27 Eylül 2017 Çarşamba

Ödenmeyen Maaşlar, Zavallı Patronlar ve Kırılan Tabaklar

Kamerunlu bir kadın 3-4 aydan beridir çalıştığı restoranda hiç maaş alamıyor, defalarca darp edildiğini söylüyor, sosyal güvenlik ile ilgili hiçbir kaydı yapılmıyor ve en sonunda isyan ediyor. Kaydını yapmayan ve maaşını vermeyen patronun tabaklarını kırıp, çatallarını yerlere atan kadın, olay yerine gelen polis tarafından “suçüstü” yakalanarak, “rahatsızlık, uygunsuz tavır, hakaret ve izinsiz ikamet” suçlamasıyla gözaltına alınarak mahkeme karşısına çıkarılıyor...
İşte ülkemizin son durumu böyle: Ülkesinden uzakta, okumak amacıyla adaya gelmiş ancak yeterli parası olmadığı için çalışmak durumunda kalan bir kadını darp edip, maaşını vermeyerek kalkınma yolunda bir devlet! Göçmen bir kadın emekçiyi darp edip sömürerek zengin olmayı hedefleyen bir özel sektör sermayesi. Ve mağduru yakalayıp faili koruyan kolluk güçleri...

26 Eylül 2017 Salı

Güvencesiz tek bir iş yeri, sigortasız tek bir emekçi, hakkı yenen tek bir işçi kalmayıncaya kadar durmayacağız...

İlk bakışta birbiri ile ilgisiz gibi görünen iki olay, ülkemizde özel sektörde sömürünün ulaştığı boyutlara ışık tutmaktadır.
Mağusa’da göçmen bir kadın emekçi, aylarca kayıt dışı çalıştırıldığı işyerinde maaşını alamadığı için isyan edince, polis tarafından gözaltına alınmış ve “huzursuzluk vermek” iddiasıyla mahkemeye çıkarılmıştır. Bu olay yaşanırken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile görüşen Sanayi Odası başkanı; üçüncü ülkelerde ücretler 50-60 dolar olduğu halde bu emekçilern bizim ülkemizde 500 dolar asgari ücret aldıklarından şikayet etmiş ve daha az maaş ödemek için Bakanlar Kurulu’ndan düzenleme istemiştir. Çalışan insanların sosyal güvenliğinden sorumlu bakan ise, yürürlükte olan Asgari Ücretler Yasası’na açıkça aykırı olan bu talebe sempati ile yaklaşarak, konuyu Bakanlar Kurulu’nda görüşeceklerini ifade etmiştir.

1 Eylül 2017 Cuma

Yok Başka Bir Cehennem

Bugün resmi tatil durumundaki Bayram’ın birinci günü ve aynı zamanda 1 Eylül Dünya Barış Günü…
Arabayla seyehat ederken açık marketler ve kasa kasa sebzeyi sırtlanmış emekçiler çarpıyor gözüme… Bu dini bayramda çalışılmasına itiraz eden bir din örgütüne de, resmi tatilde sömürüye direnen sendikaya da rast gelmiyor bilincim…

1 Eylül Ortak Basın Açıklaması

Değerli basın emekçileri, saygıdeğer halkımız;
Bugün burada her yıl olduğu gibi 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle, barışa özlemimizi bir kez daha vurgulamak için bulunuyoruz.
Bu yıl 1 Eylül, resmi bayram tatilinin birinci gününe rastladı. Ancak özellikle Crans Montana’da yaşanan hayal kırıklığı sonrasında, barış güçlerinin kararlılık ve mücadele azminden vazgeçmediğini göstermesi anlamında sokakta olmak anlamlıydı, anlamlıdır. Çünkü barış, boş vakitlerimizde, uygun zamanlarımızda mücadelesini vereceğimiz “sonrayı bekleyebilecek” bir şey değil, tam aksine adamızın ve halklarımızın yaşamsal bir ihtiyacıdır.

30 Ağustos 2017 Çarşamba

Ben Bayrama Bayram Demem, Özel Sektör Çalıştıkça

Bugün 30 Ağustos...
30 Ağustos Resmi Tatiler ve Anma Günleri Yasası’na göre tatil...
Sadece kamu emekçilerine değil, tüm çalışanlar için resmi tatil ilan edilmiş günlerden birisi bugün. Başka bir ülkenin milli gününün ülkemizde resmi tatil ilan edilmesinin ne kadar doğru olduğu başka bir tartışma konusu. Zaten emekçilerin bir çoğu bu tür günleri dinlenmek, sevdikleri ile vakit geçirmek ve huzur bulmak için değerlendiriyor.
Ama yukarda belirtilen Yasa’da resmi tatil olarak belirtilen hiçbir gün, özel sektör çalışanları için tatil değil...
Bu yıl 30 Ağustos ile 1 Eylül’deki Kurban Bayramı arasında kalan Arife de (31 Ağustos) hükümet tarafından tatil olarak ilan edilmesine rağmen, ne yazık ki üvey evlat konumundaki özel sektör çalışanları hem 30 Ağustos’ta hem de 31 Ağustos’ta normal mesai günüymüş gibi çalıştırılacaklar.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Bir Karikatürün Düşündürdükleri: Asimilasyon, Nüfus ve Mücadele

Son dört günün gündemine yerleşen ve Kıbrıs Gazetesi’nde yayınlanan karikatür üzerinden oluşan kamplaşmaya bakıldığında; meselenin aslında her iki taraf açısından da çok daha derin bir arka plana sahip olduğu rahatça anlaşılabilir. Üç ay önce yayınlanmış bir karikatürü politik çıkarlarına alet etmek için kullanan YDP de, bu meseleye neredeyse tüm göçmen nüfusu karşısına alan bir duygusal tepki veren çevreler de, konuyu tedirginlikle takip eden biz sıradan vatandaşlar da biliyorduk ki; mesele karikatürden ibaret değildir. Gelin biz taraflarca açık açık konuşulmayan ama ima edilen konularla ilgili biraz düşünelim...

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Karikatür Tartışması Hakkında

6 Mayıs 2017 tarihinde Kıbrıs gazetesinde bir karikatür yayınlanıyor… Bu tarihten Ağustos ayına kadar bu konu ile ilgili hiçbir şey yaşanmıyor. Aynı karikatür 18 Ağustos 2017 tarihinde bu kez sosyal medyada yayınlıyor. Ve kıyamet kopuyor…

11 Ağustos 2017 Cuma

KOOPERATİF MERKEZ BANKASI’NDAKİ SİYASİ İŞGALE DERHAL SON VERİLSİN!

1959 yılından beridir Kıbrıslı Türk halkının ve Kıbrıslı Türk kooperatifçiliğinin en önemli değerlerinden birisi olan Kooperatif Merkez Bankası etrafında son günlerde dönen tartışmaları ibretle takip ediyoruz. Münhalsiz istihdamlar ve usülsüz krediler hakkında giderek daha fazla öğrendiğimiz bilgiler, Kooperatif Merkez Bankası’nın nasıl yönetildiğine dair halkımızın her bireyi gibi Bağımsızlık Yolu olarak bizleri de endişelendirmektedir.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Çözümünüzü Nasıl Alırdınız: Bütünlüklü mü Parça Parça mı?

Mont Pellerin ve Crans Montana trajedilerinden sonra “bütünlüklü çözüm” cephesi ciddi sarsıntılar geçiriyor. Başını CTP’nin çektiği her cephenin dağılışında olduğu gibi, bu meselede de kürkçü dükkanını terkeden tilkiler kendi aralarında en büyük eleştirmen rolünü kapmak için yarışmaya başladı.
Her allahın günü “rekabet, hırs, haset” eleştirisi yapanların, dün omuzlarında taşıdıklarına, bugün “kim önce tekmeyi basacak” diye itişip kakışmalarını izlemek keyifli olabilirdi... Eğer başka bir ülkede yaşıyor olsak ve Kıbrıs halklarının söz, yetki, karar, iktidar sorunu demek olan Kıbrıs sorununun çözümüne dair kaygılarımız olmasa, gerçekten seyirlik bir durumdur söz konusu olan.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Sapiens Üzerine Notlar

Bir süredir son zamanların popüler kitabı SAPIENS'i okuyorum... İşler giderek çığrından çıkıyor:
- Önce sapiens'i diğer insanlardan (erectus, neandertal vb) ayıran temel noktayı maddi gerçeklikle hiçbir ilgisini kurmadan ve nedenini de "açıklanamaz" olarak izah ederek tamamen soyut bir "dil" meselesi olarak tanımladı. 

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Fonculuk, Akıncı ve Özeleştiri

Geçtiğimiz hafta yazdığım “Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Çöken Sadece Müzakere Süreci mi?” başlıklı yazı sonrası, bazı dostlardan gelen çeşitli sorularla karşılaştım. Buradan bu soruların yanıtlarını tartışmamız, benzer soru işaretleri olan kişilere de ulaşmak için sağlıklı olabilir.
Öncelikle, okuma fırsatı bulamayanlar için özet olarak geçtiğimiz hafta ne yazdığıma değinelim: Yazı Crans Montana sürecinin çökmesi ile birlikte, “bütünlüklü çözüm” adına toplumsal muhalefeti baskılayan kesimlerin yaşadığı travmaya odaklanıyordu.

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Çöken Sadece Müzakere Süreci mi?

Crans Montana’da yaşanan çöküşten sonra neler olacağına dair çeşitli senaryolar, B planları, öngörüler, tahminler, arzular, korkular her yanımızı kaplamış durumda...
Şöven kesimler, yaşanan demoralizasyon ve gerilimden faydalanarak “TC ile entegrasyon”, “ilhak”, “kktc’nin tanınması” veya “konfederasyon” gibi eski tezlerini ısıtıp tekrar piyasaya sürdüler...
Görüşme sürecini gelir ve statü kapısı haline getirip yıllardır yaşanan tüm fiyaskolardan ders çıkarmadığı halde hala “uzman” kabul edilen kesimler de, yeniden dirilişleri için bu şöven kesimlere bel bağlamış durumdalar. Nasıl mı? Gelin bir bakalım...

12 Temmuz 2017 Çarşamba

SÖZDE ÇALIŞMA YASAĞINA DAİR: NERESİ DIŞARISI NERESİ İÇERİSİ?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın dün yayınladığı kararla, saat 12.00'dan itibaren dışarda çalışmanın yasaklandığı sanılıyor. Oysa gerçek böyle değil ve kamuoyu yanıltılmaktadır. Yasaklanan güneşin altında çalışmaktır. Örneğin bu resimdeki inşaatın gölge kısımlarında harç yoğurmak, tuğla taşımak, sıva yapmak serbesttir.
Alınan karar aynen şöyle:

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Başka Bir Laiklik Mümkün mü?

Yükselen dinsel gericilik karşısında nasıl bir mücadele yöntemi izlemeliyiz?
Genel olarak bu soruya verilen yanıt, dinsel gericiliğin karşısına konabilecek tek gerçekçi alternatifin “laiklik” olduğu yönündedir. Bu bir yanıyla doğru bir yanıttır. Ancak bu yanıtta eksik olan “nasıl bir laiklik?” sorusuna cevap vermeyi ihmal etmesidir. Çünkü sanıldığı gibi, laiklik herkes için aynı anlama gelmez!

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Kıbrıs Sorununda Değişmeyen ne?

Değişim evrensel bir olgudur ve hareket yaşamın temelidir. Her şey değişir, başlayan her şey biter ve biten her şeyden yeni bir şeyler başlar. Olaylar, anlarla değil süreçlerle tarif edilebilir ve süreçler birbirlerinin içine geçerek doğar, gelişir, sona erer ve başka biçimlerdeki yeni süreçlerin başlangıcına vesile olur.
Ortaçağın bitişinden ve bilimsel düşünme yönteminin egemen olmasından bu yana bildiğimiz ve kabul edilegelen gerçekler bunlar.
Peki üç kuşak insanımızın hayatını zehir eden, en az altmış yıldır sürdüğünü bildiğimiz Kıbrıs sorunu niye değişmiyor?