1 Şubat 2009 Pazar

Nasıl Bir Sendikal Hareket İstiyoruz...

- Bağımsız Bir Sendikal Hareket İstiyoruz
Gelen-giden hükümetlerden bağımsız, kimseye diyet borcu olmayan bir sendikal hareket istiyoruz.
İktidar veya muhalefet partilerinin çıkarlarına göre değil; kamu emekçilerinin çıkarlarına göre hareket eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Karşısında kim olursa olsun üyelerinin çıkarları için dişe diş mücadele eden bir sendikal hareket istiyoruz.

Bağımsız Sendikacılık

Sendikalar, emeğin hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturulmuş emekçi örgütleridirler. Sendikalar, biz emekçilerin kendi öz örgütleridirler. Çünkü doğrudan doğruya emekçilerin örgütlenmesi sayesinde emekçi tarafından, emekçi için, emekçi ile birlikte mücadele yürütürler.

Merhaba (Kamu Emekçisi Sayı 1)

Sendikal hareket bir yol ayrımına geldi:
Kamuda çalışan emekçilerin yarısına yakınının sendikasız olduğu,
Sendikaların bürokratik, tepeden inme ve üyeden kopuk bir görüntü çizdiği,
Sendikal bölünmüşlüğün doruk noktasına vardığı,
Sendikal hareketin, seçim partilerinin çıkarları için tepe tepe kullanıldığı,
Toplam kamu emekçilerinin yarısından fazlasını oluşturan kadın çalışanlara yönelik HİÇBİR özel talebin öne sürülmediği,
Barem-maaş-terfi gibi konularla kısıtlı bir “sendikacılığın” egemen kılındığı koşullarda yaşıyoruz.
Bu durum; hem kamu emekçilerinin bilinç düzeyini olumsuz etkilemekte,

1 Ocak 2009 Perşembe

Kıbrıslı Türk Solunun Halk İle İmtihanı



Talat ile Hristofyas arasında gerçekleşen ve emperyalist güçlerin arzuları doğrultusunda bir çözüm arayışı içindeki “kapsamlı müzakereler”, geçtiğimiz ay “halk-halklar” tartışması diyebileceğimiz bir tartışmaya vesile oldu. Bir çok yorumcu bu tartışma ile aslında görüşmelerin sonuçsuz kalacağının da ortaya çıktığını düşünüyor ancak biz aynı fikirde değiliz.

25 Aralık 2008 Perşembe

2008’in 2009’a Bıraktıkları

Ülkemizde yaşanan tüm sorunların adanın bölünmüşlüğünden kaynaklı olduğunu düşünen kesimler için 2008 büyük ümitlerle başlamıştı. AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı olması ile hızla “barış” gelecek ve tüm sorunlarımız çözülme yoluna girecekti. Gerçi 2008’in son aylarında başlayan “kapsamlı müzakereler”den hala bu tür sonuçlar bekleyenler var ancak 2008’de yaşananlar gören gözler için emperyalist barış süreci ile Kıbrıs halklarının söz-yetki-karar sorunu arasındaki farkı bir kez daha net olarak ortaya koydu.

1 Ekim 2008 Çarşamba

“Bağımsız” Türk Devleti’ne Hayır



15 Kasım 1983 tarihi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu meclis tarafından oy birliği ile ilan edildiği tarihtir. KKTC’nin ilanı, çok boyutlu olarak tartışılması gereken derin bir olgudur. Ancak biz bu yazımızda en temel tartışma başlıklarını kısaca irdeleyeceğiz.

Çözerler Mi Çözemezler Mi?



3 ve 11 Eylül’de gerçekleşen görüşmeler sonucunda başlayan “kapsamlı müzakereler” ile birlikte adına Kıbrıs sorunu denilen sorun hepimizin diline yeniden yerleşiverdi.

27 Temmuz 2008 Pazar

Kıbrıs’ta Görüşmeler Başlıyor



İki toplumun en yetkili makamlarında bulunan Talat ve Hristofyas’ın geçtiğimiz günlerde biraraya gelerek, komiteler düzeyinde yürütülen çalışmaları değerlendirmesinden sonra, somut adımların 3 Eylül’den itibaren atılmaya başlanacağı açıklandı.

3 Temmuz 2008 Perşembe

Neo-Liberalizm Nedir?



Bugün eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal hizmet  yoksulların, halkın zararına ama bir avuç sömürücü, zengin kişinin yararına olmak üzere yeniden düzenleniyor. Halkın bu en temel haklarına neo-liberal ekonomik doktrin gereği el konuluyor. Peki bu neo-liberalizm nedir ve neden bu haklarımızın olmaması gerektiğini öğütler? Günümüzde sıkça karşılaştığımız neo-liberalizm terimi, özünde liberalizmden türetilmiş bir kelimedir.

1 Temmuz 2008 Salı

Kıbrıs Cumhuriyeti



İkinci Paylaşım Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte dünya emperyalist sisteminin hegomon gücü de değişmiştir. Savaştan önce sistemin patronu konumundaki İngiltere yerini ABD’ye devrederken, bu durum beraberinde çeşitli politika değişikliklerini de gündeme getirmiştir. Yeni patron ABD, İngiltere’nin klasik sömürgecilik politikasından farklı olarak bir yeni-sömürgeci sistem uygulamaktadır.

Üç Kalem Bir Kafa



Sermayenin emekçilere yönelik neo-liberal saldırısı sadece gündelik sömürüde karşılığını bulmuyor. Bu saldırı en önemli desteğini ideolojik boyuttan alıyor. Günlük gazetelerin köşelerine yerleşmiş emekçi düşmanı, sermaye dostu kalemler; cicili bicili, bilimsel görünümlü cümleleri ile ideolojik bir saldırı yürütüyorlar. Halkın, emekçilerin ve emeğin yanında saf tutan tüm insanların zihnini bulandırmak, neo-liberal ideolojiyi beyinlerimizin içine sokmak için mesai yapıyorlar.

“Grev” Var, Grev Var!



Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın (KTOEÖS) mayıs ayı içerisinde gerçekleştirdiği grevler, Kıbrıs Türk halkını birçok bakımdan etkilemiş ve sendikacılık, eğitim, siyaset, grev gibi onlarca konuda çeşitli tartışmalara vesile olmuştur. Biz bu yazıda, söz konusu grevleri ve yarattığı tartışmaları değerlendirirken konuya toplumsal muhalefet ve Kıbrıs Türk halkının bütünsel çıkarları perspektifinden bakacağız.

Argasdi Hammaliye Kurulu (Sayı 11)

Argasdi’nin 11inci sayısı elinize bir ay erken ulaştı. 2006 yılı Mayıs’ından beridir aksamadan her üç ayda bir yayınlanan dergimizin periyodunu, yıl başlarında Ocak ayına denk getirmek için böyle bir düzenleme yaptık. Böylece her yıl ocak ayında, bir önceki yılın gündemini ve gelecek yıla dair öngörülerimizi de paylaşabileceğiz sizlerle.

6 Mayıs 2008 Salı

6 Mayıs 2008 Denizler Anması Bildirisi



"...Egemen sınıflar sağlıklarında, büyük devrimcileri ardı arkası gelmez amansız cezalarla mükafatlandırırlar; doktrinlerini, en vahşi düşmanlık, en koyu kin, en namussuz yalan ve iftira kampanyalarıyla - karşılarlar. Ölümlerinden sonra büyük devrimcileri zararsız azizler haline getirmeye söz uygun düşerse evliyalaştırmaya, ezilen sınıfları teselli etmek ve onları aldatmak için isimlerini bir hale ile süslemeye çalışırlar. Böylece onların devrimci doktrinlerinin gerçek özü unutturulur, basitleştirilir ve devrimci keskinlikleri törpülenir" (Lenin)

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Türkiye’nin tam bağımsızlığı için; emperyalizme, kapitalizme ve onların yerli işbirlikçisi iktidarlara karşı mücadele ederlerken yakalandılar. Düzmece bir mahkemenin sonunda idama mahkum edildiler. Bu idamın engellenmesi, devrimci yoldaşlarının kurtarılması için mücadele eden THKO ve THKP-C’nin daha sonraki eylemleri de başarısız oldu. 1972 yılı, 1960’lı yılların öğrenci gençlik ve işçi mücadelelerinin yarattığı en ileri kadroların, TC oligarşisi tarafından topyekün yok edilmesi ile kapanırken; Türkiye devrimci hareketi ciddi ve inkar edilemez bir yenilgi ile yüzleşti.

1 Mayıs 2008 Perşembe

Kıbrıs’ın Bağımsızlık Yolu



1970 ve 1980’li yıllar Kıbrıs Türk devrimci hareketinin en hareketli olduğu yıllardır.
Dünyada yeni-sömürge devrimleri rüzgarı son sürat esmekte, Che Guevara’nın “iki üç daha fazla Vietnam” çağrısı gençlerin kulaklarında uğuldamaktadır. Türkiye her geçen gün devrime biraz daha yaklaşmakta, iç savaş derinleşmekte devrimci örgütler güçlenmekte ve örgütlenmektedir. Ve Kıbrıs’ta adanın bölünmüşlüğünün olumsuz sonuçları daha yeni yeni idrak edilmeye başlanmıştır.