Seçimlerin gündeme
gelmesinden çok önce de biliyorduk düzen partilerinin ne kadar birbirine
benzediğini... Bu partilerin ilkesel, idealist, ideolojik hiçbir tutanağının
kalmadığını biliyorduk seçimlerden önce de... Parti değişme, rüşvet, koalisyon
için parti kurma, kişisel çıkar, eş-dost-tanıdık kayırmacılığı, yalan, hile...
Ne ararsanız var bu sistemde...
26 Haziran 2013 Çarşamba
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Ne Geçmiş Tükendi Daha, Ne De Yarınlar
Bu yaşanan, UBP’deki
ilk bölünme değil...
Bir çok bölünme,
ayrılma vs. yaşandı geçmişte UBP’de...
Hatta ilk ciddi
bölünme bile değil aslında...
İlk ciddi bölünme
1990’lı yılların başında dokuzlar grubunun ayrılması ve Demokrat Parti’nin
kurulması ile yaşanmıştı...
Denktaş, Eroğlu
ayrılığı denmişti o zamanlar yaşananlara...
Kişisel husumetler,
çekişmeler ve sürtüşmelere dair onlarca hikaye anlatılmıştı.
Muhtemelen doğrudur
bunların bir çoğu.
Ama hem o gün hem de
bugün yaşananları açıklayan başka bir yaklaşım daha var...
22 Mayıs 2013 Çarşamba
Şaşılacak Şey
Meclis’te
yaşananları hep birlikte takip ettik…
Gelinen
noktada artık kaçınılmaz olan erken seçimin İrsen Küçük için olabilecek en iyi
tarihe alınmasına CTP milletvekillerinin destek olması şaşılacak bir şey değil
mi sizce de?
Kolayca
cevap verilebilir buna belki…
Seçimin
daha geç olması durumunda hükümet değişecekti, Kaşif ekibinin daha geniş bir
manevra alanı olacaktı ve İrsen Küçük hem hükümet olanaklarından yoksun hem de
en büyük rakibi daha güçlü bir pozisyondayken muhtemelen siyasetten
silinecekti…
15 Mayıs 2013 Çarşamba
Duvara Tebeşirle Yazılan
“Liderler söz edince barıştan
Anlar halk savaşın geldiğini
Liderler lanetlediğinde savaşı
Seferberlik emri yazılmıştır bile...
Baştakiler der ki: Barış ve savaş iki farklı şey
Oysa rüzgarla fırtına gibidir
Onların
barışı ve savaşı
Savaş doğar onların barışından
Anasından doğan oğlan gibi”
B. Brecht
8 Mayıs 2013 Çarşamba
Yaşanmış Bir İmge
Bugün kafamda yaşanmış bir imge ile uyandım...
İlkokul birinci sınıftaydım...
Üç arkadaş, ortadaki ben, birbirimizin beline sıkı sıkı sarılmış yürüyoruz...
Yüksek sesle bir şarkı söylüyoruz... Şarkının ne olduğunu unuttum...
Bir sağa bir sola
savrularak buluyoruz dengemizi.
Yanımdakiler avazları
çıktığı kadar bağırıyorlar şarkının sözlerini...
Diğer çocuklar
etrafımızdan akıp geçiyor...
Kimi oyun oynuyor,
kimi kantinin önünde sıra bekliyor...
Kimse bize bakmıyor...
Benim gözlerimden
sular seller gibi yaşlar akıyor...
Yüreğim ortasından
ikiye bölünmüş gibi; sivri bir acı ile derin bir mutluluk ortasındayım...
1 Mayıs 2013 Çarşamba
Akıl, Yürek ve 1 Mayıs
“İşte: Şu güneşten düşen ateşte milyonlarla kırmızı yürek yanıyor! / Sen de çıkar göğsünün
kafesinden yüreğini; / Şu
güneşten düşen ateşe fırlat; / Yüreğini yüreklerimizin yanına at!”
Oturmuş kahvemi
içerken gördüm onu...
Bir süreden beridir
selamlaşmalarımızın sıcaklığını kaybettiği, hayatın bizi farklı yerlere
savurduğu eski bir dosttu...
Memleketin durumu
üzerine bir iki sözden sonra, “1 Mayıs’a katılmayacağım
galiba ben” dedi, günah çıkarır gibi... Ve gerekçesini de ekledi, “size lafım yok ama, inandırıcı gelmiyor
hiçbir örgüt bana...”
“Başkaları için değil, kendin için yürümelisin” dedim ona...
Gözlerimizi
kaçırdık...
24 Nisan 2013 Çarşamba
Meeemur
Kamuda istihdam
edildiği halde özelde ikinci bir iş yapan “memur” hakkında ne düşünürsünüz?
“Karşı”sınız
değil mi? Belki bazılarınız, sadece “karşı” değildir, “şiddetle” karşıdır...
“Devlet”te,
işlemeden kazandığı paracıklarının yanına, özelden kazandığı paracıkları da
katan “doymak bilmez memur”a karşı olunmaz mı hiç?
Üstelik, bu
ülkenin, gencecik pırıl pırıl çocukları işsiz dolaşırken!
“Çalışmayacaklarsa
devleti bıraksınlar efendim”, ki işe ihtiyacı olan girsin...
Ya da “ikinci iş
yapmasınlar” ki biraz da gençler sebeplensin...
17 Nisan 2013 Çarşamba
Fazıl, Tayyip, Hayyam, Nazım
Fazıl Say
Tweeter’de bir dörtlüğünü paylaşmış Ömer Hayyam’ın...
Bu paylaşım
sebebiyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik
veya dini değerleri aşağılama” suçu işlediği hükmüne varan TC Mahkemeleri,
Fazıl Say’ı 10 ay hapis cezasına mahkum etti. Daha sonra hapis cezasını beş yıl
içinde aynı tür bir suçu işlememe koşulu ile tecil etti...
Hepsini
gazetelerden okuduk, televizyonlardan dinledik...
10 Nisan 2013 Çarşamba
Umut Ayakta
Çevremde karamsar
bir insan olarak bilinirim....
Günümü ve
yarınımı olası en olumsuz sonuca göre planlar, önlemlerimi de ona göre
alırım...
Ama durum değerlendirmesi
yaparken karar vermemi sağlayan kriter, nerede durduğum değil nereye doğru
hareket ettiğimdir genelde...
Benim fikrime
göre, anlık konumunuzun nerede olduğundan daha önemli olan şey, hareket
yönünüzün ne tarafa olduğudur...
3 Nisan 2013 Çarşamba
Çarkın Dişlileri
“Sizi çok beğeniyorum çocuklar” dedi... Ve ekledi, “ama, sizin de bu
çarkın dişlileri arasına girip bozulmanızı istemiyorum. En iyisi hiç oy
vermemek bence...”
Yılların
yıprattığı yüz hatlarına baktım...
O yaşlanmış yüzün
ardından ışıl ışıl bakan gencecik gözlerine...
İçeride “hadi beni umutlandırın, hadi beni
inandırın” diye çırpınan gencecik bir kalbin pıtırtılarını
duyabiliyordum...
1 Nisan 2013 Pazartesi
Feminizm(ler)
Konu feminizm olunca rahatlıkla
görülebilen iki yaklaşım vardır: Feminizmi redden, duymak dahi istemeyen
yaklaşım ile feminizm dışında bir şey duymak, düşünmek istemeyen yaklaşım.
Bu iki yaklaşım, ilk bakışta birbirine
zıt, birbiri ile çatışır gibi de görünse aslında belirli bir karşılıklılığa
sahiptirler. En temel ortak noktaları ise, “ya-yada”cı durağan düşünme
yöntemleri, mutlakçılıkları ve diyalektikten yoksun olmalarıdır. Oysa, hem sosyalizmi
hem de feminizmi benimseyen ve bu benimseyişini mutlak kategorilerle yaşama
geçirmeyen diyalektik bir algıdan da söz edebilmek mümkündür. Ne yazık ki
düşman kardeşler, böyle bir şeyin olabilirliğini kabul etmemekte ısrar
etmektedirler...
Birlik, Mücadele, Dayanışma
Bir
yılı aşkın bir süredir, mücadeleler, grevler, eylemler ve yolsuzluklarla anılan
LTB, şimdi de erken seçimler nedeniyle gündemde... Cemal Bulutoğluları ve on
beş belediye meclis üyesinin istifalarına neden olan uzun süreli kriz, aslında
“sol” için tarihsel bir fırsatın da kapılarını aralamıştı. Ancak Kıbrıslı Türk
solu, herzamanki dar görüşlülüğü ile bu fırsatı elinin tersi ile itmiş
bulunuyor.
27 Mart 2013 Çarşamba
Kara Komedi
Önce gençleri
işsiz, ülkeyi geleceksiz bırakacaksınız...
Sonra “gelin size
iş buldum” diyerek; çaresiz insanları, güvencesiz ve garantisiz işlere yerleştireceksiniz...
Ölümü gösterecek,
ardından sıtmaya razı edeceksiniz...
Maaşlar asgari
ücretin biraz üzerinde, izin hakkı kadrolu personelin yarısı kadar, geleceği
sizin iki dudağınızın arasında...
Hem de bu
yaptığınızı; “torpil”, “imtiyaz”, “avantaj” olarak sunacaksınız...
Bir de teşekkür
bekleyeceksiniz, üstüne...
20 Mart 2013 Çarşamba
Hands Off Cyprus
Ne diyorduk?
Kıbrıs’ın tamamı
işgal altındadır; kuzeyde TC, güneyde AB...
Neden böyle diyorduk?
Çünkü Kıbrıs,
emperyalizmin stratejik yeni-sömürgesidir; kuzeyiyle güneyiyle...
Ne yapılmalı diyorduk?
Bağımsız ve
halkları kardeş bir Kıbrıs için mücadele; hem Ankara’ya karşı hem de
Brüksel’e...
Nasıl diyorduk?
Haydi sokağa,
özgürleşmeye...
13 Mart 2013 Çarşamba
Karıncanın Tarafı
Oy vereceğiz de ne olacak? Ben çok uğraştım, hiçbir şey
olmaz...”
Günde en az bir
kez duyduğumuz, haftada en az bir kez söylediğimiz cümleler bunlar...
Hayal
kırıklıkları, moral bozuklukları ve ihanetlerle örülmüş bir hayatın
yansımları...
Kıbrıslı Türkler
olarak hep umduğumuz dağlara kar yağdı, ummadığımız taş başımızı yardı...
Ne zaman, kimden
ümitlendikse; gitti bizi en nefret ettiğimize sattı...
Bütün bunların
sonunda, “inanıp kandırılmak” oldu en büyük korkumuz...
“Ben zaten biliyordum. Hiç şaşırmadım. Ne beklerdin zaten!”
en sevdiğimiz yorumumuz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














