Bu ülkede adettendir; solcularımız “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni
gayırır, sağcılarımız da TC egemenlerini...
8 Haziran 2016 Çarşamba
1 Haziran 2016 Çarşamba
Eylem, İzin ve Şeytanın “Gör” Dediği
İçişleri Bakanlığı’nın 20 Mayıs 2016 tarihinde
Kaymakamlıklara gönderdiği bir yazı iki gündür tartışmalara yol açtı. Yazıda
sözü geçen cümleleri “bundan sonra eylem yapmak
izne tabi olacaktır” şeklinde yorumlayan toplumsal muhalefet, haklı olarak
bu durumu protesto eden ve Anayasal hakları hatırlatan çıkışlar yaptı. Nedir bu
Anayasal haklar?
25 Mayıs 2016 Çarşamba
ELAM Örneği ve Kıbrıslı Türkler
Kıbrıs Cumhuriyeti’nde gerçekleşen seçimlerin en çok
konuşulan noktası faşist ELAM örgütünün barajı geçerek parlamentoya iki
milletvekili sokması oldu.
ELAM’ın bu “başarısı”nın nedenlerine, bu durumun ortaya
çıkmasında kimin ne kadar payı olduğuna ve bundan sonra ne yapılabileceğine
odaklanan tahlillere ise pek rastlayamadık...
Yorumların birçoğu hangi yönden ve nasıl gelirse gelsin;
marazi bir sızlanmanın ötesine geçemedi...
18 Mayıs 2016 Çarşamba
Siyasette Dengeler Değişirken
2011 yılından beridir çalkantılı bir seyir içinde olan
siyasal atmosferimiz, giderek daha fazla fırtına sinyalleri veriyor...
Geleneksel siyasal özneler; CTP, UBP ve DP çıplak gözle
görülebilecek bariz bir panik içerisinde...
Bu paniğin de etkisi ile son iki yıldır “olmaz”
denilenlerin hayat bulduğu günler, aylar yaşadık. CTP ile UBP hükümet kurdu, DP
baraj paniği ile şartsız şurtsuz koalisyona balıklama atladı... Her üç parti
de, siyasal dengelerde yaşanacak olası bir değişime ve kendi gerileyiş
süreçlerine müdahale etmek için, sessiz bir işbirliği süreci içerisine girdi...
1 Nisan 2016 Cuma
Hükümetin Gündemi: Korku
2016’nın ilk üç ayına, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden
ve kktc’nin varlığından beslenen iki “büyük” partinin korkusu hakim oldu. Bir
yanda Halkın Partisi isimli yeni partinin siyasal arenaya dahil olması, diğer
yandan Lefkoşa Türk Belediyesi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yükselişini
gösteren sol ittifak bileşenlerinin yarattığı tedirginlik; UBP ve CTP için
artık yolun sonuna işaret etmekte. Ne sokakta ne de sandıkta direnebilen
“hükümet”, bu sebeple elinden gelen en karanlık yöntemlerle muhalefetin
dengesini bozmaya, kendini de koruma altına almaya çalışıyor.
kktc’nin iki kadim partisi ve hükümet ortağı konumundaki
UBP ve CTP, son şanslarını kullandıklarının bilinciyle, temel bir davranış
pratiği geliştiridiler: Gizlilik, yalan ve muhalefeti bölme girişimleri.
9 Mart 2016 Çarşamba
Gece Kulüpleri, Seks İşçiliği ve LTB
Lefkoşa Türk Belediyesi Belediye Meclisi’nin, 2017 yılından itibaren Lefkoşa sınırları içerisindeki gece kulüplerine izin vermeyeceğini duyurması, feministler arasındaki eski bir tartışmanın yeniden gündeme gelmesine vesile oldu. Gelin önce tartışma neydi kabaca onu hatırlayalım…
2 Mart 2016 Çarşamba
‘Su’dan Ucuz Kahramanlar
Bu su meselesi gündeme geldiği günden beridir
sokaktayız...
Yapmadığımız eylem, basın açıklaması, film gösterimi,
tiyatro, müzik, panel, konferans kalmadı...
Yazmadığımız yazı, anlatmadığımız, tartışmadığımız yön ve
önermediğimiz alternatif kalmadı...
Ama CTP içinde kalmayı onuruna yedirebilenlere
farkettiremedik bunu: “UBP imzalarken neredeydiniz” diyorlar?
Biz buradaydık da, herkesin bildiğini bilmediğinize göre
siz neredeydiniz acaba?
24 Şubat 2016 Çarşamba
Bunları Biliyor muydunuz?
Türkiye’den gelen
suyu mühendislik becerileri bakımından Kıbrıslı Türklerin rahatlıkla idare
edebileceğini, zaten hali hazırda yetişmiş mühendislerimizin bu işi yapmakta
olduğunu ve olası her durumda (özelleştirme/DSİ) işin başında bu mühendislerin
olacağını…
***
Kıbrıslı Türkler
açısından kamusal bir idare ile ve düzgün bir yapı ile; su yönetiminin ve
işletmesinin kolayca düzenlenebileceğini; hukukçularımız ve uzmanlarımızın bu
konuda hali hazırda yapılmış hazırlıkları olduğunu…
10 Şubat 2016 Çarşamba
Su Konusundaki Gerçek Tehlike
2012 yılında TC ve kktc arasında imzalanan Ekonomik ve
Mali İşbirliği Protokolü’nden beridir; TC’den kktc’ye su getirilmesi meselesi
birçok yönü ile konuşuldu. Meselenin ekolojik, siyasi, etik ve ekonomik
boyutlarına dair onlarca söz üretildi.
Bu süreçte, üç kez
hükümet değişti. Ancak kurulan ve bozulan hükümetlerin hiçbir bileşeni,
toplumsal muhalefetin sorularına, kaygılarına, suçlamalarına yönelik herhangi
bir cevap vermeye tenezzül etmedi.
Kısacası, yaklaşık
dört yıldır gündemimizde olan ve neredeyse hız kesmeden devam eden “su temin
projesi” konusunda toplumsal muhalefeti muhatap alan herhangi bir erk sahibine
rastlamak mümkün olmadı. Bu yüzden de “projenin” ilerleyişine göre seyir
değiştiren tartışma hep monolog düzeyinde kaldı.
20 Ocak 2016 Çarşamba
İki, Üç, Daha Fazla Lefkoşa
Siyasete güvensizliğin
alabildiğine yaygın, siyasetçilerin itibar kaybının dorukta olduğu günlerden
geçiyoruz. Mecliste en çok milletvekili ile temsil edilen iki hükümet partisi;
UBP ve CTP ‘nin sokaktan aldıkları onay neredeyse yok hükmünde…
TC ile yürütülen su görüşmelerinde, giderek yaygınlaşan kadın cinayetlerinde, mahkum kılındığımız üretimsizlik sarmalında veya son AKSA örneğinde yansımasını bulan kişilikli siyaset yapma sınavlarında sürekli sınıfta kalan bir bürokratik soğukluk yayılıyor hükümeten…
TC ile yürütülen su görüşmelerinde, giderek yaygınlaşan kadın cinayetlerinde, mahkum kılındığımız üretimsizlik sarmalında veya son AKSA örneğinde yansımasını bulan kişilikli siyaset yapma sınavlarında sürekli sınıfta kalan bir bürokratik soğukluk yayılıyor hükümeten…
8 Ocak 2016 Cuma
Elçiliğin Gör Dediği
Kamuoyunun
ısrarlı talebine rağmen, UBP-CTP hükümeti tarafından içeriği sır gibi saklanan
su temin projesi görüşmeleri konusunda dün TC Elçiliği yazılı bir açıklama
yaptı. Açıklama özellikle son bir aydır, hükümetin büyük ortağı CTP tarafından
yürütülen algı operasyonu ve bu operasyon sırasında kamuoyunu yanıltıcı yönde
verilen bilgilerin gerçek içeriğine dair bir çok nokta içeriyordu.
Ne yazık ki,
CTP yöneticileri ve onların medyada/sosyal medyada konumlanmış kanaat önderleri
tarafından; Elçiliğin iddialarına yanıt vermek yerine duygusal ajitasyon ve
slogana sarılma yöntemi ile geçiştirilmeye çalışılan açıklama; bazı hususlarda
soru işaretleri doğuruyor.
***
6 Ocak 2016 Çarşamba
Yeni Siyasi Parti ve Korkulması Gereken
Kudret Özersay liderliğinde oluşturulan yeni siyasi parti
bugün İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçesini vererek kendini ilan ediyor. Ocak
ayının ilk haftası içerisinde partinin kurulacağı önceden biliniyor ve bu
sebeple de “merkez” partilerde bir süreden beridir ciddi bir gerginlik
gözlemleniyordu. Özellikle de son haftalarda CTP etki alanı içerisindeki
“bağımsız” entellektüellerde oluşan seferberlik, bu gerginliğin en net dışa
yansıyan tarafıydı.
“Bağımsız” entellektüellerin, bizzat kendileri tarafından
başlatılan eleştiri ve etiketleme salvosuna karşı yöneltilen her yanıttan
“alınacak, gücenecek” bir taraf bularak, bildik tarzlarını sürdürdükleri
“tartışamama” durumunu daha önce irdelemiştik. Muhataplarının da bu hususta
eksik kalan bir yanlarının olmadığını tekrar etmek gerekiyor.
1 Ocak 2016 Cuma
Tarih Neden Önemlidir?
Lise yıllarımdayken “tarih” denildiğinde, aklıma Osmanlı
İmparatorluğu’nun kuruluş ve gelişme dönemi, TC’nin kuruluşu ve 1963
olaylarının anlatımı dışında bir şey gelmezdi. Bütün bunları neden öğrenmem
gerektiğini, ilerde ne işime yarayacağını veya o gün ne kadar anlamlı
olduklarını ise bilmediğimi anımsıyorum...
İlerleyen yıllarda, tarihsel olay ve kişilikleri merak
eden biri olmama rağmen; lise döneminde ısrarla ezberletilen bu başlıklardan
uzun süre uzak durdum: 1453 İstanbul’un fethi, 1919 Mustafa Kemal’in Samsun’a
çıkışı, 21 Aralık 1963 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sonu...
Bir dost sohbetinde şöyle bir cümle geçtiğini
anımsıyorum: “Lisede öğretilen tarih dersi değil, takvim dersi...” Olayların
takvimde hangi gün gerçekleştiğini ezberlemeye dayalı bir tarih dersini, bundan
daha iyi ifade eden bir anlatıma rastlamadım daha sonra...
30 Aralık 2015 Çarşamba
Su Konusunda Şeffaflık İstiyoruz
Parası Kıbrıslı Türk halkı tarafından ödenecek
olan suyun, yönetimi ve işletmesi konusunda TC ve kktc yetkilileri arasında
neler konuşulduğunu hala resmen bilmiyoruz.
Bunu sorguladığımız, öğrenmek istediğimiz her
defasında soğuk bir sessizlik ve “önyargılı bir tepki” duvarına toslamaktayız.
Halkın geleceğini ilgilendiren görüşmeler ile ilgili bilgiyi paylaşmaktan
imtina edenler, bu yaptıkları normal bir şeymiş gibi dönüp bir de halktan
koşulsuz destek talep etmeye devam ediyorlar…
26 Aralık 2015 Cumartesi
Bakın Yine Tartışamıyorlar
Gaile Dergisi’nin 349. sayısında yayınlanan “Kudret
Özersay’ın Önlenebilir Yükselişi” isimli Hasan Yıkıcı imzalı makale çevresinde
dönen tartış(ama)ma halini, devrimciler olarak dikkatle takip ediyoruz. Bu
tartışmanın taraflarını tahlil etmek ve bugüne kadar postmodern tartışma
kültürüne ilişkin yapmış olduğumuz tespitleri sınamak açısından öğretici
oluyor.
Brecht’in Hitler ile paralelliklerini ifade ettiği bir
mafya üyesini anlatan “Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi” oyununa gönderme
yapan; yani Kudret Özersay’a başlıktan ve Gaile’nin kapağından açıkça faşist
diyen Hasan Yıkıcı’nın yazısı; CTP’li ve CTP etki alanındaki kişi ve örgütlerce
coşkuyla karşılandı. Yazıya göre CTP yanlışlar yapan bir sol partiydi. Kudret
Özersay’ın örgütlemekte olduğu siyasi girişim ise “yeni sağ” hatta faşist bir
oluşumdu...
Peki gerçekten öyle mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











