UBP’li Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın kamuda yetkili beş sendikayı makamına davet ederek fikir alışverişinde bulunması, 2007 yılından beridir kurulamayan protokol masasının yeniden kurulacağına dair fikirlerin ortada dolaşmaya başlamasına neden oldu.
2007 yılında yaşananlar ülkemizde “bağımsız sendikacılık” sloganının daha da yükselmesine neden olmuştu. Kendine yakın tüm sendikaları sunduğu protokolü imzalmamak konusunda sıkıştıran CTP, KTAMS’da umduğunu bulurken KTÖS’de bulamamıştı.
1 Haziran 2009 Pazartesi
2 Mayıs 2009 Cumartesi
Sendikal Örgütlenme Üzerine
1 Mayıs 2009 Cuma
İş Yasası’na Göre Geçici Personel Durdurulacak Olursa Ne Yapılmalıdır?
Sanılanın aksine, geçicilerin işi hükümetin iki dudağının arasında değildir. UBP hükümeti geçici kamu emekçilerini işten durdurmaya karar verdiği takdirde yasaya uygun bir gerekçe göstermek ve bunu durdurulacak personele yazılı olarak vermek zorundadır.
Kim Kalıcı?
UBP’nin hükümet olması ile birlikte, CTP döneminde işe alınan geçici kamu emekçilerinin durumunun ne olacağı da tartışılmaya başlandı. Geçici emekçiler arasında işten durdurulma konusunda yaygın bir tedirginlik havası hakim. Sendikaların hemen hepsinin konuya bakışı; “geçiciler durdurulursa yapabilecek hiçbir şey yoktur” yönünde...
22 Nisan 2009 Çarşamba
Seçim Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme
19
Nisan erken genel seçimleri, hem propaganda dönemi boyunca yaşananlar hem de
seçim sonuçları nedeniyle yeni olguların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu
olguların değerlendirilmesi kapsamlı bir çabanın ürünü olabilir. Bu yazı sadece
böylesi bir çabanın başlangıcı olarak anlaşılmalıdır.
Seçimlere
doğru ilerleyen süreçte hükümetin büyük ortağı CTP’nin ciddi bir oy kaybına
uğrayacağı, üstelik ana muhalefet partisi UBP’nin birinci parti olarak
sandıktan çıkacağı aşağı yukarı belli olmuştu.
21 Nisan 2009 Salı
Boykotçulara Karşı Devrimciler, Devrimcilere Karşı Boykotçular
Murat arkadaş Baraka kültür Merkezi’nin
duyuru-tartışma grubuna bir mail fwd’lemiş.
Belli ki Burak ve Harika isimli iki
“harika” devrimci, Baraka’nın ve Argasdi’nin Marksizm ve parlamento konusundaki
görüşlerini “marksizmin deforme edilmesi” olarak değerlendirmiş ve bu konudaki
hassasiyetlerini Murat ile paylaşmışlar.
17 Nisan 2009 Cuma
Ergenekon Kıbrıs’ta
Türkiye kamuoyunu bir süreden beridir meşgul eden Ergenekon
soruşturması Nisan ayı başından itibaren Kıbrıs gündeminde de yerini aldı.
Türk-Metal Sendikası eski başkanı Mustafa Özbek’in evinde bulunan ve doğrudan
Kıbrıs’la ilişkili belgelerde UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ve eski
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın da isimlerinin geçmesi nedeniyle, Kıbrıs’taki
seçim süreci daha da bir hareketlilik kazandı.
1 Nisan 2009 Çarşamba
Hizmet Alımı Ne Demektir?
Hizmet alımı, son zamanlarda yaygınlaşan bir istihdam şeklidir. Gerek dünyada gerekse de ülkemizde bu yöntemle istihdam edilen emekçiler hızla artmaktadır. Bugün özellikle devlet dairelerinde hizmet alımı statüsünde çalışan yüzlerce emekçi vardır.
Kamu Emekçisi Tembel mi?
Kamu emekçileri olarak her ne kadar da sendikal anlamda bölünmüş de olsak, istenen seviyede bir mücadele yürütemiyor da olsak; ülkemizdeki en örgütlü kesimlerden birini oluşturmaktayız. Tıpkı bir diğer kamu emekçisi öğretmen kesimi gibi bizlerin de özlük haklarımız ve iş garantimiz sendikal mücadele sonucu ülke standartlarının üzerindedir.
Emeğin Gününü BÖLDÜRMEYELİM
1 Mayıs, işçilerin, emekçilerin uluslararası birlik mücadele ve dayanışma günüdür. 8 saatlik iş günü için verilen mücadelenin bu simgesel tarihinde tüm dünya emekçileri alanlara çıkarak DAYANIŞMA mesajı verirler.
Alanlarda Çalışmak
Devrim mücadelesi en genel hatlarıyla
üç başlık altında yürütülür: Ekonomik-demokratik mücadele, ideolojik mücadele
ve politik mücadele.
İdeolojik mücadele; toplumsal iktidarın ele geçirilmesi doğrultusunda işçi
sınıfının ve emekçi halkın çıkarlarına dayalı bir fikirsel çerçevenin
oluşturulması mücadelesidir. Bu mücadele hemen yanı başındaki kapitalist
sistemin hegomonyasının kırılması, kültürel emperyalizme karşı savaşılması ve
sosyal demokrat, revizyonist yozlaştırma girişimlerine karşı direnilmesi
görevleri ile iç içe geçer. Deyim yerindeyse ideolojik mücadele; ekonomik-demokratik
mücadele ile politik mücadeleyi birbirine bağlayan bunların işlevselliğini
sağlayan harçtır.
1 Mayıs 1958
İşçi sınıfının uluslararası birlik,
mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs, ülkemizde de her yıl yürüyüşlerle,
eylemlerle ve sloganlar eşliğinde halkımızın gündemine gelir. Ancak bölünmüş
adamızın kardeş halkları bu birlik gününde ayrı ayrı mücadeleler yürütmek
durumunda kalmaktadır.
Yasemin İttifakı ve Tavrımız
19 Nisan genel seçimleri yaklaşırken,
ana akım solun dışındaki odaklar açısından sancılı bir süreç yaşanacağı da
belli olmuştu. Önce, Barış Platformu çatısında bir seçim ittifakı girişiminde
bulunuldu. Bu girişimin yaşam bulamayacağı hızla netlik kazandı. Hemen ardından
ise YKP, BKP ve KSP’nin seçim sürecini birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı
karşılayacaklarına dair belirsizlik ortadan kalktı. KSP esnetmeye yanaşmadığı
kendi ilkeleri çerçevesinde bağımsız adaylarla seçime girerken, YKP de bir
süreden beridir devam ettirdiği boykot kararını en yetkili organlarını
toplayarak yineledi. Bunun üzerine Afrika gazetesi çevresi ile birittifaka
giden BKP, Yasemin İttifakı ismi altında seçimlere katılma kararı aldı. Bunlar
herkes tarafından bilinen olguların bir özetidir.
TDP’ye Neden Oy Vermiyoruz...
CTP’nin
hükümette geçirdiği altı yıllık sürenin sonunda bugün halkımız nezdinde ciddi
bir güven kaybına uğradığı açık bir gerçektir. Bu güven kaybı sonucunda da
adamızda barış isteyen, emekten yana birçok insan kendini CTP’ye oy veremeyecek
kadar aldatılmış hissetmektedir. Böyle düşünen insanların hiç de
azımsanamayacak kadar yaygın bir kitle oluşturduğu kuru gözlemle bile tespit
edilebilecek bir olgudur. Bu insanlar emekten yana ve barışçı kişilikleri ile
UBP, DP, HİS gibi barış düşmanı, gerici partilere de oy veremezler. Bu durumda
barajı geçeceği tahmin edilebilen TDP tek alternatif olarak ortaya çıkmaktadır.
Neo-Liberal İç Savaş Hükümeti (Argasdi Hammaliye Kurulu Sayı 14)
Seçim
borusunun çalması ile birlikte tüm partilerde bir hareketlilik yaşanmaya
başladı. UBP tek başına iktidar olma hayalleri ile yanıp tutuşurken, DP-ÖRP-TDP
gibi orta ölçekli partiler de olası bir koalisyonda küçük ortak olarak bulunma
hedefini kendilerine benimsediler. CTP ise eriyen oylarını nasıl
toparlayacağını bilemeden, klasik sağ parti refleksleri ile hareket ediyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



