30 Ağustos 2017 Çarşamba

Ben Bayrama Bayram Demem, Özel Sektör Çalıştıkça

Bugün 30 Ağustos...
30 Ağustos Resmi Tatiler ve Anma Günleri Yasası’na göre tatil...
Sadece kamu emekçilerine değil, tüm çalışanlar için resmi tatil ilan edilmiş günlerden birisi bugün. Başka bir ülkenin milli gününün ülkemizde resmi tatil ilan edilmesinin ne kadar doğru olduğu başka bir tartışma konusu. Zaten emekçilerin bir çoğu bu tür günleri dinlenmek, sevdikleri ile vakit geçirmek ve huzur bulmak için değerlendiriyor.
Ama yukarda belirtilen Yasa’da resmi tatil olarak belirtilen hiçbir gün, özel sektör çalışanları için tatil değil...
Bu yıl 30 Ağustos ile 1 Eylül’deki Kurban Bayramı arasında kalan Arife de (31 Ağustos) hükümet tarafından tatil olarak ilan edilmesine rağmen, ne yazık ki üvey evlat konumundaki özel sektör çalışanları hem 30 Ağustos’ta hem de 31 Ağustos’ta normal mesai günüymüş gibi çalıştırılacaklar.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Bir Karikatürün Düşündürdükleri: Asimilasyon, Nüfus ve Mücadele

Son dört günün gündemine yerleşen ve Kıbrıs Gazetesi’nde yayınlanan karikatür üzerinden oluşan kamplaşmaya bakıldığında; meselenin aslında her iki taraf açısından da çok daha derin bir arka plana sahip olduğu rahatça anlaşılabilir. Üç ay önce yayınlanmış bir karikatürü politik çıkarlarına alet etmek için kullanan YDP de, bu meseleye neredeyse tüm göçmen nüfusu karşısına alan bir duygusal tepki veren çevreler de, konuyu tedirginlikle takip eden biz sıradan vatandaşlar da biliyorduk ki; mesele karikatürden ibaret değildir. Gelin biz taraflarca açık açık konuşulmayan ama ima edilen konularla ilgili biraz düşünelim...

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Karikatür Tartışması Hakkında

6 Mayıs 2017 tarihinde Kıbrıs gazetesinde bir karikatür yayınlanıyor… Bu tarihten Ağustos ayına kadar bu konu ile ilgili hiçbir şey yaşanmıyor. Aynı karikatür 18 Ağustos 2017 tarihinde bu kez sosyal medyada yayınlıyor. Ve kıyamet kopuyor…

11 Ağustos 2017 Cuma

KOOPERATİF MERKEZ BANKASI’NDAKİ SİYASİ İŞGALE DERHAL SON VERİLSİN!

1959 yılından beridir Kıbrıslı Türk halkının ve Kıbrıslı Türk kooperatifçiliğinin en önemli değerlerinden birisi olan Kooperatif Merkez Bankası etrafında son günlerde dönen tartışmaları ibretle takip ediyoruz. Münhalsiz istihdamlar ve usülsüz krediler hakkında giderek daha fazla öğrendiğimiz bilgiler, Kooperatif Merkez Bankası’nın nasıl yönetildiğine dair halkımızın her bireyi gibi Bağımsızlık Yolu olarak bizleri de endişelendirmektedir.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Çözümünüzü Nasıl Alırdınız: Bütünlüklü mü Parça Parça mı?

Mont Pellerin ve Crans Montana trajedilerinden sonra “bütünlüklü çözüm” cephesi ciddi sarsıntılar geçiriyor. Başını CTP’nin çektiği her cephenin dağılışında olduğu gibi, bu meselede de kürkçü dükkanını terkeden tilkiler kendi aralarında en büyük eleştirmen rolünü kapmak için yarışmaya başladı.
Her allahın günü “rekabet, hırs, haset” eleştirisi yapanların, dün omuzlarında taşıdıklarına, bugün “kim önce tekmeyi basacak” diye itişip kakışmalarını izlemek keyifli olabilirdi... Eğer başka bir ülkede yaşıyor olsak ve Kıbrıs halklarının söz, yetki, karar, iktidar sorunu demek olan Kıbrıs sorununun çözümüne dair kaygılarımız olmasa, gerçekten seyirlik bir durumdur söz konusu olan.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Sapiens Üzerine Notlar

Bir süredir son zamanların popüler kitabı SAPIENS'i okuyorum... İşler giderek çığrından çıkıyor:
- Önce sapiens'i diğer insanlardan (erectus, neandertal vb) ayıran temel noktayı maddi gerçeklikle hiçbir ilgisini kurmadan ve nedenini de "açıklanamaz" olarak izah ederek tamamen soyut bir "dil" meselesi olarak tanımladı. 

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Fonculuk, Akıncı ve Özeleştiri

Geçtiğimiz hafta yazdığım “Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Çöken Sadece Müzakere Süreci mi?” başlıklı yazı sonrası, bazı dostlardan gelen çeşitli sorularla karşılaştım. Buradan bu soruların yanıtlarını tartışmamız, benzer soru işaretleri olan kişilere de ulaşmak için sağlıklı olabilir.
Öncelikle, okuma fırsatı bulamayanlar için özet olarak geçtiğimiz hafta ne yazdığıma değinelim: Yazı Crans Montana sürecinin çökmesi ile birlikte, “bütünlüklü çözüm” adına toplumsal muhalefeti baskılayan kesimlerin yaşadığı travmaya odaklanıyordu.

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Çöken Sadece Müzakere Süreci mi?

Crans Montana’da yaşanan çöküşten sonra neler olacağına dair çeşitli senaryolar, B planları, öngörüler, tahminler, arzular, korkular her yanımızı kaplamış durumda...
Şöven kesimler, yaşanan demoralizasyon ve gerilimden faydalanarak “TC ile entegrasyon”, “ilhak”, “kktc’nin tanınması” veya “konfederasyon” gibi eski tezlerini ısıtıp tekrar piyasaya sürdüler...
Görüşme sürecini gelir ve statü kapısı haline getirip yıllardır yaşanan tüm fiyaskolardan ders çıkarmadığı halde hala “uzman” kabul edilen kesimler de, yeniden dirilişleri için bu şöven kesimlere bel bağlamış durumdalar. Nasıl mı? Gelin bir bakalım...

12 Temmuz 2017 Çarşamba

SÖZDE ÇALIŞMA YASAĞINA DAİR: NERESİ DIŞARISI NERESİ İÇERİSİ?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın dün yayınladığı kararla, saat 12.00'dan itibaren dışarda çalışmanın yasaklandığı sanılıyor. Oysa gerçek böyle değil ve kamuoyu yanıltılmaktadır. Yasaklanan güneşin altında çalışmaktır. Örneğin bu resimdeki inşaatın gölge kısımlarında harç yoğurmak, tuğla taşımak, sıva yapmak serbesttir.
Alınan karar aynen şöyle:

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Başka Bir Laiklik Mümkün mü?

Yükselen dinsel gericilik karşısında nasıl bir mücadele yöntemi izlemeliyiz?
Genel olarak bu soruya verilen yanıt, dinsel gericiliğin karşısına konabilecek tek gerçekçi alternatifin “laiklik” olduğu yönündedir. Bu bir yanıyla doğru bir yanıttır. Ancak bu yanıtta eksik olan “nasıl bir laiklik?” sorusuna cevap vermeyi ihmal etmesidir. Çünkü sanıldığı gibi, laiklik herkes için aynı anlama gelmez!

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Kıbrıs Sorununda Değişmeyen ne?

Değişim evrensel bir olgudur ve hareket yaşamın temelidir. Her şey değişir, başlayan her şey biter ve biten her şeyden yeni bir şeyler başlar. Olaylar, anlarla değil süreçlerle tarif edilebilir ve süreçler birbirlerinin içine geçerek doğar, gelişir, sona erer ve başka biçimlerdeki yeni süreçlerin başlangıcına vesile olur.
Ortaçağın bitişinden ve bilimsel düşünme yönteminin egemen olmasından bu yana bildiğimiz ve kabul edilegelen gerçekler bunlar.
Peki üç kuşak insanımızın hayatını zehir eden, en az altmış yıldır sürdüğünü bildiğimiz Kıbrıs sorunu niye değişmiyor?

28 Haziran 2017 Çarşamba

Dinsel Gericilikle Mücadele

Dinsel gericilik son on beş yıldır küresel ölçekte yükselen bir siyaset oldu. Buna paralel olarak ve elbette Türkiye’nin kendi özgün koşullarıyla da bağlantı içerisinde, AKP de aynı döneme damgasını vuran siyasal özne durumunda. Benzer bir dönüşüm Kıbrıs’ın kuzeyinde de kendini hissettirmekte...
Yükselen dinsel gericilik karşısında nasıl bir mücadele çizgisinin takip edileceği ise bu sürece paralel olarak, önemi hissedilen bir mesele haline gelmiş bulunuyor...

14 Haziran 2017 Çarşamba

Özel Sektör Emekçileri

Yakın bir geçmişe kadar ülkemizde emek hareketinin sorunlarından bahsedildiğinde konu, memurların sıkıntılarından öteye gidemiyordu. Bunda kamu hizmetlerine yönelen saldırının ve kamuda çalışan emekçilerin sendikalı olmasının da etkisi büyük.
Eğitim, sağlık vb. hizmetlerin kamusal olarak sunulmaktan uzaklaşması için sistematik olarak yürütülen niteliksizleştirme politikaları, kamu emekçilerinin hem özlük haklarında hem de kamuoyu nezdinde itibarlarında ciddi bir gerileme ile paralel gelişti. En bariz gösterenini Göç Yasası’nda bulan bu gerileme karşısında kamuda örgütlü sendikaların neredeyse denemediği yöntem kalmadığı halde, hiçbir başarı elde edilemedi. Bugün, Göç Yasası’ndan istihdam edilen memur sayısı giderek artarken, kamu sendikalarının yönetimlerini elinde bulunduran Göç Yasası öncesi memurlar ile Göç Yasası sonrası memurlar arasında da gözle görülür bir duygusal gerilim tırmanmakta. Kısacası, Göç Yasası’nın geçişi sadece yeni istihdamların özlük haklarını geriletmekle kalmadı, sendikaların gücünü zayıflatan, birliğine sekte vuran bir etkide de bulunarak çifte zarar verdi, halen de veriyor...

10 Haziran 2017 Cumartesi

Din İşleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın Düşündürdükleri

Geçtiğimiz haftanın yoğun gündeminde kendine hızla yer açan ve halkın büyük bir çoğunluğu tarafından kaygıyla takip edilen bir yasal değişiklik söz konusu: Din İşleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı. Tasarı bir süreden beridir ilgili Meclis Komitesi’nde görüşülmekte olduğu halde ne yazık ki bu süre zarfında kamuoyunun bilgisine gelmemiş ve ancak ilgili Komite’de oy birliği ile onaylandıktan sonra Meclis dışı muhalefetin çabaları sonucu gündem olabilmiştir. Sadece bu olgu bile, Meclis içinde halkın konulara müdahil olabilmesi kaygısı ile hareket eden bir öznenin eksikliğinin göstergesidir. Halkımızın sadece bugününü değil, çocuklarımızın geleceğini de yakından ilgilendiren böylesi bir konunun; yeterince tartışılmadan apar topar ve oy birliği ile Genel Kurul gündemine alınabilmesi kaygı vericidir.
Peki bu Değişiklik Yasası’nda neler var, gelin yakından bakalım...

7 Haziran 2017 Çarşamba

Peşkeş ve Dinsel Gericilik

200 dönüm ormanlık arazinin başbakan yardımcısının oğluna verilmeye çalışılması, eski cumhurbaşkanının kızı için de bakanlar kurulu kararı ile benzer bir peşkeş sürecinin işletilmesi, kamu kaynaklarından yararlanma şekli ile ilgili tepki gören bir babanın “oğlum bakan diye dükkan da mı açmayacağım” diyerek tepki verecek kadar kendini haklı görmesi... Hepsi son on gün içerisinde yaşanmış, akıllara durgunluk veren olaylar.