Sendikamız KTAMS, her dönemde Kıbrıs’ta
emek, barış ve demokrasi mücadelesinin ön saflarında bulunmuş bir alan
örgütlenmesidir. Barış ve emek mücadelesinde halkın en geniş kesimlerinin
katılımı, kısacası demokratik iradenin gerçeklik bulması çok önemlidir.
16 Mart 2009 Pazartesi
1 Mart 2009 Pazar
Grevlerin Gösterdiği
19 ve 20 Şubat tarihlerinde yaşanan
grevler süreci, kamu emekçilerinin sendikal bölünmüşlüğünün en net göstergesini
sundu. Kamu emekçileri, çalışma yaşamında karşılaştıkları kadrolu, geçici,
sözleşmeli, hizmet alımı gibi bölünmüşlükler yetmezmiş gibi şimdi de sendikal
bir bölünmüşlük ile yüzyüze kaldılar. 1 Şubat 2009 Pazar
Nasıl Bir Sendikal Hareket İstiyoruz...
- Bağımsız Bir Sendikal Hareket İstiyoruz
Gelen-giden hükümetlerden bağımsız, kimseye diyet borcu olmayan bir sendikal hareket istiyoruz.
İktidar veya muhalefet partilerinin çıkarlarına göre değil; kamu emekçilerinin çıkarlarına göre hareket eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Karşısında kim olursa olsun üyelerinin çıkarları için dişe diş mücadele eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Gelen-giden hükümetlerden bağımsız, kimseye diyet borcu olmayan bir sendikal hareket istiyoruz.
İktidar veya muhalefet partilerinin çıkarlarına göre değil; kamu emekçilerinin çıkarlarına göre hareket eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Karşısında kim olursa olsun üyelerinin çıkarları için dişe diş mücadele eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Bağımsız Sendikacılık
Sendikalar, emeğin hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturulmuş emekçi örgütleridirler. Sendikalar, biz emekçilerin kendi öz örgütleridirler. Çünkü doğrudan doğruya emekçilerin örgütlenmesi sayesinde emekçi tarafından, emekçi için, emekçi ile birlikte mücadele yürütürler.
Merhaba (Kamu Emekçisi Sayı 1)
Sendikal hareket bir yol ayrımına geldi: Kamuda çalışan emekçilerin yarısına yakınının sendikasız olduğu,
Sendikaların bürokratik, tepeden inme ve üyeden kopuk bir görüntü çizdiği,
Sendikal bölünmüşlüğün doruk noktasına vardığı,
Sendikal hareketin, seçim partilerinin çıkarları için tepe tepe kullanıldığı,
Toplam kamu emekçilerinin yarısından fazlasını oluşturan kadın çalışanlara yönelik HİÇBİR özel talebin öne sürülmediği,
Barem-maaş-terfi gibi konularla kısıtlı bir “sendikacılığın” egemen kılındığı koşullarda yaşıyoruz.
Bu durum; hem kamu emekçilerinin bilinç düzeyini olumsuz etkilemekte,
1 Ocak 2009 Perşembe
Kıbrıslı Türk Solunun Halk İle İmtihanı
Talat ile Hristofyas arasında
gerçekleşen ve emperyalist güçlerin arzuları doğrultusunda bir çözüm arayışı
içindeki “kapsamlı müzakereler”, geçtiğimiz ay “halk-halklar” tartışması
diyebileceğimiz bir tartışmaya vesile oldu. Bir çok yorumcu bu tartışma ile
aslında görüşmelerin sonuçsuz kalacağının da ortaya çıktığını düşünüyor ancak
biz aynı fikirde değiliz.
25 Aralık 2008 Perşembe
2008’in 2009’a Bıraktıkları
Ülkemizde
yaşanan tüm sorunların adanın bölünmüşlüğünden kaynaklı olduğunu düşünen
kesimler için 2008 büyük ümitlerle başlamıştı. AKEL Genel Sekreteri Dimitris
Hristofyas’ın Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı olması ile hızla “barış” gelecek ve
tüm sorunlarımız çözülme yoluna girecekti. Gerçi 2008’in son aylarında başlayan
“kapsamlı müzakereler”den hala bu tür sonuçlar bekleyenler var ancak 2008’de
yaşananlar gören gözler için emperyalist barış süreci ile Kıbrıs halklarının
söz-yetki-karar sorunu arasındaki farkı bir kez daha net olarak ortaya koydu.
1 Ekim 2008 Çarşamba
“Bağımsız” Türk Devleti’ne Hayır
15
Kasım 1983 tarihi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu meclis tarafından oy
birliği ile ilan edildiği tarihtir. KKTC’nin ilanı, çok boyutlu olarak
tartışılması gereken derin bir olgudur. Ancak biz bu yazımızda en temel
tartışma başlıklarını kısaca irdeleyeceğiz.
Çözerler Mi Çözemezler Mi?
3 ve
11 Eylül’de gerçekleşen görüşmeler sonucunda başlayan “kapsamlı müzakereler”
ile birlikte adına Kıbrıs sorunu denilen sorun hepimizin diline yeniden
yerleşiverdi.
27 Temmuz 2008 Pazar
Kıbrıs’ta Görüşmeler Başlıyor
İki toplumun en yetkili makamlarında
bulunan Talat ve Hristofyas’ın geçtiğimiz günlerde biraraya gelerek, komiteler
düzeyinde yürütülen çalışmaları değerlendirmesinden sonra, somut adımların 3
Eylül’den itibaren atılmaya başlanacağı açıklandı.
3 Temmuz 2008 Perşembe
Neo-Liberalizm Nedir?
Bugün
eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal
hizmet yoksulların, halkın zararına ama
bir avuç sömürücü, zengin kişinin yararına olmak üzere yeniden düzenleniyor.
Halkın bu en temel haklarına neo-liberal ekonomik doktrin gereği el konuluyor.
Peki bu neo-liberalizm nedir ve neden bu haklarımızın olmaması gerektiğini
öğütler? Günümüzde sıkça karşılaştığımız neo-liberalizm terimi, özünde
liberalizmden türetilmiş bir kelimedir.
1 Temmuz 2008 Salı
Kıbrıs Cumhuriyeti
İkinci
Paylaşım Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte dünya emperyalist sisteminin
hegomon gücü de değişmiştir. Savaştan önce sistemin patronu konumundaki
İngiltere yerini ABD’ye devrederken, bu durum beraberinde çeşitli politika değişikliklerini
de gündeme getirmiştir. Yeni patron ABD, İngiltere’nin klasik sömürgecilik
politikasından farklı olarak bir yeni-sömürgeci sistem uygulamaktadır.
Üç Kalem Bir Kafa
Sermayenin
emekçilere yönelik neo-liberal saldırısı sadece gündelik sömürüde karşılığını
bulmuyor. Bu saldırı en önemli desteğini ideolojik boyuttan alıyor. Günlük
gazetelerin köşelerine yerleşmiş emekçi düşmanı, sermaye dostu kalemler; cicili
bicili, bilimsel görünümlü cümleleri ile ideolojik bir saldırı yürütüyorlar.
Halkın, emekçilerin ve emeğin yanında saf tutan tüm insanların zihnini
bulandırmak, neo-liberal ideolojiyi beyinlerimizin içine sokmak için mesai
yapıyorlar.
“Grev” Var, Grev Var!
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın (KTOEÖS) mayıs
ayı içerisinde gerçekleştirdiği grevler, Kıbrıs Türk halkını birçok bakımdan
etkilemiş ve sendikacılık, eğitim, siyaset, grev gibi onlarca konuda çeşitli
tartışmalara vesile olmuştur. Biz bu yazıda, söz konusu grevleri ve yarattığı
tartışmaları değerlendirirken konuya toplumsal muhalefet ve Kıbrıs Türk
halkının bütünsel çıkarları perspektifinden bakacağız.
Argasdi Hammaliye Kurulu (Sayı 11)
Argasdi’nin
11inci sayısı elinize bir ay erken ulaştı. 2006 yılı Mayıs’ından beridir
aksamadan her üç ayda bir yayınlanan dergimizin periyodunu, yıl başlarında Ocak
ayına denk getirmek için böyle bir düzenleme yaptık. Böylece her yıl ocak
ayında, bir önceki yılın gündemini ve gelecek yıla dair öngörülerimizi de paylaşabileceğiz
sizlerle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)