20 Ekim 2002 Pazar

Akdeniz Rüzgari Birliği'nin Taş Ocakları Raporu Hakkında


Taş ocakları ile ilgili Akdeniz Rüzgarı Birliği'nin raporunu okudum.
Raporun bende bıraktığı ilk izlenim “özet” niteliğinde oluşuydu. Bu da bana sanki başka, daha kapsamlı bir rapor varmış da, elimdeki metin bunun sonuç bölümüymüş gibi düşündürdü...
Bu böyle mi, bilemiyorum... Ancak eğer böyleyse metnin tamamına ulaşmamız bence olumlu olur.

27 Temmuz 2002 Cumartesi

Münür Rahvancıoğlu ve Osman Mekansız anlattı: Baraka Kültür Merkezi



“Baraka’nın hedefi bu toplumda muhalif bir duruş ortaya koymaya çalışan herkese kendini evinde gibi hissedebileceği bir ortam yaratmaktır”

Baraka Kültür Merkezi, geçtiğimiz Çarşamba akşamı açıldı... Baraka’dan Münür Rahvancıoğlu ve Osman Mekansız’la bu yeni kültür merkezine neden gerek duyulduğu, hedefleri ve ulaşmak istedikleri noktalar konusunda konuştuk:

17 Temmuz 2002 Çarşamba

Kim Yapacak, Bunu Kim Yapacak?


“Bilemiyorum” dedi Merry. “...Yavaş, garip, sabırlı, hatta neredeyse mahzun görünüyorlar ama yine de onların ayaklandırılabileceklerine inanıyorum. Eğer bu mümkün olursa, karşı tarafta olmak istemezdim.”
“Evet!” dedi Pippin. “Ne demek istediğini biliyorum. Oturmuş düşünceli düşünceli geviş getiren bir inek ile saldıran bir boğa arasında büyük bir fark olabilir; üstelik değişim ani de olabilir”
J.R.R TOLKIEN, Yüzüklerin Efendisi, İkinci Kısım

2 Mayıs 2001 Çarşamba

Kendimize Gelme Gerekliliği Üzerine


“Yani” diye devam etti Titorelli, “Sen çökmüş bir davayı savunuyorsun.
Çoktan kaybedilmiş bir davayı savunan adam biraz komik olur. O role soyunan adam için komiklik gerekli birşeydir. Sen ciddi davranmak için kendini çok zorluyorsun. Kendin ol: Yani gülünç ol!”
Derviş Zaim, Ares Harikalar Diyarında

5 Kasım 1999 Cuma

Editörün Notu


Bu makale, Özker Özgür'ün "Yanılmayı Çok İsterdim" isimli kitabına Editörün Notu olarak yazılmış ve kitabın içerisinde yayınlanmıştır...
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; Bakanlar Kurulu kararına rağmen bir gecede öğrenciler sınır-dışı edilebiliyor, Yasalar en yetkili vede yasaları korumakla yükümlü organlar tarafından çiğnenebiliyor, direktiflerle hükümetler kurulup bozuluyor. Öyle bir ülke ki bu, aydınları kurşunlanırken demokrasiden bahsedilip, Mahkeme kararlarını kimse takmazken Hukukun Üstünlüğünden dem vurulabiliyor.

20 Ekim 1999 Çarşamba

Yanlışsın Sayın İnatçı

Sayın Ümit İnatçı ile yarım kalmış bir polemiğimiz var. Vede hep yarım kalacağa benziyor. Neden derseniz, Sayın İNATÇI meseleyi anlamamakta, saptırmakta, bildiği ve okuduğu bütün kitapları bize özetlemekte (hem de cahilliğe hiç durmadan hakaret ettiği halde yanlış, eksik ve saptırılmış olarak özetlemekte) ve bununla da kendi kendisini kandırmakta İNAT etmeye devam edeceğe benziyor.

10 Ekim 1999 Pazar

Ne De Olsa Marksist


5 Ekim 1999 Salı tarihli “Avrupa Gazetesi”nde yayınlanan bir köşe yazısı beni aşağıdaki yazıyı kaleme almak için teşvik etti. Sözkonusu yazıyı yazan sayın beyefendinin gerek bahsettiği panelde (veya söyleşide, ama asla konferansta değil) gerekse yazısında ifade ettiği “çağdaş” ve “modern” gelişmelerden uzak, cahil ve geri kalmış bir halk insanı olarak, haddim olmayaraktan itirazlarımı bildireceğim.

2 Şubat 1999 Salı

Düşündüm


Güneş, her zamanki kayıtsızlığıyla gökyüzünde yükseliyordu. Kuşlar erkenden kalkmış, sıcak ama nemli bu ilkbahar gününe şarkılarıyla eşlik ediyorlardı. Benim sınavım vardı ve 1.5 satlik bir otobüs yolculuğuyla ulaşabileceğim sınav yerimde 1.5 saat boyunca cevaplamaya çalışacağım sınav soruları, belkide 1 hafta önceden hazırlanmıştı ve beni bekliyorlardı.

10 Ekim 1998 Cumartesi

Medya ve Etik


Medya ve Etik konulu panelimizde benim üzerinde önemle durmak istediğim konu TARAFSIZLIK konusudur. Gazetelerin, Televizyonların, kısaca iletişim araçlarının tarafsız olması gerektiği, özellikle de içerisinde yaşadığımız iddia edilen “Bilgi Çağı”nda bunun daha bir gerekli olduğu neredeyse global bir mutabakat halindedir.

3 Temmuz 1998 Cuma

CMC Atıkları Zehirlemeye Devam


Bugün Lefke-Gemikonağı bölgesinde kimsenin görmeden gelemediği bir çevre felaketi ile iç içe yaşamak zorunda kalan insanlar var. Sanki de her geçen görsün diye tam yolun kenarında bulunan bu kirliliği “hiçkimse görmüyor” olacak ki, bir gurup duyarl insan dışında ortaya kalıcı bir çaba konamıyor. Okuyacağınız bu haber bir haber olma niteliğinden çok insanoğlunun doğaya karşı olan sorumluluğunun bilinciyle yazıldı.

9 Mart 1998 Pazartesi

Örneğin Öğretmenler


Bir saptama yapalım; “genel bir kanı olarak, sol düşünce ‘kuru bir insan severlik’ olarak anlaşılmaktadır.” Bu saptamadan yola çıkarak bazı sonuçlara varacağız. Ancak öncelikle saptamamızı güçlendirmek için bazı örnekler verelim: Mesela, solcu yazarlar devlet egemenlerinin, polisin vb. yaptığı insan hakları ihlallerini işaret ederek toplum vicdanına seslenirler, toplumda ise solcuların genellikle herkesi sevdiği, yardımseverliği öğütledikleri, yardımlaşma ve eşitlik idealleri için mücadele ettikleri şeklinde bir inanç vardır.

9 Şubat 1998 Pazartesi

Amaç - Süreç


Her varlık kendi çelişkisini içinde taşır. Bu modern felsefenin, diyalektik ve tarihsel materyalizmin ortaya koyduğu bir gerçektir. Hareket eden bir cismi ileriye götüren bir kuvvet olduğu gibi, geriye doğru çeken bir sürtünme kuvveti de vardır. Hareket ise bu iki kuvvetin bir sonucudur. Yani ne salt ileriye götüren kuvvet, ne de geriye götüren.

1 Ocak 1998 Perşembe

Merhaba



Yalnızdık. Koskoca dağlar, uçsuz bucaksız denizler ve karanlık ormanlar ortasında...
Buluştuk. Dağlar özgürlüğü, denizler sonsuzluğu, ormanlar umudu simgeler oldu bize...
İnsandık. Geyikten yavaştı bacaklarımız, kaplandan zayıftı kollarımız, kuşlar gibi yoktu kanatlarımız...
İnsandık. Paylaştık, dayanıştık, toplaştık, toplumsallaştık.

8 Temmuz 1997 Salı

Yeniden “Duruşa Dair”


 Yani" diye devam etti Titorelli, “Sen çökmüş bir davayı savunuyorsun.

Çoktan kaybedilmiş bir davayı savunan adam biraz komik olur. O role soyunan adam için komiklik gerekli bir şeydir. Sen ciddi davranmak için kendini çok zorluyorsun. Kendin ol: Yani gülünç ol!"

Derviş Zaim, Ares

Harikalar Diyarında

 

İnsan yaşamı, onun içinde bulunduğu çevreden etkilenmesinin ve bu etkilenmenin insanın içinde yarattığı yeni bir etkilenim kaynağının ürünü olduğu kadar, insanın kendisinin söz konusu etkilenim kaynaklarına dair geliştirmiş olduğu karşı tezlerin de bir toplamıdır. Bahsettiğimiz üç etkenden hangisinin insanın günlük yaşamında daha çok rol oynadığı insanın yaşam içindeki duruşunun göstergesidir.

1 Temmuz 1997 Salı

ÇATI Sayı 5 – Selam Yazısı

Beşinci sayıda küçük bir rötarla, ancak yine sizlerin desteğiyle sizlerle birlikteyiz ve sizden aldığımız güçle, (bu güç, yazılarınız ve eleştirileriniz olacaktır) daha iyiye daha güzele daha mükemmele ve gerçek barışa ulaşmak için eleştirilerimizi yöneltecek ve her zaman sizlerle birlikte mücadelemize devam edeceğiz.

Barış, nedense farklı kesimlerden farklı anlamlar yüklenen bir kavram. Bizler, halkın istediği gerçek barışın yanındayız. Barış ve kalıcı çözümün sağlanması için çok çalışmalıyız. Ve bu toplumun dinamiği olması gereken biz gençlerin giydirildiğimiz deli gömleğinden sıyrılıp, edilgen durumdan kurtulup, etken pozisyona gelmemiz gerekir Gençliğin ve toplumun sorunlarını anlamak ve çözümü için etkin roller almak zorundayız. Toplumun çözülmeyen doğan veya doğmayan birçok sorunları vardır. Bunların üzerine gitmek zorundayız. Örneğin: İşsizlik, Göç, Özelleştirme, Örgütlenme, Çevre sorunları v.s.