İşçi sınıfının uluslararası birlik,
mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs, ülkemizde de her yıl yürüyüşlerle,
eylemlerle ve sloganlar eşliğinde halkımızın gündemine gelir. Ancak bölünmüş
adamızın kardeş halkları bu birlik gününde ayrı ayrı mücadeleler yürütmek
durumunda kalmaktadır.
1 Nisan 2009 Çarşamba
Yasemin İttifakı ve Tavrımız
19 Nisan genel seçimleri yaklaşırken,
ana akım solun dışındaki odaklar açısından sancılı bir süreç yaşanacağı da
belli olmuştu. Önce, Barış Platformu çatısında bir seçim ittifakı girişiminde
bulunuldu. Bu girişimin yaşam bulamayacağı hızla netlik kazandı. Hemen ardından
ise YKP, BKP ve KSP’nin seçim sürecini birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı
karşılayacaklarına dair belirsizlik ortadan kalktı. KSP esnetmeye yanaşmadığı
kendi ilkeleri çerçevesinde bağımsız adaylarla seçime girerken, YKP de bir
süreden beridir devam ettirdiği boykot kararını en yetkili organlarını
toplayarak yineledi. Bunun üzerine Afrika gazetesi çevresi ile birittifaka
giden BKP, Yasemin İttifakı ismi altında seçimlere katılma kararı aldı. Bunlar
herkes tarafından bilinen olguların bir özetidir.
TDP’ye Neden Oy Vermiyoruz...
CTP’nin
hükümette geçirdiği altı yıllık sürenin sonunda bugün halkımız nezdinde ciddi
bir güven kaybına uğradığı açık bir gerçektir. Bu güven kaybı sonucunda da
adamızda barış isteyen, emekten yana birçok insan kendini CTP’ye oy veremeyecek
kadar aldatılmış hissetmektedir. Böyle düşünen insanların hiç de
azımsanamayacak kadar yaygın bir kitle oluşturduğu kuru gözlemle bile tespit
edilebilecek bir olgudur. Bu insanlar emekten yana ve barışçı kişilikleri ile
UBP, DP, HİS gibi barış düşmanı, gerici partilere de oy veremezler. Bu durumda
barajı geçeceği tahmin edilebilen TDP tek alternatif olarak ortaya çıkmaktadır.
Neo-Liberal İç Savaş Hükümeti (Argasdi Hammaliye Kurulu Sayı 14)
Seçim
borusunun çalması ile birlikte tüm partilerde bir hareketlilik yaşanmaya
başladı. UBP tek başına iktidar olma hayalleri ile yanıp tutuşurken, DP-ÖRP-TDP
gibi orta ölçekli partiler de olası bir koalisyonda küçük ortak olarak bulunma
hedefini kendilerine benimsediler. CTP ise eriyen oylarını nasıl
toparlayacağını bilemeden, klasik sağ parti refleksleri ile hareket ediyor.
16 Mart 2009 Pazartesi
Delege Sistemi Kaldırılmalıdır
Sendikamız KTAMS, her dönemde Kıbrıs’ta
emek, barış ve demokrasi mücadelesinin ön saflarında bulunmuş bir alan
örgütlenmesidir. Barış ve emek mücadelesinde halkın en geniş kesimlerinin
katılımı, kısacası demokratik iradenin gerçeklik bulması çok önemlidir.
1 Mart 2009 Pazar
Grevlerin Gösterdiği
19 ve 20 Şubat tarihlerinde yaşanan
grevler süreci, kamu emekçilerinin sendikal bölünmüşlüğünün en net göstergesini
sundu. Kamu emekçileri, çalışma yaşamında karşılaştıkları kadrolu, geçici,
sözleşmeli, hizmet alımı gibi bölünmüşlükler yetmezmiş gibi şimdi de sendikal
bir bölünmüşlük ile yüzyüze kaldılar. 1 Şubat 2009 Pazar
Nasıl Bir Sendikal Hareket İstiyoruz...
- Bağımsız Bir Sendikal Hareket İstiyoruz
Gelen-giden hükümetlerden bağımsız, kimseye diyet borcu olmayan bir sendikal hareket istiyoruz.
İktidar veya muhalefet partilerinin çıkarlarına göre değil; kamu emekçilerinin çıkarlarına göre hareket eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Karşısında kim olursa olsun üyelerinin çıkarları için dişe diş mücadele eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Gelen-giden hükümetlerden bağımsız, kimseye diyet borcu olmayan bir sendikal hareket istiyoruz.
İktidar veya muhalefet partilerinin çıkarlarına göre değil; kamu emekçilerinin çıkarlarına göre hareket eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Karşısında kim olursa olsun üyelerinin çıkarları için dişe diş mücadele eden bir sendikal hareket istiyoruz.
Bağımsız Sendikacılık
Sendikalar, emeğin hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturulmuş emekçi örgütleridirler. Sendikalar, biz emekçilerin kendi öz örgütleridirler. Çünkü doğrudan doğruya emekçilerin örgütlenmesi sayesinde emekçi tarafından, emekçi için, emekçi ile birlikte mücadele yürütürler.
Merhaba (Kamu Emekçisi Sayı 1)
Sendikal hareket bir yol ayrımına geldi: Kamuda çalışan emekçilerin yarısına yakınının sendikasız olduğu,
Sendikaların bürokratik, tepeden inme ve üyeden kopuk bir görüntü çizdiği,
Sendikal bölünmüşlüğün doruk noktasına vardığı,
Sendikal hareketin, seçim partilerinin çıkarları için tepe tepe kullanıldığı,
Toplam kamu emekçilerinin yarısından fazlasını oluşturan kadın çalışanlara yönelik HİÇBİR özel talebin öne sürülmediği,
Barem-maaş-terfi gibi konularla kısıtlı bir “sendikacılığın” egemen kılındığı koşullarda yaşıyoruz.
Bu durum; hem kamu emekçilerinin bilinç düzeyini olumsuz etkilemekte,
1 Ocak 2009 Perşembe
Kıbrıslı Türk Solunun Halk İle İmtihanı
Talat ile Hristofyas arasında
gerçekleşen ve emperyalist güçlerin arzuları doğrultusunda bir çözüm arayışı
içindeki “kapsamlı müzakereler”, geçtiğimiz ay “halk-halklar” tartışması
diyebileceğimiz bir tartışmaya vesile oldu. Bir çok yorumcu bu tartışma ile
aslında görüşmelerin sonuçsuz kalacağının da ortaya çıktığını düşünüyor ancak
biz aynı fikirde değiliz.
25 Aralık 2008 Perşembe
2008’in 2009’a Bıraktıkları
Ülkemizde
yaşanan tüm sorunların adanın bölünmüşlüğünden kaynaklı olduğunu düşünen
kesimler için 2008 büyük ümitlerle başlamıştı. AKEL Genel Sekreteri Dimitris
Hristofyas’ın Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı olması ile hızla “barış” gelecek ve
tüm sorunlarımız çözülme yoluna girecekti. Gerçi 2008’in son aylarında başlayan
“kapsamlı müzakereler”den hala bu tür sonuçlar bekleyenler var ancak 2008’de
yaşananlar gören gözler için emperyalist barış süreci ile Kıbrıs halklarının
söz-yetki-karar sorunu arasındaki farkı bir kez daha net olarak ortaya koydu.
1 Ekim 2008 Çarşamba
“Bağımsız” Türk Devleti’ne Hayır
15
Kasım 1983 tarihi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu meclis tarafından oy
birliği ile ilan edildiği tarihtir. KKTC’nin ilanı, çok boyutlu olarak
tartışılması gereken derin bir olgudur. Ancak biz bu yazımızda en temel
tartışma başlıklarını kısaca irdeleyeceğiz.
Çözerler Mi Çözemezler Mi?
3 ve
11 Eylül’de gerçekleşen görüşmeler sonucunda başlayan “kapsamlı müzakereler”
ile birlikte adına Kıbrıs sorunu denilen sorun hepimizin diline yeniden
yerleşiverdi.
27 Temmuz 2008 Pazar
Kıbrıs’ta Görüşmeler Başlıyor
İki toplumun en yetkili makamlarında
bulunan Talat ve Hristofyas’ın geçtiğimiz günlerde biraraya gelerek, komiteler
düzeyinde yürütülen çalışmaları değerlendirmesinden sonra, somut adımların 3
Eylül’den itibaren atılmaya başlanacağı açıklandı.
3 Temmuz 2008 Perşembe
Neo-Liberalizm Nedir?
Bugün
eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal
hizmet yoksulların, halkın zararına ama
bir avuç sömürücü, zengin kişinin yararına olmak üzere yeniden düzenleniyor.
Halkın bu en temel haklarına neo-liberal ekonomik doktrin gereği el konuluyor.
Peki bu neo-liberalizm nedir ve neden bu haklarımızın olmaması gerektiğini
öğütler? Günümüzde sıkça karşılaştığımız neo-liberalizm terimi, özünde
liberalizmden türetilmiş bir kelimedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)