1 Nisan 2009 Çarşamba

1 Mayıs 1958



İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs, ülkemizde de her yıl yürüyüşlerle, eylemlerle ve sloganlar eşliğinde halkımızın gündemine gelir. Ancak bölünmüş adamızın kardeş halkları bu birlik gününde ayrı ayrı mücadeleler yürütmek durumunda kalmaktadır.

Yasemin İttifakı ve Tavrımız



19 Nisan genel seçimleri yaklaşırken, ana akım solun dışındaki odaklar açısından sancılı bir süreç yaşanacağı da belli olmuştu. Önce, Barış Platformu çatısında bir seçim ittifakı girişiminde bulunuldu. Bu girişimin yaşam bulamayacağı hızla netlik kazandı. Hemen ardından ise YKP, BKP ve KSP’nin seçim sürecini birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı karşılayacaklarına dair belirsizlik ortadan kalktı. KSP esnetmeye yanaşmadığı kendi ilkeleri çerçevesinde bağımsız adaylarla seçime girerken, YKP de bir süreden beridir devam ettirdiği boykot kararını en yetkili organlarını toplayarak yineledi. Bunun üzerine Afrika gazetesi çevresi ile birittifaka giden BKP, Yasemin İttifakı ismi altında seçimlere katılma kararı aldı. Bunlar herkes tarafından bilinen olguların bir özetidir.

TDP’ye Neden Oy Vermiyoruz...



CTP’nin hükümette geçirdiği altı yıllık sürenin sonunda bugün halkımız nezdinde ciddi bir güven kaybına uğradığı açık bir gerçektir. Bu güven kaybı sonucunda da adamızda barış isteyen, emekten yana birçok insan kendini CTP’ye oy veremeyecek kadar aldatılmış hissetmektedir. Böyle düşünen insanların hiç de azımsanamayacak kadar yaygın bir kitle oluşturduğu kuru gözlemle bile tespit edilebilecek bir olgudur. Bu insanlar emekten yana ve barışçı kişilikleri ile UBP, DP, HİS gibi barış düşmanı, gerici partilere de oy veremezler. Bu durumda barajı geçeceği tahmin edilebilen TDP tek alternatif olarak ortaya çıkmaktadır.

Neo-Liberal İç Savaş Hükümeti (Argasdi Hammaliye Kurulu Sayı 14)



Seçim borusunun çalması ile birlikte tüm partilerde bir hareketlilik yaşanmaya başladı. UBP tek başına iktidar olma hayalleri ile yanıp tutuşurken, DP-ÖRP-TDP gibi orta ölçekli partiler de olası bir koalisyonda küçük ortak olarak bulunma hedefini kendilerine benimsediler. CTP ise eriyen oylarını nasıl toparlayacağını bilemeden, klasik sağ parti refleksleri ile hareket ediyor.

16 Mart 2009 Pazartesi

Delege Sistemi Kaldırılmalıdır



Sendikamız KTAMS, her dönemde Kıbrıs’ta emek, barış ve demokrasi mücadelesinin ön saflarında bulunmuş bir alan örgütlenmesidir. Barış ve emek mücadelesinde halkın en geniş kesimlerinin katılımı, kısacası demokratik iradenin gerçeklik bulması çok önemlidir.

1 Mart 2009 Pazar

Grevlerin Gösterdiği



19 ve 20 Şubat tarihlerinde yaşanan grevler süreci, kamu emekçilerinin sendikal bölünmüşlüğünün en net göstergesini sundu. Kamu emekçileri, çalışma yaşamında karşılaştıkları kadrolu, geçici, sözleşmeli, hizmet alımı gibi bölünmüşlükler yetmezmiş gibi şimdi de sendikal bir bölünmüşlük ile yüzyüze kaldılar.

1 Şubat 2009 Pazar

Nasıl Bir Sendikal Hareket İstiyoruz...

- Bağımsız Bir Sendikal Hareket İstiyoruz
Gelen-giden hükümetlerden bağımsız, kimseye diyet borcu olmayan bir sendikal hareket istiyoruz.
İktidar veya muhalefet partilerinin çıkarlarına göre değil; kamu emekçilerinin çıkarlarına göre hareket eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Karşısında kim olursa olsun üyelerinin çıkarları için dişe diş mücadele eden bir sendikal hareket istiyoruz.

Bağımsız Sendikacılık

Sendikalar, emeğin hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturulmuş emekçi örgütleridirler. Sendikalar, biz emekçilerin kendi öz örgütleridirler. Çünkü doğrudan doğruya emekçilerin örgütlenmesi sayesinde emekçi tarafından, emekçi için, emekçi ile birlikte mücadele yürütürler.

Merhaba (Kamu Emekçisi Sayı 1)

Sendikal hareket bir yol ayrımına geldi:
Kamuda çalışan emekçilerin yarısına yakınının sendikasız olduğu,
Sendikaların bürokratik, tepeden inme ve üyeden kopuk bir görüntü çizdiği,
Sendikal bölünmüşlüğün doruk noktasına vardığı,
Sendikal hareketin, seçim partilerinin çıkarları için tepe tepe kullanıldığı,
Toplam kamu emekçilerinin yarısından fazlasını oluşturan kadın çalışanlara yönelik HİÇBİR özel talebin öne sürülmediği,
Barem-maaş-terfi gibi konularla kısıtlı bir “sendikacılığın” egemen kılındığı koşullarda yaşıyoruz.
Bu durum; hem kamu emekçilerinin bilinç düzeyini olumsuz etkilemekte,

1 Ocak 2009 Perşembe

Kıbrıslı Türk Solunun Halk İle İmtihanı



Talat ile Hristofyas arasında gerçekleşen ve emperyalist güçlerin arzuları doğrultusunda bir çözüm arayışı içindeki “kapsamlı müzakereler”, geçtiğimiz ay “halk-halklar” tartışması diyebileceğimiz bir tartışmaya vesile oldu. Bir çok yorumcu bu tartışma ile aslında görüşmelerin sonuçsuz kalacağının da ortaya çıktığını düşünüyor ancak biz aynı fikirde değiliz.

25 Aralık 2008 Perşembe

2008’in 2009’a Bıraktıkları

Ülkemizde yaşanan tüm sorunların adanın bölünmüşlüğünden kaynaklı olduğunu düşünen kesimler için 2008 büyük ümitlerle başlamıştı. AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı olması ile hızla “barış” gelecek ve tüm sorunlarımız çözülme yoluna girecekti. Gerçi 2008’in son aylarında başlayan “kapsamlı müzakereler”den hala bu tür sonuçlar bekleyenler var ancak 2008’de yaşananlar gören gözler için emperyalist barış süreci ile Kıbrıs halklarının söz-yetki-karar sorunu arasındaki farkı bir kez daha net olarak ortaya koydu.

1 Ekim 2008 Çarşamba

“Bağımsız” Türk Devleti’ne Hayır



15 Kasım 1983 tarihi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu meclis tarafından oy birliği ile ilan edildiği tarihtir. KKTC’nin ilanı, çok boyutlu olarak tartışılması gereken derin bir olgudur. Ancak biz bu yazımızda en temel tartışma başlıklarını kısaca irdeleyeceğiz.

Çözerler Mi Çözemezler Mi?



3 ve 11 Eylül’de gerçekleşen görüşmeler sonucunda başlayan “kapsamlı müzakereler” ile birlikte adına Kıbrıs sorunu denilen sorun hepimizin diline yeniden yerleşiverdi.

27 Temmuz 2008 Pazar

Kıbrıs’ta Görüşmeler Başlıyor



İki toplumun en yetkili makamlarında bulunan Talat ve Hristofyas’ın geçtiğimiz günlerde biraraya gelerek, komiteler düzeyinde yürütülen çalışmaları değerlendirmesinden sonra, somut adımların 3 Eylül’den itibaren atılmaya başlanacağı açıklandı.

3 Temmuz 2008 Perşembe

Neo-Liberalizm Nedir?



Bugün eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal hizmet  yoksulların, halkın zararına ama bir avuç sömürücü, zengin kişinin yararına olmak üzere yeniden düzenleniyor. Halkın bu en temel haklarına neo-liberal ekonomik doktrin gereği el konuluyor. Peki bu neo-liberalizm nedir ve neden bu haklarımızın olmaması gerektiğini öğütler? Günümüzde sıkça karşılaştığımız neo-liberalizm terimi, özünde liberalizmden türetilmiş bir kelimedir.