Erich Fromm'un sahip olmak ve olmak temelli varoluş biçimlerinin izini dilde, dinde, eğitimde, kültürde, maddi ve manevi yaşamda takip ettiği önemli bir eser... Yer yer tekrarlara düşüp, zaman zaman "gelecek kurucu" bir misyona da sapsa, okunması düşünülmesi, kişinin kendini sorgulaması gereken bir yapıt... Fromm külliyatı içinde 3. Sıraya yerleştiriyorum. 1.'si "sevginin ve şiddetin kaynağı", ikincisi de "Marx'ın İnsan Anlayışı"..
27 Mayıs 2015 Çarşamba
Erich Fromm'un sahip olmak ve olmak temelli varoluş biçimlerinin izini dilde, dinde, eğitimde, kültürde, maddi ve manevi yaşamda takip ettiği önemli bir eser... Yer yer tekrarlara düşüp, zaman zaman "gelecek kurucu" bir misyona da sapsa, okunması düşünülmesi, kişinin kendini sorgulaması gereken bir yapıt... Fromm külliyatı içinde 3. Sıraya yerleştiriyorum. 1.'si "sevginin ve şiddetin kaynağı", ikincisi de "Marx'ın İnsan Anlayışı"..
15 Mayıs 2015 Cuma
Kıbrıs Söylevleri - Türkçe Baskıya Önsöz (Coğrafya Kaderdir)
M.Ö. 4.
yüzyılda eski Yunanca dili ile yazılmış bir eserin Kıbrıs’ta geçiyor olması
bugün bir çok kişi için şaşırtıcı olabilir. Üstelik bu eserin yazarı Isokrates;
antik Avrupa felsefesinin kurucusu kabul edilen Sokrates’in bir dostu,
Platon’un eserlerinde övgü dolu cümlelerle ismi geçen ve Attik dönemin on büyük
hatibinden dördüncüsü sayılan önemli bir kişidir. Böylesi bir kalem tarafından
yazılmakta olduğuna göre Kıbrıs, daha o dönemlerde uygarlığın önemli
coğrafyalarından biridir.13 Mayıs 2015 Çarşamba
Boykot ve Siyasal Mücadele
Adına
yanlış bir şekilde “boykot” adı verilen bir seçimsel davranış tarzı, uzunca bir
süreden beridir gündemimizde...
Taraftarlarınca
“yeni” ve “denenmemiş” olduğu iddia edilen, savunucusu olanların dahi
“seçimlerde oy vermemek” dışında yaşam ile ne gibi bir teması olduğunu
bilmediği bu seçim “siyaset”inin tek bir makalede ele alınması ise mümkün
değil...
Teorik,
tarihsel, psikolojik, stratejik ve pratik boyutları olan, üstelik Kıbrıs’taki biçim(ler)inin
gayet “özgün” olduğu ortada olan “boykot” olgusunu; bu köşeden fırsat buldukça
farklı yönleri ile ele almaya çalışacağım.
6 Mayıs 2015 Çarşamba
Ya Nami Akıncı’nın Tercihiyse?
Özdil
Nami’nin Kıbrıs müzakerelerinde görüşmeci olarak atanması konusu ile ilgili
halkta oluşan sıkıntıyı nasıl anlamalı, nasıl yorumlamalıyız?
Cumhurbaşkanı
Akıncı, bu kararın kendi kararı olduğunu beyan etmiş, kararda Ankara veya
CTP’nin herhangi bir etkisi olmadığını vurgulamıştır. Ancak halkın kaygısı, bu
kararın kime ait olduğu yönünde miydi gerçekten?
Gelin
meseleyi bir de bu açıdan tahlil edelim…
29 Nisan 2015 Çarşamba
Akıncı, Tayyip ve Bağımsızlık
Henüz daha
seçimlerden önce, yıllarını barış ve sosyalizm mücadelesine vermiş bazı kişiler
kuşkularını belirtmişlerdi Akıncı için...
Diyorlardı
ki; “Akıncı bir sosyalist değildir”, “amacı Kıbrıs’ın bağımsızlığı değildir”,
“değil işgale karşı mücadele etmek, işgal
kelimesini dahi kullanmayacak bir adaydır”...
Kabaca
yukardaki doğruları dile getirerek, -ki sanırım bunları Akıncı’nın kendisi de
reddetmez- Akıncı’yı destekleyen solcuları “ihanet” içinde olmakla suçlamaya
varacak söylemler geliştiriyordu bu değerli dostlar...
15 Nisan 2015 Çarşamba
İş Kazası Nedir?
İş
kazalarına yönelik toplumsal duyarlılığın son yıllarda artmakta olduğu bir
gerçek. Tabii bu duyarlılık artışında ölümlü iş kazalarının sürekli olarak
çoğalmasının rolü de inkar edilemez. Özellikle Soma, bu noktada neredeyse bir
milat niteliğinde...
İş
kazaları artıyor, sadece ölümlü kazalar değil, yaralanma ve sakatlanma ile
sonuçlanan kazalar da artıyor... Peki neden?
8 Nisan 2015 Çarşamba
Ek Mesai ve Memurlar!
Kamu
Görevlileri Yasası’nın değiştirilmesi gündemde...
“Kamu
reformu” ismi verilerek şirin gösterilmeye çalışılan bu değişiklik, dünyanın
her yerinde emek aleyhine yürütülen saldırının basit bir tekrarı olmaktan öteye
gidemiyor. Aslında hepimizin bildiği bir karı arttırma, sermayeyi büyütme,
emeği sömürme pratiği bu... Ancak elbette ki, her zamanki gibi dile getirilenler
gerçek niyetler değil...
Sözde
Sosyal Güvenlik Yasası’ndan Göç Yasası’na, Mesai Saatleri tartışmasından Kamu
Görevlileri Yasası değişikliğine kadar tüm bu değişikliklerde en dikkat çekici
nokta ise; özel sektör çalışanları ile kamu çalışanlarını birbirine düşürmeyi
hedefleyen taktiklerin etkinliği...
Önce
çalışanlar birbirine düşürülüyor, ardından da tüm emekçilerin aleyhine olan bir
uygulamaya hayat veriliyor...
Kamu
Görevlileri Yasası’nda çok kapsamlı bir saldırı söz konusu. Bu sebeple tamamını
bir yazıda incelemek mümkün değil... Gelin özellikle herkesin “fikir sahibi”
olduğu bir tek konuya odaklanalım: “Ek Mesai”...
2 Nisan 2015 Perşembe
Çalışma Yaşamının İçinden: Yasa ve Uygulama
Özellikle
özel sektör çalışanları tarafından sempati ile karşılanan “sendikasız
çalıştırılmak yasaklansın” kampanyası, olumlu tepkiler almaya devam ediyor. Kamuda
örgütlü sendikaların bu talebi güçlü bir şekilde sahiplenmesi ve başta kamu
emekçileri olmak üzere tüm halk kesimlerinin çıkarına olduğunu anlatması
durumunda ise kampanyayanın başarıya ulaşmaması için hiçbir sebep yok.1 Nisan 2015 Çarşamba
Gündeme Kafa Tutmak
Bu yazı yazılırken Cumhurbaşkanlığı
seçimleri henüz yapılmamış, gündem yeni olaylara yelken açmamıştı. Herkes
sadece Cumhurbaşkanı’nın kim olması gerektiğini konuşmaktayı. Bu yazı
okunurken, muhtemelen Cumhurbaşkanı seçilmiş, gündem de değişmiş olacak.
Hepimiz medyanın ve egemenlerin önümüze sürdüğü başka “önemli” meseleler
konusunda anlık heyecanlar yaşıyor olacağız...
14 Mart 2015 Cumartesi
Onurer veya Akıncıya Oy Verin, Örgütlenin ve Örgütlerinizi İttifaka Zorlayın
Yaklaşan
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, halkımıza reva görülen en büyük aşağılanmaların
yaşandığı koşullarda tartışıyoruz: TC’nin ülkemizde Gençlik Ofisi açarak
köylerimize kadar girmesini onaylayan bir Bakanlar Kurulu, “Kutlu Doğum Haftası” adı altında mezhepçi faşizmi okullarımıza
kadar sokan bir Eğitim Bakanlığı, TFF’nin futbolumuzu ele geçirme girişimlerini
alkışlayan Bakanlar...11 Mart 2015 Çarşamba
Kim Kazanacak?
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça sohbetlerin konusu
da “seçimi kim kazanacak” eksenine doğru kaymaya başlıyor.
Bir süreden beridir “anketlere” yönelik güven
zayıfladığından ve “süpriz” seçim sonuçları “olağan” hale geldiğinden dolayı da
tüm adaylar “kazanacakmış” gibi davranıyor, hissediyor.
Yunanistan’da yaşanan Syriza depremi, ülkemizde son genel
seçimlerde Toplumsal Varoluş Güçleri’nin barajı zorlamış olması ve LTB
Başkanlığı konusunda BKP-TDP-Baraka ittifakının başarısı da “mümkün”ü daha
yakın bir olasılık kılıyor...
Kısacası bir “neden olmasın” durumu hakim genel havaya...
25 Şubat 2015 Çarşamba
Mesai Tartışması ve Samimiyet
Kamuda mesai saatlerinin değiştirilmesi ile birlikte
verimlilikte artış olacağını iddia edenler var. Diyorlar ki; “üretken ve verimli bir yapıya yoğunlaşmadan
tartışmayı kuru gürültüye” boğuyorsunuz! Ve mesai saatleri üzerinden
gerçekleşen neo-liberal saldırıya karşı çıkanları “samimiyete” davet ediyorlar.
O halde biz de tüm samimiyetimizle konuşalım...
15 Şubat 2015 Pazar
İstenmeyen Bebeğin Ölümü - Arka Kapak Yazısı
Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğu günden itibaren, Kıbrıslı
Elen ve Kıbrıslı Türk liderliklerince bir “ara formül” olarak kabul edilmişti.
“Nihai amaca” ulaşmak için yürünecek yolda istenmeyen bir bebek olarak dünyaya
gelen yeni devlet; henüz kuruluş aşamasında sorunlar, gerilimler ve krizlerle
yüzyüze kalıyordu.11 Şubat 2015 Çarşamba
Sibel Siber Kadın mıdır?
Cumhurbaşkanlığı
seçim yarışı ilerlerken Sibel Siber’in “erkekten
alâ iş yapan kadın” ve “hanımefendi”
olmak ile ilgili iddiaları sosyal medyada epey tartışıldı...
Özellikle
feminist çevrelerden bu ‘üslup’a yönelik ciddi eleştiriler geldi.
Feministler
açısından konu sadece ‘üslup’tan ibaret değildi elbette, üslubun ardında yatan ‘zihniyet’
esas konuydu...
Bir
kişi “erkekten alâ” olmakla övünüyorsa, o kişinin başarı kriterinin ‘erkek
olmak’ üzerinden şekillendiği açıktır. Oysa ‘erkek’ olmak toplumda çeşitli
ayrıcalıklara sahip olmayı getirse de, bu ayrıcalıkların varlığı erkeklerin
doğuştan başarılı olmalarından değil toplumun erkeklere sunduğu adaletsiz
avantajlardan kaynaklanmaktadır. Ve ‘erkek olmak’ durumunu otomatik olarak
‘başarılı olmak’ olarak anlayan ve olumlayan bir ‘zihniyet’, “kadın”ın başarılı
olmasını ‘sevinilecek bir istisna’ noktasından öte bir yere koymuyor
demektir...
2 Şubat 2015 Pazartesi
Syriza ve Solda Birlik Konusu - Yenidüzen ile röportaj
-'SYRİZA benzeri bir ittifak Kıbrıs’ta
neden mümkün olamıyor? Sol niye iş birliği yapamıyor?
Her
ülkenin kendine özgü koşulları ve mücadele eden örgütlerinin de yıllar içinde
oluşmuş bir davranış kültürü vardır. Bu sebeple de farklı ülkelerde ortaya
çıkmış deneyimlerin bire bir taklit edilmesi mümkün değil. Mümkün olsa da
yaşamda aynı karşılığı bulmayacaktır.
Syriza
deneyimini uzunca bir süreden beridir takip ediyoruz. Yunanistan’da faaliyet
yürüten ve Syriza’nın da bileşenlerinden birisi olan DİKTİO ile 2006’da
Atina’da gerçekleşen Avrupa Sosyal Formu’ndan beridir yakın ilişkilerimiz var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









