30 Ağustos 2012 Perşembe

İç Dinamikler, Dış Dinamikler



“Kendi bahçesinde dal olamayanın biri
Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor”
Özdemir Asaf

Küçücük bir ada olan Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de stratejik önemde bir yer kapladığı herkesçe malum...
Bu stratejik konumundan dolayı tarihin hemen her döneminde kendi dışındaki bölgesel güçlerin etki alanı içerisinde bulunmuş bir adacıkta yaşıyoruz. Günümüzün Akdeniz, Ortadoğu ve Afrika politikalarını şekillendiren güçlerin kayıtsız kalamayacağı kadar önemli bir coğrafi durumumuz var kısacası.
Üstelik bu adacıkta yaşayan halklar olarak coğrafi ve siyasal olarak bölünmüş, düşmanlaştırılmış ve bağımlılaştırılmış bir haldeyiz.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Bağımsızlık - Ulusalcılık



“Bir dönem kutuplu dünya mevcutken üçüncü dünya savunusuyla  önemsenen ve Cezayir direnişinin yahut Türkiye 68’inin mottosu olarak anımsanabilecek “bağımsızlık” talebi, ulusalcılığın reddiyle birlikte uzun süredir geçerliliğini yitirmiştir. Bağımlılık-bağımsızlık, ucu ulusalcılığa, sınıf vurgusunun yitirilmesine ve askeri çekişmeye varabilecek tehlikeli bir propaganda zemini...”
Bandista, Yeniçağ Gazetesi, 10 Ağustos 2012

Bizler “Bağımsız Kıbrıs” talebini yükseltiyoruz ya bugünlerde; Yeniçağ Gazetesi’nde yayınlanan röportajında Bandista müzik grubu bir uyarı yapma gereği duymuş...
Bandista’ya göre bağımsızlık kavramı; geçmişe ait, ulusalcı, sınıf mücadelesinden kopuk ve savaşa odaklı bir kavrammış...
Üstelik bu iddiayı sadece Bandista değil, başka bazı kişiler, örgütler de dillendirmeye başlıyorlar...
Bir gazete köşesinde ne kadar mümkün olur tartışmalı da olsa biraz düşünelim bakalım gerçekten öyle mi?

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Baraka Anti-militarist Barış Harekatı'ndan Neden Ayrıldı?



14 Ağustos 1974’te “Ayşe Tatile Çıksın” parolasıyla harekete geçen Türk ordusu Kıbrıs’a yerleşti. Aradan geçen 38 yıla rağmen “tatil” bir türlü bitmedi. Bugün Kıbrıs’ta, “Tatil Bitti. Artık Ayşe Evine Dönsün” sloganı ile grevler, eylemler, konserler düzenleniyor. Baraka Kültür Merkezi de, bu 14 Ağustos’ta “Bağımsız Kıbrıs” sloganı ile bir eylem düzenleyeceğini ilan etti. Baraka aktivisti Münür Rahvancıoğlu ile “Bağımsız Kıbrıs” eylemini ve geçtiğimiz yıllarda katıldıkları Antimilitarist Barış Harekatı’ndan neden ayrıldıklarını konuştuk.
Firuzan Nalbantoğlu

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Yengeç Sepeti



Derler ki, bir yengeç bir hasır sepetin içinden kolayca çıkabilirmiş...
Derler ki, bir hasır sepetin içine konan birden fazla yengeç asla o sepetten çıkamazmış...
Çıkmaya çalışan yengeci, diğer yangeçler bırakmazlar; ayağından kafasından tutup aşağıya çekerler, kendi yanlarına indirirlermiş...
***

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Sıcaklar – Bunalmak - Şiir



Sıcak...
Çoook sıcak...
Ama öyle sıcacık bir sıcak değil... Kızgın, bunaltıcı, kahrolası bir sıcak...
Oysa ne çok söyleyiş var sıcağı soğuğa tercih eden...
Mesela deriz ki, “aramız soğudu” veya soğuk rüzgarlar estirdi”, “bir sıcaklık oldu aramızda...” ve sıcacık bir çorbayı, sıcak bir gülümsemeyi övmekten de geri durmayız....
“Sıcak kanlı insanları” beğenir, “soğuk tavırlardan” mesafeli dururuz...
Gerçi savaş da sıcaklıkla simgelenir: “akdeniz’in suları ısınıyor...”
Ama sonuçta “ayağını sıcak tut, başını serin” sözü de bizim sözümüz...
Gerçi başımızı serinleteceğiz diye kafayı üşütme tehlikesi de yok değil...
Dedem dermiş ki; kış her zaman yaza yeğdir... Kışta kalın giyer yorgan çeker ısınırsın da, yazda ne yapsan kurtulamazsın sıcaktan...

24 Temmuz 2012 Salı

Üretmek Yada Üretmemek İşte Bütün Mesele



Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmakWilliam Shakespeare

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Yangın Var



Bu ülke yanıyor...
Ormanları, ağaçları yanıyor...
Örgütleri, insanları yanıyor...
Yalnız görünen şeyler değil, sadece hissederek anlaşılabilecek şeyler yanıyor...
Değirmenlik’te gerçekleşen yangında altı bin ağaç yanmış...
Altı bin ağaç...
Benim kuşağım, yangın denilince 1995’teki büyük Beşparmak yangınını hatırlamadan edemez...
Hala gözlerimin önündedir batıdan doğuya doğru hızla ilerleyen o alev çizgisi...
Budur belki de hayatımda hissettiğim ilk yoğun çaresizlik hissi..
O gün yüreğimden bir parça yanmış, kor olmuştu...
O günden beri soğutmamaya çalışıyorum o sıcak koru...
1995’de Rauf Denktaş faturayı halka çıkarmıştı...

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Bağımsız Kıbrıs



“Ağustos’ta tatile gelip de, tatil işgale dönüşünce, yıllar geçti sen bize işkence, hiç mi sıkılmadın Ayşe?”

Sözleri Sol Anahtarı tarafından yazılmış bu parçayı, bugünlerde neredeyse her yerde duyabilirsiniz... Belediye işçilerinin eylemlerinde, Kooperatif grevinde, Telefon Dairesi önünde, bir araba teybinde, toplumsal muhalefetin nabzını tutan radyolarda, eylemcilerin dilinde...
Neredeyse her yerde...
Hatta gazete röportajlarında bile rastlamak mümkün hale geldi şarkıya...
Geçtiğimiz hafta Yenidüzen gazetesinde şöyle bir cümle okudum:

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Madımak



“Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz / Bilmez misin ki türküler yanmaz / Günü gelir sanma hesap sorulmaz / Dayanır kapına Pir Sultan ölmez” Edip Akbayram

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında yaşanan öldürüm hadisesini neredeyse bilmeyen yok. TC devleti eliyle tezgahlanmış, TC devleti eliyle örtbas edilmiş bir olay Sivas... Devletin alnında çıkmaz bir kan lekesi...
Şeriatçı, yobaz, muhafazakar kitlelerin saatlerce abluka altına aldığı Madımak Oteli içerisinde kimler yoktu ki... Şairler, yazarlar, ozanlar, eleştirmenler, araştırmacılar...
Yani bir ülkenin aydınlık yüzleri...

1 Temmuz 2012 Pazar

Sanatın Para İle İmtihanı



Yorgun olmama rağmen, ona “alternatif sanat var mı?” diye sordum.
“Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu. Bunlar hep sonradan çıktı” dedi.
“Sanat insan içindi!”(1)

Para ve sanat nerede buluşur, nerede ayrılır?
Birisi metaların değişim değerinin ölçüsü, diğeri ise toplumsal birikimin estetik yansıması konumundaki bu iki olguyu buluşturmak mümkün müdür?

Zor Zamanlardan Geçiyoruz



Zor zamanlardan geçiyoruz...
Türkiye’de AKP iktidarı; muhafazakar gericilik, neo-liberalizm ve Kürt halkına baskıya dayalı saldırısını her alanda yoğunlaştırıyor... Kıbrıs’ta seçim partilerinin tamamı AKP’yi karşısına almadan, hatta mümkünse AKP’nin onayını, sempatisini alarak siyaset yapmaya çalışıyor... Kıbrıs’ın kuzeyindeki TC hegomonyasına direniş örgütlemeye çalışan yapılar, eskinin ezberleri ile yeniye cesaret edebilme ikilemi arasında gidip geliyor... Kıbrıslı Türk halkı kararlı ve ilkeli bir öncünün yokluğunda ve hayal kırıklıkları ile dolu yakın geçmişin basıncı altında umutsuzluğu yaşıyor...

27 Haziran 2012 Çarşamba

Emekçiler ve Çöpler



Hakim: “Maaşlarınız bu ay da ödenmedi değil mi?”
BES Başkanı: “Evet”
Hakim: “Grev yasağınız kalkarsa, Lefkoşa yine çöp içinde kalacak”
BES Başkanı: “Yok, biz bu kez iş yavaşlatması yapacağız. Çöpleri de toplayacağız”
Karar: “Her ne kadar da çöplerin toplanmaya devam edeceği söylenmişse de bu bir beyandan ibarettir ve bağlayıcılığı yoktur. Bu yüzden grev yasağının devamına...”
Hale bakar mısınız!!!
Aylarca maaşlarını alamayan belediye emekçilerini değil, sokaklardaki çöpleri dert edenlere bir bakın...
Ortada grev bile yokken grev yasaklayanlara bir bakın...
Grev hakkını vermek için grev yapmama şartı koyanlara bir bakın...
Yüce yargının önünde, emekçinin grev hakkını savunamayanlara bir bakın...

20 Haziran 2012 Çarşamba

Banka Açmanın Yanında Banka Soymak Nedir Ki?



Küre şeklinde, yuvarlak bir kumbaraydı... Rengi mavi...
Üzerine altın sarısıyla dünya haritası çizilmişti.
Tepesinde demir paraların girebileceği büyüklükte bir delik vardı...
Ne kadar mutlu olmuştum nenemin elinde gördüğümde...
İki taneydiler... Biri ablama biri bana...
Benimki hala duruyor. Onunki de duruyordur herhalde...
Ne de olsa “tasarruf çağı”nı ucundan da olsa yakalamış bir dönemin çocuklarıyız...
Ve böyle şeyleri kolay kolay kaybetmez o dönemin çocukları...
Biriktirmek, çoğaltmak ve paylaşmak o dönemin temel erdemleriydi...
Bankalar kumbara dağıtırdı... Şimdi de dağıtıyorlardır, geçmişe nostalji...
Siz biriktirirdiniz, bankalar da sizin biriktirdiklerinizi sizin adınıza “saklardı”...
En azından bize söylenen buydu... Oysa bankaların esas işlevi her zaman kredi dağıtmak olmuştur.
Yani bizim biriktirdiklerimizi toplayan bankalar, sonra dönüp bunu “yatrımcılara” kiralardı...

13 Haziran 2012 Çarşamba

Bizim Mahalle



Bir ufak mahalleciğimiz var. Kendi halinde, etliye sütlüye karışmayan bir sevimli mahallecik...
Çok uzun seneler önce, bazı olaylar geçmiş mahallemizin başından. İşte o tarihlerden beridir mahallenin hali perişan.
O olayları herkes başka başka anlatıyor şimdi. Ancak neredeyse gene herkes bugünkü olaylardan dertli...
İzin verirseniz anlatayım size halimizi. Belki derleşerek çözeriz meselemizi...

6 Haziran 2012 Çarşamba

Toparlanıyorlar



Son zamanların popüler konusu ya toparlanmak ya da toparlanmakta olanlar ile ilgili yazılar yazmak...
***
Toparlananlar duyuruyorlar tüm topluma; “toparlanıyoruz” diye...
Eh,  bize de “kolay gelsin” demek düşer bu durumda...
Toparlanıyorlar...
Kimler olarak toparlanmakta olduklarını zaten kendileri söylemiş durumda...
Kişilerin kendi kendilerine biçtikleri sıfatların doğruluğu yanlışlığı pek de üzerinde konuşulacak bir konu değildir.
Doğru olsa ne yazar, yanlış olsa ne yazar...
Değil mi ki bu arkadaşlar kendileri ile ilgili böyle düşünüyorlar ve değil mi ki bize fikrimizi soran yok...
Toparlanıyorlar...