Oblomov; çok özel bir karakter... Okuduğum süre boyunca beni çok farklı duygulanımlara yöneltti. Yer yer kızdım, yer yer onun için endişelendim, kimi zaman umursamadım kimi zaman ise onun için sevindim... Tam anlamıyla bir klasik niteliğindeki bu kitap, 'Oblomovluk' adı verilen bir karakter yapısına da ismini vermiş bir eser. Oblomovluk, öyle alelade bir tembellik veya üşengeçlik değil... Gayet samimi bir tutum, aklı ile duygularının bambaşka yönlere doğru ilerlediği bir huzurlu ölüm hali... Çevremizde bir çok Oblomov var, hatta okurken kendimi Oblomova yakın hissettiğim yönler olduğunu fark ettiğimde çok şaşırdım...2 Ağustos 2016 Salı
Oblomov; çok özel bir karakter... Okuduğum süre boyunca beni çok farklı duygulanımlara yöneltti. Yer yer kızdım, yer yer onun için endişelendim, kimi zaman umursamadım kimi zaman ise onun için sevindim... Tam anlamıyla bir klasik niteliğindeki bu kitap, 'Oblomovluk' adı verilen bir karakter yapısına da ismini vermiş bir eser. Oblomovluk, öyle alelade bir tembellik veya üşengeçlik değil... Gayet samimi bir tutum, aklı ile duygularının bambaşka yönlere doğru ilerlediği bir huzurlu ölüm hali... Çevremizde bir çok Oblomov var, hatta okurken kendimi Oblomova yakın hissettiğim yönler olduğunu fark ettiğimde çok şaşırdım...27 Temmuz 2016 Çarşamba
Kamuya Artış, Özele Hüsran: Sendikalar Tehlikenin Farkında mı?
Kamu çalışanlarının maaşlarına %2,33’lük hayat
pahalılığının yanında %1 oranında ek bir artış yapıldığından ve bunun Temmuz
ayı maaşlarına yansıyacağından haberiniz vardır mutlaka.
Bu haberin özel sektör çalışanlarında nasıl bir öfke
fırtınası yarattığının farkında mısınız?
Özel sektör emekçilerinin böyle bir haber üzerine ne
hissettiğini düşünelim mi biraz?
20 Temmuz 2016 Çarşamba
15-20 Temmuz ve Yüzleşme
Kıbrıslı Türkler olarak, bizi niteleyen
“Kıbrıslı Türk” isminin içerisinde hem kimliğimizi hem de trajedimizi niteleyen
kelimeleri taşıyoruz. Ne birisi ne de diğeri olabildiğimiz iki kimlik, hem
birisi hem de diğeri olduğumuz iki kimlik, her ikisinin de azabını yaşadığımız
iki kimlik; aslında varlığımızda eriyip bütünleşmiş tek bir kimlik…
Kültürel varlığımızı ifade edebilmek
için “Kıbrıslı Türk” ifadesinden daha uygun bir tanım yok. Buna sevinenler de
var, üzülenler de, ama tek başına “Türk” kelimesi nasıl bizi anlatamıyorsa,
“Kıbrıslı” kelimesi de bizdeki özgün yapıyı izah edemiyor. Kıbrıslı Türk
ifadesi birlikte kullanılmadığı zaman bir şeyler eksik, bir şeyler de fazla
geliyor…
Tarihimizde bunun gibi pekçok olay
mevcut; 15 Temmuz 1974 Darbesi ve 20 Temmuz 1974 Harekatı gibi…
13 Temmuz 2016 Çarşamba
GAÜ'nün Sırrı: Yatırımdan Nasıl Kaçılır
Sosyal medyada bir süredir gündemi meşgul eden GAÜ
emekçilerinin maaş krizi, farklı açılardan konu olmaya devam ediyor.
Takip edenler bilecek; 2016 yılının ilk yarısında 2
işçiye mezar olan hastane inşaatında bayram öncesi yemeli-içmeli gezi
düzenlenmesi büyük tepki çekmişti. Tepkinin bir sebebi de GAÜ’de, şirketi
savunmak için özel olarak memnun edilen bir grup dışında, binlerce çalışanın
aylardır maaşını alamıyor olmasıydı.
Çalışanlarını ödeyemeyecek durumdaki bir şirketin, iki
işçisinini ölümüne neden olmuş bir iş yerinde, daha üzerinden zaman geçmeden
yemekli gezi yapması, şaşkınlıkla karşılanmıştı.
6 Temmuz 2016 Çarşamba
Bayram Nedir Sahi?
Bir “bayramın” içindeyiz…
Büyüklerimizi ziyaret ettik, küçüklerimizle ilgilendik,
birazcık dinlendik…
İyi geldi bu “bayram”…
Hafta içi tatil yapmanın, yakınları görmenin, dinlenmenin
veya eğlenmenin ferahlığını hissetttik…
Şöyle üç dört gün tatil yapmak, şehirden kaçmak, denize
girmek, kafa dinlemek kime iyi gelmez ki?
Peki tüm bunları bayram olmadan da yapabilseydiniz, gene aynı
ferahlık olmaz mıydı içinizde?
Olurdu bence…
Belki de keramet bayramda değil de, tatilde…
1 Temmuz 2016 Cuma
Yasaklar ve Özgürlükler
Yasaklar ve özgürlük arasındaki ilişki her zaman sorunlu
olageldi...
Bir kişinin veya bir grubun önündeki yasaklar/kurallar ne
kadar az ise, o kadar özgür olduğu varsayıldı...
Peki gerçekten de öyle mi?
29 Haziran 2016 Çarşamba
Kimsesi Olmayan Bir Kesim: Özel Sektör Emekçileri
Kıbrıs’ın
kuzeyinde, yaşadığı mağduriyetler bini aşmış bir toplumsal kesim var; Özel
sektör emekçileri…
Gelmiş geçmiş tüm
hükümetlerin, medyanın, bütün sendikaların ve hatta mahkemelerin sorunlarına
ilgisiz, haklarına duyarsız, mağduriyetlerine umarsız kaldığı bir geniş kitle…
***
22 Haziran 2016 Çarşamba
#Reddediyoruz’u Anlamak
“Reddediyoruz”
sloganı etrafında gerçekleşen eylemlilikler dizisi ve Koordinasyon Ofisi
kurulmasına karşı yürütülen mücadele, Kıbrıslı Türk siyasetinde son 15 yılda
yaşanan üçüncü büyük sarsılmayı temsil ediyor. Binlerce gencin (birçoğu
hayatında ilk kez olmak üzere) sokağa çıkması, müthiş bir dinamizm sergilemesi,
neşe ve kararlılıkla damgalanmış bir eylemlilik dizisi yürütmesi; geleneksel
siyasal özneler tarafından şaşkınlıkla karşılandı.
15 Haziran 2016 Çarşamba
Bu Çocuklar Kim?
Koordinasyon Ofisi anlaşmasının onaylanma sürecine
girmesi ile birlikte, sadece bir haftada gençler sokakları zapt etti..
Bisikletlerle, yürüyerek, danslarla, tiyatroyla, müzikle,
sloganlarla, oyunlar-espriler ve en önemlisi neşeyle doldurdurlar tüm şehri...
Son gece, mücadele sürerken sokaklardan kalplere doğru
hızlı bir geçiş yapanlar da onlardı...
Samimiyetleri, özverili duruşları, yürüyerek, zıplatarak,
çadırlarda uyuyarak ortaya koydukları inançları; tüm ülkenin gönlünü
fethetti...
10 Haziran 2016 Cuma
Su Meselesi: Bir Netleştirme Girişimi
Lefkoşa Türk Belediyesi Belediye Meclisi’nde 8 Haziran
2016 tarihinde gerçekleşen toplantıda; geçiş dönemi için, Türkiye’den gelecek
suyu yerel otoriteden 2.3 TL karşılığı alma önerisi reddedildi.
Oylamada tüm CTP temsilcileri ve tek YKP temsilcisi
“hayır” oyu kullanırken, 3 TDP temsilcisi MYK kararına uygun olarak “evet” oyu
kullandı. 2 TDP’li belediye mecllis üyesi ise YKP gerekçelerini paylaşarak
“hayır” oyu kullandı.
Bu yazı ile LTB’de su konusu ile ilgili geçiş süreci
boyunca nasıl bir tavır takınılması gerektiğine değinip ardından da oylama ile
ortaya çıkan tablo değerlendirilecek...
8 Haziran 2016 Çarşamba
Sağın Evrodolukla İmtihanı
Bu ülkede adettendir; solcularımız “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni
gayırır, sağcılarımız da TC egemenlerini...
1 Haziran 2016 Çarşamba
Eylem, İzin ve Şeytanın “Gör” Dediği
İçişleri Bakanlığı’nın 20 Mayıs 2016 tarihinde
Kaymakamlıklara gönderdiği bir yazı iki gündür tartışmalara yol açtı. Yazıda
sözü geçen cümleleri “bundan sonra eylem yapmak
izne tabi olacaktır” şeklinde yorumlayan toplumsal muhalefet, haklı olarak
bu durumu protesto eden ve Anayasal hakları hatırlatan çıkışlar yaptı. Nedir bu
Anayasal haklar?
25 Mayıs 2016 Çarşamba
ELAM Örneği ve Kıbrıslı Türkler
Kıbrıs Cumhuriyeti’nde gerçekleşen seçimlerin en çok
konuşulan noktası faşist ELAM örgütünün barajı geçerek parlamentoya iki
milletvekili sokması oldu.
ELAM’ın bu “başarısı”nın nedenlerine, bu durumun ortaya
çıkmasında kimin ne kadar payı olduğuna ve bundan sonra ne yapılabileceğine
odaklanan tahlillere ise pek rastlayamadık...
Yorumların birçoğu hangi yönden ve nasıl gelirse gelsin;
marazi bir sızlanmanın ötesine geçemedi...
18 Mayıs 2016 Çarşamba
Siyasette Dengeler Değişirken
2011 yılından beridir çalkantılı bir seyir içinde olan
siyasal atmosferimiz, giderek daha fazla fırtına sinyalleri veriyor...
Geleneksel siyasal özneler; CTP, UBP ve DP çıplak gözle
görülebilecek bariz bir panik içerisinde...
Bu paniğin de etkisi ile son iki yıldır “olmaz”
denilenlerin hayat bulduğu günler, aylar yaşadık. CTP ile UBP hükümet kurdu, DP
baraj paniği ile şartsız şurtsuz koalisyona balıklama atladı... Her üç parti
de, siyasal dengelerde yaşanacak olası bir değişime ve kendi gerileyiş
süreçlerine müdahale etmek için, sessiz bir işbirliği süreci içerisine girdi...
1 Nisan 2016 Cuma
Hükümetin Gündemi: Korku
2016’nın ilk üç ayına, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden
ve kktc’nin varlığından beslenen iki “büyük” partinin korkusu hakim oldu. Bir
yanda Halkın Partisi isimli yeni partinin siyasal arenaya dahil olması, diğer
yandan Lefkoşa Türk Belediyesi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yükselişini
gösteren sol ittifak bileşenlerinin yarattığı tedirginlik; UBP ve CTP için
artık yolun sonuna işaret etmekte. Ne sokakta ne de sandıkta direnebilen
“hükümet”, bu sebeple elinden gelen en karanlık yöntemlerle muhalefetin
dengesini bozmaya, kendini de koruma altına almaya çalışıyor.
kktc’nin iki kadim partisi ve hükümet ortağı konumundaki
UBP ve CTP, son şanslarını kullandıklarının bilinciyle, temel bir davranış
pratiği geliştiridiler: Gizlilik, yalan ve muhalefeti bölme girişimleri.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











