Rivayete göre üniversite kelimesi ingilizce
“universal”dan yani evrensel olandan gelmektedir. Ve köken olarak da yerel’in,
milli’nin veya devlet’in önceliklerini değil evrensel olanın arayışını
simgeler. Tabii hemen tahmin edebileceğiniz gibi bu solcu
işi bir uydurmadır. Solcular her zaman yaptıkları gibi kavramların anlamını
saptırmakta, bu kavramlara olmadık manalar yükleyerek kendi pis, komünist,
arsız çıkarları için güzelim kelimelerin ırzına geçmektedirler.
8 Ağustos 2005 Pazartesi
Eğitimde Özelleştirme Saldırısı
* Baraka Kültür Merkezi eğitim-sağlık vb.
hizmetlerin özelleştirilmesini öngören mevcut sürece karşı mücadele edeceğini
vurguladı.
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
* “Kadın duyarlılığının”, “anne sevgisinin”,
“kadının aileyi bir arada tutma işlevinin” yani aslında, “kadının sistemin
devamlılığını sağlamaktaki görevinin” tekrarlandığı etkinliklere alternatif bir
etkinlik
30 Temmuz 2005 Cumartesi
Avrupa’da Referandumlar
Fransa
ve Hollanda’da yaşanan referandum yenilgisi sermaye ideologları ve medya
tarafından gerçek anlamından arındırılarak sunulmaya devam ediyor. Kıbrıs’ın
Kuzeyinde de farklı bir durum yok. Dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da,
neo-liberaller anayasaya hayır diyen ezici çoğunluğu, piyasanın sorgulanamaz
ilkelerini sorguladıkları için yargılıyorlar.
15 Temmuz 2005 Cuma
Özelleştirme Karşıtı Eylemlerde Baraka'nın Duruşu Nedir?
Sermayenin 1970’li yıllardan itibaren
içine girdiği kriz ortamı, bu krizden çıkış amacıyla bir saldırı programı
olarak neo-liberalizmi gündeme getiriyor. Neo-liberalizm krizden çıkış ve kar
oranlarının düşmesinin durdurulması için sermayenin reçetesidir. Bu reçete
(neo-liberalizm) emekçi sınıflar aleyhine ekonomik ve toplumsal ilişkilerde
dönüşümü ön görüyor.
Neo-liberal saldırı, kapitalist
toplumsal yapının ve sermaye çıkarlarının gereğidir. Bu yüzden bizler;
eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmanın erdem olduğu bir toplumsal düzen için,
emeğin enternasyonal kardeşliğini esas alan bir çizgide anti-kapitalist
mücadeleyi kendimize yol olarak görüyoruz.
21 Nisan 2005 Perşembe
Anlaşma – Çözüm – Barış – Devrim
17 Nisan seçimleri sonuçlanıp da
Cumhuriyetçi Türk Partisi adayı M.A. Talat Cumhurbaşkanlığına seçildikten
sonra, Kıbrıs adasında anlaşma/çözüm sürecinin hızlanıp hızlanmayacağına dair
ciddi bir beklenti ortamı oluşmuş durumda. Ezici bir çoğunluğu oluşturan
kampta, “süreç hızlanır, Talat adayı barışa taşır” diyenler bulunuyor. Azınlıkta
kalan bir gurup insansa, Talat’ın adayı barışa taşımak yerine partisini ve
kitlesinin önemli bir kısmını sağa taşıdığını düşünüyor.
18 Nisan 2005 Pazartesi
Bir Kelime Bir İşlem: Sanat-Sanatçı
Sanat,
duygusal, düşünsel vede fiziksel olarak gayet gelişmiş bir üretim biçimdir. Bu
üretimi yapmak öyle herkesin becerebileceği bişey değildir. Bunun için de
sanatçı gerekir. Sanatçının sanatını üretmek için kendinden başka hiçbirşeye ve
hiçkimseye ihtiyacı yoktur. Sanatçı ile sanatı arasına hiçbirşey girmemelidir.
Ola ki bir dış faktör devreye girerse sanatçı da sanat da olumsuz etkilenir. Bu
sebepten de en sanatsal sanat, kimsenin anlamadığı ve kimsenin (sanatçı
dışında) işine yaramayacak olan sanattır. Bir sanat yapıtı ne kadar anlaşılmaz
olursa, o kadar sanattır.
11 Nisan 2005 Pazartesi
Trafik Kazalarını Önlemek Adına Yapılan Komiklikler
Memleketin
trafik sorunu malum.
Bu
sorunun hepimizi ilgilendiren bir boyutta olduğu da gerçek.
Böyle
bir konu üzerinden mizah yazısı yazmaya kalkışmak da, hayatında hiç mizah
yazısı yazmamış bir acemiye düşerdi zaten. Ancak bu faaliyete Vasvi ile
Halil’in tehdit ve şantajları ile girişmek zorunda kaldığımı, aslında; ciddi,
politik ve gıcık yazılarımı bırakmak gibi bir niyetim olmadığını ve bir daha da
mizah yazısı yazmaya çalışmayacağımı başından sizlere açıklarsam belki sizin
için de benim için de daha iyi olur.
7 Mart 2005 Pazartesi
Kuzeydeki Seçimlerden Geriye Ne Kaldı?
Emek pazarı, büyük işsizler havuzu, klasik yukardan aşağıya örgütlenme, üyelik aidatlarının otomatik kontrolü ve resmi örgütlenme şekline meydan okuyor. Hiçbir seçim partisi ve sendika patronu, örgütleme yapmak ve ağlayan çocukların, hemen yiyecek talep eden kadın militanların ya da küreselleşme ve işsizlik üzerine verilen uzun söylevlerden sıkılmış işsiz genç erkeklerin arasında buz gibi donduran ya da terleten sefil yerlerde yapılan toplantılara katılmak için kenar mahallelerin çamurlu, kaldırımsız yollarında zahmetli yürüyüşler yapmaya gönüllü değildir.
Cosmopolitik Dergisi
Sayı:2
22 Şubat 2005 Salı
2005 Şubat Seçimleri İle İlgili Röportaj / İstanbul IMC
Kuzey
Kıbrıs’ta gerçekleşen erken seçimler geçtiğimiz yıllara oranla zayıf ve
heyecansız geçti. Yedi partinin yarıştığı seçimlerde katılım oranı 1 yıl önceki
seçimlere göre 6 puan düştü ve %80 pranında gerçekleşti.
2 Şubat 2005 Çarşamba
Seçimler ve Seçenekler
“Seçmen kötü bir devrimci, devrimci kötü bir seçmendir.”
V. I. Lenin
Seçimler yaklaştıkça tansiyon yükseliyor. Oysa seçimlerin bizlere
sunduğu seçenekler, farklı partilerin politikaları ve iktidar yarışı ile
sınırlı değil. Seçeneklerimiz; aşağıdan, doğrudan ve demokratik bir dönüşümün
imkanlarını zorlamakla, yukardan ve "bilenlerin" iktidarına zemin
hazırlamak arasında şekilleniyor. Ki bu seçenekler seçim zamanları ile de
sınırlı değil. Seçimden önce de, seçimde de, seçimden sonra da gündemde. Yeter
ki bunun getireceği sorumluluğu (yalnızca sözde değil pratikte de) sırtlanmaya
hazır olalım.
22 Aralık 2004 Çarşamba
Avrupa Birliği ve Sosyalistler / “Evet”çi Bir Dosta Mektup
Hisse BİR: Kolumuzda sepet, başımızda kırmızı başlık, tek başımıza ormanda
dolaşmayalım (orman tehlikelerle doludur)
Hisse İKİ: Her takkeli ve entarili kadını ninemiz sanmayalım (taş düşebülü,
kurt çıkabülü)
Hisse ÜÇ: Sorduğumuz sorulara mantıklı ve akla uygun yanıtlar veren herkese
inanmayalım (önce bi bakalım, araştıralım, okuyalım, okutalım, abone edelim
ondan sonra karar verelim)
Hisse DÖRT: Kurdun içinden çıkmak
için illa önce kurdun içine girmek gerekmez!
AB İçin Bir
Masal İncelemesi, Kırmızı Başlıklı Kız,Cosmopolitik
9 Ağustos 2004 Pazartesi
Biz Biz Üniversiteliyiz
Ütopya ne işe yarar?
Ütopya önümüzde uzanan ufuk
çizgisi gibidir. Siz ona doğru bir adım atarsınız, o sizden bir adım uzaklaşır.
Siz ona doğru iki adım atarsınız, o sizden iki adım uzaklaşır.
İşte ütopya buna yarar,
yürümeye...
Eduardo
Galeano, Yürüyen Kelimeler
Tüm
kavramların, ters-yüz olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Tüm değerlerin çıkar
hesaplarına havale edildiği, nakit paraya tahvil edilemeyen hiçbir olgunun
değerli kabul edilmediği bir dönemden geçiyoruz.
7 Nisan 2004 Çarşamba
Adanın Geleceğini Bizim Mücadelemiz Belirleyecek
Milliyetçiliğin Yükselişi
Nisan 2003’ten beri, yani ada insanının serbest dolaşım hakkını gaspeden
sınırlamalar kaldırıldığından beri bir yıl oluyor. Bu bir yıl zarfında, iddia
edildiğinin aksine hiçbir “milli olay” başgöstermemiştir. Milli olaydan kastım
“içimize rum girecek, bizi kesecekler” şeklinde özetlenebilecek “tavuk
psikolojisi”, karşı taraftaki karşılığı da “barbar atilla, kan kusturacak”
ifadesinde karşılığını bulan “sahte mazlum” oyunculuktur.
Ne tesadüftür ki, geçtiğimiz yıl kapıların açıldığı 23 Nisan tarihinin bir
yıl sonrasında yeni bir ikilemle karşı karşıyayız: Referandum!
18 Şubat 2004 Çarşamba
Talat Röportajına Yorum
“KKTC Başbakanı”, “sayın Başbakan” M.A. Talat ile Doğan Medya Grubunun “radikal” sesi Radikal Gazetesi’nin gerçekleştirdiği tüyler ürpertici röportajı sizlere sunuyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
