Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğu günden itibaren, Kıbrıslı
Elen ve Kıbrıslı Türk liderliklerince bir “ara formül” olarak kabul edilmişti.
“Nihai amaca” ulaşmak için yürünecek yolda istenmeyen bir bebek olarak dünyaya
gelen yeni devlet; henüz kuruluş aşamasında sorunlar, gerilimler ve krizlerle
yüzyüze kalıyordu.15 Şubat 2015 Pazar
İstenmeyen Bebeğin Ölümü - Arka Kapak Yazısı
Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğu günden itibaren, Kıbrıslı
Elen ve Kıbrıslı Türk liderliklerince bir “ara formül” olarak kabul edilmişti.
“Nihai amaca” ulaşmak için yürünecek yolda istenmeyen bir bebek olarak dünyaya
gelen yeni devlet; henüz kuruluş aşamasında sorunlar, gerilimler ve krizlerle
yüzyüze kalıyordu.11 Şubat 2015 Çarşamba
Sibel Siber Kadın mıdır?
Cumhurbaşkanlığı
seçim yarışı ilerlerken Sibel Siber’in “erkekten
alâ iş yapan kadın” ve “hanımefendi”
olmak ile ilgili iddiaları sosyal medyada epey tartışıldı...
Özellikle
feminist çevrelerden bu ‘üslup’a yönelik ciddi eleştiriler geldi.
Feministler
açısından konu sadece ‘üslup’tan ibaret değildi elbette, üslubun ardında yatan ‘zihniyet’
esas konuydu...
Bir
kişi “erkekten alâ” olmakla övünüyorsa, o kişinin başarı kriterinin ‘erkek
olmak’ üzerinden şekillendiği açıktır. Oysa ‘erkek’ olmak toplumda çeşitli
ayrıcalıklara sahip olmayı getirse de, bu ayrıcalıkların varlığı erkeklerin
doğuştan başarılı olmalarından değil toplumun erkeklere sunduğu adaletsiz
avantajlardan kaynaklanmaktadır. Ve ‘erkek olmak’ durumunu otomatik olarak
‘başarılı olmak’ olarak anlayan ve olumlayan bir ‘zihniyet’, “kadın”ın başarılı
olmasını ‘sevinilecek bir istisna’ noktasından öte bir yere koymuyor
demektir...
2 Şubat 2015 Pazartesi
Syriza ve Solda Birlik Konusu - Yenidüzen ile röportaj
-'SYRİZA benzeri bir ittifak Kıbrıs’ta
neden mümkün olamıyor? Sol niye iş birliği yapamıyor?
Her
ülkenin kendine özgü koşulları ve mücadele eden örgütlerinin de yıllar içinde
oluşmuş bir davranış kültürü vardır. Bu sebeple de farklı ülkelerde ortaya
çıkmış deneyimlerin bire bir taklit edilmesi mümkün değil. Mümkün olsa da
yaşamda aynı karşılığı bulmayacaktır.
Syriza
deneyimini uzunca bir süreden beridir takip ediyoruz. Yunanistan’da faaliyet
yürüten ve Syriza’nın da bileşenlerinden birisi olan DİKTİO ile 2006’da
Atina’da gerçekleşen Avrupa Sosyal Formu’ndan beridir yakın ilişkilerimiz var.
28 Ocak 2015 Çarşamba
Göç Yasası ve Sendikaların Açmazı
Daha
yürürlüğe girmezden önce ülkemizde siyasal/sendikal dengeleri alt-üst eden Göç
Yasası hala daha yürülükte ve bu yasanın yarattığı olumsuz sonuçlar katlanarak
artıyor.
Öylesine
katmanlı bir sorunlar yumağı ki sözünü ettiğimiz; bütününü incelemek belki de
akademik bir çalışmanın konusu olabilir. Bu yazı bağlamında tartışmaya
çalışacağımız ise, Göç Yasası’nın sendikal örgütlülük bağlamında yarattığı
sıkıntılar ve bu sıkıntıların nasıl aşılabileceğine dair öngörüler olacak.
14 Ocak 2015 Çarşamba
Yüzleştik? Tamamdır?
“Başı kesik tavuk gibi” deyimini duymuşsunuzdur da, hiç
gerçekten başı yeni kesilmiş tavuk gördünüz mü?
Ben daha deyimi öğrenmeden, tavuğu görmüştüm... Bu yüzden
de deyimi ilk kez duyduğum zaman anlamını kavramam zor olmadı...
Başı yeni kesilmiş, yani gövdesinin üzerinde herhangi bir
baş olmayan tavuk; koşar...
Oradan oraya, çarpa çarpa, düşe kalka ve nereye gittiğini
görmeden, bilmeden koşar...
Bir süre sonra da yığılıp kalır...
Bu olaya bir kez şahit oldum, küçüktüm ve hiç aklımdan
çıkmadı... Hiç hoş bir deneyim değildi açıkçası ve bir süre tavuk yemeyi
reddetmemle sonuçlandı...
Ama şimdi konumuz bu değil.
Konu şu ki; baş olmadan da organlar hareket edebiliyorlar
bir süre...
Ama amaçsız, faydasız ve sonuçsuz hareketler olarak
kalıyor bunlar...
Tıpkı başı yeni kesilmiş tavukta olduğu gibi...
13 Ocak 2015 Salı
1 Ocak 2015 Perşembe
“Her Şey Değişip Akmada”
“Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!
ne akıştır ki bu, dalgalarında
dağlıdır alnı en mukaddes putun
kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
akar suya kabil mi vurmak kilit?”
ne akıştır ki bu, dalgalarında
dağlıdır alnı en mukaddes putun
kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe...
Heraklit, Heraklit!
akar suya kabil mi vurmak kilit?”
Nazım Hikmet Ran
9 Aralık 2014 Salı
Tahakküm ve Direniş Sanatları
"Ezilenler" her zaman açık ve kamusal meydan okumalarla mücadele ermezler. Aksine ezilenlerin yaşamının büyük kısmı "kamusal" değil "gizli" senaryoların uygulanması ile geçer... Çoğu zaman cool bir "poz kesme" görünümü altında uygulanan dedikodu, alay, sinizm, kinizm bu "gizli" senaryoların önemli bir harcıdır...
3 Aralık 2014 Çarşamba
“Kayıp”ta Kaybolanlar
Geçmiş, öylesine geride bırakıp ardımıza bakmadan yürüyüp
gidebileceğimiz bir şey değil...
Hele ki yüzleşmediğimiz, hesaplaşmadığımız,
sağaltmadığımız acılarla yoğrulmuş bir geçmişse bu...
Geçmiş, her zaman bugünümüzün içinde yaşar...
Hele ki, inkârla kaçtığımız, boyun eğerek teslim
olduğumuz, bastırarak yok saydığımız bir geçmişse bu...
19 Kasım 2014 Çarşamba
Yorgancıoğlu Ne Yapmaya Çalışıyor?
15 Kasım törenlerinde Polis Teşkilatı tarafından
gerçekleştirilen zorbalık ve hukuksuzluk üzerine toplumun neredeyse her
kesiminden tepkiler yükseldi...
Bu tepkiler arasında en dikkat çekici olan ise Başbakan
Yorgancıoğlu’nun Meclis kürsüsünden yaptığı “kınama” konuşmasıydı...
Yorgancıoğlu’nun Polis Teşkilatı’nı kınaması, halkın
genelinde şaşkınlık, sol örgütlerde ise küçümsemeyle karşılandı...
17 Kasım 2014 Pazartesi
Polisin Zorbalığı ve Düşündürdükleri
29 Ekim’de gerçekleşen “Cumhuriyet Bayramı” törenlerinde
“Vicdani Red’e Hayır – Askerlik Namustur” yazılı pankartlar açılmıştı...
kktc polisi ve onun bağlı bulunduğu GKK ve onun bağlı
bulunduğu “Barış” Kuvvetleri ve onun bağlı bulunduğu TC Genel Kurmayı bu
pankartlara müdahale etmemişti...
15 Kasım 2014 Cumartesi
"Kıbrıs Komünist Partisi Tarihi" Arka Kapak Tanıtım Yazısı
Kıbrıs’ın sınıf siyaseti bakımından çorak toprakları
1920’li yılların ortasında beklenmedik bir gelişmeye sahne oldu: Kıbrıs’ta bir
komünist partisi kuruldu...
O yıllarda, İngiltere sadece Kıbrıs’ta değil,
Yunanistan’da, bölgede ve irili ufaklı tüm emperyalistler arasında tartışmasız
bir egemenliğe sahipti; Türkiye’de Birinci Paylaşım Savaşı’nın sancıları devam
ediyor, Kıbrıs’ta Kilise’nin siyasi liderliği geniş köylü kitelelerine hükmediyordu;
Kıbrıslı Türkler siyasi bir uyanışın eşiğinde bile değilken, Kıbrıslı Elen
burjuvazisi kendi mezar kazıcısı Kıbrıs işçi sınıfını da beraberinde
sürükleyerek tarih sahnesine daha yeni adımını atmıştı...
5 Kasım 2014 Çarşamba
Müzakereler ve Biz
Hikaye malumunuzdur; TC hükümeti ve kktc arasında
imzalanan bir “anlaşma” ile kktc kara sularında petrol ve doğalgaz aramaları
yapılmasına gıyabımızda hükmedildi....
Bu “anlaşma”nın hem hukuka hem de Kıbrıslı Türklerin
çıkarlarına aykırı olduğunu, “anlaşma”yı imzalayan UBP yetkilileri dahil herkes
biliyordu.
2 Ekim 2014 Perşembe
KKP Tarihi Bağlamında Bazı Tartışma Başlıkları
Yiannos Katsurides’in “Kıbrıs
Komünist Partisi’nin Tarihi” isimli çalışması ile birlikte, Türkçe’de ilk
kez KKP’ye dair bütünlüklü bir akademik çalışma yayınlanmış oluyor.
KKP sadece 1920’li yılların başından 1940’lı yılların
ortasına kadar varlığını devam ettirerek yok olmuş bir siyasal partiden ibaret
değildir; kendinden önce başlayan süreçlerin bir ürünü olduğu kadar, günümüzde
halen süremekte olan sol siyasal çabalarda önemli de bir referans kaynağıdır. Bunun
yanında, KKP Kıbrıslı Elen solu içerisinde halen muazzam bir yer kaplayan AKEL
gibi bir öznenin tarihsel öncülü olarak da günceldir.
1 Ekim 2014 Çarşamba
Carpe Diem – Günü Yaşa
“Geçmiş bitti, ‘dün’ geçti... Gelecek meçhul, ‘yarın’
yok!”
O halde, “Carpe Diem!”, “Gününü gün et, anı yaşa, bugünün
tadını çıkar!”
Çünkü; “Ömür
dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür... O halde ömür dediğin bir
gündür, o da bugündür...”(1)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











