18 Kasım 2015 Çarşamba

Herkesin IŞİD'i Kendine

Paris’te yaşanan vahşet eyleminden sonra hepimiz derin bir üzüntü, öfke, çaresizlik duygusuna kapıldık…
Bizden kilometrelerce uzakta bir coğrafyada da yaşansa, masum insanların böylesi vahşi bir şiddet eylemine maruz kalmasını yüreğimizde hissettik…
Ancak belki de, bazen uzaklık “insani duygularımızı” ifade etmek için elverişli bir zemin sunmuyor da değil. Mekan ne kadar uzak olursa, yaşananlara insani özünü görecek şekilde bakmak kolaylaşıyor olabilir…
Mesela, Paris’te yaşananlardan “dehşete” kapılanlarımızdan bazıları burnumuzun dibindeki Silvan konusunda sesini çıkarmamayı, görmemeyi, duymamayı tercih edebildi…
Oysa her iki mekanda da yaşanan fanatik şiddetin acımasız saldırganlığıydı…

4 Kasım 2015 Çarşamba

Seçim Sonuçları, Aziz Nesin ve Seyit Rıza

Sözde seçimin sonuçları açıklanmaya başladığı andan itibaren, Türkiye’deki karanlığın yüreğimize çöktüğü doğrudur. Bu ruh halimizin sebebi bazılarının sandığı gibi; tüm beklentimizi seçimlere bağlamak, seçim sonuçları ortaya çıkmadan önce durumun ciddiyetinin farkında olmamak veya bu sonuçlar karşısında yapacak hiçbir şeyimizin kalmamış olması değildi. Aksine, sadece sandığa dayalı bir dönüşümün mümkün olmadığı, sandığın sadece sokak ile desteklendiği ve kontrol altında tutulduğu müddetçe bir anlamı olduğu ve sonuçlar ne olursa olsun hala toplumsal muhalefeti zorlu bir sürecin beklediğini biliyorduk.
Böyle olmasına rağmen, yüreğimize çöken karanlığı engelleyemedik...

28 Ekim 2015 Çarşamba

CTP Sendromu Sadece CTP’ye mi Özgü?

Siyasal mücadele yürüten örgüt ve bireyler için en tehlikeli yozlaşma olasılıklarından birisi de, mücadele  içerisinde bulunma nedenlerini unutmaktır sanırım.
Günlük yaşam içerisinde yüzleştiğimiz sıkıntılar, ayrımcılık, adaletsizlik ve insani potansiyellerimizi geliştirmemiz önüne dikilen sosyal, ekonomik, fiziksel, ekolojik, cinsel engellere karşı bir pratiktir siyasal faaliyet. En azından muhalifler için, sol için, sosyalistler için böyledir bu…

21 Ekim 2015 Çarşamba

Gençler, Bakanlar ve Genç Bakanlar

Bildiğiniz gibi, UBP ve CTP’nin “geniş tabanlı” sözde “reform” hükümeti üç ayda tadilata ihtiyaç duydu ve şimdi üç bakan görevden alınarak yerlerine başka bakanlar atandı...
Büyük vaatler ve iddialı sözlerle kurulan hükümetin, bu kadar erken bir sürede tadil edilmesi; sadece “partililerin koltuk aşkına” bağlanmamalı...
UBP-CTP hükümetini sıkıştıran iki kuvvet var...
Biri Türkiye’de giderek gözü dönmüşçesine neo-liberal içsavaş konseptine sarılan AKP’nin beklentileri, diğeri ise Kıbrıslı Türk halkı içerisinde güvenilir bir siyasal alternatif arayışının giderek derinleşmesi...

14 Ekim 2015 Çarşamba

Türkiye Halklarından Özür Dileriz

Bazen söz biter... Karşınızdakini ikna etme isteğinizi yitirirsiniz.
Çünkü dünyaya aynı gözlerle bakmadığınızı, aynı değerlere inanmadığınızı, doğrularınız ve yanlışlarınızın benzer olmadığını anlarsınız...
Böyle bir durumda, aynı fikirde olmamak daha hayırlıdır... Kelime oyunları ve laf cambazlığı ile karşı tarafla yakalanacak sahte bir uyumdansa; “biz başka dünyaların insanıymışız” diyerek çekip gitmek daha doğrudur...

7 Ekim 2015 Çarşamba

Referandum Olasılığı Ve Maraş

Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile birlikte hızlanarak ilerleyen görüşme sürecinin, 2016 yılının ilk yarısında bir referandum ile sonuçlanması muhtemel gibi görünüyor. En azından neredeyse tüm özneler, böyle bir beklenti içerisinde ve süreç olumlu bir havada ilerliyor gibi görünüyor.
Çözüm karşıtlarının yıllardan beridir ilk defa, organize ve dinamik bir şekilde siyaset sahnesinde aktif olmasına; özellikle de yandaş basın aracılığı ile toplumu tedirgin edecek asılsız haberlere dayalı bir örgütlenme girişimine vesile olan da bu olumlu hava…
Çözüm karşıtlarını harekete geçiren bu süreç, barış güçleri açısından ne yazık ki aynı etkiyi yapmış durumda değil…

1 Ekim 2015 Perşembe

Dengeyi mi Bulalım, Taraf mı Olalım?


Hakkında en çok konuşulan ancak buna rağmen konuşulduğunun yarısı kadar dahi üzerine kafa yorulmamış kelimelerden birisidir belki de denge...
Yaşamı gece-gündüz, siyah-beyaz, iyi-kötü, haklı-haksız, samimi-samimiyetsiz gibi zıtlıklar üzerinden tanımlamaya alışmış çağımız insanı; bu zıtlılar arasındaki ilişkiyi “denge” kelimesi üzerinden tarif etmeye doğallığında meyillidir. Zıtlar üzerinden tanımlanan bir dünya kavrayışının basitliğine haklı olarak itiraz eden ve kendini daha mantıklı olarak tanımlayan kişilerce bu tür durumlar değerlendirilirken genelde yakınılan ise arzu edilen “denge”nin yeterince kurulamamış olmasıdır...
Aslında mesele sadece soyut kavramlar düzleminde değil, somut kategoriler düzleminde de böyle yaşanmaktadır...

23 Eylül 2015 Çarşamba

Ankara’dan Abimiz Gelmiş

Tuğrul Türkeş ziyaretimizde gelmiş, bizim seçilmişlerde bir bayram havası. Kimininki “gerçek”, kimininki protokol “zorlaması.”
***
Kimdir Tuğrul Türkeş?
Öncelikle kendisi, uzun süre ülkücü hareketin önemli mevkilerinde bulunmuş bir faşisttir.. Bizim için kimliğinin asli bileşeni budur… Son zamanlarda ülkücüler arasında pek sevilmemektedir. Çünkü Türkiye’de iki seçim arası kurulan hükümete, partisi MHP’nin itirazına rağmen bakan olarak girmiş bir zattır… Bu sebeple adamızdaki yavru kurtlar tarafından “aramızda yıllarca bozkurt postunda gezen AK KOYUN” pankartları ile karşılanmıştır…

16 Eylül 2015 Çarşamba

Okullar Açılırken

Yeni eğitim yılı, herzamanki gibi başladı…
Çocuklar dışında eğitimin tüm öznelerinin hazırlıksız, özensiz, el yordamı ile giriştiği bir acayip başlangıç bu…
Okullar fiziksel olarak perişan durumda. Sınıflar bakımsız, binalar hazırlıksız, yeterli öğretmen yok…
Var olan öğretmenler ise bakanlık tarafından itinayla demoralize edilmiş halde…
Defter, kitap, kalem, silgi vs.’den ise hiç söz etmeyelim…
Eğitim camiasından ilk gelen haberler hep olumsuz…

9 Eylül 2015 Çarşamba

Kıbrıs Sorunu: Bugünün Görevi

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın göreve gelmesi ile birlikte Kıbrıs müzakerelerinde yakalanan olumlu hava, her geçen gün bir anlaşmaya doğru ilerlemekte olduğumuza dair pozitif bir umuda dönüşmüş durumda…
Bölgemizde ve dünyadaki konjonktürel dengelere bakıldığında böylesi bir gelişmenin gerçekten de mümkün olabileceği ihtimali ortada…
Gelin güncel gelişmeleri daha iyi kavrayabilmek ve bugünün görevlerini çözümlemek adına, bildiğimizi sandığımız olguları bir gözden geçirelim.

2 Eylül 2015 Çarşamba

Elektrik ve Özelleştirme

Sermaye örgütleri geçtiğimiz hafta halkı yoklayarak, genel eğilimin “elektrikte özelleştirmeye” onay verecek noktaya gelip gelmediğini kontrol etti. Patron örgütlerinin hep birlikte imzaladıkları ve Kıb-Tek’in özelleştirilmesinin talep ettiği bildiri, neredeyse hiçbir tartışmaya yol açmadı...
Toplumumuzu bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda yapılan, böylesi önemli bir açıklamanın, neredeyse hiç tartışılmaması ilk bakışta şaşırtıcı olabilir. Oysa bunun nedeni, halkın “elektrikte özelleştirme konusuna duyarsız” olması değil; tam aksine, çok büyük çoğunluğu ile halkın “elektrikte özelleştirmeye karşı olmak” konusunda kararını çoktan vermiş olmasıdır.

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Sosyalist Alternatif, Gerçek İnsani Gelişim

"Reel Sosyalizmin Çelişkileri" kitabını okuduktan sonra, Lebowitz'in nasıl bir alternatif önerdiğini merak ederek okuduğum bu ufak kitapçık, tek kelime ile ufuk açıcı... Maddi çıkarların masaya yatırılarak, sosyalist bir perspektifin dışında tutulmasını, sadece planlama ve kamulaştırma ile yetinilmemesini ve Che'nin 'yeni insan' çağrısına uygun olarak, bugünden başlayarak kültürel bir inşaya girişilmesini öneriyor Lebowitz... Çok da mantıklı duyuluyor söyledikleri...

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Kamil Hür’e Kim Saldırdı?

Kamil Hür, yaklaşık on yıldır her 16 Ağustos’ta bahçesine Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı çekiyor. Yanına da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü konumundaki ülkelerin bayraklarını; TC, Yunanistan, İngiltere…
Son birkaç yıldır da Kıbrıs Cumhuriyetinin üyesi olduğu uluslararası örgütlerin bayraklarını eklemişti bu seremoniye…
Biz aynı fikirde olsak da olmasak da; kendi görüşünü, kendi fikrini, kendi siyasal duruşunu; demokratik çerçevede ifade eden değerli bir insandır Kamil Hür…
Ancak Kamil Hür’den rahatsız olanlar var…

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Aslında Çalışma Yasağı Olmadığını Biliyor muydunuz?

Aşırı sıcak ve nemli hava nedeniyle 5-8 Ağustos tarihleri arasında İçişleri ve Çalışma Bakanlığı tarafından “dışarda, açıkta, güneş altında” çalışma yapılmasının yasaklanması, sosyal medyada çok tartışıldı. Süreç tamamlandığına göre, gelin kısaca bir değerlendirme yapalım...

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Sıcaklar, İşçiler ve İşbirlikçikler

Sıcak...
Çoook sıcak...
Ama öyle sıcacık bir sıcak değil... Kızgın, nemli, bunaltıcı, kahrolası bir sıcak...
Oysa ne çok söyleyişimiz var sıcağı soğuğa yeğleyen...
Mesela kötüye giden bir ilişkiyi betimlemek için “aramıza soğukluk girdi” deriz veya ortamı geren birisini “soğuk rüzgarlar estirdi” diye tarif ederiz. Ve ilk izlenimimizin olumlu olduğu kişiden “bir sıcaklık oldu aramızda” diye bahsederiz.