19 Kasım 2003 Çarşamba

Yel Değirmenleri

Kuzey Ege’nin minicik bir adası var. İsmi Bozaada. Çanakkale’den bakıldığı zaman gerçekten de boz bir rengi var. Ama adanın batısı hiç de boz değil. Aksine sık çam korulukları ile kaplı.
Amacım Bozcaada’yı tanıtmak ve sizlere bir gezi yazısı sunmak değil. Her ne kadar da bu adacık, bağları, balıkçılığı ve 2,500 nüfusuna rağmen internet cafesinden lisesine kadar capcanlı insanları ile sözünü etmeye değer bir görünüm de sunsa, benim için asıl süpriz; Ömür, Gonca, Aybike, Banu, Sezen, Elizabeth, Yasemin, Aysun, Tracy, Meltem, Rita ve sözünü etmediğim diğerleriydi. Bunlar da mı kim?

10 Kasım 2003 Pazartesi

Akvaryumun Suyu Değişiyor



Yıllarca yaprak kımıldamayan Kıbrıs politik hayatında, Kuzey’deki kitlesel mobilizasyon ve kapıların açılması ile başlayan hareketlilik dinmek bilmiyor. Bu dönem önümüze, yıllardan beridir neredeyse ilk kez, gerçek sosyal güçlere dayanan gerçek bir politika bir politika yapma imkanı sunmasına rağmen; günlük politikanın anlık mevzilenmeleri şu anda seçim sürecine yönelik strateji, taktik ve manevralara endekslenmiş görünüyor.

19 Mayıs 2003 Pazartesi

Kapılar Açıldı


“Brezilya(Kıbrıs) için bir çıkış yolu var mı?” Bu soru düzenli olarak önüme koyuldu;... Benim cevabım evet. Biz onu döşemeye kararlı olduğumuz sürece bir yol var. Şans eseri karşımıza çıkacak bir yol ise yok.
Yüreğin Pedagojisi. Paulo Freire

Kapılar açıldı... Bu her ne kadar sınırların ortadan kalktığı veya Kıbrıs Adasının bütünleştirildiği anlamına gelmiyorsa da; barış mücadelesinde epey önemli bir gelişme olduğu da gerçek...
Kıbrıs Adasının yeniden birleştirilmesi ve ada insanının şövenizmden arınmış sağlıklı ilişkiler kurabilmesi mücadelesinde, gelinen aşamada gizliden gizliye, alttan alta gelişmekte olan bir ayrılık noktası vardır... Kıbrıs Cumhuriyeti – Annan Planı...

21 Ocak 2003 Salı

Ya İmzalmazsa - Napacaklar? Napacayık?


“Her durumda dikkat etmem gereken şey, lanetlediğim kötülüğün aracı olmamaktır.
Bir insanı haksız yere içeri tıkan bir yönetimde onurlu her insanın olması gereken yer cezaevidir.” Henry David Thoreau[1]

Son bir ayda memlekette yaşananları anlatmaya gerek yok. Toplumun hemen her kesimi sokakta ve gerek kendiliğinden gerekse örgütlü bir faaliyetle kollektif bir çaba ortaya konuyor.

3 Ocak 2003 Cuma

Yenilmeyi Haketmek Yada Kaçmak Mevzusuna Giriş


“Gülünç gözükme riskini göze alarak şunu söylemek istiyorum ki, gerçek devrimcinin kılavuzu büyük bir sevgidir. Gerçek bir devrimciyi bu niteliği olmadan düşünemezssiniz. Liderin belkide en büyük dramlarından biri; tutkulu bir ruhu, soğuk bir zeka ile birleştirip kılı bile kıpırdamadan acı dolu kararlar almasıdır. Bizim devrimcilerimiz, bu halk sevgisini, bu kutsal davayı idealize edip onu bölünmez bir bütün haline getirmelidirler.”
Che Guevera Speaks, Der. George Lavan

20 Ekim 2002 Pazar

Akdeniz Rüzgari Birliği'nin Taş Ocakları Raporu Hakkında


Taş ocakları ile ilgili Akdeniz Rüzgarı Birliği'nin raporunu okudum.
Raporun bende bıraktığı ilk izlenim “özet” niteliğinde oluşuydu. Bu da bana sanki başka, daha kapsamlı bir rapor varmış da, elimdeki metin bunun sonuç bölümüymüş gibi düşündürdü...
Bu böyle mi, bilemiyorum... Ancak eğer böyleyse metnin tamamına ulaşmamız bence olumlu olur.

27 Temmuz 2002 Cumartesi

Münür Rahvancıoğlu ve Osman Mekansız anlattı: Baraka Kültür Merkezi



“Baraka’nın hedefi bu toplumda muhalif bir duruş ortaya koymaya çalışan herkese kendini evinde gibi hissedebileceği bir ortam yaratmaktır”

Baraka Kültür Merkezi, geçtiğimiz Çarşamba akşamı açıldı... Baraka’dan Münür Rahvancıoğlu ve Osman Mekansız’la bu yeni kültür merkezine neden gerek duyulduğu, hedefleri ve ulaşmak istedikleri noktalar konusunda konuştuk:

17 Temmuz 2002 Çarşamba

Kim Yapacak, Bunu Kim Yapacak?


“Bilemiyorum” dedi Merry. “...Yavaş, garip, sabırlı, hatta neredeyse mahzun görünüyorlar ama yine de onların ayaklandırılabileceklerine inanıyorum. Eğer bu mümkün olursa, karşı tarafta olmak istemezdim.”
“Evet!” dedi Pippin. “Ne demek istediğini biliyorum. Oturmuş düşünceli düşünceli geviş getiren bir inek ile saldıran bir boğa arasında büyük bir fark olabilir; üstelik değişim ani de olabilir”
J.R.R TOLKIEN, Yüzüklerin Efendisi, İkinci Kısım

2 Mayıs 2001 Çarşamba

Kendimize Gelme Gerekliliği Üzerine


“Yani” diye devam etti Titorelli, “Sen çökmüş bir davayı savunuyorsun.
Çoktan kaybedilmiş bir davayı savunan adam biraz komik olur. O role soyunan adam için komiklik gerekli birşeydir. Sen ciddi davranmak için kendini çok zorluyorsun. Kendin ol: Yani gülünç ol!”
Derviş Zaim, Ares Harikalar Diyarında

5 Kasım 1999 Cuma

Editörün Notu


Bu makale, Özker Özgür'ün "Yanılmayı Çok İsterdim" isimli kitabına Editörün Notu olarak yazılmış ve kitabın içerisinde yayınlanmıştır...
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; Bakanlar Kurulu kararına rağmen bir gecede öğrenciler sınır-dışı edilebiliyor, Yasalar en yetkili vede yasaları korumakla yükümlü organlar tarafından çiğnenebiliyor, direktiflerle hükümetler kurulup bozuluyor. Öyle bir ülke ki bu, aydınları kurşunlanırken demokrasiden bahsedilip, Mahkeme kararlarını kimse takmazken Hukukun Üstünlüğünden dem vurulabiliyor.

20 Ekim 1999 Çarşamba

Yanlışsın Sayın İnatçı

Sayın Ümit İnatçı ile yarım kalmış bir polemiğimiz var. Vede hep yarım kalacağa benziyor. Neden derseniz, Sayın İNATÇI meseleyi anlamamakta, saptırmakta, bildiği ve okuduğu bütün kitapları bize özetlemekte (hem de cahilliğe hiç durmadan hakaret ettiği halde yanlış, eksik ve saptırılmış olarak özetlemekte) ve bununla da kendi kendisini kandırmakta İNAT etmeye devam edeceğe benziyor.

10 Ekim 1999 Pazar

Ne De Olsa Marksist


5 Ekim 1999 Salı tarihli “Avrupa Gazetesi”nde yayınlanan bir köşe yazısı beni aşağıdaki yazıyı kaleme almak için teşvik etti. Sözkonusu yazıyı yazan sayın beyefendinin gerek bahsettiği panelde (veya söyleşide, ama asla konferansta değil) gerekse yazısında ifade ettiği “çağdaş” ve “modern” gelişmelerden uzak, cahil ve geri kalmış bir halk insanı olarak, haddim olmayaraktan itirazlarımı bildireceğim.

2 Şubat 1999 Salı

Düşündüm


Güneş, her zamanki kayıtsızlığıyla gökyüzünde yükseliyordu. Kuşlar erkenden kalkmış, sıcak ama nemli bu ilkbahar gününe şarkılarıyla eşlik ediyorlardı. Benim sınavım vardı ve 1.5 satlik bir otobüs yolculuğuyla ulaşabileceğim sınav yerimde 1.5 saat boyunca cevaplamaya çalışacağım sınav soruları, belkide 1 hafta önceden hazırlanmıştı ve beni bekliyorlardı.

10 Ekim 1998 Cumartesi

Medya ve Etik


Medya ve Etik konulu panelimizde benim üzerinde önemle durmak istediğim konu TARAFSIZLIK konusudur. Gazetelerin, Televizyonların, kısaca iletişim araçlarının tarafsız olması gerektiği, özellikle de içerisinde yaşadığımız iddia edilen “Bilgi Çağı”nda bunun daha bir gerekli olduğu neredeyse global bir mutabakat halindedir.

3 Temmuz 1998 Cuma

CMC Atıkları Zehirlemeye Devam


Bugün Lefke-Gemikonağı bölgesinde kimsenin görmeden gelemediği bir çevre felaketi ile iç içe yaşamak zorunda kalan insanlar var. Sanki de her geçen görsün diye tam yolun kenarında bulunan bu kirliliği “hiçkimse görmüyor” olacak ki, bir gurup duyarl insan dışında ortaya kalıcı bir çaba konamıyor. Okuyacağınız bu haber bir haber olma niteliğinden çok insanoğlunun doğaya karşı olan sorumluluğunun bilinciyle yazıldı.