1 Ocak 2015 Perşembe

“Her Şey Değişip Akmada”



“Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!
ne akıştır ki bu, dalgalarında
                     dağlıdır alnı en mukaddes putun
                     kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
                               bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
       akar suya kabil mi vurmak kilit?
Nazım Hikmet Ran

9 Aralık 2014 Salı

Tahakküm ve Direniş Sanatları

"Ezilenler" her zaman açık ve kamusal meydan okumalarla mücadele ermezler. Aksine ezilenlerin yaşamının büyük kısmı "kamusal" değil "gizli" senaryoların uygulanması ile geçer... Çoğu zaman cool bir "poz kesme" görünümü altında uygulanan dedikodu, alay, sinizm, kinizm bu "gizli" senaryoların önemli bir harcıdır...

3 Aralık 2014 Çarşamba

“Kayıp”ta Kaybolanlar



Geçmiş, öylesine geride bırakıp ardımıza bakmadan yürüyüp gidebileceğimiz bir şey değil...
Hele ki yüzleşmediğimiz, hesaplaşmadığımız, sağaltmadığımız acılarla yoğrulmuş bir geçmişse bu...
Geçmiş, her zaman bugünümüzün içinde yaşar...
Hele ki, inkârla kaçtığımız, boyun eğerek teslim olduğumuz, bastırarak yok saydığımız bir geçmişse bu...

19 Kasım 2014 Çarşamba

Yorgancıoğlu Ne Yapmaya Çalışıyor?



15 Kasım törenlerinde Polis Teşkilatı tarafından gerçekleştirilen zorbalık ve hukuksuzluk üzerine toplumun neredeyse her kesiminden tepkiler yükseldi...
Bu tepkiler arasında en dikkat çekici olan ise Başbakan Yorgancıoğlu’nun Meclis kürsüsünden yaptığı “kınama” konuşmasıydı...
Yorgancıoğlu’nun Polis Teşkilatı’nı kınaması, halkın genelinde şaşkınlık, sol örgütlerde ise küçümsemeyle karşılandı...

17 Kasım 2014 Pazartesi

Polisin Zorbalığı ve Düşündürdükleri



29 Ekim’de gerçekleşen “Cumhuriyet Bayramı” törenlerinde “Vicdani Red’e Hayır – Askerlik Namustur” yazılı pankartlar açılmıştı...
kktc polisi ve onun bağlı bulunduğu GKK ve onun bağlı bulunduğu “Barış” Kuvvetleri ve onun bağlı bulunduğu TC Genel Kurmayı bu pankartlara müdahale etmemişti...

15 Kasım 2014 Cumartesi

"Kıbrıs Komünist Partisi Tarihi" Arka Kapak Tanıtım Yazısı



Kıbrıs’ın sınıf siyaseti bakımından çorak toprakları 1920’li yılların ortasında beklenmedik bir gelişmeye sahne oldu: Kıbrıs’ta bir komünist partisi kuruldu...
O yıllarda, İngiltere sadece Kıbrıs’ta değil, Yunanistan’da, bölgede ve irili ufaklı tüm emperyalistler arasında tartışmasız bir egemenliğe sahipti; Türkiye’de Birinci Paylaşım Savaşı’nın sancıları devam ediyor, Kıbrıs’ta Kilise’nin siyasi liderliği geniş köylü kitelelerine hükmediyordu; Kıbrıslı Türkler siyasi bir uyanışın eşiğinde bile değilken, Kıbrıslı Elen burjuvazisi kendi mezar kazıcısı Kıbrıs işçi sınıfını da beraberinde sürükleyerek tarih sahnesine daha yeni adımını atmıştı...

5 Kasım 2014 Çarşamba

Müzakereler ve Biz



Hikaye malumunuzdur; TC hükümeti ve kktc arasında imzalanan bir “anlaşma” ile kktc kara sularında petrol ve doğalgaz aramaları yapılmasına gıyabımızda hükmedildi....
Bu “anlaşma”nın hem hukuka hem de Kıbrıslı Türklerin çıkarlarına aykırı olduğunu, “anlaşma”yı imzalayan UBP yetkilileri dahil herkes biliyordu.

2 Ekim 2014 Perşembe

KKP Tarihi Bağlamında Bazı Tartışma Başlıkları



Yiannos Katsurides’in “Kıbrıs Komünist Partisi’nin Tarihi” isimli çalışması ile birlikte, Türkçe’de ilk kez KKP’ye dair bütünlüklü bir akademik çalışma yayınlanmış oluyor.
KKP sadece 1920’li yılların başından 1940’lı yılların ortasına kadar varlığını devam ettirerek yok olmuş bir siyasal partiden ibaret değildir; kendinden önce başlayan süreçlerin bir ürünü olduğu kadar, günümüzde halen süremekte olan sol siyasal çabalarda önemli de bir referans kaynağıdır. Bunun yanında, KKP Kıbrıslı Elen solu içerisinde halen muazzam bir yer kaplayan AKEL gibi bir öznenin tarihsel öncülü olarak da günceldir.

1 Ekim 2014 Çarşamba

Carpe Diem – Günü Yaşa



İçinde yaşadığımız çağ bize sesleniyor: “Carpe Diem!”
“Geçmiş bitti, ‘dün’ geçti... Gelecek meçhul, ‘yarın’ yok!”
O halde, “Carpe Diem!”, “Gününü gün et, anı yaşa, bugünün tadını çıkar!”
Çünkü; “Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür... O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür...”(1)

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Abbas Sınay'ın İstifası ve Koyunların Bacakları



Abbas Sınay milletvekilliğinden istifa etti. Sınay’ın kendi yaptığı açıklamaya göre bu istifa sadece milletvekilliği ile sınırlı kalacak yani CTP’den istifayı içermiyor.
Yenidüzen’in haberinde Sınay’ın  istifa gerekçesi ile ilgili “Temiz toplum temiz siyaset adına istifa ettiğini ifade eden Sınay, ‘Mental olarak devam etme şansım yok, ben siyasetçi değilim. Konuşmam da, silip atarım.”şeklinde yazıldı...

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Gülmek Devrimci Bir Eylemdir



Bülent Arınç şöyle buyurmuş: “İffet çok önemli. Sadece bir isim değil, kadın için de bir süstür iffet. Erkek için de bir süstür. İffetli olacak. Erkek de olacak. Zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem- namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacaksın."

6 Temmuz 2014 Pazar

KANATLI’nın ASBAŞKANLIĞI KONUSUNDA KISA BİR NOT



İki gündür gündemde olan bir konu var. LTB’de 8 Belediye Meclis üyesine sahip CTP grubunun bugün gerçekleşecek Meclis toplantısında Asbaşkanlığa talip olmayacak olması ve Murat Kanatlı’yı Asbaşkan olarak önermeyi düşünmesi... Bu konuyu Baraka toplantısında konuşma fırsatımız olmadı. Bu sebeple yazacaklarım kişisel fikrimdir.

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Seçimler, Sonuçlar ve Olasılıklar



29 Haziran günü müthiş bir gündü…
TDP-BKP-BARAKA ittifakı başlarda “imkansız”, sonrasında “zor” görüneni başardı ve Lefkoşa Türk Belediyesi’nde çok önemli bir zafere imza attı. Bunun yanında referendum sonuçları ve diğer bölgelerde ortaya çıkan köklü sarsıntılarla birlikte düşünüldüğünde; Kıbrıslı Türk siyasal yaşamının ciddi bir değişimin eşiğinde olduğu görülebiliyor.
Bugün yapacağımız en büyük hata; sonuçların rehavetine kapılıp bu sonuçları değerlendirmek ile ilgili görevimizi yerine getirmemektir…

1 Temmuz 2014 Salı

Yol, Aşk ve Yürümek Üzerine Sorgulamalar



Yürümek gerek...
Duramayız artık buralarda.
 ***
Yürümek için bize ne gerekli en çok?
Güçlü, kuvvetli, antrenmanlı ayaklarımız mı olmalı? Yoksa yürümeye değer bir yol mu bulmalı? Belki bir hedef gerek, yolunda acılar çekmeye değecek... Belki bir yoldaş birlikte güvenerek yürüyecek...