Fidel Castro, Küba devrimini “soldan” eleştiriye tabi tutmak isteyen ancak bunu yaparken ülke koşullarını dikkate almaksızın ahkâm kesen bir grup solcu entelektüele cevap amaçlı kaleme aldığı yazısında, söz konusu entelektüelleri bu ifade ile tanımlar: Süper Devrimciler!
Tumturaklı sözcüklerle, keskin
ama altı boş cümlelerle devrimci olunamayacağı; aksine en mütevazi ve en basit
gündelik yaşam taleplerinin, en uzlaşmaz kopuşları tetiklediği, Castro’nun
bizzat kendi yaşamından öğrendiği temel bir derstir. Ama devrimi ve sosyalizmi,
yüksek perdeden slogan sallamaktan ibaret bir ergen atarı olarak algılayan “süper
devrimciler” her dönem ve her coğrafyada var olmuştur.
Bizim ülkemizde de bir süreden beridir, bizi “reformist”likle itham eden bir “süper devrimci” çevresi mevcut! Bağımsızlık Yolu “polis sivile bağlansın ve sendikalaşsın” mı dedi, “her bölgeye sığınma evi” mi istiyor, “özel sektörde sendika ve asgari ücret mücadelesi” mi veriyor, “servet vergisi ve vatandaşlık yasası” mı istiyor, kurumlara sahip mi çıkıyor, hepsine cevap hazır: kktc’yi güzelleştirmeye çalışan reformistler!














