27 Haziran 2015 Cumartesi

Kitap Eylem Yapar mı? Şiddet Mevsiminin Saklı Tarihi

Niyazi Kızılyürek’in Heterotopia Yayınları’ndan çıkan son kitabı “Şiddet Mevsiminin Saklı Tarihi”, daha bitirmeden size bir eyleme katılmış hissi uyandıran ender eserlerden birisi. Niyazi Kızılyürek, Kıbrıs ve şiddet üzerine çalıştığı daha büyük bir projenin özel bir bölümünü işlemiş bu kitapta; böylece hem tarihimizin saklı kalan önemli bir boyutunu önümüze sermiş, hem de samimi bir yüzleşme için önemli bir tartışma zemini sunmuş...

24 Haziran 2015 Çarşamba

Beleş Deniz: Hele Durun, Daha Bunlar İyi Günleriniz

Anayasal hakkını kullanıp denize beleş girmek isteyen eylemciler konuşuluyor bir süredir…
Çığ gibi büyüyen bir desteğin arasından bazı dudak bükmeler, eleştirel yorumlar da görülmüyor değil…
Huyum kurusun, ne zaman kitlesel bir coşku sarmalı ile karşılaşsam, aykırı seslere odaklanırım…
Çoğunluğun manipüle edilmiş olma olasılığını görmezden gelmek istemem, farklı olanın, sesi az çıkanın haklı olabileceği ihtimalini göz önünde tutmaya çalışırım…
1990’larda genç olmaktan kaynaklı bir alışkanlıktır belki de…
Belki de adı yenilgi ile özdeşleşmiş bir fikriyatın inatçı müdavimi olmamdan gelen bir refleks…

17 Haziran 2015 Çarşamba

Yasaya Neden “GÖÇ Yasası” İsmi Verilir?

Yenidüzen Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Cenk Mutluyakalı, “GÖÇ demeyiniz şu yasaya, ne olur!” isimli yazısı ile emekten yana çevrelerden birçok tepki aldı. Ancak tartışma çok boyutlu bir tartışma olduğundan ve Cenk Mutluyakalı’nın yazım tarzı ise bütünlüksüz değinmelere dayalı bir imalar toplamı olduğundan tartışmada eksik kalan bir çok nokta var…
Ne yazık ki, bu durum ülkemizdeki tartışma kültürünün doğal bir sonucu: İfade edilen fikir olabildiğince muğlak, parçalı ve duygulara dayalı olarak ortaya konuyor… Ardından gelen yanıtların belli bir bölümü üzerinden manipülasyon yapılarak, bir noktadan sonra “kırılıp susma” yolu ile konu kapanıyor. Ta ki, sonuca bağlanmaması özenle sağlanan tartışma aynı argümanlarla tekrar açılana kadar…

10 Haziran 2015 Çarşamba

Seçim Notları: Mutlak İktidar Mutlaka Yıkılır

Türkiye’de yaşanan 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından; Kıbrıs’tan bazı ufak notlar, gözlemler, tespitler, düşünceler…

* Öncelikle, “size ne TC’nin seçimlerinden” diyenler var… Onlara iki cevabımız olacak…
i) Öncelikle sadece TC’deki değil, dünyanın her yerindeki emek mücadeleleri bizi ilgilendiriyor. Venezüella’daki de, İspanya’daki de, Yunanistan’daki de, Filistin’deki de… Dünyanın hangi coğrafyasında emekçiler, halklar daha özgür olursa, bunun başka yerlere de yansıması, olur, olacaktır, olmaktadır…
ii) Türkiye’de nükleer santral yapılması, Türkiye’nin Kıbrıs’ta kooridnasyon ofisi kurması, her köye iki cami yapılması bizi ilgilendiriyorsa, ki ilgilendiriyor, elbette tüm bunları yapan otoritenin gerilemesi de bizi ilgilendirecek…

3 Haziran 2015 Çarşamba

Boykot’un Mantığı

Boykot, sadece seçim dönemlerinde uygulanabilecek bir faaliyet değildir…
Bizim ülkemizde etkin olarak uygulanmış başka herhangi bir biçimi olmadığından, birçok insan tarafından sadece seçimlerle ilgili sanılsa da, dünyada birçok etkili boykot örneği seçim dışı süreçlerle bağlantılıdır aslında...
Hapishanelerde uygulanan kıyafet giymeme boykotları, yemek yememe (açlık grevi), marka boykotları, gazete boykotları, firma boykotları ve resmi kurumlara karşı yürütülen halk boykotları gibi etkili boykot biçimleri vardır.
Seçim boykotları ise yöneticileri seçme hakkının halk eli ile yürütülmesinin yaygınlaşması sonucu gündeme gelmiş, nispeten yeni bir olgu…

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Erich Fromm'un sahip olmak ve olmak temelli varoluş biçimlerinin izini dilde, dinde, eğitimde, kültürde, maddi ve manevi yaşamda takip ettiği önemli bir eser... Yer yer tekrarlara düşüp, zaman zaman "gelecek kurucu" bir misyona da sapsa, okunması düşünülmesi, kişinin kendini sorgulaması gereken bir yapıt... Fromm külliyatı içinde 3. Sıraya yerleştiriyorum. 1.'si "sevginin ve şiddetin kaynağı", ikincisi de "Marx'ın İnsan Anlayışı"..

15 Mayıs 2015 Cuma

Kıbrıs Söylevleri - Türkçe Baskıya Önsöz (Coğrafya Kaderdir)

M.Ö. 4. yüzyılda eski Yunanca dili ile yazılmış bir eserin Kıbrıs’ta geçiyor olması bugün bir çok kişi için şaşırtıcı olabilir. Üstelik bu eserin yazarı Isokrates; antik Avrupa felsefesinin kurucusu kabul edilen Sokrates’in bir dostu, Platon’un eserlerinde övgü dolu cümlelerle ismi geçen ve Attik dönemin on büyük hatibinden dördüncüsü sayılan önemli bir kişidir. Böylesi bir kalem tarafından yazılmakta olduğuna göre Kıbrıs, daha o dönemlerde uygarlığın önemli coğrafyalarından biridir.

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Boykot ve Siyasal Mücadele

Adına yanlış bir şekilde “boykot” adı verilen bir seçimsel davranış tarzı, uzunca bir süreden beridir gündemimizde...
Taraftarlarınca “yeni” ve “denenmemiş” olduğu iddia edilen, savunucusu olanların dahi “seçimlerde oy vermemek” dışında yaşam ile ne gibi bir teması olduğunu bilmediği bu seçim “siyaset”inin tek bir makalede ele alınması ise mümkün değil...
Teorik, tarihsel, psikolojik, stratejik ve pratik boyutları olan, üstelik Kıbrıs’taki biçim(ler)inin gayet “özgün” olduğu ortada olan “boykot” olgusunu; bu köşeden fırsat buldukça farklı yönleri ile ele almaya çalışacağım.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Ya Nami Akıncı’nın Tercihiyse?

Özdil Nami’nin Kıbrıs müzakerelerinde görüşmeci olarak atanması konusu ile ilgili halkta oluşan sıkıntıyı nasıl anlamalı, nasıl yorumlamalıyız?
Cumhurbaşkanı Akıncı, bu kararın kendi kararı olduğunu beyan etmiş, kararda Ankara veya CTP’nin herhangi bir etkisi olmadığını vurgulamıştır. Ancak halkın kaygısı, bu kararın kime ait olduğu yönünde miydi gerçekten?
Gelin meseleyi bir de bu açıdan tahlil edelim…

29 Nisan 2015 Çarşamba

Akıncı, Tayyip ve Bağımsızlık

Henüz daha seçimlerden önce, yıllarını barış ve sosyalizm mücadelesine vermiş bazı kişiler kuşkularını belirtmişlerdi Akıncı için...
Diyorlardı ki; “Akıncı bir sosyalist değildir”, “amacı Kıbrıs’ın bağımsızlığı değildir”, “değil işgale karşı mücadele etmek, işgal kelimesini dahi kullanmayacak bir adaydır”...
Kabaca yukardaki doğruları dile getirerek, -ki sanırım bunları Akıncı’nın kendisi de reddetmez- Akıncı’yı destekleyen solcuları “ihanet” içinde olmakla suçlamaya varacak söylemler geliştiriyordu bu değerli dostlar...

15 Nisan 2015 Çarşamba

İş Kazası Nedir?

İş kazalarına yönelik toplumsal duyarlılığın son yıllarda artmakta olduğu bir gerçek. Tabii bu duyarlılık artışında ölümlü iş kazalarının sürekli olarak çoğalmasının rolü de inkar edilemez. Özellikle Soma, bu noktada neredeyse bir milat niteliğinde...
İş kazaları artıyor, sadece ölümlü kazalar değil, yaralanma ve sakatlanma ile sonuçlanan kazalar da artıyor... Peki neden?

8 Nisan 2015 Çarşamba

Ek Mesai ve Memurlar!

Kamu Görevlileri Yasası’nın değiştirilmesi gündemde...
“Kamu reformu” ismi verilerek şirin gösterilmeye çalışılan bu değişiklik, dünyanın her yerinde emek aleyhine yürütülen saldırının basit bir tekrarı olmaktan öteye gidemiyor. Aslında hepimizin bildiği bir karı arttırma, sermayeyi büyütme, emeği sömürme pratiği bu... Ancak elbette ki, her zamanki gibi dile getirilenler gerçek niyetler değil...
Sözde Sosyal Güvenlik Yasası’ndan Göç Yasası’na, Mesai Saatleri tartışmasından Kamu Görevlileri Yasası değişikliğine kadar tüm bu değişikliklerde en dikkat çekici nokta ise; özel sektör çalışanları ile kamu çalışanlarını birbirine düşürmeyi hedefleyen taktiklerin etkinliği...
Önce çalışanlar birbirine düşürülüyor, ardından da tüm emekçilerin aleyhine olan bir uygulamaya hayat veriliyor...
Kamu Görevlileri Yasası’nda çok kapsamlı bir saldırı söz konusu. Bu sebeple tamamını bir yazıda incelemek mümkün değil... Gelin özellikle herkesin “fikir sahibi” olduğu bir tek konuya odaklanalım: “Ek Mesai”...

2 Nisan 2015 Perşembe

Çalışma Yaşamının İçinden: Yasa ve Uygulama

Özellikle özel sektör çalışanları tarafından sempati ile karşılanan “sendikasız çalıştırılmak yasaklansın” kampanyası, olumlu tepkiler almaya devam ediyor. Kamuda örgütlü sendikaların bu talebi güçlü bir şekilde sahiplenmesi ve başta kamu emekçileri olmak üzere tüm halk kesimlerinin çıkarına olduğunu anlatması durumunda ise kampanyayanın başarıya ulaşmaması için hiçbir sebep yok.

1 Nisan 2015 Çarşamba

Gündeme Kafa Tutmak

Bu yazı yazılırken Cumhurbaşkanlığı seçimleri henüz yapılmamış, gündem yeni olaylara yelken açmamıştı. Herkes sadece Cumhurbaşkanı’nın kim olması gerektiğini konuşmaktayı. Bu yazı okunurken, muhtemelen Cumhurbaşkanı seçilmiş, gündem de değişmiş olacak. Hepimiz medyanın ve egemenlerin önümüze sürdüğü başka “önemli” meseleler konusunda anlık heyecanlar yaşıyor olacağız...

14 Mart 2015 Cumartesi

Onurer veya Akıncıya Oy Verin, Örgütlenin ve Örgütlerinizi İttifaka Zorlayın

Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, halkımıza reva görülen en büyük aşağılanmaların yaşandığı koşullarda tartışıyoruz: TC’nin ülkemizde Gençlik Ofisi açarak köylerimize kadar girmesini onaylayan bir Bakanlar Kurulu, “Kutlu Doğum Haftası” adı altında mezhepçi faşizmi okullarımıza kadar sokan bir Eğitim Bakanlığı, TFF’nin futbolumuzu ele geçirme girişimlerini alkışlayan Bakanlar...