Çalışma hayatımızın düzenli, adil, örgütlü ve tatmin
edici olduğu söylenemez. Bu durum özellikle emekçiler tarafından bakıldığında
böyledir. Ancak dünya ile kıyaslandığında, belki de uluslararası standartlara
en yakın uygulamamız; bu adaletsiz durumu değiştirmek için mücadele etmesi
beklenen emekçilerin özenle bölünmüş olması bakımından gösterilen “başarı”dır.
1 Ekim 2016 Cumartesi
28 Eylül 2016 Çarşamba
Kapıdan Çıkan Kızın Gözleri
Yorucu bir günün sonunda evdeyim. Uzun zamandır izlemek
istediğim bir filmi takıp, kahve içerek dinlenme planıyla, kanepeye uzanıyorum.
Bir süre izledikten sonra telefonum çalıyor...
Arayan liseden bir arkadaşım. Çok uzun zamandır
haberleşmediğimiz, sevdiğim bir insan...
“Çalışma
Dairesi’ndesin değil mi hala?” diye soruyor. Ve hemen konuya giriyor: Doktor
olarak “büyük” bir özel hastanede çalışan eşi yeni doğum yapmış, hala doğum
izninde. Doğum izini sırasında sigorta yatırımlarının gerçek maaşı üzerinden
yapılmadığını öğrenmişler. Bu sebeple de doğum izninde olduğu süre için
kendisine sigorta tarafından yapılan ödenek, olması gerekenden az olmuş...
21 Eylül 2016 Çarşamba
Bir Kampanyanın Düşündürdükleri
“10 Kişiden Fazla
Çalışanı Olan Patronların Sendikasız İşçi Çalıştırması Yasaklansın” talebi
ile yürütülen kampanyayı duymuşsunuzdur. Bağımsızlık Yolu bir yılı aşkın bir süre
önce bu taleple sokağa çıkmış ve birçok sendika, siyasi parti ve örgütün
desteğini almıştı. En önemlisi de ülkemizdeki binlerce özel sektör çalışanının
gönlünü fetheden bu talep, halktan beklenmedik bir onay görmüştü.
Zamanla kampanya özel sektördeki sıkıntıların çeşitli
boyutları ile tartışıldığı bir zemine dönüştü. İş sağlığı ve güvenliği
uygulamalarının patronlar tarafından maliyet düşürmek maksadıyla yerine
getirilmemesi ve iş kazaları ile iş cinayetlerindeki artış derinlemesine
konuşuldu. Medyada da bu konu kendine hatırı sayılır bir yer buldu.
14 Eylül 2016 Çarşamba
Umudunuz Var mı?
Umut, gerek kişisel gerekse de toplumsal yaşamımızda en
çok suistimal edilen, üstelik çoğu zaman başka kavramlar yerine yanlış da
kullanılan bir kelime...
Kolay değil, son zamanlarda en çok ihtiyacımız olan şey
umut...
Kıbrıs sorununun çözülmesini umuyoruz... Yıllardır çözümsüzlüğü
ile yaşamımızı belirsizlik ve bekleyişten ibaret bir hale sokan bu büyük düğüm
artık çözülsün diye bekliyoruz.
Özel sektörde yaşanan haksızlıkların bitmesini umuyoruz...
İnsanca bir maaş, saygı gördüğümüz bir çalışma ortamı, güvenceli bir iş ve
huzurlu bir emekliliğe ulaşmak istiyoruz.
7 Eylül 2016 Çarşamba
Serdar Denktaş’a Nasıl Yanıt Vermeli?
Ülkemizde bir TC Koordinasyon Ofisi kurulması ve bu
koordinasyon ofisine karşı Reddediyoruz Platformu tarafından yürütülen
muhalefet ile ilgili gelişmeler durmak bilmiyor.
Söz konusu Ofis’in baş müsebibi, CTP-DP hükümeti
döneminde TC’ye giderek Ofis’in kurucu protokolünü imzalayan ve meclisin
bilgisine dahi getirmeden bakanlar kurulu kararı ile yürürlüğe sokmaya çalışan
Serdar Denktaş, yine sahnede...
24 Ağustos 2016 Çarşamba
Özelde Patronlara Kaçak Teşviği, Emekçilere Sömürü
UBP-DP hükümeti
tarafından özel sektördeki patronlara yapılan son kıyağı duymuşsunuzdur.
“Çalışma ve Muhaceret Affı” olarak duyurulan ve ne yazık ki, tam da hükümetin
arzuladığı gibi sadece “muhaceret affı” boyutu ile konuşulan iki Yasa Gücünde
Kararname’den söz ediyorum…
Muhaceret Affı’nın
bu ülkede hemen her partinin hükümetleri döneminde sistematik olarak uygulanan
ve çalışma yaşamını her defasında alt üst eden bir tür hukuka uydurulmuş
hukuksuzluk olduğunu herkes biliyor, konuşuyor. Ancak “Çalışma Affı” adı
altında yürürlüğe giren ve hiçbir süre ile sınırlandırılmış olmadığı için,
aslında Yasa’da Meclis’i devre dışı bırakarak yapılmış olan kalıcı değişiklik,
çok daha ciddi olduğu halde gözlerden saklanabildi…
Türkiye Solunda Üç Tarz-ı Siyaset
10 Ağustos 2016 Çarşamba
ReddetMİYORUZ, Mitingler ve Bundo! Bundo! Bundo!
Annemin liseye gittiği yıllar... Zaman 1950’lerin sonu,
60’ların başı. O tarihlerde öğretmenlerin çoğu Türkiye’den geliyor. Ve
Türkiye’den gelen öğretmenler, en çok da Kıbrıslı Türklerin “düzgün Türkçe”
konuşmasına özen gösteriyor... Aklımda kaldığı kadarıyla adı Serpil olan bir
arkadaşı var annemin. Serpil “düzgün Türkçe” konusunda çeşitli sıkıntılar
yaşıyor öğretmenleri ile... El işi öğretmeni de bu konuda en sertlerinden
birisi... “Tehellemek” ifadesinin
“doğru”sunun “makine çekmek” olduğunu
bilmeyen Serpil, “makine mi çektin sen?”
sorusuna, “yok hocam vallahi çekmedim
makineyi” diye cevap veriyor mesela... Ama olaylar şimdi sandığımız gibi
komik bir yolda ilerlemiyor, dedik ya el işi öğretmeni sert!
3 Ağustos 2016 Çarşamba
Kıbrıs Meselesi ve Sınıf Mücadelesi
Son ayların gündemine bakıldığında kökten bir
yarılma görülüyor…
Bir yanda bildiğimiz Kıbrıs sorunu, 15-20
Temmuz darbe-işgal süreci, görüşmeler, barış odaklı ve daha çok geleneksel medya
eksenli bir akış söz konusu…
Diğer yanda ise, Beleş Deniz, Reddediyoruz,
özelde sendikalaşma, ücretsiz eğitim ve ücretsiz sağlık hakkı, asgari ücret, Göç
Yasası, emeklilik yaşı, GAÜ maaş krizi ve ölümlü iş kazaları odaklı, daha çok
sokak eksenli eylemlilikler toplaşması…
2 Ağustos 2016 Salı
Oblomov; çok özel bir karakter... Okuduğum süre boyunca beni çok farklı duygulanımlara yöneltti. Yer yer kızdım, yer yer onun için endişelendim, kimi zaman umursamadım kimi zaman ise onun için sevindim... Tam anlamıyla bir klasik niteliğindeki bu kitap, 'Oblomovluk' adı verilen bir karakter yapısına da ismini vermiş bir eser. Oblomovluk, öyle alelade bir tembellik veya üşengeçlik değil... Gayet samimi bir tutum, aklı ile duygularının bambaşka yönlere doğru ilerlediği bir huzurlu ölüm hali... Çevremizde bir çok Oblomov var, hatta okurken kendimi Oblomova yakın hissettiğim yönler olduğunu fark ettiğimde çok şaşırdım...27 Temmuz 2016 Çarşamba
Kamuya Artış, Özele Hüsran: Sendikalar Tehlikenin Farkında mı?
Kamu çalışanlarının maaşlarına %2,33’lük hayat
pahalılığının yanında %1 oranında ek bir artış yapıldığından ve bunun Temmuz
ayı maaşlarına yansıyacağından haberiniz vardır mutlaka.
Bu haberin özel sektör çalışanlarında nasıl bir öfke
fırtınası yarattığının farkında mısınız?
Özel sektör emekçilerinin böyle bir haber üzerine ne
hissettiğini düşünelim mi biraz?
20 Temmuz 2016 Çarşamba
15-20 Temmuz ve Yüzleşme
Kıbrıslı Türkler olarak, bizi niteleyen
“Kıbrıslı Türk” isminin içerisinde hem kimliğimizi hem de trajedimizi niteleyen
kelimeleri taşıyoruz. Ne birisi ne de diğeri olabildiğimiz iki kimlik, hem
birisi hem de diğeri olduğumuz iki kimlik, her ikisinin de azabını yaşadığımız
iki kimlik; aslında varlığımızda eriyip bütünleşmiş tek bir kimlik…
Kültürel varlığımızı ifade edebilmek
için “Kıbrıslı Türk” ifadesinden daha uygun bir tanım yok. Buna sevinenler de
var, üzülenler de, ama tek başına “Türk” kelimesi nasıl bizi anlatamıyorsa,
“Kıbrıslı” kelimesi de bizdeki özgün yapıyı izah edemiyor. Kıbrıslı Türk
ifadesi birlikte kullanılmadığı zaman bir şeyler eksik, bir şeyler de fazla
geliyor…
Tarihimizde bunun gibi pekçok olay
mevcut; 15 Temmuz 1974 Darbesi ve 20 Temmuz 1974 Harekatı gibi…
13 Temmuz 2016 Çarşamba
GAÜ'nün Sırrı: Yatırımdan Nasıl Kaçılır
Sosyal medyada bir süredir gündemi meşgul eden GAÜ
emekçilerinin maaş krizi, farklı açılardan konu olmaya devam ediyor.
Takip edenler bilecek; 2016 yılının ilk yarısında 2
işçiye mezar olan hastane inşaatında bayram öncesi yemeli-içmeli gezi
düzenlenmesi büyük tepki çekmişti. Tepkinin bir sebebi de GAÜ’de, şirketi
savunmak için özel olarak memnun edilen bir grup dışında, binlerce çalışanın
aylardır maaşını alamıyor olmasıydı.
Çalışanlarını ödeyemeyecek durumdaki bir şirketin, iki
işçisinini ölümüne neden olmuş bir iş yerinde, daha üzerinden zaman geçmeden
yemekli gezi yapması, şaşkınlıkla karşılanmıştı.
6 Temmuz 2016 Çarşamba
Bayram Nedir Sahi?
Bir “bayramın” içindeyiz…
Büyüklerimizi ziyaret ettik, küçüklerimizle ilgilendik,
birazcık dinlendik…
İyi geldi bu “bayram”…
Hafta içi tatil yapmanın, yakınları görmenin, dinlenmenin
veya eğlenmenin ferahlığını hissetttik…
Şöyle üç dört gün tatil yapmak, şehirden kaçmak, denize
girmek, kafa dinlemek kime iyi gelmez ki?
Peki tüm bunları bayram olmadan da yapabilseydiniz, gene aynı
ferahlık olmaz mıydı içinizde?
Olurdu bence…
Belki de keramet bayramda değil de, tatilde…
1 Temmuz 2016 Cuma
Yasaklar ve Özgürlükler
Yasaklar ve özgürlük arasındaki ilişki her zaman sorunlu
olageldi...
Bir kişinin veya bir grubun önündeki yasaklar/kurallar ne
kadar az ise, o kadar özgür olduğu varsayıldı...
Peki gerçekten de öyle mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











