Dikkatinizi çekmiş olabileceği gibi, yazının başlığı F. Engels’in 1845 yılında kaleme aldığı “İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu” isimli kitabına selam gönderiyor. Engels bu kitabı yazdığında, dönemin sosyalist aydınları toplumsal kurtuluşun eğitimli ve hali vakti yerinde orta sınıfın (burjuvazi) vicdani uyanışı ile mümkün olacağı düşüncesindeydi. Avrupa sosyalist hareketinde (Blanquie’yi saymazsak) ayak takımı olarak görülen işçi ve emekçilere acımak dışında bir yönelimi olan siyasal akım yok gibiydi. O tarihlerde sosyalizm bir tür edebi girişim, siyasaldan çok retorik bir tutumdu: Felsefe, akademik kürsü, gazetecilik, roman, şiir ve hayırseverliğin karışımı denilebilecek bir tür aydın yüce gönüllülüğünden ibaretti!
15 Mayıs 2022 Pazar
30 Nisan 2022 Cumartesi
Hayalden Gerçeğe Sınıf Mücadelesi!
Her geçen gün daha da pahalılaşan hayat, emekçi sınıfları yoksulluğa itiyor. İçinden geçmekte olduğumuz kriz, ultra zenginlerin daha da zenginleştiği bir süreç olarak yaşanıyor. Halkın her kesimi; esnaf, küçük üretici, meslek sahipleri, kamu ve özel sektör emekçileri sırasıyla bedel öderken, bu süreçte saçının teline bile dokunulmamış tek kesim olan ultra zenginler, büyük patronlar ve onların temsilcileri olan rejim partileri bizden fedakarlık istemeye devam ediyorlar.
29 Nisan 2022 Cuma
Hükümet Krizi ve 1 Nisan Eylemi
Seçimden sonra kurulan UBP-DP-YDP hükümeti sadece 59 gün sürdü. Şimdi bir yenisinin kurulup kurulamayacağı tartışılıyor! Hükümet krizinin sebebine dair rivayetler muhtelif! Size şaşırtıcı gelebilir ama benim iddiam şu ki; hükümet krizinin nedeni sizsiniz, biziz! Evet, bu hükümetin bozulmasının da, kurulmasına dair sıkıntıların da nedeni 1 Nisan’da gerçekleşen büyük halk eylemi ve zamlara karşı halkta hala için için yanmakta olan öfkedir!
23 Nisan 2022 Cumartesi
23 Nisan ve Çocukların Kıyafetleri
23 Nisan İlkokulu'nda yaşanan rezalete biraz yakından bakarak, bu ülkenin röntgenini çekebilir miyiz dersiniz?
12 Nisan 2022 Salı
Yüce mi, Cüce mi?
CTP milletvekili Doğuş Derya'nın, Meclis oturumu sırasında görevleri başında olmayan hükümet vekillerine eleştiri olarak dile getirdiği ifadeler üzerinden fırtınalar koptu. Efendim Meclis'e hakaret edilmiş, böyle bir tutum kabul edilemezmiş! Gören de, işinin başında durmayarak, görevini yerine getirmeyerek, Meclis'in itibarını zedeleyen kendileri değil zannedecek! Neyzen Tevfik'in tam da bu duruma uygun bir dizesi var aslında "insanoğlu gariptir her bir lafı kaldırmaz, eşek dersin kızar da semer vursan aldırmaz."
1 Nisan 2022 Cuma
İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu?
Nazım Hikmet kimdir? Birçok insan bu sorunun yanıtını çok iyi bildiğini düşünür! Oysa bu çoğu zaman yüzeysel düşüncelere dayanan bir yanılgıdır. Bugün ona ait olduğu iddia edilen o kadar çok klişe ifade sosyal medyada dolaşıyor ki, komünist kimliği ile gerçek Nazım’ı bütün bu çerçöpün arasından eşeleyerek bulup çıkarmak neredeyse imkansız gibidir! Üstelik bu karartma öylesine etkindir ki, geçmişte Nazım’a uygulanan sansürden kat kat daha kalın bir sis perdesi yaratabilmiştir.
1 Şubat 2022 Salı
Demokrasi, Boykot ve Seçimler
Son seçim süreci boyunca, özellikle ilerici kesimlerde gözlemlediğim yanlış bir düşünceyi tartışmak istiyorum. Yaygın yanlış kanının aksine; demokrasi ve hükümetin meşruiyeti, “vatandaşların sandığa gitmesine” dayanmaz. Yani demokrasi, vatandaşların sandığa giderek hükümeti seçmesi ve hükümetin de meşruluğunu vatandaşların katılımından almasına dayalı bir sistem değildir! Hükümetin meşruluğunu vatandaşlardan alması gerektiğini düşünebiliriz ama bizim böyle düşünmemiz ve hatta hükümetin kendisinin böyle iddia etmesi, gerçeğin de bu yönde olduğu anlamına gelmiyor! Bunu daha iyi anlamak için adına demokrasi denilen yönetim biçiminin tarihsel süreç içerisindeki gelişimine bakmamız gerekiyor!
1 Ocak 2022 Cumartesi
Aklı Savunmak
Hepimizin lise tarih kitaplarından aşina olduğumuz Reform, sanatla biraz ilgisi olan kişilerin mutlaka duymuş olduğu Rönesans, günümüzün post modern ikliminde yoğun olarak sorgulanmakta olan bilim ve demokrasi… Bu kavramların ifade ettiği değerler sanki insanlık tarihi boyunca yaşamın bir parçasıymış, her zaman var olmuş gibi davranıyoruz. Oysa en eskisinin tarihi taş çatlasa 500 yıl önceye dayandırılabilecek, nispeten yeni kavramlardır bunlar. Ve toplumsal hayata girişleri ile birlikte öylesine köklü bir dönüşüme sebep olmuşlardır ki, bugün bu kavramlardan önceki yaşam hayal dahi edilemiyor! Bu kavramların ifade ettiği değerlere yöneltilmiş her türden haksız eleştiri ise, “nasıl olsa ona bir şey olmaz” düşüncesiyle görmezden gelinebiliyor!
8 Kasım 2021 Pazartesi
“Muhalefetin” İstikrar Arayışı
Son dönemde yükselen popüler söylemler arasında göze çarpan bir tanesi de kktc’de “hükümetlerin istikrarsız olduğu”, “bir hükümetin görev süresi ne kadar kısa olursa icraat yapma şansının da o kadar az olduğu” ve “yapısal bir değişikliğe gidilerek istikrarlı hükümetler yaratmak gerektiği”dir. Bu o kadar yaygın bir söylemdir ki, siyasi görüşü fark etmeksizin hemen herkes tarafından dile getirilmektedir. Gelin bu argümanın geçerliliğini sorgulayalım.
9 Ekim 2021 Cumartesi
Emekçi İktidarını Başarabiliriz
Hangi sınıfa mensup olursak olalım Kıbrıs sorununun hepimizin yaşamında bir etkisi var. Esnaf, kamu emekçisi, öğretmen, özel sektör emekçisi, hatta tüccar bile olsak; günlük hayatımıza şu veya bu şekilde Kıbrıs sorunundan kaynaklı bir sıkıntı mutlaka musallat oluyor. Bu sebeple de Kıbrıs sorununun sınıflar üstü gibi görünen bir yapısı var. Bugüne kadar onlarca yıldır yürütülen çerçevede de her Kıbrıslı Türk görüşmeci; esnaf, emekçi, tüccar demeden tüm Kıbrıslı Türkler adına hareket ettiğini iddia etmiş, benzer bir durum Kıbrıslı Elen liderliği için de geçerli olmuştur. Ancak her iki görüşmecinin de esasta kendi toplumu içerisindeki patronların sözcüsü oldukları bilinen bir gerçekken, patronların liderliğinde sürdürülen süreç de, bugün duvara toslamış durumdadır.
2 Temmuz 2021 Cuma
Federasyon Eskidi mi? ‘İki Devlet’ Yeni Bir Fikir mi?
Son cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, federasyon müzakereleri ile Kıbrıslı Türk halkının vakit kaybettiği ve görüşmelere harcanan emeğin kktc’nin tanıtılmasına ayrılması durumunda çok daha olumlu sonuçların ortaya çıkacağı iddiası gündeme geldi. Bu iddia, kendisini ilk kez ortaya konmuş yeni bir fikir gibi sunuyordu.
1 Temmuz 2021 Perşembe
“Baraka’yı Kurmak, Bıçağa Yumruk Atmakla Eşdeğer Bir İşti”
Dernekçiliğe nasıl bakılmalı?
Toplumsal yaşamın şekillenmesinde derneklerin çok büyük bir önemi vardır. Parti, sendika ve dernek tipi örgütlenmeler içinden en etkisizi, en önemsizi derneklermiş gibi algılanır. Oysa derneklerin tarihi partilerden ve sendikalardan öncelere uzanır. Sendikalar 19. Yüzyılda işçi sınıfının gelişmesinin ürünüdürler. Partiler ise 20. Yüzyılda bildiğimiz şekline gelmiş nispeten yeni oluşumlardır. Dernekleri ise 18. Yüzyıldan itibaren görebiliyoruz. Özellikle 1789 Fransız Devrimi’nde dernekler çok büyük rol oynamışlardır. Kısacası demokrasi, kitle örgütlenmesi, hak mücadelesi ve fikir üretiminde dernekler tarih sahnesine partilerden de sendikalardan da önce çıkmışlardır. Özü itibariyle derneklerin, sendikaların ve partilerin ortak noktası kitlesel bir insan grubunun, demokratik prensipler çerçevesinde bir araya gelerek bir hedef doğrultusunda birlikte hareket ettikleri örgütler olmalarıdır.
Bu Düzen Değişir
Bağımsızlık Yolu olarak yola çıktığımız ilk günden beridir, sık sık duyduğumuz bir cümle var: “Boşuna uğraşıyorsunuz, bu düzen değişmez!” Bu sözleri bize söyleyenler, çoğunlukla mücadelemize sempati besleyen kişiler oluyor. Ancak bu kişiler yaşanan tüm olumsuzlukların farkında olsalar da, çeşitli sebeplerle bu düzenin değişmeyeceğini ve bizim de çabamızın boşuna olduğunu dile getiriyorlar. Aynı sebeplerle bazıları istisna olmak kaydıyla bu kişilerin büyük çoğunluğu, değişmeyecek bir düzen için mücadele etmeyi de “boşa harcanan zaman” olarak görüyor ve pasif kalmayı yeğliyor.
29 Haziran 2021 Salı
Ücretsiz Eğitim, Kayıt Parası ve Öğretmenler
4 Haziran 2021 Cuma
Bir Ay Nedir ki?
Lisede okurken, üç aylık yaz tatili hızla geçip giderdi ama iki haftalık sınav dönemi bir türlü bitmek bilmezdi. Zamanın bu ufak oyununu ilk o zaman fark etmiştim. Ama askerliğimi yaparken izinlerin başlamadan bittiğini görünce yine de şaşırmıştım. Hele de terhis edilmeme sayılı günler kaldığında, zamanın nasıl hiç geçmediğine anlam veremedim…










