"ertesi gün hiç kimse ölmedi" bu cümleyle başlayıp bu cümleyle bitiriyor saramago kitabını.... 13 Ocak 2015 Salı
1 Ocak 2015 Perşembe
“Her Şey Değişip Akmada”
“Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!
ne akıştır ki bu, dalgalarında
dağlıdır alnı en mukaddes putun
kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
akar suya kabil mi vurmak kilit?”
ne akıştır ki bu, dalgalarında
dağlıdır alnı en mukaddes putun
kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
akar suya kabil mi vurmak kilit?”
Nazım Hikmet Ran
9 Aralık 2014 Salı
Tahakküm ve Direniş Sanatları
"Ezilenler" her zaman açık ve kamusal meydan okumalarla mücadele ermezler. Aksine ezilenlerin yaşamının büyük kısmı "kamusal" değil "gizli" senaryoların uygulanması ile geçer... Çoğu zaman cool bir "poz kesme" görünümü altında uygulanan dedikodu, alay, sinizm, kinizm bu "gizli" senaryoların önemli bir harcıdır...
3 Aralık 2014 Çarşamba
“Kayıp”ta Kaybolanlar
Geçmiş, öylesine geride bırakıp ardımıza bakmadan yürüyüp
gidebileceğimiz bir şey değil...
Hele ki yüzleşmediğimiz, hesaplaşmadığımız,
sağaltmadığımız acılarla yoğrulmuş bir geçmişse bu...
Geçmiş, her zaman bugünümüzün içinde yaşar...
Hele ki, inkârla kaçtığımız, boyun eğerek teslim
olduğumuz, bastırarak yok saydığımız bir geçmişse bu...
19 Kasım 2014 Çarşamba
Yorgancıoğlu Ne Yapmaya Çalışıyor?
15 Kasım törenlerinde Polis Teşkilatı tarafından
gerçekleştirilen zorbalık ve hukuksuzluk üzerine toplumun neredeyse her
kesiminden tepkiler yükseldi...
Bu tepkiler arasında en dikkat çekici olan ise Başbakan
Yorgancıoğlu’nun Meclis kürsüsünden yaptığı “kınama” konuşmasıydı...
Yorgancıoğlu’nun Polis Teşkilatı’nı kınaması, halkın
genelinde şaşkınlık, sol örgütlerde ise küçümsemeyle karşılandı...
17 Kasım 2014 Pazartesi
Polisin Zorbalığı ve Düşündürdükleri
29 Ekim’de gerçekleşen “Cumhuriyet Bayramı” törenlerinde
“Vicdani Red’e Hayır – Askerlik Namustur” yazılı pankartlar açılmıştı...
kktc polisi ve onun bağlı bulunduğu GKK ve onun bağlı
bulunduğu “Barış” Kuvvetleri ve onun bağlı bulunduğu TC Genel Kurmayı bu
pankartlara müdahale etmemişti...
15 Kasım 2014 Cumartesi
"Kıbrıs Komünist Partisi Tarihi" Arka Kapak Tanıtım Yazısı
Kıbrıs’ın sınıf siyaseti bakımından çorak toprakları
1920’li yılların ortasında beklenmedik bir gelişmeye sahne oldu: Kıbrıs’ta bir
komünist partisi kuruldu...
O yıllarda, İngiltere sadece Kıbrıs’ta değil,
Yunanistan’da, bölgede ve irili ufaklı tüm emperyalistler arasında tartışmasız
bir egemenliğe sahipti; Türkiye’de Birinci Paylaşım Savaşı’nın sancıları devam
ediyor, Kıbrıs’ta Kilise’nin siyasi liderliği geniş köylü kitelelerine hükmediyordu;
Kıbrıslı Türkler siyasi bir uyanışın eşiğinde bile değilken, Kıbrıslı Elen
burjuvazisi kendi mezar kazıcısı Kıbrıs işçi sınıfını da beraberinde
sürükleyerek tarih sahnesine daha yeni adımını atmıştı...
5 Kasım 2014 Çarşamba
Müzakereler ve Biz
Hikaye malumunuzdur; TC hükümeti ve kktc arasında
imzalanan bir “anlaşma” ile kktc kara sularında petrol ve doğalgaz aramaları
yapılmasına gıyabımızda hükmedildi....
Bu “anlaşma”nın hem hukuka hem de Kıbrıslı Türklerin
çıkarlarına aykırı olduğunu, “anlaşma”yı imzalayan UBP yetkilileri dahil herkes
biliyordu.
2 Ekim 2014 Perşembe
KKP Tarihi Bağlamında Bazı Tartışma Başlıkları
Yiannos Katsurides’in “Kıbrıs
Komünist Partisi’nin Tarihi” isimli çalışması ile birlikte, Türkçe’de ilk
kez KKP’ye dair bütünlüklü bir akademik çalışma yayınlanmış oluyor.
KKP sadece 1920’li yılların başından 1940’lı yılların
ortasına kadar varlığını devam ettirerek yok olmuş bir siyasal partiden ibaret
değildir; kendinden önce başlayan süreçlerin bir ürünü olduğu kadar, günümüzde
halen süremekte olan sol siyasal çabalarda önemli de bir referans kaynağıdır. Bunun
yanında, KKP Kıbrıslı Elen solu içerisinde halen muazzam bir yer kaplayan AKEL
gibi bir öznenin tarihsel öncülü olarak da günceldir.
1 Ekim 2014 Çarşamba
Carpe Diem – Günü Yaşa
“Geçmiş bitti, ‘dün’ geçti... Gelecek meçhul, ‘yarın’
yok!”
O halde, “Carpe Diem!”, “Gününü gün et, anı yaşa, bugünün
tadını çıkar!”
Çünkü; “Ömür
dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür... O halde ömür dediğin bir
gündür, o da bugündür...”(1)
13 Ağustos 2014 Çarşamba
Abbas Sınay'ın İstifası ve Koyunların Bacakları
Abbas Sınay milletvekilliğinden istifa etti. Sınay’ın
kendi yaptığı açıklamaya göre bu istifa sadece milletvekilliği ile sınırlı
kalacak yani CTP’den istifayı içermiyor.
Yenidüzen’in haberinde Sınay’ın istifa gerekçesi ile ilgili “Temiz toplum temiz siyaset adına istifa
ettiğini ifade eden Sınay, ‘Mental olarak devam etme şansım yok, ben siyasetçi
değilim. Konuşmam da, silip atarım.”şeklinde yazıldı...
30 Temmuz 2014 Çarşamba
Gülmek Devrimci Bir Eylemdir
Bülent Arınç şöyle buyurmuş: “İffet çok önemli. Sadece bir isim değil, kadın için de bir süstür
iffet. Erkek için de bir süstür. İffetli olacak. Erkek de olacak. Zampara
olmayacak. Eşine bağlı olacak. Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem- namahrem
bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar
olmayacak, iffetini koruyacaksın."
6 Temmuz 2014 Pazar
KANATLI’nın ASBAŞKANLIĞI KONUSUNDA KISA BİR NOT
İki gündür gündemde olan bir konu var. LTB’de 8 Belediye
Meclis üyesine sahip CTP grubunun bugün gerçekleşecek Meclis toplantısında Asbaşkanlığa
talip olmayacak olması ve Murat Kanatlı’yı Asbaşkan olarak önermeyi
düşünmesi... Bu konuyu Baraka toplantısında konuşma fırsatımız olmadı. Bu
sebeple yazacaklarım kişisel fikrimdir.
2 Temmuz 2014 Çarşamba
Seçimler, Sonuçlar ve Olasılıklar
29
Haziran günü müthiş bir gündü…
TDP-BKP-BARAKA
ittifakı başlarda “imkansız”, sonrasında “zor” görüneni başardı ve Lefkoşa Türk
Belediyesi’nde çok önemli bir zafere imza attı. Bunun yanında referendum
sonuçları ve diğer bölgelerde ortaya çıkan köklü sarsıntılarla birlikte
düşünüldüğünde; Kıbrıslı Türk siyasal yaşamının ciddi bir değişimin eşiğinde
olduğu görülebiliyor.
Bugün
yapacağımız en büyük hata; sonuçların rehavetine kapılıp bu sonuçları
değerlendirmek ile ilgili görevimizi yerine getirmemektir…
1 Temmuz 2014 Salı
Yol, Aşk ve Yürümek Üzerine Sorgulamalar
Yürümek
gerek...
Duramayız
artık buralarda.
***
Yürümek
için bize ne gerekli en çok?
Güçlü,
kuvvetli, antrenmanlı ayaklarımız mı olmalı? Yoksa yürümeye değer bir yol mu
bulmalı? Belki bir hedef gerek, yolunda acılar çekmeye değecek... Belki bir
yoldaş birlikte güvenerek yürüyecek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










