gibi çalıştırılacaklar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













