27 Temmuz 2016 Çarşamba

Kamuya Artış, Özele Hüsran: Sendikalar Tehlikenin Farkında mı?

Kamu çalışanlarının maaşlarına %2,33’lük hayat pahalılığının yanında %1 oranında ek bir artış yapıldığından ve bunun Temmuz ayı maaşlarına yansıyacağından haberiniz vardır mutlaka.
Bu haberin özel sektör çalışanlarında nasıl bir öfke fırtınası yarattığının farkında mısınız?
Özel sektör emekçilerinin böyle bir haber üzerine ne hissettiğini düşünelim mi biraz?

20 Temmuz 2016 Çarşamba

15-20 Temmuz ve Yüzleşme

Kıbrıslı Türkler olarak, bizi niteleyen “Kıbrıslı Türk” isminin içerisinde hem kimliğimizi hem de trajedimizi niteleyen kelimeleri taşıyoruz. Ne birisi ne de diğeri olabildiğimiz iki kimlik, hem birisi hem de diğeri olduğumuz iki kimlik, her ikisinin de azabını yaşadığımız iki kimlik; aslında varlığımızda eriyip bütünleşmiş tek bir kimlik…
Kültürel varlığımızı ifade edebilmek için “Kıbrıslı Türk” ifadesinden daha uygun bir tanım yok. Buna sevinenler de var, üzülenler de, ama tek başına “Türk” kelimesi nasıl bizi anlatamıyorsa, “Kıbrıslı” kelimesi de bizdeki özgün yapıyı izah edemiyor. Kıbrıslı Türk ifadesi birlikte kullanılmadığı zaman bir şeyler eksik, bir şeyler de fazla geliyor…
Tarihimizde bunun gibi pekçok olay mevcut; 15 Temmuz 1974 Darbesi ve 20 Temmuz 1974 Harekatı gibi…

13 Temmuz 2016 Çarşamba

GAÜ'nün Sırrı: Yatırımdan Nasıl Kaçılır

Sosyal medyada bir süredir gündemi meşgul eden GAÜ emekçilerinin maaş krizi, farklı açılardan konu olmaya devam ediyor.
Takip edenler bilecek; 2016 yılının ilk yarısında 2 işçiye mezar olan hastane inşaatında bayram öncesi yemeli-içmeli gezi düzenlenmesi büyük tepki çekmişti. Tepkinin bir sebebi de GAÜ’de, şirketi savunmak için özel olarak memnun edilen bir grup dışında, binlerce çalışanın aylardır maaşını alamıyor olmasıydı.
Çalışanlarını ödeyemeyecek durumdaki bir şirketin, iki işçisinini ölümüne neden olmuş bir iş yerinde, daha üzerinden zaman geçmeden yemekli gezi yapması, şaşkınlıkla karşılanmıştı.

6 Temmuz 2016 Çarşamba

Bayram Nedir Sahi?

Bir “bayramın” içindeyiz…
Büyüklerimizi ziyaret ettik, küçüklerimizle ilgilendik, birazcık dinlendik…
İyi geldi bu “bayram”…
Hafta içi tatil yapmanın, yakınları görmenin, dinlenmenin veya eğlenmenin ferahlığını hissetttik…
Şöyle üç dört gün tatil yapmak, şehirden kaçmak, denize girmek, kafa dinlemek kime iyi gelmez ki?
Peki tüm bunları bayram olmadan da yapabilseydiniz, gene aynı ferahlık olmaz mıydı içinizde?
Olurdu bence…
Belki de keramet bayramda değil de, tatilde…

1 Temmuz 2016 Cuma

Yasaklar ve Özgürlükler

Yasaklar ve özgürlük arasındaki ilişki her zaman sorunlu olageldi...
Bir kişinin veya bir grubun önündeki yasaklar/kurallar ne kadar az ise, o kadar özgür olduğu varsayıldı...
Peki gerçekten de öyle mi?

29 Haziran 2016 Çarşamba

Kimsesi Olmayan Bir Kesim: Özel Sektör Emekçileri

Kıbrıs’ın kuzeyinde, yaşadığı mağduriyetler bini aşmış bir toplumsal kesim var; Özel sektör emekçileri…
Gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin, medyanın, bütün sendikaların ve hatta mahkemelerin sorunlarına ilgisiz, haklarına duyarsız, mağduriyetlerine umarsız kaldığı bir geniş kitle…
***

22 Haziran 2016 Çarşamba

#Reddediyoruz’u Anlamak

“Reddediyoruz” sloganı etrafında gerçekleşen eylemlilikler dizisi ve Koordinasyon Ofisi kurulmasına karşı yürütülen mücadele, Kıbrıslı Türk siyasetinde son 15 yılda yaşanan üçüncü büyük sarsılmayı temsil ediyor. Binlerce gencin (birçoğu hayatında ilk kez olmak üzere) sokağa çıkması, müthiş bir dinamizm sergilemesi, neşe ve kararlılıkla damgalanmış bir eylemlilik dizisi yürütmesi; geleneksel siyasal özneler tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Bu Çocuklar Kim?

Koordinasyon Ofisi anlaşmasının onaylanma sürecine girmesi ile birlikte, sadece bir haftada gençler sokakları zapt etti..
Bisikletlerle, yürüyerek, danslarla, tiyatroyla, müzikle, sloganlarla, oyunlar-espriler ve en önemlisi neşeyle doldurdurlar tüm şehri...
Son gece, mücadele sürerken sokaklardan kalplere doğru hızlı bir geçiş yapanlar da onlardı...
Samimiyetleri, özverili duruşları, yürüyerek, zıplatarak, çadırlarda uyuyarak ortaya koydukları inançları; tüm ülkenin gönlünü fethetti...

10 Haziran 2016 Cuma

Su Meselesi: Bir Netleştirme Girişimi

Lefkoşa Türk Belediyesi Belediye Meclisi’nde 8 Haziran 2016 tarihinde gerçekleşen toplantıda; geçiş dönemi için, Türkiye’den gelecek suyu yerel otoriteden 2.3 TL karşılığı alma önerisi reddedildi.
Oylamada tüm CTP temsilcileri ve tek YKP temsilcisi “hayır” oyu kullanırken, 3 TDP temsilcisi MYK kararına uygun olarak “evet” oyu kullandı. 2 TDP’li belediye mecllis üyesi ise YKP gerekçelerini paylaşarak “hayır” oyu kullandı.
Bu yazı ile LTB’de su konusu ile ilgili geçiş süreci boyunca nasıl bir tavır takınılması gerektiğine değinip ardından da oylama ile ortaya çıkan tablo değerlendirilecek...

1 Haziran 2016 Çarşamba

Eylem, İzin ve Şeytanın “Gör” Dediği

İçişleri Bakanlığı’nın 20 Mayıs 2016 tarihinde Kaymakamlıklara gönderdiği bir yazı iki gündür tartışmalara yol açtı. Yazıda sözü geçen cümleleri “bundan sonra eylem yapmak izne tabi olacaktır” şeklinde yorumlayan toplumsal muhalefet, haklı olarak bu durumu protesto eden ve Anayasal hakları hatırlatan çıkışlar yaptı. Nedir bu Anayasal haklar?
Anayasa’nın 32. maddesi “Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir” demektedir. Yani hiçbir kktc vatandaşı, silahsız ve saldırısız bir eylem için izin almaya zorlanamaz. Bunun teminatı da Anayasa’dır.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

ELAM Örneği ve Kıbrıslı Türkler

Kıbrıs Cumhuriyeti’nde gerçekleşen seçimlerin en çok konuşulan noktası faşist ELAM örgütünün barajı geçerek parlamentoya iki milletvekili sokması oldu.
ELAM’ın bu “başarısı”nın nedenlerine, bu durumun ortaya çıkmasında kimin ne kadar payı olduğuna ve bundan sonra ne yapılabileceğine odaklanan tahlillere ise pek rastlayamadık...
Yorumların birçoğu hangi yönden ve nasıl gelirse gelsin; marazi bir sızlanmanın ötesine geçemedi...

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Siyasette Dengeler Değişirken

2011 yılından beridir çalkantılı bir seyir içinde olan siyasal atmosferimiz, giderek daha fazla fırtına sinyalleri veriyor...
Geleneksel siyasal özneler; CTP, UBP ve DP çıplak gözle görülebilecek bariz bir panik içerisinde...
Bu paniğin de etkisi ile son iki yıldır “olmaz” denilenlerin hayat bulduğu günler, aylar yaşadık. CTP ile UBP hükümet kurdu, DP baraj paniği ile şartsız şurtsuz koalisyona balıklama atladı... Her üç parti de, siyasal dengelerde yaşanacak olası bir değişime ve kendi gerileyiş süreçlerine müdahale etmek için, sessiz bir işbirliği süreci içerisine girdi...

1 Nisan 2016 Cuma

Hükümetin Gündemi: Korku

2016’nın ilk üç ayına, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden ve kktc’nin varlığından beslenen iki “büyük” partinin korkusu hakim oldu. Bir yanda Halkın Partisi isimli yeni partinin siyasal arenaya dahil olması, diğer yandan Lefkoşa Türk Belediyesi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yükselişini gösteren sol ittifak bileşenlerinin yarattığı tedirginlik; UBP ve CTP için artık yolun sonuna işaret etmekte. Ne sokakta ne de sandıkta direnebilen “hükümet”, bu sebeple elinden gelen en karanlık yöntemlerle muhalefetin dengesini bozmaya, kendini de koruma altına almaya çalışıyor.
kktc’nin iki kadim partisi ve hükümet ortağı konumundaki UBP ve CTP, son şanslarını kullandıklarının bilinciyle, temel bir davranış pratiği geliştiridiler: Gizlilik, yalan ve muhalefeti bölme girişimleri.

9 Mart 2016 Çarşamba

Gece Kulüpleri, Seks İşçiliği ve LTB

Lefkoşa Türk Belediyesi Belediye Meclisi’nin, 2017 yılından itibaren Lefkoşa sınırları içerisindeki gece kulüplerine izin vermeyeceğini duyurması, feministler arasındaki eski bir tartışmanın yeniden gündeme gelmesine vesile oldu. Gelin önce tartışma neydi kabaca onu hatırlayalım…